Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

SSCB Sonrası Hazar Bölgesinde Enerji
Mücadelesi ve Türkiye

Tüketici toplumların politikalarında çok önemli bir yer tutan
petrol, bir para ve güç kaynağıdır. Ona sahip olunmadan, değil gelişme ve
kalkınma, günlük ihtiyaçların bile giderilmesi çok zordur. 150 yıldır
vazgeçilmez enerji kaynağı olan petrol, yeni yüzyılda da önemini koruduğu gibi
her geçen gün tüketimi hızlı bir şekilde artmaktadır.

Günümüzde bilinen kaynaklarıyla petrol, dünyaya dengeli
biçimde dağılmamıştır. Genel olarak üretim alanları Kuzey ve Orta Amerika, Orta
Doğu ve Sovyetler Birliği; tüketim alanları da, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa,
Japonya ve Uzak Doğu ülkeleridir. ( M. KOCAOĞLU,
1996, s.14 ) Batı Avrupa ülkeleri ihtiyaç duyduğu petrolün %40’ını, Japonya ise
%60’tan fazlasını Ortadoğu’dan karşılamaktadır. ( F. ALTUĞ, 1983, s. 18 )

Halen bilinen dünya petrol rezervleri 1,4 trilyon varildir.
Ancak, bunun 550 milyar varili tüketilmiştir. Bundan dolayı bilinen kalan
rezerv 850 milyar varildir.
Bugünkü dünya yıllık tüketimi 30 milyar
varil civarındadır.
Bu hızla tüketim sürdüğü taktirde
mevcut bilinen rezervler ancak 30 sene daha yetecek ölçüdedir. ( Ümit ÖZDAĞ,
Yeniçağ Gazetesi, 08.02.2005 – Şener ÜŞÜMEZSOY- Şamil ŞEN, 2003, s. 28 ) Bu
açıdan, petrole bakılırsa, dünyanın belirli bölgelerinde toplanmış olan bu
kaynağı, hangi devletin nasıl ve hangi yöntemlerle denetleyeceği asıl sorunu
oluşturmaktadır.

Zaten enerji politikalarının ve
uygulanan stratejilerin temelinde, temel enerji kaynağı haline gelmiş olan
petrol ve doğalgazın ve bunların getirisinin kimler tarafından, nasıl ve hangi
oranlarda paylaşılacağı çabaları yatmaktadır

Makalemizin konusunu ise enerji kaynaklarınca
zengin olduğu bilinen ancak yıllarca Sovyet Rusya’nın kullandığı Hazar
Havzası’nın, 1991 yılından sonra tüm dünyanın dikkatini çekmesi ve buralar için
büyük mücadelelerin verilmesi oluşturmaktadır. Ayrıca araştırmamızda bölgenin
önemine, enerji potansiyellerine, dünyanın büyük güçleri arasında geçen çetin
mücadeleye ve Türkiye’nin Hazar Havza’sında izlemesi gerekli siyasete
değinilecektir. Ancak konuya girmeden önce Kafkasya’daki petrolün kısa tarihini
ve Hazar Denizi’nin siyasi geçmişini hatırlatmakta fayda vardır.

A) Kafkaslardaki Petrolün Kısa Geçmişi:

Kafkaslardaki petrolün uluslararası alanda
dikkatleri çekecek kadar çok olduğunun keşfi 19. yüzyıla rastlıyordu. 1870’li
yıllarda Bakü’de ilk petrol rafinerileri kurulmaya başlandı. O dönemdeki
enerjinin paylaşımında ilk göze çarpanlar İsveçli Nobel kardeşler, Marcus
Samuel ve Rothschild ailesidir. 19. yüzyılın sonundaki bölgedeki enerji
paylaşımının ilk raundunda aslan payını bunlar almışlardır. ( Suat PARLAR,
2003, s. 69 )

Birinci Dünya Savaşına kadar enerji kaynağının
en önemli merkezleri Romanya ve Rusya (özelde Azerbaycan) olarak görülmekteydi.
Ortadoğu petrolleri ise bilinmesine rağmen henüz tam anlamıyla kullanıma
sokulmamıştı. Bunun en önemli sebebi Rus petrollerinin ucuz olmasının yanında,
gerek boru hatları gerekse demiryolu taşımacılığı ile Avrupa piyasalarına daha
kolay ulaştırılmasıydı. Savaş sırasında Bakü petrolleri önemli bir kazanım
aracı olarak görülmekteydi. Hatta İngiltere bir süreliğine bölgeyi işgal
etmişti. ( Barış ŞANLI, 2003, s. 50 )

İki savaş arası dönemde ise bu saydığımız
bölgelerin yanında Ortadoğu’da enerji açısından önem kazanmaya başlamıştı.
Ancak yine de Bakü petrolleri önemini muhafaza ediyordu. Bu sebeple Hitler,
İkinci Dünya Savaşında Karadeniz’in üzerinden Bakü petrollerine ulaşmayı
amaçlamış, ama Stalingrad’da yaşanan direniş sonucunda bu emeline erişememişti.

İki dünya savaşı arası dönemde de Bakü
petrolleri Sovyetler Birliği’nin ürettiği, kullandığı ve tükettiği ana petrol
kaynağı olma özelliğini korudu. Günümüzde de önemini korumaktadır.

B) Hazar Denizi’nin Yakın Dönem Siyasi
Geçmişi:

Hazar Denizi’ndeki kaynakların tahmin edilenin
çok üzerinde olması ve enerji yataklarının çoğunlukla Azerbaycan, Kazakistan ve
Türkmenistan sahalarında bulunması, Hazar’ın statüsünün tekrar
sorgulanmasına sebep oldu.

Soğuk savaş döneminde, güneyde İran’ın elinde
kalmış küçük bir kısım hariç, Hazar Denizi’nin kıyıları, Sovyetler birliğine
aitti. Zaten uzun yıllar Hazar ile ilgili tüm münasebetler bu iki devlet
arasında olmuştur.(Sinan OGAN, www.turksam.org)

Hazar Denizi’nin paylaşılması konusu, 1991
yılına kadar, denize kıyısı olan SSCB ve İran arasında yapılan bir dizi
antlaşmayla çözümlenmeye çalışılmıştır. Söz konusu antlaşmalardan ilki 1828
Türkmençayı Antlaşması’dır. Bu antlaşmaya göre, SSCB ile İran arasındaki kara
sınırları Hazar Denizi’nde sona ermektedir. 1921 Dostluk Antlaşması Hazar
üzerinde bütün Sovyet ve İran gemilerinin serbest seyrini sağlamıştır. 1935
yılında yapılan antlaşma ile Hazar’daki seyrüsefer özgürlüğü tekrarlanmış ve 10
millik balıkçılık bölgesi kurulmuştur. 1940 yılında bu antlaşma hükümlerini
tekrarlayan bir antlaşma daha yapılmıştır. Ancak SSCB ve İran arasında
imzalanan söz konusu antlaşmalar Hazar’ın statüsünü belirlememiş, suların veya
deniz yatağının sınırını çizmemiştir. (Bayram GÜNGÖR, 2004,s.69 )

20. yüzyılın sonlarında SSCB’nin dağılması,
Hazar Denizi’nin kıyılarında hâkimiyet kuran beş kıyıdaş devleti gündeme
getirdi. Bunlar: Rusya Federasyonu, İran, Azerbaycan, Kazakistan ve
Türkmenistan. Uzun yıllar Hazar’ın durumu iki ülkeyi yani Sovyet Rusya ve
İran’ı ilgilendirirken bu durum tamamen değişmiş ve Hazar’ın statüsünde
Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan da söz sahibi olmuşlardır. Bu adı geçen
beş devlet, yapılan onca görüşmeye rağmen Hazar’ın bir deniz mi yoksa göl mü
olduğuna karar veremediler.

Hazar’a komşu devletler iki ayrı görüş
etrafında kümelenmişlerdir. Azerbaycan ve Kazakistan Hazar’ın bir deniz
olduğunu ileri sürmektedirler. Hazar’da petrol rezervleri fazla olmayan Rusya
ve İran ise Hazar’ın bir göl olduğunu ve buradaki kaynakların ortak
paylaşılması gerektiğini ifade etmektedirler. Hazar’a kıyısı olan diğer bir
ülke Türkmenistan’ın tutumu belirsiz olmakla beraber temelde Rusya ve İran’ın
görüşüne yakın durmaktadır. ( İrfan Kaya ÜLGER, www.basakekonomi.com.tr,
18.08.2004 )

Kısaca söylemek gerekirse, İran ve Rusya, Hazar
Denizi’ndeki zenginliklerin beş kıyıdaş devlet tarafından bireysel değil,
birlikte kullanılması gerektiğini belirtiyorlar. Buna karşılık Azerbaycan ve
Kazakistan tarafı ise Hazar’ın bir deniz olduğunu ve buna göre
değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Buna dayanak olarak da, Rusya ve
İran arasında 1921 ve 1940 yıllarında imzalanan antlaşmaları
gösteriyorlar. Şöyle ki, anılan antlaşmalarda Hazar için “deniz”
kelimesi kullanılmış ve Rusya ve İran, Hazar’ı, deniz hukukuna göre aralarında
paylaşmışlardır.(Bayram GÜNGÖR, 2004,s.69 )

Bütün bu tartışmaların arkasında, Hazar’ın
statüsüne bağlı olarak kıyıdaş devletlerin bölgeden elde edecekleri payın veya
gelirin büyük ölçüde farklılaşacak olması yatmaktadır. Çünkü Hazar’ın deniz
veya göl olarak benimsenmesi devletlerin sahip oldukları enerji sahalarının
azalması ya da artması şeklinde değişecektir.

C) Bölgede Sürdürülen Mücadele ve
Nedenleri:

Soğuk savaşın sona ermesinin ardından bu bölge
artık sadece Bakü olarak değil, Hazar Havzası olarak dünya petrol şirketlerinin
dikkatini çekmeye başladı. Çünkü gelişen teknolojiye bağlı olarak uydu
verilerinin de kullanılması ile başta Hazar Denizi’nde olmak üzere Hazar
Havzası’nda zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarının varlığı tespit edilmişti. Bu
gelişme üzerine Hazar bölgesi uluslararası alanda enerjinin yeni jeopolitiği
olarak tanımlandı.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın verdiği rakamlara göre,ispatlanmış petrol
rezervleri 28 milyar varil, doğalgaz rezervleri ise 8 trilyon metre küptür: (
http:// www.eia.org ,
18.06.2004 )

ABD Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre, Hazar havzasında enerji
rezervleri şu şekildedir: Hazar bölgesindeki Azerbaycan, Kazakistan ve
Türkmenistan’ın petrol rezervlerini 18-34 milyar varildir. Olası rezervler de
hesaba katıldığında, bölgenin 260 milyar varil gibi önemli bir potansiyele
sahip olduğu görülmektedir. Bu miktar, bugünkü dünya rezervlerinin % 25’ine
karşılık gelmektedir. Doğalgaz rezervlerinin ise 16-19 trilyon metre küp (
dünya rezervlerinin % 11-12’si ) olduğu tahmin edilmektedir.

Diğer bazı kaynaklara göre ise, Hazar
bölgesinde tahminen 40 milyar varil bir petrol rezervi vardır. Ancak önümüzdeki
yıllarda sürdürülecek araştırmalar sonucunda keşfedilecek yeni enerji yatakları
ile bu rakamın 100 ile 200 milyar varil civarında bir seviyeye çıkması
beklenmektedir. ( Sinan, OGAN, www.strategyturkey.org, 17.07.2004 )

Hazar bölgesi enerji potansiyellerinden ve
bunun öneminden bahsettikten sonra biraz da enerjinin üretimine değinmede fayda
vardır.

1996 yılında Hazar bölgesinde
günlük petrol üretimi 1 milyon varildi.
Bu
petrolün 300 bin varili ihraç ediliyordu. Ancak bu miktarın sadece 140 bin
varili eski SSCB toprakları dışına ihraç edilmekteydi. Hazar bölgesi üretimi
halen dünya petrol üretiminin % 4 kadarını oluşturmaktadır. ( Suat PARLAR,
2003, s. 619 )

Uluslararası Enerji Ajansı’nın “Caspian Oil and Gas; The Supply Potentian of
Central Asia and Transcaucasia, 1998”
başlıklı raporuna göre; 2010 yılında Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan ve
Özbekistan’ın toplam petrol ihracatlarının günde 2,3 milyon varile ( yılda
yaklaşık 117 milyon ton ) ulaşması beklenmektedir. ( Necdet PAMİR, 1999, s.58 )
Hazar bölgesi ülkelerinin doğalgaz üretimleri ise 3,3 trilyon feet/küp’tü. (
1996 ) Ancak üretilen doğalgazın 0,8 trilyon feet/küp’ü SSCB toprakları dışına
ihraç edilebilmektedir. ( Necdet PAMİR, 1999, s.58 )

Kafkaslar ve Orta Asya’da bulunan zengin petrol
yatakları, yukarıdaki rakamlara göre, bu gün için çok zaruri veya vazgeçilmez
olmamakla birlikte, önümüzdeki yıllarda Kuzey Denizi ve Kuzey Amerika’da petrol
üretiminin azalmaya başlaması ile birlikte dünya enerji dengesinde önemli bir
yere oturacaktır. O zaman Hazar bölgesi petrolleri dünya ekonomisi için
gerçekten önemli bir yere sahip olacaktır.

Yukarda da belirtilen bölgelerdeki enerjinin
azalmasına veya bitmesine gerek kalmadan Hazar Havzası, uluslararası düzeyde
bir imtiyaz mücadelesinin yaşandığı rekabet alanına dönüştü. Büyük petrol
devleri ile dünyanın yükselen ekonomileri yanında bölge ülkeleri enerjideki
pastadan pay alabilmek için bölgeye hücum ederek, oynanan büyük ve karmaşık
oyunda yerlerini aldılar.

Enerji pastasından aslan payını her zaman
olduğu gibi devlet olarak, ABD ve İngiltere almıştır. Şirketler bazında
düşünürsek, bölgedeki enerji potansiyelinden en çok pay alanlar yine bu ülke
menşeli dev şirketler olmuştur.

Son yıllarda, bölgede oynanan oyun o kadar
büyüktü ki, Rudyard KİPLİNG’in, İngiltere ve Rusya’nın 19. yüzyılda
Afganistan üzerinde yaşadığı çekişmeyi anlatmak için kullandığı “Büyük Oyun
adlandırmasına atıfla “Yeni Büyük Oyun” olarak da nitelendirildi. (Barış
ŞANLI, 2003, s. 50 )

Bu acımasız oyunla ilgili olarak konunun uzmanı
araştırmacı Suat PARLAR şunları söylemektedir: “Kafkaslar petrolün
kanlı tarihinden payına düşeni almıştır. Ve bu süreç devam etmektedir.
” (
Suat PARLAR, 2003, s. 43 )

Konuyla ilgili olarak Sinan OGAN ise
şunları söylemektedir: “Hazar bölgesi, Sovyetlerden sonra ortaya çıkan yeni
jeopolitik denklemde bölgesel ve uluslararası güçlerin en çok nüfuz
mücadelesine giriştiği bölgelerin başında gelmektedir.”
(Sinan OGAN, www.turksam.org,17.07.2004 )

Güçlü devletlerin nüfuz mücadelesinin
bir sonucu olarak Kafkaslar, dünyanın en az istikrarlı bölgelerinden biri
haline getirilmiştir.
İstikrarsızlık sebebi olarak
şunları belirtebiliriz: Rusya’nın yakın çevre politikasına (Pirimakov
Doktrini)
ilişkin belirsizlikler, Karabağ’daki henüz çözüme ulaştırılamamış
Azerbaycan-Ermenistan çatışması, Çeçenistan işgali, hep bölgede etnik grupların
bağımsızlık istemelerinden dolayı hassas bir durum oluşturmaktadır. Birçok
etnik-ayrılıkçı grup arasındaki çatışmalar kolayca alevlenebilir durumdadır.
Ayrıca Afganistan’daki savaş ve Tacikistan’daki karışıklık, bölgenin potansiyel
şiddet içerdiğini göstermektedir.

Yukarda sıraladığımız bölgedeki sorunlar, süper
güçlerin menfaatleri için her zaman kullanabileceği veya yönlendirebileceği
sıkıntılardır. Kafkaslar ve Orta Asya’daki bu meseleler var olduğu sürece de
güçlü devletler bu bölgelerde her zaman var olacaktır.

Enerji yüzünden güçlü devletlerin bölgeye
müdahalesinin yanında, Hazar Denizi’ne komşu ülkeler arasında da zaman zaman
gerginlikler yaşandığını görebilmekteyiz.Buna en güzel örnek olarak 23 Temmuz
2001 tarihindeki İran’ın Azerbaycan’ın hava sahasını ihlal etmesini
gösterebiliriz. Olay 26-27 Temmuz günlerinde de, İran hava kuvvetlerine ait bir
uçağın, Hazar Denizi’nin Azerbaycan sahası içerisinde “Alev” petrol yatağında
araştırma yapan gemilerin üzerinde uçuş yapması ile tekrarlandı. Ayrıca, İran’a
ait bir geminin, sahanın terk edilmesi yönünde Azeri gemilerini uyardığı da
basında yer almıştır. Bu olaylar, Azerbaycan tarafından üç kez başbakanlığa çağrılan
İran’ın Bakü büyükelçisine nota verilmesiyle son bulmuştur.

( Akşam Gazetesi, Hazar’da Tehlikeli Oyun,
01.08.2001 )

Hazar bölgesinde sürdürülen güç mücadelesi
sadece enerji yataklarından alınacak pay olarak değil, üretilecek enerjinin
dünya pazarlarına taşınmasını da içermektedir. Bu durum oynanan enerji oyununun
elbette ki bir parçasını oluşturmaktadır.

Büyük güçlerin yanı sıra, finans çevrelerinin
de rol aldığı enerji mücadelesinde gerek kaynakların işletilmesinde ve gerekse
taşınmasında kendi projelerini kabul ettirebilecek olan ülkenin, yeni yüzyılda
uluslararası arenada büyük avantaj sağlayacağı aşikârdır. Bu yüzden enerjinin
nakli ile ilgili çok çeşitli projeler öne sürülmüştür.

Bunlardan bazıları şunlardır:

1-Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi

2-Azerbaycan-Türkiye (Şahdeniz) Projesi

3-Türkmenistan-Türkiye-Avrupa(Hazar Geçişli) Projesi

4-Türkiye-Yunanistan Projesi

5- Aktau (Kazakistan petrollerinin Bakü-Ceyhan’a
aktarılması)Projesi

6– Orta Asya Doğalgaz Boru Hattı

7- Centgaz Projesi ( Türkmenistan-Afganistan-Pakistan )

8-Türkmenistan-İran-Türkiye Doğalgaz Boru Hattı

Orta Asya ve Kafkasya bölgesinde sürdürülen
enerji savaşı sonunda imzalanan asrın anlaşmalarına da kısaca bir göz
atacak olursak, karşımıza çok büyük meblağlı antlaşmalar çıkmaktadır. Bunları
şu şekilde sıralamamız mümkündür:

  1. Azerbaycan Konsorsiyumu (Mega Proje)
  2. Çin-İran Antlaşması
  3. İran-Hindistan Antlaşması
  4. Kazakistan-Çin Antlaşması
  5. Batının Dev Petrol Şirketlerinin Yaptığı Antlaşmalar

D) Türkiye’nin Durumu ve Politikalar:

Elimizdeki bilgilerin ışığında Türkiye’nin
bölge devletleriyle yaptığı antlaşmaları ve TPAO’nun elde ettiği payları şöyle
belirtebiliriz:

Türkiye’nin, 26 Batılı dev şirket arasında 5.
sırada yer aldığı bölgedeki hisseleri
ise şu şekildedir: ( 2001 ) ( Necdet
ÖZALP, www.panoramadergisi.com,
18.02.2004 )

Kazakistan% 49 ( KTM Projesi )

Azerbaycan % 6,75( Mega Proje)

Azerbaycan % 9 ( Şahdeniz )

Azerbaycan % 10 (Alov )

Azerbaycan % 5 ( Kurdaşı )

Türkiye’nin Hazar bölgesindeki enerji
ihalelerinden yeterli payı alamadığı ancak ilerleyen zamanlarda elde edilen
payları artırıcı çeşitli tedbirler alması gerektiği görülmektedir. Çünkü durumu
süper güçlerle kıyaslanamaz ama en azından, bölgeye ilişkin olarak, bölgede
bulunan mevcut devletlerden daha fazla paylar alması kaçınılmazdır. Bunun
gerçekleşmesi için bölge devletlerine göre daha fazla avantajları vardır. Yeter
ki bu avantajlar akıllıca kullanılabilsin.

Ülkemizin bölgedeki devletler ile yaptığı
doğalgaz alım antlaşmaları ise aşağıda verilmiştir. (Tablo 1 )

TABLO 1: Türkiye’nin Hazar Bölgesi
Devletleri İle Yaptığı Doğalgaz Antlaşmaları

KAYNAK: http://www.botaş.gov.tr.
17.07.2004

Yukarda belirtilenlere ilave olarak, Türkiye’nin
bölge ile ilgili olarak izlediği politikalara
da kısaca değinelim:

Sovyet Rusya’nın dağıldığı ve Türk
devletlerinin ortaya çıktığı doksanların başında, hazırlıksız yakalandığımız,
idarecilerimiz tarafından mazeret olarak öne sürülebilmişti. Dolayısıyla da
Türk devlet adamlarının Kafkasya ve Orta Asya’ya olan ilgileri, dünya
politikasını nasıl takip ettikleri ve dünya için çok önemli olan bu bölgeye
hangi ciddiyetle baktıkları ortaya çıkmıştır.

21. yüzyılı temelden etkileyecek olan Hazar
Havzası’ndaki enerji yatakları ile petrol ve doğalgaz boru hatları meselesi,
bir anda ülkemizin karşısına çıkmıştır. Türk hükümetleri tarafından, bölgeye
yönelik, bazen tutarsız politikalar izlenmiş bazen de akıllı politikaların izlendiği
zaman zaman görülmüştür. Türkiye’nin Hazar bölgesine yönelik izlediği
politikaların temelinde, Rusya’dan tamamen çekinen ve bu yüzden de ABD ile
birlikte hareket edelim düşüncesi yatmaktadır.

Üzerinde çok büyük tartışmaların yaşandığı Mavi
Akım Projesi
ile ABD ve Rusya’nın kıyasıya rekabetine neden olan Bakü-Tiflis-Ceyhan
Projesi,
Türkiye için, bölgedeki önemli projelerdir. Bu iki projeden biri
tamamlanmış, diğerinde ise önemli mesafeler alınmış olmakla birlikte, yalnız
başına bunlar yeterli değildir. Alternatifleri artırıcı çoklu boru hattı
düşüncesiyle hareket edip, ülkemizin enerji ihtiyacı ucuz yoldan güvenli bir
şekilde karşılanmalıdır.

SONUÇ

Son yıllarda, Orta Asya ve Kafkasya genelinde
gelişen siyasi ve askeri olaylar, her iki bölgenin yeniden ve artan bir biçimde
gündeme oturmasını sağlamıştır. Dolayısıyla gelecekte her iki bölge de dünya
politik gündemini yoğun şekilde etkileyeceğe benzemektedir.

Türkiye, Hazar bölgesi ile ilgili politikasını
sadece boru hattına indirgeyemez. Bu siyaset çok basit ve ucuz bir siyaset
olur. Türkiye, bölge ile ilgili çok yönlü, tutarlı, daha aktif ve uzun vadeli
siyaset izlemelidir. Çünkü Türkiye’nin Kafkaslar ve Orta Asya’ya yönelik çok
büyük menfaatleri olduğu kanaatindeyim. Ayrıca Türkiye, bölgede sürdürülen büyük
oyunda giderek dışlanan bir ülke değil, yatırım ve rezerv açısından elde
edeceği payı artıran bir ülke olmalıdır.

KAYNAKÇA

  • AKÇALI, Pınar-KILIÇBEYLİ, E. Hatun-EFEGİL,
    Ertan; Yakın Dönem Güç Mücadeleleri Işığında Orta Asya Gerçeği, Gündoğan
    Yay. İst. 2004
  • AKINBAY, Osman – ÖZEN, Özcan;
    Çeçenistan,”Çeçen Çatışmasında Petrol Faktörü” İst. 2002
  • Akşam Gazetesi, Hazar’da Tehlikeli Oyun,
    01.08.2001
  • ARAS, Osman Nuri; Azerbaycan’ın Hazar
    Ekonomisi ve Stratejisi, Der Y. , İstanbul, 2001
  • ASLAN, Yasin; Hazar Petrolleri- Kafkas
    Kördüğümü ve Türkiye, Ank. 1997
  • GİRİTLİ, İsmet; Kara Altın Kavgası-Petrol
    ve Politika, Toker Yay. İst. 1978
  • GOULİEV, Resul; Petrol ve Politika,
    Medyatek Y. , İstanbul, 1997
  • GÜL, Atakan – GÜL, A. Yazgan; Avrasya Boru
    Hatları ve Türkiye, Bağlam Yay. İst. 1995
  • KARADAĞ, Raif; Petrol Fırtınası, Emre Yay.
    İst. 2004
  • KLEVEMAN, Lutz; Yeni Büyük Oyun: Orta
    Asya’da Kan ve Petrol, Everest Y. , Çev. Hür Güldü, İst., 2004
  • KOCAOĞLU, Mehmet; Petro-Strateji, Türkeli
    Y. , 1996
  • KÖSEBALABAN, Hasan; Hazar’da Petrol Kavgası,
    Anlayış Dergisi, Eylül – 2003, s. 62-64
  • OGAN, Sinan;Hazar’da Tehlikeli Oyunlar, www.turksam.org
    , 17.07.2004
  • ÖZALP, Necdet; Büyük Oyunda Hazar Enerji
    Kaynaklarının Önemi ve Konumu, Panorama D. , Sayı 1, Şubat-2004, s. 17
  • PALA, Cenk; 21. Yüzyıl Dünya Enerji
    Dengesinde Petrolün ve Hazar Petrollerinin Yeri ve Önemi, Petro-Gas, Sayı
    11, Mart-Nisan 1999, s. 20-25
  • PAMİR, Necdet; Bakü-Ceyhan Boru Hattı,
    ASAM Yay. Ank. 1999
  • PARLAR, Suat; Barbarlığın Kaynağı PETROL;
    Anka Yay. İst. 2003
  • RAŞİD, Ahmet; Taliban- İslamiyet Petrol ve
    Orta Asya’da Yeni Büyük Oyun, çev. Osman Akınbay, Everest-Mozaik Y. , İst.
    2001
  • Siyaset Ekseni, Kafkaslar Isınıyor, 12-18
    Aralık 2003
  • ŞANLI, Barış; Kafkasya’da Enerjinin Yeni Jeopolitiği,Anlayış
    Dergisi, Eylül-2003, s.50-51
  • ŞANLIBAYRAK, Y. Sezgin; Hazar Petrolleri
    ve Türkiye’nin Jeopolitiği Üzerine, Bitirme Tezi, KATÜ, İİBF, UİB, 2003
  • ULUSEL, Rahid; Küreselleşme Sürecinde
    ABD-Türkiye-Azerbaycan Ortaklığı, çev. Elnur Ağaoğlu, Siyaset Ekseni G.,
    14.05.2004
  • ZISCHKA, Antoine; Gizli Petrol
    Savaşları, Keçiyolu Y. , Ankara, 2003

LİNK : http://www.turksam.org/tr/yazilar.asp?kat1=2&yazi=307






















































































































































ÖZEL BÜRO

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış