SOSYAL MEDYA & İLETİŞİM

Ulusal güvenlikte sosyal
medyanın önemi

ERSİN ÇAHMUTOĞLU- SİBER GÜVENLİK UZMANI

Birçok devlet ulusal güvenlik istihbaratı üretiminde
teknik ve siber imkanları da kullanır. Sadece devletler değil çok uluslu
şirketler de sosyal medyada etkin durumdalar. Bu şirketler ürün ve hizmetlerini
tüm dünyaya hızla ve kolayca sunabilmek için sosyal medyayı kullanmakta ve
kitlelere zahmetsiz ulaşabilmektedir.

Geçtiğimiz Mart ayında ortaya çıkan, ABD
seçimlerinin manipüle edilmesi amacıyla Cambridge Analytica şirketi tarafından
Facebook’un 80 milyondan fazla kullanıcı verilerinin istismar edilmesi
skandalının yankıları halen sürüyor. Başta ABD olmak üzere tüm dünyada yoğun
tartışmalara yol açan bu olay sonrasında Facebook’un hisselerindeki düşüşlerle
birlikte, birçok kullanıcı hesaplarını kapatmaya başladı ama iş işten geçmiş
oldu.

Söz konusu kullanıcılar için bunun bir fayda sağlamayacağı
gerçeği bir yana, skandal ortaya çıkınca Facebook ciddi bir itibar kaybına ve
mali zarara uğradı. Fakat bu skandalın ifşa olmasının yankıları henüz sürerken,
Türkiye de dahil bazı ülkelerde GetContact gibi uygulamalar aracılığıyla mahrem
verilerin serbestçe paylaşılmasında bir beis görülmemesi, söz konusu skandalın
bazı insanlar üzerinde pek bir anlam ifade etmediğini gösteriyor. Burada ortaya
çıkan gerçek, çok sık konuşulmayan ama özellikle kritik kurumlarda göz önünde
bulundurulması gereken “farkındalık eğitimi” konusunun ne kadar önem arz
ettiğidir.

SİYASİ
KARAR ALICILARA ETKİ

Facebook skandalının ortaya çıkmasından sonra birçok kimse
sosyal medyanın getirdiği faydaların yanında zararları da konuşmaya başladı.
Esasında Snowden dosyaları ve Wikileaks belgelerinin dünyayı alt üst ettiği
günlerden itibaren internetin güvenliği ve sosyal medya araçlarının dünya
üzerindeki etkileri tartışılmaya başlanmıştı. Gelişmiş ve gelişmekte olan
devletlerin iç ve dış politikalarına dair aldığı kararlar, teknolojinin geldiği
nokta itibariyle farklı bir boyut kazandı. Böylece, gelişmeye devam eden sosyal
medya araçları artık politika yapıcılar ve uygulayıcılar için çok önemli bir
veri kaynağı oluyor.

Yeni dijital medya olarak da adlandırılan sosyal medyanın
dikkate değer etkisini yaşayan ülkeler, bu teknolojik gücü göz ardı
edememektedirler. Zira devletler, iç ya da dış politikaya dair sosyal medyadan
yansıyan reaksiyonları çoğu zaman değerlendirmek durumundadır. Bu konuda örnek
olarak Arap Baharı süreci, Wall Street eylemleri ve Gezi Parkı hadisesi
gösterilebilir. Sosyal medya araçları üzerinden iletişim ve kitle
propagandaları, bu tarz eylemlere ortam hazırlamakta ve devletlerin de bunlara
yönelik pozisyon almalarına neden olabilmektedir. Ayrıca bu durumda elde edilen
istihbarat ile muhtemel eylemler öngörülerek istenmeyen olayların meydana gelmesi
belli bir oranda önlenebiliyor.

Devletlerin ulusal güvenlik paradigmalarında değişim ve dönüşüme
yol açabilen sosyal medya araçları, istihbarat üretim süreçlerinde de önemli
bir veri kaynağı olmaktadır. Kullanıcıların Twitter üzerinden ideolojisi ve
olaylara yönelik tepkisine, Facebook üzerinden yakın aile bağları, çevresi ve
ilgi alanlarına, Instagram üzerinden de nerede, ne yaptığına kadar çeşitli
veriler zahmetsiz elde edilebilmektedir. Örneğin terör örgütleri sosyal medyayı
hem propaganda amaçlı hem de eylem alanı olarak çok yoğun kullanırlar. Örgüt
üyeleri her ne kadar gizli hesaplar kullansalar da çeşitli teknik işlemlerle
veriler ifşa olmakta ve kimlikler açığa çıkmaktadır. Bu konuda elbette en
önemlisi, ilgili devletlerin bu tür sosyal medya araçları üzerindeki denetimi,
teknik kabiliyeti ve etkisinin ne denli güçlü olduğudur. Sosyal medya
araçlarından elde edilen bu ham verilerin bütünü de bizlere Büyük Veri’yi
tanımlar.

BÜYÜK
VERİ REALİTESİ

Harbin beşinci boyutu olarak nitelendirilen siber güvenlik,
yaşadığımız yüzyılda savunma ve saldırı temelli stratejilere dair ulusal
güvenlik politikalarının en önemli alanıdır. Birçok devlet, yayınladıkları
ulusal güvenlik stratejilerinde siber güvenliğe önemli ölçüde yatırım
yapmaktadır. Hatta bazı devletler, periyodik olarak salt siber güvenlik
stratejileri yayınlamaktadır ki Türkiye de bu devletlerden biri olarak en son
2016-2019 yıllarını kapsayan kayda değer bir ulusal siber güvenlik stratejisi
eylem planı hazırlamıştı.

Türkiye’nin ve gelişmiş devletlerin yayınladıkları bu gibi siber
güvenlik stratejileri, ulusal güvenlik stratejilerine entegre edilerek birlikte
bir bütün olarak değerlendirmeye alınıyor. Bu durumun sağladığı faydanın,
günümüz teknolojik gelişmelerin neden olduğu küresel dönüşümü yakalamak ve muhtemel
ulusal güvenlik tehditlerine hazırlıksız yakalanmamak olduğu söylenebilir.
Şüphesiz burada en önemli kavram da Büyük Veri (Big Data) gerçeğidir.

Türkiye’nin 2023 ve 2071 hedefleri gibi uzun vadeli stratejileri
içerisinde spesifik olarak Büyük Veri konusunun da yer aldığı tahmin ediliyor.
Dünyada da bu alanda çok büyük ölçüde ar-ge çalışmaları yapılmaktadır. Birçok
uzman ve politika yapıcı tarafından “21. yüzyılın petrolü” olarak
nitelendirilen Büyük Veri ki Google bu işin baronu olarak nitelendirilebilir,
kendisine sahip olan devletler ya da şirketler için çok önemli kazanımlar
sağlayacaktır. Sosyal medya kullanıcılarından elde edilen verilere sahip olan
devletler uluslararası arenada etkilidirler. ABD’nin etkisi de bir anlamda
sahip olduğu bu değerdendir. Büyük Veri kavramı, esasında farklı bir yazıda,
daha geniş bir çerçevede ele alınacak bir konudur.

YAPAY
ZEKA TEKNOLOJİSİ

Birçok devlet ulusal güvenlik istihbaratı üretiminde teknik ve
siber imkanları da kullanır. Sadece devletler değil çok uluslu şirketler de
sosyal medyada etkin durumdalar. Bu şirketler ürün ve hizmetlerini tüm dünyaya
hızla ve kolayca sunabilmek için sosyal medyayı kullanmakta ve kitlelere
zahmetsiz ulaşabilmektedir. Örneğin, bir sosyal medya uygulamasında bir ürün ya
da marka hakkında konuştuğunuzda, başka bir sosyal medya uygulaması size bunun
reklamını farklı şekillerde gösterebilmektedir.

Devletler ise bu konuda daha yoğun ve gizli faaliyetler
yürüterek her türlü veriyi elde edip yorumlamak suretiyle istihbarat
üretebiliyorlar. Terör örgütlerinden bireysel suçlulara kadar (siber suçlular
da dahil) birçok kullanıcı burada takip edilebilir. Bunun için bazen özel
geliştirilen programlardan da faydalanılır. Ayrıca, son dönemin en çok
konuşulan teknolojisi yapay zeka uygulamaları da bu alanda kullanılmaya
başladı. Özellikle siber güvenlik ile giderek bütünleşen yapay zeka araçları,
belirli algoritmalarla hedef kullanıcılardan elde edilen verileri
sınıflandırarak önce değerlendirme sürecine sonra da yorumlamaya tabi
tutabiliyor.




































Yeni dönemde çığır açıcı yeniliklere yol açması beklenen yapay
zekanın, akıllı sistemlere büyük ölçüde katkıda bulunacağı da öngörülüyor. Bu
konuda, geçtiğimiz Şubat ayında davetli olarak katıldığımız STM’nin düzenlediği
“Dijitalleşen Dünyanın Yeni Askerleri…” başlıklı panelde Savunma Sanayii
Müsteşarı İsmail Demir, gelecek savaşlarda ön cephede makineler ve insansız
sistemlerin yer alabileceği tahmininde bulunarak işin ciddiyetine dikkat
çekmişti. Yapay zekanın da tıpkı Büyük Veri konusu gibi kısaca değinmek yerine
başka bir yazıda ele alınması gereken devasa bir alan olduğunu söyleyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir