SOYKIRIMLAR & KATLİAMLAR & SÜRGÜNLER

Hocalı’nın
büyüyemeyecek çocukları

“ Yabancıların tatlı vaatleri için yaşadığı topraklara ihanet
eden milletlerin tarih boyunca yüzü gülmedi. Kandırılan, milli duyguları
sömürülen etnik kimliklerin duçar oldukları dertten kurtuluş olarak gördükleri
terör ise çözüm getirmediği, derde deva olmadığı gibi insanlığı da beraberinde
katlediyor… „ Yüzlerini kapattıkları minnacık parmakları ateşli silahla
acımasızca delik-deşik edilmiş sabiler, tecavüze uğrayan 7-8 yaşındaki ana
kuzusu kız çocukları, duvara çivilenerek hayatta ne kadar kalabilir diye ölümü
üzerine iddiaya girilen 12 yaşındaki çocuk, yanında kız kardeşine tecavüz
edilen delikanlının bu acıya dayanamayıp canına kıyarak son vermesi, cesetlerin
varlığına dahi tahammül edilemeyerek param parça edilmesi… Özetle,Ermeni
ahlaksızlığının insanı insan olmaktan utandıran şerefsizliğinin tescilli
belgesidir Hocalı Soykırımı… 26 yıl önce 26 Şubat 1992’de gözünü kan nefret kin
bürümüş Ermeni teröristleri, Azerbaycan da Garabağ’da Hocalı adlı bir ili
haritadan sildiler… Yaşlı, genc, kadın, erkek demeden katlettiler, yaktılar,
tecavüz ettiler… O topraklarda masum Azerbaycan Türklerinin kanı , O dağlarda
imdat diye bağıranların sesi , O yok edilen mezarlıklarda ağıt yakan ruhların
sessiz harayı var… Garabağ’da okunan son ezanın ses kaydını dinledim dün gece…
Kelimelerin anlatmakta yetersiz kaldığı acıyı, kahrı, hüznü yaşadım… Türkiye
‘de o gün yaşananların anılacağı, anlatılacağı toplantılar yapılıyor Hocalı
Soykırımı haftasında… Tıpkı dünyaya geldiğim Can Azerbaycan’ın dört bir
tarafında yapılan yüzlerce Hocalı’yı anma toplantıları gibi acıyla yad ediyoruz
yaşananları… Her geçen sene toplum daha fazla bilgi sahibi oluyor bu insanlık
suçu hakkında. Bu bilgilendirme sayesinde tüm Türkiye öğrenmiş oldu ki: Hocalı
Soykırımı faillerinden olan Ermenistan Devlet başkanı Serj Azati Sarkisyan Yurt
dışında bir gazeteye verdiği demecinde, sırıtarak: “Karabağ’da, Azerbaycanlılar
bizden böyle bir hareket beklemiyorlardı ama biz yaptık” ifadelerini
kullanabilen, kendisinin ve arkadaşlarının gerçekleştirdiği katliamı marifetmiş
gibi anlatan bir teröristtir.

Zori Balayan, Silva Kapitukyan, Serj Sarkisyan yargılanmaları
gereken savaş suçlularıdır. Ermeni sorunu adı altında bu topraklara uzak
topraklardan ithal edilen ve çepeçevre dört tarafa döşenmiş mayın yüz elli
yıldır ayak bastıkça patlamaya can almaya, kan dökmeye devam ediyor… Rus,
İngiliz, Fransız, Amerikan belgeleri bu sorunun bölgeyi ele geçirmek isteyen
emperyalizmin yapay bir şekilde kurguladığı kanlı oyun olduğu konusunda
hemfikir. Ermeni siyaset bilimcisi A.F.Myasnikyan’a göre “İngiltere, Fransa,
Amerika Ermeni halkı veya Taşnakları sevdikleri için ve tatmin olmalarını
istedikleri için Sevr’i, “Büyük Ermenistan” ı onlara vaat etmediler, Doğu’daki
hegemonya arzuları, Musul petrollerine sahip olmak için Ermenileri kullanarak
bunları vaat ettiler. Türkiye bu baskılara boyun eğmedi, emperyalizme
başkaldırdı. Taşnaklar ve Ermeni milliyetçiler öylesine, elleri boş ortada
kaldılar…” Yabancı devletler tarafından tatlı vaatler karşılığında üzerinde
yaşadığı topraklara ihanet etmiş olan milletlerin tarih boyunca yüzünün
gülmediği bilinen bir gerçektir. Kandırılan, milli duyguları sömürülen etnik
kimliklerin duçar oldukları dertten kurtuluş olarak gördükleri terör ise çözüm
getirmediği, derde deva olmadığı gibi insanlığı da beraberinde katlediyor…
Ermeni Sorunu, Kürt Sorunu olarak emperyalist güçlerin kendi çıkarları için
piyasaya sunduğu sorunlar beraberinde Ermeni terörünü ve Kürt terörünü
getirmiş, diyalogu ortadan kaldırmış ve bu toplulukların zarar verdiği
devletler kadar kendi milletlerini de perişan etmiştir. Bilimsel tedavüle ilk
kere 1990 yılında Azerbaycanlı ordinaryüs Profesör Ziya Bünyadov tarafından
sunulmuş olan ve Bakü’de Elm Yayınevi tarafından Rusça yayımlanan Taşnak Ermeni
Hükümeti Başbakanı Kaçaznuni’nin itirafları büyük devletler tarafından “ büyük
oyunlara”alet edilerek sonrasında paçavra gibi bir kenara fırlatılan, kaderine
terk edilmiş küçük bir milletin acılı tarihinin hikâyesidir. Keza yakın
zamanlarda Kürt halkını tıpkı bir zamanlar Ermenilere verilmiş vaatler gibi
büyük vaatlerle boşuna ümitlendiren Batı’nın Irak Kürdistan Yönetimi Başkanı
Barzani’yi referandum sonrasında ortada bırakmaları emperyalizmin maşa olarak
kullandığı milletlere karşı değişmeyen riyakâr politikasının somut
göstergesidir. Batı’nın bu tutumunu Fransız diplomat Tissot, olayların ardından
itiraf gibi bir açıklama ile Barzani’yi yanlış yönlendirdiklerini ve yalnız
bıraktıklarını şöyle itiraf etti: “Barzani son akşam yemeğinde gibiydi. Elmayı
kendisi yedi.” dedi. Barzani’yi havarilerinin ihanetine uğrayan Hz. İsa’ya
benzeten Tissot, IKBY liderinin sonunun böylece geldiğine işaret etti.

Büyük Devletlerin bir arada yaşamaya devam eden milletlerin
içine uzaklardan uzanan “maharetli elleri “ile gerçekleştirdiği tüm
operasyonlardan geriye ihanet, hayal kırıklığı, toplumsal infial kalsa da tarih
tekerrür ediyor ve aynı hatayı yapmakta ısrar edenlerin sayesinde bu topraklar
kin nefret ve sevgisiz yaşayanların ortak kaderine boğun eğmek zorunda kalıyor.
Batılı Devletler ile bölgemizdeki sorun addedilen etnik kimlikler (Ermeni/
Kürt) arasındaki ilişki Marx’ın kapitalizm (emperyalizm ) için tanımladığı
DİYALEKTİK İLİŞKİ’dir: “İki olgu kendi varlıkları içinde birbirlerine muhtaçsa
yani birinin varlığı diğerine dayanıyorsa ama aynı zaman da bu iki olgu
birbirine zıtsa burada diyalektik bir ilişki var demektir.” Ermeni Sorunu ile
Batılı devletler arasındaki ilişki “kendi varlıkları içinde birbirlerine
muhtaç” ve “birinin varlığı diğerine dayanmakta olan” ilişkidir. Yüzyıl arayla
coğrafyamızda yaşadığımız bu iki örnek bize ihanet edenlerin aslında ihanetin
bedelini en ağır ödeyenler olduğu hakikatini öğretmiş oldu… 26 Şubat 1992
senesinde modern dünyanın gözü önünde gerçekleşen vahşi Hocalı katliamından tam
25 buçuk yıl sonra 4 Temmuz 2017, saat 20.40’da Azerbaycan’ın Füzuli ilinin
Alhanlı köyünde elli yaşındaki büyük annesinin uyutmak için ninni söylediği
Zehra bebek bir buçuk yaşında iken emperyalist güçlerin bir buçuk asır önce
menfaat ve çıkar ilişkileri için yaratmış oldukları Ermeni meselesi adlı bir
sorunun kurbanı oldu. Torununu şefkatle sarmalayan büyük anne minik bebeği
yaşatmak için vücudunu siper etse de otomatik silahla acımasız şekilde taranan
iki candan, birbirine sarılarak hayatını kaybeden o masumlardan geriye yüz
karası olarak insanlık tarihine geçen bebek katliamı kaldı… Hocalı Soykırımında
Ermenilerce katledilen yüzü aşkın hiç büyümeyecek çocuklar safında yer aldı
Zehra bebek… Bu sorun gerçekten kimin sorunudur? “Amacımız, tüm Avrupa’nın
önünde Ermenilerin Türk baskısının mağdurları olarak sergilenmesidir”
ifadesiyle tam yüz yıl önce rapor yazan Çarlık Rusya’sının İstanbul Büyükelçisi
Gris ‘in arzuları Avrupa’da parlamentoların aldığı kararlar sayesinde
gerçekleşiyor mu?








Soruyorum; Bir buçuk yaşındaki Zehra bebek hangi sorunda nefer,
hangi davada taraf idi? Hangi sorun, hangi dava bebek katili olmaya itebilir ki
insan adlı canlıyı ? Adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olarak neden
belgeli, tanıklı, sanıklı Hocalı Soykırımına sessiz kalıyor Batı dünyası?
Hollanda Parlamentosu’nun aldığı son karardan sonra Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nde Hocalı Soykırımı yasa tasarısının ivedilikle çıkarılması elzemdir.
Hocalı’da yaşananlar hukuki ve siyasi açıdan “Soykırım”dır…Bir millet kendi
tarihi topraklarından tamamıyla uzaklaştırılmıştır. Bu topraklar
soykırımcıların işgali altındadır. Soykırıma, Soykırım denilmesi gerekiyor…
“Katliam” ifadesi yaşananları ve bunlar yaşanırken mevcut olduğu itiraflarla ve
emir-komuta zincirindeki ifadelerle sergilenmiş “bir ırkı tamamen yok etme”
kastını karşılamıyor. Bugün Karabağ halkı topraklarına geri dönemiyorsa,
soykırım kurbanlarını öldürüldükleri topraklara gömemiyorsa soykırım gözümüzün
önünde devam ediyor demektir. Hocalı’ya Adalet diyebilmemiz için önce hukuki
olarak adaletin tecellisini gerçekleştirmeliyiz, bu hem bir millet iki devlet
inancımız için hem de insani olarak vazifemizdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir