ABD-İRAN
GERİLİMİ GÖLGESİNDE HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA ENERJİ GÜVENLİĞİ
 

Analiz No : 2020 / 1




Yazar : Gülperi GÜNGÖR 

15.01.2020


Çin, İran ve
Rusya 26 -30 Aralık 2019 tarihleri arasında, Hint Okyanusu’nun kuzeyinde, Umman
Körfezi’nde ortaklaşa bir deniz tatbikatı gerçekleştirdi. İran Ordusu Deniz
Kuvvetleri Komutan Yardımcısı tatbikatın 17bin km karelik bir alanda
yapıldığını ve tatbikatın amacının uluslararası ticaretin güvenliğinin
arttırılması, deniz korsanlığı ve terörizme karşı mücadele ve deniz arama
kurtarmada tecrübe paylaşımı olduğunu ifade etti. Deniz Emniyet Kemeri adıyla
gerçekleşen askeri tatbikat, İran’ın Çin ve Rusya ile bu düzeyde gerçekleştiği
ilk üçlü tatbikat olması bakımından dikkat çekmiştir.


Tatbikatın
gerçekleştiği Umman Körfezi, dünyada deniz yoluyla ticareti yapılan petrolün
beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’na bağlanmaktadır. BBC’nin aktardığı
bilgiye göre, günde ortalama 19 milyon varil petrol Hürmüz Boğazı’ndan
geçmektedir,[1] bu yüzden bu bölge enerji güvenliği
açısından önem arz etmektedir.


Bu bölge 2019
yılında petrol tankerlerinin güvenliği konusunda gerilimlere sahne olmuştur. 12
Mayıs’ta ikisi Suudi Arabistan’a ait dört ticari gemi, Birleşik Arap
Emirlikleri (BAE) açıklarında, kimliği belirsiz bir saldırıya uğramıştır.
Haziran ayında Norveç şirketi Frontline’a ait Marşal Adaları bandıralı Front
Altair gemisinde patlamalar olmuş ve Japonya ile bağlantılı kimyasal tanker,
Panama bandıralı Kokuka Courageous’a mermi saldırıları yapılmıştır. 14 Eylül’de
ise Suudi Arabistan’ın Aramco Petrol Şirketi’nin tesislerine füze saldırıları
olmuştur.


ABD’nin İran
ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran’a yönelik yaptırımları
sıkılaştırması, Haziran 2019’da ABD’ye ait insansız hava aracının İran
tarafından, hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle, düşürülmesi, Temmuz’da
İngiltere-İran arasında gerçekleşen tanker krizi gibi olaylar bölgede
gerçekleşen saldırılardan İran’ın sorumlu olduğu şüphelerini güçlendirmiştir.
İran bu suçlamaları reddederken, BAE kıyılarındaki saldırılarda kullanılan
mayınlarının İran’ın mayınlarına benzer olduğu iddiası ile, ABD İran’ı
saldırılardan sorumlu tutmuştur. Suudi Arabistan tesislerine yapılan
saldırıları Yemen’deki Husiler üstlenirken ABD saldırıların kuzeybatıdan,
İran’dan düzenlendiğini ileri sürmüştür.


ABD Öncülüğünde Deniz Güvenliği Koalisyonu ve Diğer
Ülkelerden Tepkiler


Hürmüz
Boğazı’nda tansiyonu yükselten bir diğer olay, İran-İngiltere arasında olan
tanker krizidir. 4 Temmuz 2019’da İngiltere’ye bağlı Cebelitarık Özerk
Yönetimi, Suriye’ye yönelik ambargoyu ihlal ederek petrol taşıdığı gerekçesiyle
İran’ın “Grace 1” adlı tankerini alıkoymuştu. Cebelitarık Yüksek
Mahkemesi İran tankerinin alıkoyma süresini 15 Ağustos’a kadar uzatmıştı. İran
ise 19 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’nda Stena Impero adlı İngiltere bandıralı petrol
tankerini, bulunduğu konumu gösteren sinyali kapattığı ve denizcilik
kurallarına riayet etmediği gerekçesi ile alıkoymuştu.


Bölgede enerji
güvenliğinin riske girdiği ve petrol fiyatlarının yükseldiği bu dönemde ABD
kilit su yollarının gözetimi ve güvenliği için girişimler başlattı. Temmuz
ayında ABD Merkez Komutanlığı, Orta Doğu’da güvenli geçişi sağlamak ve hayati
önem taşıyan nakliye hatlarını korumak için Sentinel (Nöbetçi) Operasyonu’nu
geliştirdiğini açıkladı.[2] Bu operasyona bölgesel ve uluslararası
katkılar için çağrıda bulundu. Bölgedeki nakliyeyi korumak için ABD öncülüğünde
kurulan koalisyona Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn,
Katar, İngiltere, Arnavutluk ve Avustralya katılmıştır.


Ancak bu
süreçte, öncelikle Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri, ABD’nin
İran’a uyguladığı “maksimum baskı” politikasına destek vermeye yanaşmadıkları
ve İran ile müzakerelerin devam etmesini arzuladıkları için ABD öncülüğünde bir
koalisyona katılmak istemediklerini açıkladılar. Deniz trafiğini korumak için
bir Avrupa Deniz Misyonu oluşturmak üzere İngiltere, Almanya ve Fransa
çalışmalar başlattıklarını açıkladı ancak Londra’da hükümet değişikliği ve
Boris Johnson’ın yeni başbakan olarak göreve başlamasının ertesinde, İngiltere,
ABD öncülüğündeki koalisyona dahil olacağını bildirdi.


24 Kasım’da
Fransa Savunma Bakanı Florence Parly, Abu Dabi’deki bir Fransız deniz üssünün
Basra Körfezi’ni korumak için Avrupa liderliğindeki bir misyonun merkezi
olacağını açıkladı. Almanya, bu girişimi politik olarak desteklese de, bunun
bir Avrupa Birliği misyonu olmadığı gerekçesi ile katılmayacağını bildirdi.
Alman yasalarına göre, Almanya’nın bu tür bir koalisyona katılabilmesi için,
misyonun AB, NATO ve BM çerçevesinde kolektif güvenliğe dayalı bir sistem
olması gereklidir.  Hürmüz’de güvenliğin sağlanması için İspanya ve İtalya
bir Avrupa Misyonu’na sıcak baktıklarını açıkladılar. Hürmüz Boğazı’ndaki
Avrupa Misyonu’na (European-Led Mission Awareness Strait of Hormuz) Hollanda,
Ocak 2020’den başlayarak altı aylık bir süre için bir gemi katkıda bulunacağını
açıkladı. Danimarka Dışişleri Bakanı Jeppe Kofod ise, Danimarka’nın dünyanın
beşinci en büyük denizcilik ülkesi olduğunu, Hürmüz Boğazı da dahil olmak üzere
deniz güvenliğinin sağlanmasında Danimarka’nın özel bir ilgi ve sorumluluğunun
olduğunu ifade etti. Danimarka Hürmüz Boğazı’na helikopter ve yaklaşık 155
askerle bir fırkateyn göndermeyi teklif ettiğini açıkladı.


Petrol
ithalatının yüzde 90’ını Körfez bölgesinden elde eden Japonya ise deniz
taşımacılığını güvence altına almak için, bir koalisyona katılmayarak, bölgeye
kendi Öz Savunma Kuvvetleri güçlerini gönderme kararı aldı. Yaz aylarında
saldırıya uğrayan tankerler arasında bir Japon gemisi de vardı. ABD’nin
koalisyon girişimi sonrasında, İran Dışişleri Bakanı, Japonya’ya ABD
öncülüğündeki koalisyona katılmaması hususunda çağrıda bulunmuştu.


Çin ve Rusya’nın Rolü


Aralık ayında
gerçekleşen Çin, İran, Rusya üçlü tatbikatına geri dönersek, İran Ordusu Deniz
Kuvvetleri Komutan Yardımcısı bu tatbikatın İran’ın izole edilemeyeceğini
gösterdiğini ifade etmiştir. ABD ve Avrupa Ülkeleri Hürmüz’de deniz ve enerji
güvenliği için girişimler başlatmışken Çin ve Rusya da bu yönde iradelerini bu
girişimle ortaya koymuş olmaktadır. Ancak bu tatbikat, Çin ve Rusya’nın, İran’ı
da yanlarına alarak, ABD öncülüğündeki koalisyondaki ülkeleri tamamen
karşılarına aldıkları anlamına gelmemektedir.


Nitekim, Çin
Savunma Bakanlığı Sözcüsü tatbikatın amacının üç ülkenin donanması arasında
eşgüdüm sağlamak ve iyi niyet mesajı göndermek olduğunu söylemiştir. Yaptığı
açıklamada tatbikatın uluslararası kurallara uygun olduğunu ve İran-ABD
gerilimini kastederek bu tatbikatın uluslararası durumla ilişkilendirilmemesi
gerektiğini vurgulamıştır. Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de, tatbikatın
güvenlik işbirliğini güçlendirme ve terörist tehditlere yanıt verme amaçlı
olduğunu ifade etmiştir.


Çin ve
Rusya’nın ABD ve Arap ülkeleri ile ilişkilerini riske atarak İran’ı tamamen
destekleyen bir politika içerisine girebileceği düşünülemez. Sonuç olarak,
enerji güvenliği için mekanizmalar oluşturulurken, Rusya ve Çin’in sorumlu
güçler olarak bölgede varlıklarını ortaya koyma isteğini göstermeyi
amaçladıkları söylenebilir.


*Fotoğraf: NTV


[1] Why Does The Strait of Hormuz Matter?”, BBC, 11 Haziran 2019, https://www.bbc.com/news/av/world-middle-east-48586787/why-does-the-strait-of-hormuz-matter


[2] “U.S. Central Command Statement on Operation
Sentinel”, U.S. Central
Command
, 19 Temmuz 2019, https://www.centcom.mil/MEDIA/STATEMENTS/Statements-View/Article/1911282/us-central-command-statement-on-operation-sentinel/utm_source/hootsuite/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet