SU & DOĞALGAZ & ENERJİ

Küresel Denklemde Türkiye’nin Enerji Güvenliği

Bu rapor güncel küresel enerji görünümüne dair genel bir değerlendirme
sunmakta ve enerji alt sektörlerinde ve sektörü doğrudan ilgilendiren konularda
Türkiye’nin enerji güvenliği ile ilgili son durumu incelemektedir.

Türkiye sadece
önemli bir enerji ithalatçısı olması bakımından değil aynı zamanda tüketici ve
üretici ülkeler arasındaki eşsiz konumu nedeniyle de enerji güvenliği
politikalarını gündemin üst sıralarında tutmak zorunda olan bir ülkedir. Bu
nedenle enerji ile ilgili tüm alt sektörlerde ve verimlilik, çevre, jeopolitik
sorunlar gibi ilgili konularda kapsamlı ve nitelikli çalışma sayısının
artırılması Türkiye’nin orta ve uzun vadeli hedeflerinin sağlıklı bir şekilde
gerçekleştirilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Bu rapor öncelikle
güncel küresel enerji görünümüne dair genel bir değerlendirme sunmakta ve
ardından petrol, doğal gaz, kömür, nükleer, elektrik, yenilenebilir enerji gibi
enerji alt sektörlerinde ve verimlilik, AR-GE faaliyetleri, çevre sorunları,
jeopolitik kriz alanları gibi söz konusu sektörü doğrudan ilgilendiren
konularda Türkiye’nin enerji güvenliği ile ilgili son durumu incelemektedir.
Doğal gaz sektöründeki bölgesel ve küresel jeopolitik sorun alanları, LNG ve
kaya gazı teknolojileri ile ilgili gelişmeler ve Türkiye’nin doğal gaz dağıtım
merkezi ya da geçiş ülkesi olma hedefleri de çalışmada ele alınmaktadır.

Ayrıca çevre
güvenliği konusunda enerji verimliliği çabaları, fosil yakıt kullanımının
azaltılması, yenilenebilir ve nükleer enerji üretiminin teşviki, kalkınma
planları, uluslararası hukuki ve diplomatik engeller, jeopolitik sorunlar
konusunda üretici, tüketici ülkeler ve geçiş ülkeleri arasında yaşanan
gerilimler, küresel güçlerin bölgesel hegemonya arayışları, dünya nüfusunun
üçte birinde enerjiye erişimin son derece sınırlı olması, küresel makroekonomik
koşullar, teknolojik gelişmeler ve yatırım ortamı değerlendirilmekte büyük
üreticilerin piyasa giriş çıkışı incelenmektedir.

2016’da
Türkiye

Bu
çalışmada 2016 yılında Türkiye’de Siyaset, Dış Politika, Güvenlik ve Terörle
Mücadele, Hukuk ve İnsan Hakları, Ekonomi, Enerji, Eğitim ve Medya alanlarında
yaşanan gelişmeler detaylı bir şekilde betimlenmiş kapsamlı bir analize tabi
tutulmuştur.

Türkiye siyasetinin
tarihsel, demografik ve coğrafi dinamizmi geçen bir yılı değerlendirmeyi zorlu
bir iş haline getiriyor. Cumhuriyet döneminde biriken sorunlar Arap isyanları
sonrasında yaşanan kaos ile birleşerek makro bir düzlem yaratmış bulunmakta. Bu
düzlemde oluşan şartlar sebebiyle 1 Kasım seçimlerinin getirdiği siyasal
istikrara rağmen pek çok ciddi sorunla karşılaşıldı. 2016 yılında iç ve dış
siyasetteki i PKK, DEAS, FETÖ ve darbe girişimi gibi sorunlarla Fırat Kalkanı
Harekatı, hükümet sistemi değişimi arayışları ve olağanüstü hal ilanı gibi
yöntemlerle yüzleşildi. Elinizdeki çalışmada 2016 yılında Türkiye’de Siyaset,
Dış Politika, Güvenlik ve Terörle Mücadele, Hukuk ve İnsan Hakları, Ekonomi,
Enerji, Eğitim ve Medya alanlarında yaşanan gelişmeler detaylı bir şekilde
betimlenmiş ve içine doğdukları makro düzlemin bağlamı içinde kapsamlı bir
analize tabi tutulmuştur.

1 Kasım 2015
seçimlerinde AK Parti oyunu 9,5 puan yükselterek 317 milletvekili ile Meclis
çoğunluğunu elde etti. “Hayır”cı tavrı sebebiyle seçimlerde cezalandırılan
MHP’de parti içi muhalefetin Bahçeli’ye karsı mücadelesi 2016 yılı ortalarında
yoğunlaşırken 15 Temmuz sonrası geriledi. PKK terörü ile arasına mesafe
koyamayan HDP gittikçe marjinalleşirken, yeni önerilerle gündemi
yönlendiremeyen CHP ise etkili olmayan bir muhalefet sergiledi. Cumhurbaşkanı
Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu arasındaki yetki paylaşımı gerginliği 22
Mayıs’taki Olağanüstü Kongre’de Davutoğlu’nun yerini Binali Yıldırım’a
bırakmasıyla sonuçlandı. Dört bakanın Yüce Divan’a gönderilmesi, Beştepe’de
düzenlenen kabine toplantıları, parti ve bürokrasi atamalarına kadar pek çok
meselede gözlemlenen gerginliğin altında yatan sebep milletin doğrudan
seçimiyle göreve gelen Cumhurbaşkanının yerinin yeniden yapılandırılmamış
olmasıydı. “Türkiye tipi başkanlık” sistemine geçiş bu sistem sorununa nihai
bir çözüm bulmak amacıyla gündeme geldi.

15 Temmuz’dan sonra
hız kesen hükümet sistemi ve başkanlık tartışması, Bahçeli’nin Ekim ayında AK
Parti’ye “önerinizi getirin” çağrısı ve “referanduma gitme” söylemi ile yeni
bir canlılığa kavuştu. AK Parti yoğun bir mesai harcayarak hükümet sistemi
değişikliğini içeren Anayasa değişikliği önerisini hazırladı. AK Parti ile MHP
arasındaki müzakereler sonucu oluşturulan 22 maddelik değişiklik teklifi 10
Aralık günü TBMM Başkanlığına sunuldu. Tercih edilen “Cumhurbaşkanı” tabirinin
Türkiye’ye özgün bazı nitelikler taşıdığı görülüyor. Ayrıca teklifte yargıyla
ilgili bazı temel düzenlemelerin yapıldığı, sıkıyönetimin kaldırıldığı ve
silahlı kuvvetler üzerindeki sivil denetimin artırıldığı dikkat çekmekte.
Anayasa değişiklik teklifinin Ocak 2017’de Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeye
başlanması ve bahar aylarında referandum yapılması ihtimalinin güçlü olduğu
ifade edilmektedir.

2016’da
Enerji

2016
Türkiye’nin enerji görünümü açısından enerji ticaretinde merkez ülke olma
hedefine yönelik yeni projeler ve iş birlikleri ile geçen bir yıl olmuştur.

2016 Türkiye’nin
enerji görünümü açısından enerji ticaretinde merkez ülke olma hedefine yönelik
yeni projeler ve iş birlikleri ile geçen bir yıl olmuştur. Enerji ihtiyacını
dışardan karşılayan ve cari açığının önemli bir kısmına enerji ithalatının
sebep olduğu Türkiye, kendi enerji arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik Rusya,
Katar ve Azerbaycan gibi ülkeler ile küresel enerji ticaretine yön verecek öncü
adımlar atmıştır. Türkiye 2016 yılında enerji arz güvenliğini sağlama yönünde
dış politikasına uyumlu olarak tek bir coğrafya ve bölge ile yakınlaşmaktan
ziyade, kendisine yakın ve uzak olan tüm coğrafyalar ile temas sağlamıştır. Bu
bağlamda enerji arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirmesinde çabalarını
artırmıştır.

Türkiye’nin enerji
tüketimi, büyüyen ekonomisi ile birlikte her geçen yıl artarak devam
etmektedir. Bir yandan enerji talebini karşılamak adına ihtiyacının büyük bir
kısmını dış pazarlardan karşılayan Türkiye diğer yandan yerli kaynaklarını
kullanma yolunda çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin enerji
politikasında yerli kaynak kullanımını yaygınlaştırmak, doğalgazın elektrik
üretimindeki payını azaltıp yenilenebilir enerjinin payını artırmak ve enerji
arz güvenliğinin sağlanması yolunda belli bir nükleer enerji kurulu gücüne
sahip olmak yer almaktadır.




























Ekonomik
büyümesinde istikrarını devam ettiren Türkiye, enerji arz güvenliğinin
sağlanması yolunda artan enerji ihtiyacını farklı ülke ve kaynaklardan
karşılama yoluna gitmiştir. Özellikle doğalgaz ithalatında Rusya’ya olan yüksek
bağımlılık bu anlamda Türkiye’nin enerjide kaynak çeşitliliğine gitmesinde
itici bir güç olarak durmaktadır. 2016 yılında yaşanan gelişmeler
gözlemlendiğinde bu duruma örnek gösterilebilecek birçok gelişme yaşanmıştır.
Son bir yılda enerji piyasasında yaşanan gelişmelere değinmeden önce
Türkiye’nin enerji görünümüne bakmakta yarar vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir