EMRAH BEKÇİ : TANRININ BELGELERİ (ARAŞTIRMA-İNCELEME)
ARŞİV BELGELERİYLE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRAHİMRAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAHIN ADIYLA

‘’Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın, onlar
diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar. Allah’ın kendilerine verdiği
ihsanlardan dolayı sevinç içindedirler. Arkalarından henüz kendilerine
katılmayan kimselere de hiçbir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini
müjdelemek isterler. Onlar Allah’tan olan nimet ve keremin; Allah’ın müminlerin
ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.’’

Al-i İmran 169-171

Emrah BEKÇİ

Araştırmacı / Yazar / Yönetmen

Araştırmacı-Yazar-Yönetmen Emrah Bekçi, 1974
Giresun doğumlu. Eğitimini Ankara’da tamamladı. 2009 senesinde ‘’Balkanlarda
Türk İşaretleri’’ Belgeselini çekti. Rusya Federasyonuna bağlı Murmansk
Eyaleti, Revda Bölgesi, Lovezero kasabasında ‘’Sami-Komi’’klanlarıyla yaşayarak
kültürel saha araştırmaları yaptı.

Emrah Bekçi, Rusya Federasyonuna bağlı Ural
Dağlarında koruma altına alınan ‘’Mansi Türkleri’’ hakkında kültürel bilgiler
topladı. Aynı sahada, Aleksandrovsk, Solikamsk, Berezniki, şehirlerinde
kültürel saha çalışmaları ve araştırmaları yaptı.

2012 senesi sonuna kadar Orta-Asya ve Azerbaycan
Zaktala Vilayetinde, Şeyh Şamil ve Dede Korkud üzerine veriler topladı.

Yapmış olduğu çalışmalar ile ilgili, Bulgaristan
ve Rusya Federasyonu Yüksek Eğitim kurumları ile ülkemizde birçok üniversite ve
STK’larda, Türk-İslam Tarihi ve Kültürü ile ilgili kürsü aldı, konuşmalar
yaptı.

Yazar-Yönetmen Emrah Bekçi; Çoban Ateşi, Seyyid
Burhaned’din Hazretleri, Balkanlarda Türk İşaretleri, Kayseri-Sivas-Yozgat’ın
içinde bulunduğu ‘’TR 72 Bölgesi Turizm Değerlerinin Step To City Projesine
Entegrasyonu’’ Projesi Kapsamında; 25 Dakika, 9 Dakika, 3’er dakikalık 81
Bölümlük kısa metraj, İngilizce, Rusça, Japonca, Türkçe belgesellerin
yönetmenliğini yaptı.

Yazarın ülkemizde ‘’Sevelim Sevilelim Yunus
Emre’’, ‘’Gel Nasılsan Öyle Gel Mevlâna’’, ‘’Bir Can Var Canında O Canı Ara
Seyyid Burhaned’din Hazretleri’’, ‘’Ermeni Yalanları Çığlık’’, isimli 4 adet
kitabı bulunmaktadır.

İLETİŞİM: bekciemrah@gmail.com
/ bekciemrah@outlook.com  

Ö N S Ö Z

Elinizdeki eser, seneler öncesinden, yani bir
asırdan fazla süre önce; ‘…bizler suçsuz yere ÖLDÜRÜLDÜK/ KATLEDİLDİK/ SESİMİZİ
duyuramadık, yardım edin, duyun bizi!..’ diyen. Ve sesleri mazlumların,
günahsızların kabrinden avazlanan, ‘’Türklerin, Müslümanların, Kürtlerin,
Çerkeslerin, Musevilerin çığlıklarıdır.

Tarih her zaman doğruları yazmak zorunda. Siyasi
çıkarlar, ülke menfaatleri için tarih yazılmamalı.
Mazlumların-şehidlerin-yetimlerin-öksüzlerin-kimsesizlerin ahları ve hakları
çiğnenmemeli. Biri çıkıp, vicdanen insan olmanın-Müslüman olmanın-Türk olmanın
asaleti ile, Mevlana’nın da dediği gibi ‘’…kimsesizlerin ve sessizlerin ahına
karışmak…’’ yani, kimsesizlerin ve sessizlerin ahına karışarak gerçekleri
haykırmalı.

Elinizdeki, sessiz ama vicdanları sağır eden
çığlıklar, kimsesizlerin ve şu anda konuşamayan dilsizlerin ruhlarının
feryadıdır. 2015 senesi Anadolu’da, iki tarihin ‘’100’üncü’’ sene-i devriydi.
Anadolu’nun son kalesi, ‘Asımın Neslinin’ makberlerinin olduğu Çanakkale Deniz/
Kara Savunma Zaferinin, Savaşlarının 100’üncü senesi. Diğeri ise; geniş
hacimlerle okuyacağınız elinizdeki eserin içinde yazan belgeli doğruların,
soysuzca yalana sarılan ifritlerin-soysuzların ‘Türk Milletine’ ve Türkiye’ye
attıkları ‘Sözde soykırım iddialarının birinci asrı idi. İşte tam bu vakitte tamamını
kağıt üzerine basma imkanı bulamadığımız, ama ‘’Türkiye Kamu-Sen’’ tarafından
küçük bir bölümü kitaplaştırılarak 15.000 Adet basılan ‘’Ermeni Yalanları
‘ÇIĞLIK’’ 2015 Senesi Nisan ayında ülkemizin, tek dişi kalmış canavara yazılı
olarak verdiği tek cevap olmuştu.

Hainleri sadece dışarıda aramamak gerektiği,
içimizde bulunan bizdenmiş gibi gözüken 15 Temmuz’da gerçek kuduz olmuş tavrını
gösteren ‘’FETÖ’’yü, 15 Temmuz’dan 10 yıl öncesinden dillendirip, devletimizin
ve milletimizin ocağına incir ağacı dikeceğini her aklı selim aydın ve
mütefekkir gibi defalarca makalelerim de dile getirdim.

Lakin, devlet ve hükümet içinde o vakitte bulunan
bürokrasi ve siyasi zümre yazılana-söylenene hep sağır kaldı. İşte elinizde
bulunan ‘TANRININ BELGELERİ’’ isimli geniş hacimli araştırma eserim, o vakitler
‘’FETÖ’’ ve ‘’Dinler Arası Dialog’’ taraftarları ve ucu dışarıda olup ülkemizde
faaliyet gösteren misyoner guruplar tarafından basımının engellenmesi için her
türlü çaba sarf edildi. Ama yılmadım, yılmaya ve yenilgiye alışık olmayan
bünyem ve ‘’…damarlarımda bulunan asil kan…’’ ile İslam’ın ruhu her daim
yapılan haksızlığa karşı dik durmamı emretti.

15 Temmuz’a kadar süren süreçte ve sonrasında
yaşananlardan çıkartmış olduğum; Allah’ın değirmeninin ağır döndüğü, ama ince
öğüttüğü oldu. Netice itibari ile ‘şahsım gibi milli olan, Selçuklu, Osmanlı,
Atatürk’ü, Cumhuriyeti’’ ile barışık bütün yazar ve aydınlarımız İlahi
adaletten son derece memnunlar.

Çünkü; bizler ‘’Türküz, Milliyetçiyiz, Atatürkçüyüz,
Müslümanız…’’ dediğimizde, satın aldıkları medya gücüyle ‘’Milliyetçiliği,
Atatürkçülüğü, Türk olmayı’’ bağnazlık olarak sayıp, bizleri ise çağ dışı
görmekteydiler. 15 Temmuz ve sonrasında uyanan ve bir daha din adına milletin
ruhunu ve devletin kademelerini işgal etmeye kalkıp; atalarımızın kanıyla
sulanmış vatanımıza kast etmeye çalışacak hainler ile bu hainlerin
beslendikleri ‘’Dindarlık’’ cüppesi, gelecek asırlarda balık olarak görülen
ülkemizin yem olarak görmeyeceği ve bağımlılık sağlamayacağı bir acı hatıra
olarak tarihe not olarak düşmüştür.

Kitabımızın konusuna gelecek olur isek, öncelikle;

Rabbim, Anadolu topraklarını, Türk Yurdu ve Ebedi
İslam yapan Mehmetçiğin mekanını Cennet eylesin…! Rabbim Bedrin Aslanlarından
razı olacaktır. Bizlerde bu şanlı ataların torunları olarak, Aziz
Şehidlerimizin bastıkları her karış toprağı baş üstünde taşıyacak. Kıyamet
kopana kadar ‘’Darül İslam’’ olan emaneti, ‘Darül Türk-i İslam’ olarak muhafaza
ederek, ‘’Nizam-ı Aleme’’ And İçeriz!

Anadolu’da ‘’Türk Milletinin / Osmanlı Devleti’nin’’
yapmadığı-yapmış gibi gösterilen. Yurt içinde ve Yurt dışında halen günümüzde
varlıklarını ‘’Mikrop’’ gibi sürdüren ‘’Ermeni Diasporası’’. Türk Milletine
iftiralarda bulunmaktalar.

‘’…Havlayan köpeğin ısırmayacağı malum olduğundan…’’
tek dişi kalmış bu canavara, yurt dışından cerrahi operasyonla takma diş takma
çabasında olan, Çanakkale’de ve Anadolu’da ‘’Osmanlı Tokadı’’ yiyen, ‘’Gayri
İslam ve Gayri Türk’’, yani Yüce Tanrı’nın ‘’…İblisle müşterek çalışan
kavimleri işaret buyurduğu kavimler…’’ Özde İslam ve Müslüman olmayan, haçlı ve
haçlı peşine takılmış Müslüman entarisi giymiş çöl bedevileri baş başa verip,
tüm nefeslerinin kuvvetleriyle ‘’Havlamaktalar…’’.

Aslında ‘’Köpek’’ dediğimiz hayvancağız, İnsan
görünümlü bu mahlukatlardan daha asil, daha sadıkadır. Osmanlı tarafından
‘Teba-ı Sadıka’, yani ‘sadık vatandaş’ olarak tanımlanan, her yerde Türkçe
konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan, Osmanlı yönetiminde çok sayıda bakanı ve
20 bine yakın memuru bulunan Ermeniler, kendi içlerinde Ermeni çete-komiteler
ile çeşitli ülkelerin Osmanlı’yı parçalama emellerine alet olmuş, sonrada burun
silinen kâğıt mendil gibi bir kenara atılmıştır.

Önceleri Ruslarla birlikte flört edip, gönüllü
alaylar ile Osmanlı’ya karşı savaşan Ermeni çete-komiteler, Millî mücadele
döneminde İngilizlerin / Fransızların, tabir yerinde ise, metresleri
olmuşlardır. Sergiledikleri sadık metres-i muamele ve hallerinden dolayı
‘’Lejyonerlik’’ sıfatına kadar terfi etmişlerdir. Bu terfiyi almak için,
sahibine sadık bir ‘’Köpek’’ misali 2,5 Milyon Türk’ü Katletmişler. 200 bin
Ermeni çete-komite mensubuda telef olmuştur.

Anadolu’nun en küçük yerleşim birimleri bile yakılıp
yıkılmış, büyük sevdalar ile kışkırtılan Ermeni çete-komiteler, sonunda Batılı
efendileri tarafından kaderlerine terk edilip, tabir yerinde ise, metreslik
yaptıkları Batı’lı ülkeler ile Anadolu’dan kaçmışlardır…

Anadolu’da yaptıkları katliamları, günümüzde kaçarak
yamandıkları Batı’lı Ülkelerin kucağında, ‘Dünyada Kamuoyu’ oluşturmak
gayretiyle, hem kendilerini aklamak. Hem de yaptıkları katliamları ‘’Türk
Milletine’’ meal etmeye devam etmektedirler. Anadolu insanının ve Türk
Milletinin ahlakı ‘’Kahpeye bile KAHPE’’ demez/ diyemez iken. Soysuzca yapılan
iftiralar devam etmektedir.

Asil Türk Milleti ve Müslüman Anadolu halkı
‘’Kahpe’’ diyemez/demez.

Lakin, günümüzde kabirlerinin çoğu bile bilinmeyen,
Anadolu’da katledilen ‘’Türk/ Müslüman/ Kürt/ Çerkes/ Musevi adına
‘’…sessizlerin ahına karışarak…’’Ne Mutlu Türk’üm!’diyerek, bir Türk olarak;
‘’-Heyy, Ermeni Komitacılar, Ermeni Diasporacıları…Ve sizleri yatak odalarında
ağırlayan Batılı kocalarınız… Sizlere diyorum…!
’’KAHPESİNİZ-KATİLSİNİZ-ŞEREFSİZSİNİZ!’’

Elinizdeki eser, geçmişte
Türk-Müslüman-Kürt-Çerkes-Musevi’lere Anadolu’da yapılan ‘’Katliam/ Soykırım/
Kahpeliğinin’’ arşiv belgelerini barındırmaktadır. Yüce Tanrı, Çocukların,
Kadınların, Osmanlı Askerlerinin, Türk Milletinin, Müslümanların kanını akıtan
zalimlerin cezasını hem bu dünyada hem ahirette versin.!

Ermeni Komitacılar/ Ruslar/ Fransızlar/ Gürcüler
tarafından katledilen Mazlum ve Asil Türk/ Müslüman/ Kürt/ Çerkes/Musevilere,
Tanrıdan Rahmet diliyorum.

Elinizdeki ‘Araştırma-İnceleme’’ Kitabının kullanım
hakkı ‘Türk Milletinindir’’. Okuyucu istediği kadar çoğalta bilir ve paylaşa
bilir. Kitap içerisinden istediği alıntıyı yapıp kitabı kaynak göstere bilir.
Bu konuda herhangi bir ücret talebim yoktur.

Paylaşalım-Çoğaltalım-OKUTALIM!

Saygılarımla

Emrah BEKÇİ

Araştırmacı/ Yazar/ Yönetmen

2018-TÜRKİYE




















































































































































E-KİTABI BURADAN İNDİREBİLİRSİNİZ.