SOYKIRIMLAR & KATLİAMLAR & SÜRGÜNLER

İLETEN : Cesuryorum – cesuryorum@gmail.com

Hocalı’da
Neler Yaşandı ? 

Ermenistan Silahlı
Kuvvetleri; 1992 yılının 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gecesinde, bölgedeki ”366. Alay”ın da desteği ile önce
giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı köyünde sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı
yapmadan resmi rakamlara göre 613 kişiyi katletmiştir. 

Katledilenlerin 83’ü
çocuk, 106’sı kadın ve 7’den fazlası ise yaşlıydı. 

Normalde en şiddetli
savaşlarda dahi savaş dışında tutulan, dokunulmayan bu kesime Ermeniler yaşlı,
kadın ve çocuk demeden acımasız işkenceler yaparak katletmiştir. 

Bu katliamdan toplam
487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış ve
150 kişi ise kaybolmuştur. 

Cesetler üzerinde
yapılan incelemelerde cesetlerin birçoğunun yakıldığı, gözlerinin oyulduğu,
kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği
görülmüştür. 

Aynı vahşetten hamile
kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır. 

Batı Basını’nda Hocalı
Soykırımı.. 

– Krua l’Eveneman
Dergisi (Paris), 25 Şubat 1992 tarihi

: Ermeniler Hocalı’ya saldırmıştır. 

Bütün dünya vahşice
öldürülmüş cesetlere şahit oldu. 

Azeriler binlerin öldüğünden bahsediyor. 

– Sunday Times
Gazetesi (Londra) 1 Mart 1992 tarihi

: Ermeni askerleri binlerce aileyi yok etmiştir. 

– Financial Times
Gazetesi (Londra) 9 Mart 1992 tarihi

: Ermeniler Ağdam’a doğru giden orduyu kurşun yağmuruna
tutmuştur. Azeriler 1200 kadar ceset saymış. Lübnanlı kameraman,
ülkesinin zengin Ermeni Taşnak lobisinin Karabağ’a silah ve asker gönderdiğini
onaylamıştır. 

– Times Gazetesi (Londra)
4 Mart 1992 tarihi
: Birçok insan çirkin hale getirilmiş, masum kızın sadece kafası
kalmış. 

– İzvestiya Gazetesi
(Moskova) 4 Mart 1992 tarihi
: Kamera kulakları kesilmiş çocukları gösterdi. Bir kadının
yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin kafa derisi soyulmuştu. 

– Le Monde Gazetesi
(Paris) 14 Mart 1992 tarihi
: Ağdam’da bulunan basın mensupları, Hocalı’da öldürülmüş kadın ve
çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları çıkarılmış üç kişi
görmüşler. 

Bu, Azerilerin
propagandası değil bir gerçektir. 

– İzvestiya Gazetesi
(Moskova) 13 Mart 1992 tarihi

Binbaşı Leonid
Kravets: ”Ben kendim tepede yüze yakın
ceset gördüm. Bir erkek çocuğunun kafası yoktu. Her tarafta
işkenceyle öldürülmüş bayan, çocuk ve yaşlılar vardı.” 

– Valer Actuel Dergisi
(Paris) 14 Mart 1992 tarihi
: Bu ‘özerk bölgede’ Ermeni
silahlı birlikleri yakın doğuda üretilmiş yeni teknolojiye, ayrıca helikoptere
sahiptiler. 

ASALA’nın Suriye ve
Lübnan’da askeri kamp ve silah depoları vardır. 

Ermeniler yüzden fazla
Müslüman köyüne saldırı düzenlemiş ve Karabağ’daki Azerbaycanlıları
öldürmüşler. 

– R. Patrik, İngiliz
Muhabir (olay yerinde bulunmuş)
: ”Hocalı’daki
vahşiliklere dünya kamuoyunda hiçbir şekilde hak kazandırılamaz!!!” 

– Golos Ukraini-V
Stacko: 

Savaşın yüzü
olmuyor. Yalnız çokça maske, kanlı gözyaşları, ölüm, bedbahtlık,
yıkımlar. Hocalı’da bebekleri ne için katlettiler, ya anneleri? Allah
insanı cezalandırmak isteyince onun aklını alıyor.

– Nie Gazetesi:
(Bulgaristan) Violetta Parvanova: ”Hocalı
insanlığın faciasıdır.” 

– 3 Mart 1992’de BBC
Morning News saat 07.37 yayınında durumu şöyle aksettirmiş; 
”Canlı
yayın muhabirimiz 100 den fazla Azeri erkek, kadın ve bebek dahil olmak üzere
çocuk cesetleri gördüğünü ve bunların başlarına yakın mesafeden ateş edilerek
öldürüldüğünü rapor ediyor.” 

– 16 Mart 1992 tarihli
Newsweek’te Pascal Privat ve Steve Le Vine tarafından hazırlanan haberde
katliam şu şekilde yansıtılmış
: ”Geçtiğimiz hafta
Azerbaycan yine bir morgun mahzeni gibiydi; bir caminin arkasına geçici olarak
kurulmuş morga sürüklenerek getirilmiş düzinelerce ceset ve yas tutan
mülteciler… 

Bunlar
25 ve 26 Şubat tarihinde Ermeni kuvvetleri tarafından istila edilen Yukarı
Karabağ bölgesindeki Hocalı köyünün Azeri sakinleriydi. 

Cesetlerin
çoğu kaçmaya çalışırken yakın mesafeden vurulmuştu, bazılarının yüzleri
paramparça idi, bazılarının kafa derileri yüzülmüştü…” 

– Human Rights Watch : Hocalı
katliamını Karabağ’ın işgalinden bu yana cereyan eden en kapsamlı sivil kırımı
olarak nitelendirilmiştir. 

– Amerikalı gazeteci
Thomas Goltz
: ”Fotoğrafçı arkadaşım
öyle etkilenmişti ki fotoğraf çekebilmesi için kendisini objelerin üzerine
doğru itmem gerekiyordu. 

Cesetler,
mezarlar, evet hepsi mide gerektiriyordu. Ama olanları anlatmak, dünyaya
duyurmak gerekliydi. 

Hayatta
kalanları bularak hemen orada neler dediklerini kaydettik. 

Bazı
cesetleri tanımaya çalıştım ama yüzlerinden vurulanlar, tanınmayacak halde olanlar
vardı. Bazılarının kafa derileri yüzülmüştü.” 

– Hocalı katliamına
tanık olan ve daha sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan,’For
the Sake of Cross’ (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında (Sayfa: 62-63) vahşeti
şöyle anlatıyor: 

”…Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla
görevli Ermeni grup, Hocalı’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100
Azeri ölüsünü getirip yığdı. 

Son
kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden
yaralıydı. Yüzü morarmıştı. 

Soğuğa,
açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes
alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. 

O
sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne
fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. 

Bana
sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim
bir şey yoktu. 

Ben
Şuşa’ya döndüm. Onlar Haç’ın hatırı için savaşa devam ettiler.” 

Uluslararası
Tepkiler.. Bütün dünyanın gözleri
önünde gerçekleşen bu katliama BM, AB gibi uluslararası kuruluşlar gereken
özeni göstermemişlerdir. 

Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyi genel olarak 1993 yılı
Nisan-Kasım aylarında 822, 853, 874, 884 sayılı kararları kabul
etmiştir. Bu kararlarla Azerbaycan topraklarının Ermeniler tarafından
işgal edildiği belirtilmiştir. 

İşgalin sona
erdirilmesi için bugüne kadar bir çaba gösterilememiştir.

Avrupa Konseyi
Parlamenter Meclisi’nin 25 Ocak 2005 tarihli ve 1416 sayılı kararında
Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarını halen işgali altında tuttuğu da
belirtilmiştir. 

Gelişmelere seyirci
kalan BM ve Batılı devletler, Ermenilerin yaptıkları katliamlara ve işgal
hareketlerine ciddi bir tepki göstermemişlerdir. 

Ermenilerin Mayıs
1992’de Nahçıvan’a saldırmalarından sonra Türkiye 1921 Kars Anlaşması
çerçevesinde bölgeyi korumak için askerî müdahalede bulunabileceğini
açıklamıştır. 

7
Mayıs 2003’de, İngiltere’de yaşayan Azerileri temsil eden
‘Vatan’ örgütünün gönderdiği mektuba, Dışişleri Bakanlığı
Uluslararası İşbirliği Komitesi’nden gelen cevabi mektupla, İngiliz
Hükümeti’nin Hocalı katliamını çok taraflı olarak incelediği ve Ermeni
askerlerin yaptıkları katliamı ‘insanlığa
karşı işlenmiş bir suç’ olarak kabul ettiği belirtildi. 

Ayrıca, ABD Kongresi’nin Uluslararası İlişkiler
Komisyonu Üyesi Don Barton, Kongreyi ‘Hocalı Soykırımı’nı tanımaya çağırmış ve Temsilciler Kurulu’nun
toplantısında yaptığı konuşmada,
”Dünyadaki tüm toplumlar bunu bilmeli ve hatırlamalıdır. ABD Kongresi, Hocalı
Soykırımı’nı tanımakla uluslararası toplumun uzun yıllardan beri bu konuyla
ilgili sessizliğini bozacaktır” demiştir. 

1994 yılında iki taraf
arasında ateşkes ilan edilmiştir. 

‘Hocalı
Katliamı’
nı, ”Soykırım” Olarak Kabul
Ettirmek… Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ Bölgesindeki Hocalı köyünde 26
Şubat 1992 yılında yaşanan katliam uluslararası camianın suç olarak kabul
ettiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar kapsamındaki tanımlamalarla birebir
örtüşmektedir. 

Hocalı
Soykırımı’na katılmış Ermenilerin ve onların yardımcıları yaptıkları insan
haklarına ve uluslar arası hukuki antlaşmalara
-
Cenevre Sözleşmesi, İnsan Hakları Beyannamesi, Vatandaş ve Siyasi Haklar
Konusunda Uluslararası Sözleşme, Ateşkes Zamanında ve Askeri Çatışmalar Zamanı
Kadın ve Çocukların Korunması Beyannamesi’ne – karşı olarak işlenmiş bir soykırımdır. 

Ayrıca Hocalı
Soykırımı 9 Aralık 1948’de BM tarafından kabul edilen ve 12 Ocak 1951 tarihinde
yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler’in ”Soykırım
Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmesi” 2.
Maddesinde yer alan ”milli, etnik,
ırkı veya dini bir grubu kısmen veya tamamen imha etme” biçiminde
tanımlanan Jenosit/Soykırım kavramı ile tamamen örtüşmektedir. 

Ermenilerin Hocalı’da
yaptıkları katliam BM Soykırım Anlaşması’nda, Soykırım gerçekleşmiş sayılacağı
koşullarını sayan 2. maddesinde yer alan beş bendin ilk ikisi ile uyum
göstermektedir. 

İlgili maddede
soykırımın gerçekleşmesi için bu bentlerde düzenlenen eylemlerden birinin
yeterli olduğu belirtilmektedir. 

Ermenilerin Hocalı’da
yaptıkları toplu katliam BM Soykırım Anlaşması’nda Soykırımı düzenleyen 2.
maddenin a bendinde yer alan ”bir
grubun üyelerinin katledilmesi” ve b bendinde yer alan ”grup üyelerinin bedeni ve akli açıdan ciddi
biçimde zarar verilmesi” koşulları ile birebir uyuşmaktadır. 

Ayrıca Hocalı
Katliamı, uluslararası hukukta saygın bir yere sahip Nürenberg Mahkemesi
Kuruluş Senedi’nde ve Mahkeme Kararında Tanınan (kabul edilen Uluslararası
Hukuk İlkeleri metninin 6. ilkesinin iki) bendinin de c. fırkasında tanımlanmış
insanlığa karşı işlenen suçlar (Crimes Against Humanity) kapsamında da ele
alınmalıdır. 

Hocalı’da savaş
suçları açsından, diğer suç kategorileri ve uluslararası temel belgeler
açısından da suç işlenmiştir. 

”Hocalı
Soykırımı”
Konusunda Neler
Yapılmalıdır 

Hocalı’da yaşananların
bir soykırım olduğu gerçeğinden hareketle şu hususların yapılması gerektiği
düşünülmektedir… 

Azerbaycan
Devleti Olarak Yapılması Gerekenler: 

Azerbaycan’ın Yukarı
Karabağ Bölgesindeki Hocalı köyünde yaşanan vahşetin bir soykırım olduğunun
uluslararası camiada kabulü için yasal prosedür başlatılmalı ve Azerbaycan
Devleti resmen Lahey Adalet Divanı’na başvurarak 9 Aralık 1948’de BM tarafından
kabul edilen Jenosit Sözleşmesi çerçevesinde dava açmalıdır. 

Başvuruda gerekli
deliller çerçevesinde Ermenistan’ın önceki Devlet Başkanları Robert Koçaryan ve
Levon ter Petrosyan ile mevcut Devlet Başkanı ve eski Savunma Bakanı Serj
Sarkisyan da dahil Hocalı Soykırımı’nı gerçekleştiren bütün siyasi ve askeri
komutanların ismi net biçimde belirtilmeli ve cezalandırılması
istenmelidir. 

Hem Ermenistan
(1993’de) hem de Azerbaycan (1996’da) BM Soykırım Anlaşması’nı imzaladıkları
için bu anlaşma kendilerini bağlamaktadır. 

Örneğin, Bosna Hersek
bu mahkemeye başvurarak Yugoslavya eski Devlet Başkanı Slobadan Miloşeviç’in
yargılanması için dava açmıştır. 

Ve uluslararası
mahkeme Miloşeviç davasında 1995’de Srebrenitsa kentinde yedi bin Boşnak’ın
katledilmesini soykırım olarak kabul etmiş ve sanığı bu suçtan da
yargılamıştır. 

Diğer taraftan
Azerbaycan’ın elindeki petrol kozunu, Hocalı konusunda ve genelde Ermeni sorunu
konusunda etkin bir şekilde kullanması gerekmektedir. 

Türkiye
Cumhuriyeti Devleti Olarak Yapılması Gerekenler: 

Azerbaycan
Parlamentosu; 1994’te Hocalı’da yaşanan katliamı, soykırım olarak kabul
etmiştir. 

Yapılması gereken; her
türlü bilgi ve belgesi olan bu vahşeti, TBMM’nin de soykırım olarak kabul
etmesidir. 

Bununla beraber;
Azerbaycan ile koordine halinde bu konu uluslararası gündeme taşınmalı, Ermeni
sorunu konusunda güçlü bir argüman olarak görülmelidir. 

Ankara’nın Keçiören
Belediyesi resmi olarak 9 Mart 2005’de Hocalı’da yaşanan trajik
olayları”soykırım” olarak tanımış ve bir de soykırım anıtı yapmıştır. 

Diğer yerel
yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler de benzer yola
gitmelidir. 

Türk
ve Azerbaycan Sivil Toplum Örgütleri ve Birey Olarak Yapılması
Gerekenler: 

Türkiye, Azerbaycan ve
dünyanın birçok bölgesindeki Türklerin bireysel ve toplu olarak Lahey Adalet
Divanı’nda dava açmaları sağlanmalıdır. 

Özellikle yakınlarını
kaybeden ve zarar gören Hocalılı kardeşlerimizin bunu yapmalarına önayak
olunmalıdır. 

İmkanı iyi olan
STK’lar ve işadamlarının bu konuya kaynak ayırarak Avrupa ülkelerinin birisinde
bir Hocalı Soykırımı Enstitüsü açılmasına yardım etmeli ve kurulan enstitü
vasıtasıyla bu işler bilimsel bir zeminde incelenmeli ve bu çalışmalara yön
verilmelidir. 

Hocalı Soykırımı gerçeğinin
ve bütünlükte Karabağ veya sözde soykırım (Hocalı soykırımı anlaşılıyor, sözde
olanın ermeni olduğu vurgulanmalı) iddialarının önünde etkili bir set
oluşturmak için ilgili konuları ele alan bilimsel çalışmalar teşvik
edilmelidir. 

Bu çalışmaların
yabancı dillere tercüme edilerek yayımlanması için çaba gösterilmelidir. 

26 Şubat günü
arifesinde bütün dünyada Hocalı Soykırımı ve Karabağ gerçeğini anlatan
sergilerin düzenlenmesi için çaba gösterilmelidir. 

Azerbaycan Milli
Meclisi (Parlamento) her yıl Şubat’ın 26’sını ‘Hocalı Soykırımı Günü’ ilan etmiştir. 

Her yıl Şubat’ın
26’sında saat 17.00’de Azerbaycan halkı Hocalı soykırımının kurbanlarının
hatırasını anma töreni yapmaktadır. 

Bu törenlerin
koordineli bir şekilde bütün dünyada yapılması önemlidir. 

Hocalı Soykırımı’nı
biz kendimize anlatmanın yanı sıra (özelikle biz Ermeniyiz diyenlere) yurt
dışında basılan kitaplar ve açılan sergilerle küresel gündeme çıkmasına
yardımcı olmalıyız. 


















































































































































































































































































































































Bütün bunlarla beraber
bu konuları sürekli gündemde tutmalı, bu konudaki bilgi, belge ve yazıları
paylaşmalı ve dağıtımına yardımcı olmalıyız…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir