SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

SU & DOĞALGAZ & ENERJİ

SU & ENERJİ & DOĞALGAZ DOSYASI /// Nilüfer ORAL : Karadeniz’de doğal gaz platformunuz mu battı ???

SU & DOĞALGAZ & ENERJİ
Bu haber 21 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Nilüfer
ORAL : Karadeniz’de doğal gaz platformunuz mu battı ???


30 Ocak 2007
tarihli Milliyet gazetesinde çıkan bir habere göre 2005 yılının Kasım ayında
Karadeniz’de bulunan üç tane doğalgaz arama platformu batmış! Bunu okur okumaz
internetin sağladığı muhteşem imkanlarla arşivleri taradım ve hakikaten 
Milliyet gazetesinin  17 Kasım 2005 tarihinde  üç doğalgaz arama
platformunun Akçakoca açıklarında battiğni haberini verdiğini gördüm.  Bu
olayın ortaya çıkması yine aynı habere göre CHP Adana Milletvekili Tacidar
Seyhan’ın soru önergesiyle oldu.


Fakat TPAO ve
Enerji Bakanlığı platformlarının batmadığını sadece  deniz tabanındaki bir
borunda eğilme olduğunu ve bunun kaynak yapalarak düzeltilebilceğini
söylediğini gazete yazdı. Oysa aradan 1.5 seneden fazla zaman geçti ve yine
Milliyet gazetesinin verdiği aşağıdaki bilgiye göre :


“Başbakanlık
Yüksek Denetleme Kurulu’nun (YDK), Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO)
ilişkin incelemesi Akçakoca kıyılarındaki üç doğalgaz platformunun battığını
ortaya koydu. Kurulun raporuna göre, platformlar mühendislik hatası ve
çalışanların sorumsuzluğu nedeniyle batarken 24 milyon dolarlık zarar meydana
geldi.”


Olayın çok daha
önemli olduğu ortaya çıktı. Bu haber hem başka gazetelerde  ve hem
de  NTV tarafından yayınlandı.


Bu haberleri
doğru mı anladım diye bir kaç kere okudum. Değil bir tane doğal gaz arama
platformunun, tamtamına üç tane dev platformun batması inkar ediliyor. Bu nasıl
olur? Bahsini ettiğimiz platformlar balıkçı kayıklar değil— tonlarca ağırlıkta
dev yapılar !


Gecikmiş de olsa
gerçek ortaya çıktı ve bu çok önemli konu hakkında Başbakanlık Yüksek Denetleme
Kurulu bir rapor hazırldı.  Raporu henüz görme be okuma fırsatım
olmadığından ancak gazetenin verdiği bilgileri aktarabiliyorum:


“NTV’nin haberine
göre raporda, üç platformun da battığı net biçimde dile getirildi. Raporda
Karadeniz’de Akçakoca açıklarında doğalgaz aramak amacıyla kurulan üç
platformdan önce Akkuyu-1’in, hemen ardından da Ayazlı-2 ve Ayazlı-3’ün kaza
geçirdiği kaydedildi.

Raporda, kaza nedeni olarak mühendislik hatası gösterilirken, sorumluluğun
tamamen Amerikan Madison firmasına ait olduğu vurgulandı.”


“Akkuyu-1
platformunun Temmuz 2005’te batmasına rağmen ders alınmadığına işaret edilen
raporda, diğer iki platformun da gerekli tedbirler alınmadan denize
bırakılmaları nedeniyle battıkları belirtildi. TPAO’nun toplam zararının 24
milyon doların üzerine çıktığı vurgulanan raporda, zararı ödemesi gereken
Amerikan firmasının sorumluluğu kabul etmediği de ifade edildi.”


Karadeniz’de arka
arkaya üç dev platformun ihmal yüzünden batması birçok açıdan vahim bir olay,
fakat belki en önemlisi denizde ve kıyıda oluşturabileceği çevre kirliliği
riski.  Petrol ve doğalgaz arama platformlarının faaliyetleri ve ömürleri
bitince bertaraf edilmeleri uluslararası çevre düzenlemelerinin önemli konular
arasındadır.  Bugün başta Kuzey Denizi ve Meksika Körfezi olmak üzere
dünyada  binlerce petrol ve doğal gaz arama platformu faaliyettedir. 
Ama bunlarla ilgili önemli hukuki düzenlemeler ve standartlar
getirilmektedir. 


Benim üzerinde
durmak istediğim konu Karadeniz gibi çevresel açıdan dünyanın en hassas
denizinde petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinin gerekli standartlara uygun
yapılıp yapılmadığıdır.  Aslında,  hem ulusal olsun  hem
bölgesel olsun bu önemli ve çevre açısından riski yüksek faaliyetler için olan
mevzuat yetersizdir.

Çevre’yı korumak herkezin sorumluğudur.  2872 Nu.’lu Çevre Kanunun 3.
Maddesi “a” bendine göre

Başta idare, meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere
herkes, çevrenin korunması ve kirliliğin önlenmesi ile görevli olup bu konuda
alınacak tedbirlere ve belirlenen esaslara uymakla yükümlüdürler.


Ne varki,
Türkiye’de Çevre Kanunun 10. Maddesine  göre petrol arama faaliyetleri ÇED
kapsamı dışında tutuldu. Oysa, söz konusu faaliyetlerin çevreye ne tür etkileri
olacağını saptamak ve bunların önlenmesi veya azaltılması için tedbirler
alınmasını sağlamak ÇED raporlarının fonksiyonları arasındadır.


Ayrıca, bölgesel
olarak Türkiye’nin de taraf olduğu “Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması
(Bükreş) Sözleşmesi’ne göre:- Karadeniz’I çevre kirliliğne karşı koruma
yükümlüğümüz var dır.  Petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerine ilişkin
olarak 11. Madde kıta sahanlığında yapılan faaliyetlerden doğan kirlenme
için  taraf her ülkeyi en kısa zamanda bu tür faaliyetlerden doğabilecek
deniz çevre kirlenemesine karşı hukuki düzenleme yapmakla yükümlü kılmışlardır ve
bu hukuki düzenlemelerle de ayrıca bölge deki ülkeler arasında uyun sağlamak
zorunludur.


Maalesef  bu
konuyla ilgili olarak henüz bir adım atılmadı.  Sade  Türkiye’ye
ilgilendiren bir konu değil çünkü  Karadeniz’in kıyısı olan başka
bölgelerdede de petrol ve doğal gaz arama faaliyetleri devam etmektedir ve
artacaktır.

 

Bir örnek vermek gerekirse, açık denizde faaliyet yapan petrol ve doğal gaz
platformlarının çevreye verdiği muhtemel zararların önlenmesi açısından en
gelişmiş bölgesel mevzuat Kuzey Denizi ülkelerinin taraf oldukları OSPAR
(Oslo-Paris) Komisyonunun uyguladığı Offshore Oil and Gas Industry Strategy
dir. Bu stratejinin amacı açık denizde yapılan bu tür arama faaliyetlerine
karşı deniz çevresini ve insan sağlığını korumaktır.


Herşey bir yana
bu platformların batmasıyla ilgili  herhangi bir hukuki işlem yapılacak
mı? Ceza verilecek mi? Bu platformların “ihmal” sebebiyle batması deniz
kirliliğine sebep oldu mı?  Çevre Kanununun 28. maddesine göre çevreye
zarar verenler kusur aranmaksızın sorumlu tutuluyor. Peki, 17 Kasım 2005 tarihi
akabinde çevre kirliliği ile ilgili herhangi bir inceleme yapıldı mı?


“Gemi ve Deniz
Araçalrına Verilecek Cezalarda Suçun Tespiti ve Cezanın Kesilmesi Usulleri İle
ullanılacak Makbuzalara Dair Yönetmelik” ‘ın 12. Maddesine  göre kirlenme
mahallinde suçun tespiti için :


A -
Kirleten gemi ve deniz vasıtasının olay mahallinde bulunduğu durumlarda;


a) Kirlenen mahallin ve kirleticinin yeteri kadar fotoğraf, film ve video
çekimi ile tesbiti yapılır,

b) Kirlenen mahalden ve kirleticiden yeteri kadar numune alınır.

c) Alınan numuneler özel kaplarına konarak üzerleri mühürlenir,

d) Geminin ve deniz vasıtasının tonajına göre form (A) ya da (B) doldurulur,

e) Alınan numuneler en yakın yetkili standart laboratuvara tahlil için vakit
geçirmeksizin iletilir,

f) Alınan numuneler standart laboratuvarda derhal değerlendirilerek sonuç bir
rapor ile bildirilir,

g) Tesbit tutanağı düzenlenir.

B – Kirleten gemi ya da deniz vasıtasının kirlenme
mahallinden uzaklaşıp karasularımız, serbest ve münhasır ekonomik bölgeler
içinde olduğu durumlarda: Kirlenme mahallindeki idari ceza vermeye yetkili
amirlerce;


a) Kirlenen mahallin yeteri kadar fotoğrafla tesbiti yapılır,

b) Kirlenen mahalden yeteri kadar numune alınır,

c) Alınan numuneler özel kaplarına konularak üzerleri mühürlenir, tarih, saat,
numune alınan yer belirtilerek etiketlenir,

d) Alınan numuneler tahlil için en yakın yetkili standart laboratuvara derhal
gönderilir,

e) Tesbit tutanağı düzenlenir,

f) Durum, vakit geçirmeksizin hakkında ceza uygulamak üzere kirleten gemi veya
deniz vasıtasının bulunduğu mevkideki idari ceza vermeye yetkili makama
bildirilir. Gemi veya deniz vasıtasının bulunduğu mevkideki idari ceza vermeye yetkili
amir tarafından;

a) Fotoğrafla tesbit yapılır,

b) Kirleticiden yeteri kadar numune alır,

c) Alınan numuneler özel kaplarına konularak, üzerleri mühürlenir, tarih, saat,
yer, numune alınan yer belirtilerek etiketlenir,

d) Alınan numuneler tahlil için en yakın yetkili standart laboratuvarlara
gönderilir,

e) Geminin veya deniz vasıtasının tonajına göre (A) ya da form (B) doldurulur,

f) Tesbit tutanağı hazırlanır, ilgililere imzalattırılır.

C – Kirleten gemi veya deniz vasıtasının kirlenme
mahallinden uzaklaşıp, karasularımızın, münhasır ekonomik bölge veya serbest bölgelerin
dışında olduğu durumlarda:


Kirlenme mahallindeki idari ceza vermeye yetkili amirlerce;

a) Kirlenen mahallin yeteri kadar fotoğrafla tesbiti yapılır,

b) Kirlenen mahalden yeteri kadar numune alınır,

c) Alınan numuneler özel kaplarına konularak, üzerleri mühürlenir, tarih, saat,
numune alınan yer belirtilerek etiketlenir,

d) Alınan numuneler tahlil için en yakın yetkili standart laboratuvara
gönderilir,

e) Tesbit tutanağı düzenlenir,

f) Olay mahallin en büyük mülki amirine bildirilir.


Bunlar yapılıdı
mı?


Türkiye için
enerji kaynakları  bulmak önemli bir milli meseledir.  Şüphesiz dışa
bağımlılığın birçok açıdan olumsuz etkileri vardır.  Dolayısiyle kendi
sınırlarımız içinde petrol ve doğal gaz bulma faaliyetlerine devletin destek
vermesini, teşvik ve kolaylık göstermesini anlayışla karşıliyorum.  Ne var
ki, destek verirken, teşvik ve kolaylık sağlarken  çevre ve insan
güvenliğinden ödün verilmemesi gerekiyor.  Çünkü sonunda bunun faturası daha
da pahallı olacaktır.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER