Ablasının evine giren hırsızlar tarafından canice öldürüldüğünü
yazan Milliyet gazetesi yazarı Gökçer Tahincioğlu, MHP’nin Meclis’e taşıdığı af
teklifine çok sert tepki göstererek, “Kader mahkûmu dediğiniz insanlar
yanlışlıkla suç işlemiş değiller” dedi.


Milliyet gazetesi yazarı Gökçer Tahincioğlu, MHP’nin Meclis’e
taşıdığı torbacı, dolandırıcı, hırsız ve gaspçıları kapsayan af tasarısını
köşesine taşıdı.


2005 yılında yeni doğum yapmış ablasının, evine giren hırsızlar
tarafından canice öldürüldüğü elim olayı ilk kez okurlarıyla paylaşan
Tahincioğlu, bir mağdur olarak değerlendirdiği af tasarısına ilişkin, “‘Kader
mahkûmu’ dediğiniz insanlar yanlışlıkla suç işlemiş değiller. Ve bu
kişiler yeni suçlar işlemeleri için yeniden salınacaklar”
 ifadelerini
kullandı.


Tahincioğlu’nun, “Açık mektup: Ben
affetmiyorum” 
başlıklı yazısı şöyle:


“Henüz 30
yaşındaydı.


Doktoraya başlamış,
birkaç yıl önce kadro almış, evlenmişti.


Aşktan kıymetli bir
aşk halinin var olması, biriktire biriktire kurulan o yaşama verilen emekten.


O, bir de anne
olmayı hayal etti, bir yandan biriktirdiklerine sevinirken.


Oğlu doğdu, izne
ayrıldı.


3 ay ne çabuk
geçmişti ve nasıl olup da sıkılmaya bile vakti kalmıyordu.


O sabah, eşi işe
gittikten sonra oğlunu emzirdi, yanına uzandı, o uyurken biraz uyumak istedi.


Eve girmeyi günler
öncesinden planlayan iki hırsızdan habersizdi.


O iki hırsız, gasp
ve hırsızlıktan daha önce cezaevine girmişlerdi.


Onlarca sabıkaları
vardı.


Cezaevinde
tanışmış, birkaç ayda tahliye olmuş, yakındaki bir eve yerleşmiş, bir bebeğin
olduğunu anladıkları o evi gözlerine kestirmişlerdi.


***


O genç anne, eve
giren iki hırsız tarafından üç beş tane çeyrek altın için öldürüldü.


Bir nefes, bir
koku, bir sokuluş arayan ve muhtemelen çok acıkan bebeği, saatlerce annesinin
yanında ağladı.


2005 yılının bir
bahar ayında 58 yerinden bıçaklanarak öldürülen, kafatasında çatlaklarla 3
aylık bebeğinin yanında kanlar içinde bırakılan o kadın, benim ablamdı.


***


Kamusal alanda hiç paylaşmadığım bu olayı, kişisel
olarak bu sistemin mağdurlar ya da suçlular için pozitif bir sonuç üreteceğine
inanmasam da suçtan zarar görmüş anneler, babalar, kardeşler, çocuklar adına
borç olarak aktarıyorum.


Ve Cumhurbaşkanlığı’na, iktidara, muhalefete
seslenmeyi de borç biliyorum.


Yüksek siyaset
gereği, “tartıştığınız” “ceza indirimi” ya da “af”, katilleri kendi imkânları
ve işini samimiyetle yapan birkaç polis-savcı sayesinde bulan, 8 yıl duruşma
kovalayan, kanıtları toplayan, yargıyla boğuşan insanlara ve benzer
durumdakilere sadece acı ve “adaletsizlik” hissi veriyor.


“Kader mahkûmu” dediğiniz insanlar yanlışlıkla suç
işlemiş değiller.


Büyük bölümü, değiştirilmek istenmeyen, suç ve suçlu
üretip, bir de onları sistematik olarak cezadan kurtaran bir düzenin ürünü.


Ve bu kişiler yeni suçlar işlemeleri için yeniden
salınacaklar.


***


Cezaevleri çok mu dolu?


Bir slogan, imza,
mesaj, itiraz, açıklama nedeniyle hapsedilenleri bırakın.


Düşüncesi nedeniyle
tutuklananları.


Kaderine razı
olmayanları.


Mafyaya haraç
vermemek için direnen ve polisten yardım göremeyince iş yerini basan silahlı
adamlara karşı koyarken yanlışlıkla başkasına zarar verdiği için yatan mağdur
insanları bırakın.


İşkence görüp, yine
dayağa maruz kalırken, kendini savunmak için o erkeği öldürmek zorunda kalan
mağdurları.


Kurtlu yemeklere,
tahtakurusundan yataklara tahammül etmeyenleri.


Hırsızlığı meslek
edinmeyen ama doymak ya da doyurmak için bir ekmek çalanları.


Bir komisyon
kurulur, mağduriyet nedeniyle ceza yatanların dosyaları belirlenip tasnif
edilir ve onlardan özür dilenir, zor değil.


Adaletsizliği
tanımak güç değil, yargı da isterse halleder.


İpucu verelim; ne
mafya, ne uyuşturucu satıcıları, ne gasp sanıkları bu kapsamda değiller.


***


“Katillere af
getirmiyoruz” demekle olmuyor, olaylar da farklı, insanlar da.


Bizim dosyamızda
katillerden biri delil yetersizliğinden gasptan ceza alıp 3-5 yıl yatıp çıktı,
diğeri cinayetin yanında bir de hırsızlıktan mahkûm oldu.


Ayırt edin ceza
maddeleriyle ayırt edebiliyorsanız.


Edemezsiniz.


Ama zaten işlemeyen
yargıya güvenip de yıllarını hakkını aramak için vermiş, yaşamları çalınmış
insanları mağdur edenleri affetme, indire indire kuşa çevirdiğiniz cezalarını
indirme hakkınız yok.


Ve fark etmez siz
affetseniz de…


Biz katilleri,
gaspçıları, halkı soyanları, mafyayı, çeteleri, insanları suça itenleri
affetmiyoruz.


Hesap verecekler
her biri; tüm devirlerde, dört mevsimde ve yedi iklimde.”