Pakistan
eski Cumhurbaşkanı General Muhammed Ziya’ül Hak’ın ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ


Eski
Genelkurmay başkanı tarihi kazaya ilişkin konuştu! Cumhurbaşkanının ölümünde
CIA detayı


Pakistan eski Cumhurbaşkanı General Muhammed Ziya’ül
Hak’ın, 32 yıl önce 5 üst düzey askeri yetkili ve ABD Büyükelçisi ile hayatını
kaybettiği uçak kazasıyla ilgili yeni iddialar ortaya atıldı. Eski Genelkurmay
Başkanı Orgeneral Mirza Aslam Beg kazaya ilişkin uygun bir soruşturma yürütülmesi
için baskı yaptığı ve o dönemin hükümetinin dikkate almadığını söyledi. Beg,
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) kazayla ilişkisi olduğuna inanmak
için güçlü nedenleri olduğunu savundu.


Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mirza Aslam Beg ve
eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Tümgeneral Mahmud Ali Durrani, Pakistanlı eski
bakan ve Ziya’ül Hak’ın oğlu olan Muhammed İcaz’ül Hak’ın kendilerine
yönelttiği, uçak kazasıyla ilişkileri olduğuna dair iddiaları reddetti ve bu
kazanın ardındaki nedenler konusunda farklı sonuçlar ortaya koydu.


Mirza Aslam Beg, Anadolu Ajansına (AA) yaptığı
açıklamada, Genelkurmay Başkanlığı görevi boyunca, kazaya ilişkin uygun bir
soruşturma yürütülmesi için birçok kez baskı yaptığını ancak o dönemki
hükümetin, taleplerini dikkate almadığını belirtti. Beg, “Bu bir kaza
değil sabotajdı. Tüm bulgular bunu gösteriyor” dedi.


İcaz’ül Hak’ın, babasına yönelik komployla ilgili
kendisine yönelttiği iddialara yanıt vermeye lüzum görmeyen Beg, ülkede sivil
hükümete “yumuşak geçişte” payı olduğunu anımsattı.


Ziya’ül Hak’ın ölümünden üç ay sonra yapılan Kasım
1988 genel seçimlerine atıfta bulunan Beg, “Seçimleri düzenleyen ve askeri
yönetim yerine ülkenin yönetimini demokratik bir hükümete teslim eden kişi
bendim. Eğer herhangi bir komploya karışmış olsaydım, bunun bana nasıl bir
faydası olacaktı. (Ordu içinden) Baskıya rağmen sıkıyönetim getirmedim.
Genelkurmay Başkanı olarak görev süremin uzatılmasını bile kabul etmedim. O
zaman neden bana hiçbir şekilde fayda sağlamayan bir komploya karışayım ki?”
ifadelerine yer verdi.


1988-1991 yıllarında Genelkurmay Başkanlığı yapan Beg,
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı’nın (CIA) kazayla ilişkisi olduğuna inanmak
için güçlü nedenleri olduğunu savundu. Beg, kazada ölen ABD Büyükelçisi Arnold
Lewis Raphel’in de CIA’in arkasına saklanmayı adet edindiği günah keçisi
olduğunu iddia etti.


Mirza Aslam Beg ayrıca görev süresi boyunca askeri
istihbarat tarafından yürütülen iç soruşturmanın CIA’in kazadaki rolü hakkında
şüphe uyandırdığını kaydetti ancak iç soruşturmanın ayrıntılarına ilişkin bilgi
paylaşmadı.


Durrani, sabotaj
teorisini reddediyor


İcaz’ül Hak, AA’ya verdiği röportajda, mango
kasalarının patlayıcı taşıdığına dair kanıtlar bulunduğuna işaret ederken,
pilotları etkisiz hale getirmek için kabine sinir gazı pompalandığını iddia
etmiş ve “Kumpası kuranlar, hiçbir şeyi şansa bırakmak istemedi. Sinir
gazı kullandı ve aynı zamanda dışarıdan patlayıcılar ateşledi” demişti.
Ziya’ül Hak’ı tank tatbikatını izlemeye Tümen Komutanı Durrani’nin zorladığını
iddia eden Hak, babasının bunu yapmak istemediğini ve ikamet ettiği askeri
lojmanın kayıtlarına göre, Durrani’nin, babasını Bahawalpur’a uçmaya ikna etmek
için 16 kez aradığını söylemişti.


Bahawalpur çöllerinde Amerikan tanklarının tatbikatını
izlemek için Ziya’ül Hak’a ev sahipliği yapan Multan merkezli zırhlı tümeninin
o dönemki komutanı Mahmud Ali Durrani, AA’ya yaptığı açıklamada, sabotaj
teorisine inanmadığını söyleyerek uçak kazasının sadece bir “teknik
hata”dan kaynaklandığı konusunda ısrar etti ve bütün komplo teorilerini
“çocukça” olarak nitelendirdi. Tüm bu teorilerin tezgahlandığını
savunan Durrani, “Gerçek şu ki bu talihsiz kazaya yol açan tamamen teknik
bir hata oldu. Bu, C-130 tipi uçakta ilk kez görülen teknik bir hata değildi.
Kazadan aylar önce Karaçi ve Çitral havaalanlarında C-130’da iki kez teknik
hata görüldüğünü hatırlıyorum. Her iki olayda da Ziya’ül Hak’a eşlik
ediyordum” diye konuştu.


İcaz’ül Hak’ın iddialarını “temelsiz” olarak
nitelendiren Durrani, aynı zamanda ordu komutanı olan Cumhurbaşkanı’nı,
tankların tatbikatını teftiş etmeye zorlamanın mümkün olmadığını söyledi.
1961-1998 yıllarında orduda, Mayıs 2008’den Ocak 2009’a kadar da ülkenin Ulusal
Güvenlik Danışmanı olarak görev yapan Durrani, “Ziya’ül Hak, bir çocuk
değildi, o Cumhurbaşkanı ve ordu komutanıydı. Onu, istemediği yere gitmeye
nasıl zorlayabilir veya ikna edebilirdim? Bu, tamamen Ziya’ül Hak’ın tankların
saha tatbikatını görme kararıydı. Buna, kolordu komutanlarının toplantısında
karar verilmişti. Bunların pek çoğu kayıt altında” diye konuştu.


Ziya’ül Hak’ı 16 kez aradığını reddeden Durrani,
“Bu bir yalan. Bahawalpur’u ziyaret etmeden birkaç gün önce onu yalnızca
iki kez aramıştım” dedi.


İcaz’ül Hak’ı siyasi çıkarlarına göre davranmakla
itham eden Durrani, “Eğer (İcaz’ül Hak) ciddi olsaydı, kendi seçeneğinin
soruşturulması için baskı yapardı” yorumunu yaptı.


Ancak Durrani, İcaz’ul Hak’ın, Yargıç Şafi-ur-Rehman
Komisyonu’nun konuya ilişkin hazırladığı raporun kamuoyu ile paylaşılması
yönündeki talebine destek verdi ve “Sadece Yargıç Şafi-ur-Rehman
Komisyonu’nun raporunun değil, diğer pek çok raporun hiçbir zaman kamuya
açıklanmamış olması talihsiz bir durum. Bu da sonunda komplo teorilerini
doğuruyor. Bu raporlar halka açık olsaydı komplo teorileri olmazdı”
değerlendirmesini yaptı.


Tatbikatı izlemeye
gidiyorlardı


17 Ağustos 1988’de, C-130 tipi askeri uçak,
Pakistan’ın başkenti İslamabad’ın yaklaşık 530 kilometre güneyinde Bahawalpur
yakınlarında düştüğünde General Ziya’ül Hak, beş generali ve ABD Büyükelçisi
Arnold Lewis Raphel hayatını kaybetmişti. Uçaktakiler, ABD’nin Pakistan’ı satın
almaya zorladığı M-1/A savaş tanklarının tatbikatını izlemek üzere çöldeki
askeri bölgeye gidiyordu.


Eski Bakan Hak, AA’ya verdiği demeçte, şüphelerin
İsrail ve Hint istihbaratçılarının yanı sıra, eski Genelkurmay Başkanı
Orgeneral Aslam Beg ve dönemin Multan merkezli zırhlı tümeninin komutanı
Tümgeneral Mahmud Ali Durrani’ye yöneldiğini ifade etmişti.


Ordu içinde gerçeği ortaya çıkarmaya çalışan
askerilerin dahi tehdit edildiği ve sürüldüklerini söyleyen Hak, Hava
Tuğgeneral Zahir Zaidi’nin tüm itirazlara rağmen uçak enkazından topladığı bazı
parçaları ve mango kalıntılarını bir laboratuvara götürerek gizlice analiz
ettirdiğini belirtmişti. Hak, “Kimyasal testlerde antimon, fosfor ve patlayıcılarda
kullanılan diğer kimyasalların izine rastlandı. Bunlar sabotaj teorisini
ispatlıyor. Fakat müteakip hükümetler soruşturmayı ilerletme ve suçluları
ortaya çıkarma cesaretini gösteremedi” ifadesini kullanmıştı.


ABD tarafından desteklenen Ziya’ül Hak, Sovyet-Afgan
Savaşı’nda önemli bir rol oynamış ve 1980’lerde Afgan mücahitlerini koordine
etmişti.


Pakistan hükümetlerinin babasının ölümünü soruşturma
konusunda irade göstermediğine dikkati çeken Hak, Amerikalıların başından beri
olayı kaza olarak değerlendirme eğilimde olduğunu belirtmişti.


Icaz’ül Hak, eski Pakistan Cumhurbaşkanı Pervez
Müşerref ve eski Başbakan Navaz Şerif döneminde bakan olarak görev yapmıştı.