Uğur Dündar : Şefkat Kızılay’ından şirket Kızılay’ına !!!..


1 Nisan 2020


“Koronavirüs
salgını başladığından beri maske dağıtan Kızılay gönüllülerini veya hijyen
malzemesi sağlayan Kızılay istasyonlarınızı pek ortalıkta göremedik.


Oysa sağlıkta
152 yıllık deneyime sahip Kızılay’ımızın bu ortamda mücadelenin tam da içinde
olmasını beklerdim. Milletimizin bağrından çıkmış, yüzyılı aşkın süredir
insanlarımızın en umutsuz günlerinde bile yanında olmuş böylesine köklü bir
kuruluşumuzun salgın karşısında etkisiz kalmasına ve sosyal medyada mizah konusu
edilmesine çok üzüldüm.


★★★


Bunun
nedenlerini düşünürken aklıma, yeni Kızılay yönetiminin uygulamaları geldi. Zira
yeni yönetimin ilk işlerinden biri, 700’ü aşkın şube sayısını 170’e düşürmek
olmuştu. Kapanan şubelerde üyelikler iptal edilmiş, gönüllüler küstürülmüş ve
yerelde etkin olması gereken Kızılay, merkeze çekilmişti. Sonuç olarak bu
bölgelerde artık Kızılay gönüllüleri ve üyeleri kalmamıştı. Bunu yapmalarının
nedeni; Kızılay’ı tıpkı bir şirket gibi daha kolay denetlemek ve yönetmekti!..


★★★


Oysa Kızılay
bir şirket değil şefkat yuvasıydı. Bunu sadece ‘Kızılaycılığı’ bir ruh gibi
içlerinde yaşatanlar bilebilirdi. Vefa Grubu adlı oluşumun görüntülerini
televizyon ekranlarından izliyoruz. Bu gruplar, zabıta ve emniyet
görevlilerinden oluşuyor ve kimi kimsesi bulunmayan yaşlıların alışverişlerini
yapıyor. Bunun toplumsal dayanışma açısından güzel bir uygulama olduğunu kabul
ediyorum. Onların görüntüleri, bana geçmişte Kızılay Genel Başkanlığı yaparken
devrim gibi değişimlere imza atan Tekin Küçükali’nin başlattığı ve başarıyla
uyguladığı bir projeyi hatırlatıyor.


★★★


O dönemde 797
şubesiyle ülkenin en ücra köşesine kadar faaliyette olan Kızılay bünyesinde,
tüm şubelerin etkin olarak çalışıp katkıda bulunacakları ‘TOPLUM LİDERLERİ’ adı
altında bir proje hayata geçirilmişti. Proje, 797 Kızılay şubesinin aktif
yöneticileri ve üyelerine ilaveten; muhtar, öğretmen, din görevlisi, bakkal,
fırıncı, berber ve eczacı gibi kişilerden, yani bir insanın hayatını
kolaylaştırabilecek meslek gruplarının mensuplarından oluşmaktaydı.


Bu komiteler
aracılığıyla mahallenin açı da toku da hayırseveri de hayra ihtiyacı olanı da
bir araya getiriliyor, yani mahallenin röntgeni çekilerek anında dert sahibine
derman, açlık çekene de aş olarak kapıları çalınıyordu.


★★★


Ne yazık ki
sonradan bu proje de şubelerin kapatılması gibi uygulamadan kaldırıldı. Böylece
yaşlı, kimsesiz, yoksul ve hasta kimseler dertlerini telefonda çağırdığı işleri
başlarından aşkın devlet görevlilerine anlatmak zorunda bırakıldı.


★★★


Kızılay’ın
yüzlerce şubesi kapatılmasaydı ve ‘TOPLUM LİDERLERİ’ projesi sürdürülebilmiş
olsaydı, koronavirüs salgınından ağır mağduriyetlerin yaşandığı bu dönemde çok
daha hazırlıklı olmamız ve felaketlere karşı mücadelemizi daha etkin bir
şekilde devam ettirmemiz sağlanabilirdi.


Bir gönüllüler
ordusu olan Kızılay’ımıza yapılan en büyük kötülük, bu yapılar ve projelerle,
kimsesizin kimi olmak üzere hayatlara dokunan elleri, yoksuldan, garipten ve
afetzededen uzaklaştırmak olmuştur.


Ufuk insanı ve
gönüllere dokunan sivil toplum önderi Tekin Küçükali ile yaptıklarımızın
vicdani huzurunu yaşamakla birlikte bugün yapılanları düşündükçe derin bir
üzüntüye kapılmamak inanın elde değil.


İşte bu
nedenle Kızılay’ımızın ihtiyacı olan her yurttaşımıza anında el uzatıp onları
şefkatle kucakladığı, milletçe gurur duyduğumuz ve tüm dünyanın örnek aldığı o
görkemli günleri özlemle yad ediyorum… “


★★★


Okuduğunuz
satırlar, Kızılay’ın eski Bakırköy Şube Başkanı İbrahim Ethem Veli’ye ait.


★★★


“Şefkat
Kızılay”ı…


Hepimizin
gönlünde taht kurmuş bir buçuk asırlık ulu yardım çınarı Kızılay’ımızın,
efsanevi Başkan Tekin Küçükali döneminde topluma gururla duyurduğumuz ve
alkışladığımız başarılarını, bir an önce yeniden sergilemesi dileğiyle…