SİNAN MEYDAN : DERSİMDE ZEHİRLİ GAZ KULLANİLDİ İDDİASİNA
CEVAP !!!!!! SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ ????
 

16 Aralık 2019




1 Aralık 2019 Pazar gecesi Alman ARD kanalında
“Unutulan Katliam: Atatürk Alevileri Nasıl Öldürdü?” adlı bir belgesel
yayımlandı. Thorsten Mack ve Karaman Yavuz’un hazırladığı 6 dakikalık
belgeselde şöyle denildi: “Türk arşivlerinde bulunan 1937 tarihli önemli bir
belge Dersim’den sorumlu generalin zehirli gaz talebinden sonra Nazi
Almanya’sına 20 ton zehirli gazın ısmarlandığını gösteriyor. Kemal Atatürk
Türkiye’yi modern ulus devlet haline getirirken Hitler’le birlikte çalıştı
katliam yaptı!”


Bugün Alman ARD kanalının bu çirkin iddiasına
cevap vereceğim!


“DERSİM’DE ZEHİRLİ;GAZ” İDDİASININ TARİHİ


Alman ARD kanalında gündeme getirilen bu
“zehirli gaz” iddiası yeni değil; Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlarının 50 yıldır
dile getirdikleri bayat bir iddia bu!


Bu iddiayı yıllar önce ilk olarak Nuri Dersimi
“İntikam! İntikam! İntikam! (…) Kürdistan denen ana yurdun kurtuluşu için
intikam!” diye haykırdığı “Kürdistan Tarihinde Dersim” adlı propaganda
kitabında ortaya attı. (1) Daha sonra harekat sırasında Ankara’da olan ancak
yıllar sonra anılarında harekatı görmüş gibi anlatan İhsan Sabri Çağlayangil
siyaseten “CHP’yi lekelemek için” bu zehirli gaz iddiasını tekrarladı. (2)
2011-2014 arasında birçok gazete bu iddiayı dile getirdi. Alman ARD kanalından
önce -son olarak- Mayıs/Haziran 2019’da Dersim Gazetesi’nde “Zehirli Gaz
Belgelerini Açıklıyoruz!” başlığıyla zehirli gaz iddiası dillendirildi.
Manşetten verilen belgede Türkiye’nin Almanya’dan gaz ABD’den uçak istemesi
bunların alınıp Dersim’de kullanıldığı biçiminde çarpıtılarak yorumlandı.
Oysaki o belgede istenen gazın alındığına ve Dersim’de kullanıldığına ilişkin
hiçbir ifade yok.


Nisan 1915’te Almanlar Belçika Ypres’te zehirli
gaz kullandılar. (3) I. Dünya Savaşı sırasında zehirli gazlar nedeniyle 1
milyona yakın tıbbi vaka gerçekleşti 90 bin insan öldü. (4)


17 Haziran 1925 tarihli Cenevre Protokolü’nde
boğucu zehirli gazların savaşlarda kullanılması yasaklandı. (5) Türkiye bu
yasak kararını 1929’da kabul etti. (6)


Ancak Cenevre Protokolü zehirli gazların
kullanılmasını engelleyemedi: İspanyollar Fas’ta İspanya karşıtı sivillere
hardal gazıyla saldırdı. (7) 1935’te İtalya Habeşistan’a saldırdığında zehirli
gaz kullandı. Bu nedenle 1930’larda pek çok ülke zehirli gazlara karşı “aktif”
ve “pasif” korunma önlemleri almaya başladı. İşte o ülkelerden biri de
Türkiye’ydi.


Türkiye 1927-1939 arasında zehirli gazlara
karşı şu “pasif korunma önlemlerini” aldı:


1927’de “Muharebe Gazlarından Korunma Talimatı”
yayımlandı.


1928’de “Cephe Gerisinin Havaya (Gaza) Karşı
Korunması Talimatnamesi” yayımlandı.


1931’de “Halk İçin Havaya (Gaza) Karşı Korunma
Talimatı” yayımlandı.


Bu talimatlara göre il ilçe ve bucaklardaki
askeri ve mülki amirler havaya (gaza) karşı gerekli tüm önlemleri almakla ve
halkı bilgilendirmekle görevlendirildi.


1932’de Ankara Mamak’ta bir kimya
laboratuvarı açıldı.


1933’te “Hava Hücumlarından
Korunma Cemiyeti” kuruldu. Bu cemiyet 1934’te “Cankurtaran” adlı bir dergi
çıkardı. Dergi halkı zehirli gazlara karşı uyardı.


1933’te “Zehirli ve Boğucu Gazlar
ve Hava Hücumlarından Korunma İşleri Müdürlüğü” kuruldu.


1934’te “Zehirli Gazlarla Bunları
Kullanmaya Mahsus Vasıtaların Memlekete Sokulması ve Yaptırılmasını Yasaklayan
Kanun” kabul edildi.


1934’te hava taarruzlarına karşı
halkı bilgilendirmek ve savunma önlemleri almak için İçişleri Bakanlığı’na
bağlı “Seferberlik Müdürlüğü” kuruldu.


1935’te Türk Hava Kurumu’nun
(THK) 6. Kongresi’nde konuşan Başbakan İsmet İnönü “Türkiye’nin hava (gaz)
tehlikesine maruz olduğunu bilmeliyiz ve söylemeliyiz” diyerek halkı THK’ya
yardıma çağırdı.


1935’te “Kimya Harbinden
Korunmaya Mahsus Kanun” çıkarıldı.


1935’te “Hava Taarruzlarına Karşı
Korunmada Yurt Sıhhat İşleri Talimatı” hazırlandı.


1935’te Sağlık ve Sosyal Yardım
Bakanlığı “Hava ve Zehirli Gaz Mücadele Şubesi” oluşturuldu.


1935’te THK “Hava (Gaz)
Tehlikesini Bilenler Üyeliği” başlattı. Bu kampanyaya katılanlar THK’ya uçak
alımı için yardım edecekti. Kampanyaya Atatürk ve İnönü de katıldı.


1935’te “Vilayetlerde Açılacak
Zehirli Gazlardan Korunma Kursları Hakkında Talimat” çıkarıldı. 1935’ten
itibaren yurdun her tarafında önce asker sivil resmi görevliler; öğretmenler
öğrenciler doktorlar sonra halk için hava saldırılarından ve zehirli gazlardan
korunma kursları açıldı. Kurslara katılmayanlara para cezası verilecekti.
1935’ten itibaren okullarda zehirli gaz dersleri ve konferansları verilmeye
başlandı. 1935’te İstanbul’da “Hava (Gaz) Tehlikesi Mitingi” yapıldı.
Anadolu’da da pek çok ilde ve ilçede hava (gaz) tehlikesi konusunda halkı
bilinçlendirmek için toplantılar yapıldı konferanslar verildi. Bu
toplantılardan biri de 1936’da Dördüncü Umum Müfettiş ve Tunceli Valisi
Abdullah Alpdoğan tarafından Elaziz’de yapıldı. (8). Atatürk düşmanları 1936’da
Elazığ’daki “bu pasif korunma toplantısını” bile “Dersim’de gaz kullanıldığının
belgesi!” diye pazarlamaktan çekinmediler.


1935’ten itibaren zehirli gazlar
konusunda halkı bilgilendirmek için sergi afiş ve broşürler hazırlandı.
“Sıhhiye Mecmuası” “Kızılay Mecmuası” “Havacılık ve Spor” “Türk Hava Mecmuası”
“Ülkü” gibi pek çok dergide zehirli gazlar konusunda yazılar çıktı. ; Örneğin
1934-1935’te Ülkü dergisinde Hikmet Rıfat “Zehirli Gazlar” adlı bir yazı
dizinde tüm zehirli gazları halka tanıttı. (9) Bu konuda çok sayıda kitap
çıktı. Neredeyse her hafta gazetelerde zehirli gazlar konusunda halka bilgi
verildi. Ağaçlandırma çalışmaları yapıldı.


1935’te Ankara’da Kızılay Gaz Maskesi Fabrikası
açıldı. Fabrikada yılda 300 bin maske üretilecekti. Burada yapılan maskelere
“Türk Halk Maskesi” veya “Kızılay Maskesi” adı verildi. Gaz maskesi satışını
artırmak için kampanyalar düzenlendi.


1935’ten itibaren gaz saldırılarına karşı
sığınaklar yapmak için çalışmalara başlandı. Yeni yapılacak tüm binalara
sığınak zorunluluğu getirildi.


1936’da “Savaş Zamanlarında Işıkların
Söndürülmesi ve Karartılması Talimatnamesi” hazırlandı.


1937’de “Hava Müdafaa Genel Komutanlığı”
kuruldu.


1937’de “Gaz Genel Komutanlığı” kuruldu.


1938’de “Vilayet Hava Korunma Komisyonları”
kuruldu.


1938’de “Hava Taarruzlarına Karşı Korunma
Kanunu” kabul edildi. (10).


Atatürk Türkiye’si II. Dünya Savaşı öncesinde
zehirli gazlara karşı aldığı bu “pasif korunma” önlemleriyle kendi halkını
korumak istedi. Bütün bu çalışmalar insanı “öldürmek” için değil “yaşatmak”
için yapıldı.


Alman ARD kanalının “Türkiye Dersim’de zehirli
gaz kullandı!” iddiası 1937’de Türkiye’nin Almanya’dan gaz istediğini gösteren
bazı arşiv belgelerine dayanıyor. (Bu belgeleri internette görebilirsiniz). ARD
bu gazın “Dersim’de Alevileri katletmek için istendiğini!” söylüyor. Oysaki
istenen gazların alındığını ve dahası Dersim’de kullanıldığını gösteren bir
belge yok.


Peki o zaman “Neden Türkiye 1937’den itibaren
yurt dışından gaz istedi?” Çünkü 1930’ların sonlarında birçok ülke hava (gaz)
saldırısına karşı “pasif” ve “aktif” korunma önlemleri alıyordu. İşte Türkiye’nin
II. Dünya Savaşı’nın ufukta göründüğü 1937’de ve 1938’de yurt dışından “gaz
istemesi” de muhtemel bir hava (gaz) saldırısına karşı bir “aktif korunma”
önlemiydi.


1925 Cenevre Protokolü’ne rağmen bazı Avrupa
ülkeleri zehirli gaz üretimine devam ettiler. Uzmanlar geleceğin savaşlarında
zehirli gazların kullanacağını söylüyordu. (11) 1931’de “Havacılık ve Spor”
dergisindeki “Zehirli Gaza Karşı Sivil Halkı Ne Şekilde Koruyabiliriz?”
başlıklı bir makalede aynen şöyle deniliyordu: “Almanya Amerika İtalya Fransa
İngiltere Rusya bütçelerinden gaz yapmak için milyonlarca lira ayırıyorlar.
Muharebede hiçbir kuvvet bu hükümetleri gaz kullanmaktan men edemeyecektir. ”
(12).


1930’larda “zehirli gaz” en tehlikeli savaş
silahı olarak görülüyordu. Nitekim 1935’te İtalya Habeşistan’da zehirli gaz
kullandı.


Atatürk 1 Kasım 1935 tarihli meclisi açış
konuşmasında şöyle dedi: “Son uluslararası olaylar Türk milleti için kuvvetli
bir hava ordusunun ne denli önemli olduğu konusunda bir kanıt olmalıdır. Çok
emekle kurduğumuz canımızla korumaya ant içtiğimiz kutsal yurdun havadan
saldırılara karşı güvenlik altında bulunması demek bize saldıracakların kendi
yurtlarında bizim de aynı zararları yapabileceğimize güvenimiz demektir…” (13)
Görüldüğü gibi Atatürk Türkiye’ye saldıracakları caydırabilmek için “kuvvetli
bir hava ordusuna” sahip olmamız gerektiğini belirtiyordu. İşte bu “güçlü hava
ordusunun” silahlarından biri de gazdı. Türkiye işte böyle bir ortamda II.
Dünya Savaşı öncesinde “aktif korunma için” gaza sahip olmak istedi.


Türkiye Atatürk’ün de imzaladığı 07.08.1937
tarihli bir Bakanlar Kurulu kararıyla Alman şirketlerden bazı zehirli gazlar
ile bunları uçaklara doldurma aygıtı satın almaya karar verdi. 18. 08. 1938
tarihinden itibaren gaz üreticisi Alman şirketlerle görüşmelere başlandı. Ancak
görüşmeler sonuçsuz kaldı.


Bunun üzerine Türkiye 20.03.1938’den itibaren
hem “gaz” hem de bu konuda “uzman” isteğiyle gaz üreticisi bir İngiliz
şirketine başvurdu. Ancak İngiltere bu gazları ve gaz uzmanını ancak 1939 Nisan
ayı sonunda gönderebileceğini bildirdi. (14) Bilindiği gibi II. Dersim Harekatı
1938’de gerçekleştirildi. O sırada Türkiye’nin elinde zehirli gaz yoktu.


Gaz Şube Müdürü Nuri Refet Bey hava birlikleri
için gaz satın almak gazlı bomba yaptırmak için Almanya’ya gönderildi. Zehirli
gazlardan korunmak için Almanya’dan gaz sığınak uzmanı Dr. Scossberger
Türkiye’ye getirildi. Gaz konusunda bilgi almaları için Bnb. Ethem ve Tğm Şaban
Emül 1.5 ay Almanya’da eğitime gönderildi. (15) Ayrıca hava hücumlarından
korunma uzmanı Alman Hamsley de Türkiye’ye getirildi. (16).


Türkiye ufukta görünen II. Dünya Savaşı’na
hazırlıksız yakalanmak istemiyordu. Bir taraftan “pasif korunma önlemi” olarak
zehirli gazlardan korunmak diğer taraftan “aktif korunma önlemi” olarak zehirli
gazlara sahip olmak istiyordu. Başka türlü “caydırıcı” olamazdı.


Demem o ki Türkiye’nin kendi halkını gaz
saldırısından koruma çabasının (aktif korunma önleminin) belgelerini “Dersim’de
zehirli gaz kullanıldığının kanıtı!” diye pazarlıyorlar.


1- Nuri Dersimi Kürdistan Tarihinde Dersim
İstanbul 1994 s. 306. ;


2- Turgut Özakman Cumhuriyet Türk Mucizesi
İkinci Kitap s. 809-810.


3- Havacılık ve Spor 15 Nisan 1931 S. 45 s.
740.


4- Bülent Bakar Hava Taarruzlarına Karşı
Türkiye’de Pasif Korunma İstanbul 2019 s.17 23 24.


5- Havacılık ve Spor S. 45 s. 741.


6- Resmi Gazete 20.01.1929.


7- Bakar s.20.


8- Cumhuriyet 28. 6 1936.


9- Ülkü 1934-1935 S.14-17.


10- Bakar s. 21-179. Sabit Çetin İkinci Dünya
Savaşı’nda İstanbul ve Trakya’da Alınan Tedbirler: Pasif Korunma ve Tahliye
Basılmamış Yüksek Lisans Tezi Ankara 2008 s. 12-60.


11- Türk Hava Mecmuası 15 Kanunuevvel 1928 S.
62 s. 930 931.


12- Havacılık ve Spor 1 Nisan 1931 S.44 s.724.


13- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri Ankara 2006
s. 834-835.


14-; Cengiz Özakıncı ”İngiliz Devlet Arşivinden
Gizli Belgelerle Kanıtlıyoruz: Dersim’de Zehirli Gaz Kullanılmadı” Bütün Dünya
1 Haziran 2012 s. 73-77. ;


15- Hakan Arslantürk Cumhuriyet Döneminde
Türkiye’de Sivil Savunmanın Tarihi Gelişimi Basılmamış Doktora Tezi Ankara 2005
s. 44 Çetin s.15 Bakar s. 64.


16- Bakar s.204.




LİNK : https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/dersimde-zehirli-gaz-kullanildi-iddiasina-cevap-siz-kimi-kandiriyorsunuz-5511341/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet