SAĞLIK & PSİKOLOJİ & SOSYOLOJİ


İNTİHAR EDEN JAPON
MÜHENDİS HABERİ İÇİN TIKLAYIN : www.milliyet.com.tr/japon-muhendisin-gurur-intihari-gundem-2032990/


Japon ahlakı üzerine kısa bir Analiz




Katolik Hıristiyanlar,
Japonların Hıristiyan olmadıkları halde nasıl bu kadar ahlaklı olduklarını
sorguluyorlar.Ahlak anlayışı, kültürlere ve toplumlara göre farklılık
gösteriyor. Örneğin ülkemizde sokakta öpüşen bir çift gören bazı bireyler,
ahlak elden gidiyor diye yaygara koparırken aynı anda sokağın bir başka
köşesinde bir cinayete tanıklık etseler görmezden geliyorlar. O yüzden bizimki
gibi ülkelerde sevişmek, adam öldürmekten daha ayıp sayılıyor.


 


Japonya’da bir doğal afet
olduğunda (üstelik bu afetlerin boyutları azımsanacak gibi değil) hiçbir Japon,
marketleri, mağazaları yağmalamıyor. Boşalan evleri soymuyor. Stok yapmıyor.
Markette 2 ürün kalmışsa ikisini de satın almıyor, diğerini bir başkası alsın
diye bırakıyor. Devletlerinin dağıttığı yardımları stoklayıp, ihtiyacı olanlara
fahiş fiyatlarla satmıyorlar. Ölü soymuyorlar. Felakette ölen insanların
cesetlerini naklen yayın araçları ile yayınlamıyorlar, gösterişli olsun diye
devlet büyüklerinin katıldıkları cenaze törenleri düzenlemiyorlar. Sadelikle,
samimiyetle ve en önemlisi saygı ile defnediyorlar ölülerini.


 


Katolik Hıristiyanlar,
Japonların Hıristiyan olmadıkları halde nasıl bu kadar ahlaklı olduklarını
sorguluyorlar. Japonların bir dini inançları ve din kitapları yok. Ahlakın din
ile sağlanamadığına en önemli örnek işte bu. Birde aksi taraftan bakalım, 1.5
milyar İslam coğrafyasında toplumsal ahlakın boyutu nedir? Duyarlılık,
paylaşımcılık, hassasiyet nerededir?


 


Terör neden en çok İslam coğrafyasında
yaygındır?




Bunu sorguladığınızda ilk yapılacak eylem sizi
“din düşmanı” olarak suçlamaktır. Ama nedense hiç kimse inandığı dinin ve hatta
bütün dinlerin ilk öğretisinin ahlak-hoşgörü ve paylaşımcılık olması
gerekirken, neden böyle olmadığını düşünmez. Kendisini asla eleştirmez. “Ahlak
konusunda en çok ahkâm kesenler, en ahlaksız olanlardır” kuramı da kendini
böyle doğruluyor. Bu tür insanların ahlak anlayışları, diğerlerinin özel
yaşamını irdelemekten ibarettir. Başkalarına namus bekçiliği yapan zatlar, dul
kadınları en çok rahatsız eden tiplerdir.


 


Gelelim yeniden Japonların
ahlak öğretisine;




Japon ahlakının temeli, günah
ve günah anlayışından kaynaklanan korkuya değil, çevreden utanma duygusuna
dayanır. İşin birde bu boyutu var, dünyada atom bombası yemiş bir başka millet
yok. Yaşadıkları savaş, açlık, yoksulluk, hastalık ve sakatlıklar onların ahlak
anlayışına zarar verememiş. Bu üzerinde düşünülmesi gereken bir olgudur. Japon
devlet adamı, işini layıkıyla yapamadığında, yüz kızartıcı suçla itham edildiğinde,
kendisi görevdeyken, birimine bağlı bir yerde bir işçi kaza eseri öldüğünde o
adam acı içinde intihar ediyor. Çünkü utanıyor. Zaten ahlak “utanmayı”
bilmektir.


 


Yazımı Bekir Coşkun’dan
alıntılayarak tamamlamak istiyorum;


 


Japonların
dini “Şintoizm”dir…


Peygamberleri yoktur…

Zaten cennetleri-cehennemleri de yok…

Japonların inanç ve ahlak anlayışı; 

bu dünyada, diğer insanların gözündeki imajı
esas alır…


Yani korkuya değil, utanma duygusu temeline
dayanır…


Utanma duygusundandır; o özveri, düzen, disiplin,
saygı…


Senin utanma duygun yok usta… *1*


KAYNAK : http://nacikaptan.com/?p=50826


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir