FAİLİ MEÇHULLER & SİYASİ CİNAYETLER & SİYASİ SUİKASTLER

Hrant
Dink Cinayeti : Bir suikastın davası neden 13 yıl sürer ? Dink ailesinin
avukatı anlatıyor


“Evet
kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu
ülkede insanlar güvercinlere dokunmazlar”.


Bu son cümleleri
yazdıktan sonra, İstanbul’un en kalabalık caddelerinden birinde Şişli’de
gazetesinin önünde öldürüldü Hrant Dink.


Peki neden
öldürüldü Hrant Dink?


Agos
Gazetesi’nde, ilk kadın savaş pilotu olan Sabiha Gökçen’in 1915’te yaşananlar
sonrasında evlat edinilen Ermeni çocuklardan biri olduğunun ileri sürülmesi
yüzünden mi?


Gazetede
yayımlanan bu yazı ile Türklüğe mi hakaret etmişti?


Yoksa ‘milliyetçi
duyguları depreşen bir grup gencin kendilerine hakim olmaması’ yüzünden mi?


Türkiye yakın
tarihinin en tartışılan suikastinde, 13 yıldır bir türlü tamamlanamayan
yargılama süreci gösterdi ki; mesele bu sorulardan ibaret değil.


Mahkeme
salonunda, Ogün Samast, Yasin Hayal, dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü
Celalettin Cerrah, eski İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç, cinayet işlendiği
dönem Trabzon İl Emniyet Müdürü olup İstihbarat Daire Başkanlığı’na yükselen
Ramazan Akyürek vardı.


Bu cinayetle ne
gibi bağlantıları vardı, neden mahkeme salonundaydılar?


Yıllardır peş
peşe yapılan duruşmalarda, Hrant Dink ailesi ve avukatlarının çabalarının yanı
sıra, toplumun bu cinayete gösterdiği hassasiyet ve tepki ile birlikte bu
soruların yanıtları arandı. Kamu görevlilerinin çoğu yargılandı.


Ama bu
yargılamada Hrant Dink kimin meselesiydi, bir türlü netlik kazanamadı. Çünkü
hem İstanbul hem de bir süre Trabzon’da görülen davalarda hiçbir kamu
görevlisinin bu cinayetten ‘haberi yoktu’… Herkes verilen ‘talimatları yerine
getirmişti’.



‘Devletin
istihbarat birimleri cinayetle ilgili bilgi sahibiydi ama Dink’i korumadılar’


Artık gelinen
süreçte bu cinayetle ilgili pek çok detay neredeyse hatırlanmıyor, kimler hangi
suçlamalarla yargılandı unutulmak üzere. Peki 13 yılın sonunda hiçbir şey
öğrenemedik mi bu cinayete dair?


Dink ailesinin
avukatı Hakan
Bakırcıoğlu
’na sordum bu soruyu. Cinayetin netlik kazanan
hususlarını şöyle sıralıyor: “24 Şubat 2004’te Hrant Dink ile İstanbul
Valiliği’nde, Vali Yardımcısı Ergun Güngör, Mit İstanbul Bölge Başkanlığı Terör
Daire Başkanı Özel Yılmaz ve Mit görevlisi Handan Selçuk’un da olduğu bir
görüşme gerçekleşiyor. Bu görüşmenin Genelkurmay Başkanlığı’nın isteği ve
talimatı ile gerçekleştiği, organizasyonunun ise Mit Müsteşarı Şenkal Atasagun,
Mit İstanbul Bölge Başkanı Hüseyin Kubilay Günay ve dönemin İstanbul Valisi
Muammer Güler tarafından yapıldığını öğrendik.”


Devletin bütün
istihbarat birimlerinin bu cinayete dair ayrıntılı bilgi sahibi olmalarına
rağmen cinayetin önüne geçmedikleri, tasarlayanlara yönelik operasyonlar
yapmadıkları, Hrant Dink’i korumadıkları açığa çıktı


Avukat Hakan Bakırcıoğlu


“Ayrıca
cinayetten çok uzun süre önce cinayetin kararının alındığı ve hazırlık sürecine
girildiğine dair, yine devletin bütün istihbarat birimlerinin bu cinayete dair
ayrıntılı bilgi sahibi olmalarına rağmen cinayetin önüne geçmedikleri,
tasarlayanlara yönelik operasyonlar yapmadıkları, Hrant Dink’i korumadıkları
açığa çıktı. Dink cinayetinde sorumlu olan devlet görevlilerinin tamamının
gerçeğe aykırı belge düzenledikleri ya da cinayetteki sorumluluklarını ortaya
koyan belgeleri imha ettikleri ortaya çıktı”.


’13 yıllık
yargılamada cinayetin kimler tarafından organize edildiği açığa çıkarılamadı’


Ama bu cinayetin
kararının kimler tarafından alındığı, nasıl organize edildiği bugün hala
açıklanamayan ve ortaya çıkarılamayan temel mesele olarak karşımızda duruyor.


Yine Hrant Dink’e
yönelik linç sürecinin de yeterince soruşturulmadığı için kimler tarafından, ne
şekilde organize edildiği de açığa çıkartılamadı.


Her ne kadar bu
sorulara hukuk açısından hala yanıtlar aransa da, avukat Hakan Bakırcıoğlu bu
cinayetin ciddi bir yapı tarafından organize edildiği kanısında. Bu iddiasıyla
ilgili de soruşturma süresince önemli delilleri ortaya koyduklarını ekliyor.


’77 sanığın
önemli bir kısmı devlet görevlileri’


Hrant Dink
suikastı ile ilgili görülen duruşmalarda, kamu görevlilerinin de olayla ilgili
bilgi sahibi oldukları ortaya çıktı.


“Kamu
görevlilerinin de yargılandığı duruşmalarda, devlet yetkililerinin de olayla
ilgili bilgi sahibi oldukları ve bu cinayete iştirak ettikleri görüldü. Kamu
görevlilerinin bir kısmı cinayetin işleneceğine dair ayrıntılı bilgi sahibi
oldukları halde, cinayetin işlenmesine olanak kılmak adına örgüte operasyon
yapmadıkları görülüyor. İddianamelerde bu hususlar belirtilmiş ve delilleri de
önemli ölçüde ortaya konulmuş durumda. O nedenle bugün yargılamaları süren 77
sanığın önemli bir kısmını devlet yetkilileri oluşturmakta” diyor
Bakırcıoğlu.


Fakat, İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı bir taraftan Hrant Dink’in korunması ve örgüte
operasyon yapılması konusunda önemli iddianameler düzenlerken, MİT İstanbul
Bölge Başkanlığı, MİT Trabzon Bölge Başkanlığı ve İstanbul valilik görevlileri
hakkında iddianame düzenlemedi. Hatta kovuşturmaya yer olmadığına karar
verildi. Dink avukatlarının Anayasa Mahkemesi de dahil, yaptıkları tüm
itirazlar da reddedildi.


Bakırcıoğlu’na
göre bu eksikliklerden dolayı, yargılama bütünlüğü içermeyen bir hale dönüştü.



MİT görevlileri
hakkında iddianame düzenlenmedi


Yine eksik kalan
yanlarından biri de MİT görevlilerinin yargılanamaması… Avukat Hakan
Bakırcıoğlu, devletin istihbarat birimlerinin Hrant Dink’e yönelik yaşananları
yakından izlediğini ve yaşananlara dair raporlar hazırladığını savunuyor.


“İstihbarat
teşkilatı görevlilerinden iki kişinin ifadesi alındı. Özel Yılmaz ve Handan
Selçuk. Bu kişiler, İstanbul Valiliği’nde Hrant Dink ile yapılan görüşmeye
katılan kişilerdi. Ve sonrasında da Özel Yılmaz’ın ifadesi 2014 yılında alındı.
Özel Yılmaz bu görüşmenin Genelkurmay Başkanlığı tarafından istendiğini ve Mit
müsteşarının arandığını açıkladı. Dolayısıyla Özel Yılmaz aslında, bu
görüşmenin kim tarafından, nasıl gerçekleştiğini büyük ölçüde beyan etmiş oldu.
Milli İstihbarat Teşkilatı görevlileri hiçbir şekilde, Özel Yılmaz’ın şüpheli
sıfatıyla ifadesinin alınmış olmasını ayrı tutmak kaydıyla,
soruşturulmadılar”.


MİT Trabzon Bölge
Başkanı: ‘Elinizdeki kırıntı sizi fırına götürür’


Üstelik, MİT
Trabzon Bölge Başkanının, cinayetle ile ilgili incelemeler yapan Başbakanlık
Teftiş kurulu üyeleri ile yaptığı görüşmede kendisine yöneltilen “Elinizde
kırıntı da mı yok?” sorusuna, “Kırıntı sizi fırına götürür”
yanıtını vermiş olmasına rağmen MİT yetkilileri hakkında iddianame 13 yıldır
düzenlenmedi.


Aslında, 2012
yılında Devlet Denetleme Kurulu, Dink cinayetine dair hazırladığı raporda,
‘devletin tüm güvenlik ve istihbarat birimlerinin bilgi sahibi olduğu,
cinayetle ilgili MİT’in bilgi sahibi olmamasının mümkün olmadığını’ açıkladı.


Bu nedenle de
Milli İstihbarat Teşkilatı’nın arşivlerinde inceleme yapılmasını istedi ama
yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir inceleme yapılmadı.



’13 yılın sonunda
verilecek olan karar eksik kalacak’


Dink ailesi
avukatı Hakan Bakırcıoğlu’na göre eğer etkin bir soruşturulma yürütülse, bu
yargılananların ötesinde daha büyük bir çember ortaya çıkacak. O nedenle
halihazırda devam eden yargılama süreci de belli bir çerçeveye oturtuldu.


‘Eğer İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı, belirlenen bu çerçevede kalıp yargılama ve
soruşturmayı derinleştirmezse, linç sürecini örgütleyenler, İstanbul MİT Bölge
Başkanlığı, Trabzon MİT Bölge Başkanlığı ve İstanbul valilik görevlileri
hakkında iddianame düzenlemezse tüm failleri ve sorumluları cezalandırılmış bir
cinayet olmayacaktır. O nedenle mevcut hal üzerinden İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin vereceği karar eksik bir karar olacak.’


18 Şubat’ta 103.
duruşma görülecek. Her ne kadar avukat Bakırcıoğlu duruşmanın karara bağlanması
için bir yıllık bir süre öngörse de, tüm eksiklikleri ile adım adım Dink
cinayeti davasının sonuna yaklaşıyoruz. 13 yılın sonunda…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir