Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Deneyimli diplomat Öymen, Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri
Türkiye açısından değerlendirdi : Derdini anlatamayan Türkiye yalnızlaştı
 

Öymen Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı: 

– Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve
KKTC’nin hakları ihlal ediliyor. Rum yönetimi ise Batılı bazı ülkelerin ve
İsrail’in desteği ile tersini ileri sürüyor. Tam olarak mesele nedir?




1960 antlaşmalarıyla kurulan
Kıbrıs Cumhuriyeti Türk ve Rum toplumlarının egemen eşitliği esasına
dayanıyordu. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek başına egemenlik iddiasında
bulunması ve son zamanlarda hukuka aykırı fiili durumlar yaratıp bölgedeki
doğalgaz yataklarını araştırma ve işletme yoluna gitmesi ciddi bir kriz
yaratmıştır.
 

Amerikan ve Katar şirketlerinin
başlattığı doğalgaz araştırmalarının sonucunda zengin doğalgaz yataklarının
bulunması, İsrail’in ve Mısır’ın da münhasır ekonomik bölge alanlarında önemli
doğalgaz yatakları keşfedilmesi Doğu Akdeniz’in stratejik önemini arttırmıştır.
Bunun sonucunda İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında kapsamlı bir
ekonomik, siyasi ve stratejik işbirliği başlatılmıştır. Son zamanlarda Amerika
da bu işbirliğine açık destek vermeye başlamıştır. Bu arada Amerika’daki bazı
strateji dergilerinde Türkiye’nin Kıbrıs’taki antlaşmalardan kaynaklanan
garantörlük sıfatının kaldırılması, Ada’da bir NATO operasyon gücünün kurulması
yolunda yazılar çıkıyor. Kıbrıs Rumlarının son zamanlarda Baf’ta, Türkiye’nin
ve Kıbrıs Türklerinin iradesini yok sayarak Fransızlara bir üs verme kararı
dikkat çekicidir. Bu arada Amerikan kongresinde de Güney Kıbrıs’a uygulanan askeri
ambargonun kaldırılması yolunda bazı girişimler başlatılmıştır. 2019 yılının
başlarında Kahire’de İsrail, Yunanistan, İtalya, Ürdün, Mısır, Kıbrıs Rum
Yönetimi ve Filistin’in katılımıyla Doğu Akdeniz Gaz Forumu kurulmuştur. AB ve
Dünya Bankası’nın himayesinde çalışacak bu foruma Türkiye, Lübnan, Libya, Tunus
ve Malta davet edilmemiştir. Türkiye bütün bu gelişmeleri dikkatle
değerlendirmelidir.




‘Çalışmalar sürmeli’ 

– GKRY Fatih sondaj gemisi
çalışanları hakkında tutuklama kararı çıkardı. Gazetemiz bunu “Akdeniz’de
tahrik” başlığı ile verdi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?




Rumların attıkları diğer adımlar
gibi bunun da uluslararası hukuka aykırı olduğu ve tahrik amacıyla yapıldığı
açıktır. Türkiye’nin bu gibi engellemelerden etkilenmeyip çalışmalarını
sürdürmesi ve sondaj çalışmalarımızın ve gemilerin mürettebatının haklarını ve
güvenliğini sağlaması gereklidir.


‘S-400’ler anlatılamadı’ 

– Bölgeden çıkarılan gazın Avrupa’ya
aktarılması projesi, Türkiye üzerinden geçen ve Avrupa’ya ulaşan Rus gazına da
bir alternatif olacak. ABD ile Rusya arasında çeşitli başlıklarda süregelen
krizin perde arkasında Doğu Akdeniz gazının Avrupa’ya taşınma meselesi, Rus
gazına alternatif üretilmesi olabilir mi?




Başlangıçta bölgeden çıkarılacak
doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya gönderileceği yolunda bazı haberler
yayımlanmış olsa da son zamanlarda İsrail ve Güney Kıbrıs’tan yönetilecek
doğalgazın Girit üzerinden boru hattıyla Avrupa’ya ulaştırılması eğilimi güç
kazanmıştır. İlgili ülkeler bu konuda kararın doğalgazı üretecek şirketler
tarafından alınacağını söylemektedirler. Kaldı ki böyle hukuka aykırı bir
girişim sonucunda üretilecek gazın Avrupa’ya taşınmasında Türkiye’nin aracılık
yapması beklenemez.
 

– Türkiye Doğu Akdeniz’deki hak
aramasında nerede hata yaptı? Neden yalnız kaldı? Bu süreç tersine çevrilebilir
mi?




Türkiye’nin son yıllarda bölgede
izlediği politikaların bazı ülkeler üzerindeki etkisini azalttığı açıktır.
Suriye ile ilişkilerimizin tamamen kesilmesi ve Suriye yönetiminin devrilmesi
yolunda açık bir politika izlemesi, haklı nedenlere dayansa bile İsrail ile
ilişkilerimizin en alt düzeye indirilmesi, Mısır’daki yönetim değişikliğinden
sonra yeni yönetime karşı çok olumsuz ve suçlayıcı bir söylem benimsemesi
Türkiye’nin manevra kabiliyetini azaltmıştır. Kıbrıs müzakerelerinde Rum
kesiminin izlediği uzlaşmaz tutum nedeniyle bir çözüme ulaşılamayacağının
dünyaya anlatılmasında yeterince başarılı olunamamıştır. İngiliz eski Dışişleri
Bakanı Jack Straw bile artık Kıbrıs’taki müzakerelerin sürdürülmesinin anlamsız
olduğunu ve Kuzey Kıbrıs’ın bağımsız bir devlet olarak tanınması gerektiği
görüşünü açıkça savunurken Türkiye’nin KKTC’nin tanınması yolunda bir çaba
içinde görünmemesi, kendine en yakın ülkeleri bile KKTC’nin tanınması için adım
atmaya ikna edememesi en haklı olduğumuz davada bile etkili olamadığımızı
göstermektedir. Aynı şekilde Ege’de Yunanistan’ın uzun yıllardan beri gündeme
getirmediği karasularını 12 mile genişletmek niyetini şimdi dile getirmesi,
hiçbir antlaşmayla kendisine verilmemiş olan Türkiye kıyılarına yakın bazı
adaları fiili durum yaratarak işgal etmesinin engellenememesi Türkiye’nin
ağırlığını yeterince hissettirememesinin de göstergesi olmuştur.
 

Türkiye kendi ulusal füze savunma
sistemini kurma çabalarında gecikmiş ve elindeki en makul seçenek olarak
gördüğü S-400’lerin alınması kararının haklı gerekçelerini, öyle anlaşılıyor
ki, ABD ve diğer NATO müttefiklerine yeterince anlatamamıştır. Türkiye, AB’ye üyelik
sürecimizin bazı AB ülkelerinin katı ve engelleyici politikaları yüzünden
fiilen engellenmesine mani olamamış, Rusya ve İran ile son zamanlardaki
yakınlaşma görüntüsünün dışında dış politikada büyük ölçüde yalnızlığa
itilmiştir. Kaldı ki bu iki ülkeyle bile terörle mücadele ve PYD gibi konularda
tam bir mutabakat ve işbirliği içine girildiğini söylemek mümkün değildir.




BASKILARA DİRENİLMELİ 

– Türkiye bir tercihe zorlanıyor.
“Tarafını netleştir” deniliyor. ABD; Rusya’dan S-400 alımına karşı, Türkiye’yi
F-35 projesinden çıkarmak dahil yaptırımla tehdit ediyor. Hakikaten bir yol
ayrımında mıyız? Türkiye bu cendereden ulusal çıkarlarını önceleyerek nasıl
çıkabilir?




Türk hükümetleri geçmişte bu gibi
haksız baskılara ve ambargolara karşı direnerek sonuç almasını başarmışlardır.
Şimdi de haklı olmayan gerekçelerle yapılan baskılara karşı iktidarıyla,
muhalefetiyle, basınıyla birlik içinde karşı koymak başarılı sonuç almanın
anahtarıdır. Ancak haklarımızı ve çıkarlarımızı korurken diplomasinin
olanaklarından daha etkili biçimde yararlanmamız, yabancı ülkelerin
parlamentolarını ve kamuoyunu etkileyici girişimlerde bulunmamız gerekmektedir.
Demokrasi, insan hakları, basın özgürlüğü gibi bazı konulardaki haklı
eleştirilere kulak vererek Türkiye’nin demokratik standartlarını yükseltmeye
çalışmamız diğer konulardaki müzakere gücümüzü de artıracaktır.
 

– Sıcak bir çatışma ihtimali
nedir? Sizce bölgede uluslararası bir çatışmanın zemini oluştu mu?




Ülkemize yönelik baskıların sıcak
bir çatışmaya yol açması ihtimali bence kuvvetli değildir. Bu baskılar daha çok
Türkiye’yi izlediği politikalardan caydırmak ve yabancı ülkelerin veya
kuruluşların beklentileri doğrultusunda taviz vermeye zorlama amaçlı
sayılabilir. Ölçümüz Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve özellikle güvenlik çıkarlarını
en etkili biçimde korumak olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış