Ünal Atabay
: Korona Sonrası Dünya Yeni Liderlerini mi Bekliyor ???


10 Mayıs 2020


Ortak Akılla,
Güçlü-Kontrol Edilebilen Bir Dünya


Dünyayı kasıp kavuran
olağan dışı felaketlere karşı yapılacak mücadelenin öğrettikleri hususlardan
birisi de; ulusal ölçeğin ötesinde mutlak küresel ortak akla olan ihtiyaç ve bu
ihtiyacın doğuracağı dayanışma-iş birliği zorunluluğudur.


Bu zorunluluğun
yaratacağı beşeri münasebetler nedeniyle; birbirleriyle ezeli uyuşmazlıkları
olan ya da çatışmaya aday ülkeler / toplumlar bu süreçte dış politikalarını,
uluslararası ilişkilerini yeniden tanımlamak zorunda kalacaklardır.


Daha ziyade bölgesel
ittifakların bir araya gelerek, ortak dünya aklını oluşturacak / entegre olacak
yeni bir düzenin kurulacağına şahit olunacaktır. Günümüzde kontrolsüz bir
şekilde ilerleyen ve genişleyen küreselleşme olgusu, bölgesel ittifakların
entegre edildiği dünya çapında yapısal bir sisteme dönüşerek daha disiplinli
bir dünya düzenine doğru gidilecektir.


Devletlerin mevcut acil
durum kararnameleri; korona esnasında ülkelerin süreci atlatması adına,
yapabilecekleri başka seçeneğin kalmadığı kötü sistemler olarak tarihte yerini
alacaktır. Yeni düzende ise, acil durumlar öncesi alınacak tedbirlerin neler
olduğunu, olacağını, algoritmik olarak, toplumların önünde daima sunulmuş
kurumsal paketler halinde bulundurulacaktır. Bu bir hükûmet yönetiminden
ziyade, değişik hiyerarşik grupların üreteceği ortak aklın küresel sistem
üzerinde etkili hale gelmesi şeklinde kendisini gösterecektir.


Öte yandan,
tartışılanların aksine, daha aşırı bir küreselleşme eğilimi gerçekleşebilir.
Çünkü, ekonomik çöküşlerin küresel ölçekte olduğu görülmekte, o halde çare
arayının kapısı da küresel dayanışmaya çıkacaktır. Diğer bir ifadeyle, toplumlar
kendi egemenliklerinin öncelenmesinden ziyade, güvenlik ve ekonomilerinin
karşılığını alabileceği, güçlü ama kontrol edilebilen bir dünyanın
hedefleneceği düşünülmektedir.


Büyük çaplı felaketlerde,
kutsal görünen bazı değerlerin; bu tür kaoslarda varlık gösterememesi,
görünememesi ve çaresizliğin bir parçası olması durumunda, kabul edilebilir
kıymetini yitirmektedirler. Bunun yerine toplumlar; sahada uygulamalarıyla
somut destek sağlayan, çareler üreten bilime yönelecektir.


İnsan tedavilerinde,
felaketlerden kurtulmak için, dini hassasiyetlerden istifadeyle insanların
duygularını sömüren, mankurtlaştıran, cemaat, tarikat ve sahte din adamlarının
telkinlerinden kurtulmak için bir fırsat olacaktır. Önümüzdeki dönemde, özellikle
yeni yetişen nesilin kutsal değerleri sorgulamalarına cevap verebilecek ve
bunların iknası görevi gerçek din adamlarına kalacaktır.


İnsanlar artık kendi
hayatlarını ve geleceklerini dar kesitli yönetimlerin eline emanet etmek
yerine, yani temsiliye demokrasisi yerine, katlılımcı demokrasi hakim
olacaktır. Sürekli katılım, sürekli düzenlenme / güncellenme ilkesi hayatımızın
bir parçası olacaktır.


Yeni Dünyanın Yeni
Liderleri Olacak


Yeni dünya, yeni
liderleri de tayin edecektir. Halkından kopuk, otoriter, popülist liderler
yerine daha halkçı, sosyal yaşamıyla örnek olabilen, halkı ile birlikte içi içe
yaşayan, üreterek büyümeyi benimseyen, hakça paylaşmayı savunan liderler yeni
dünyamızın liderleri olacaktır. Hatta bunlar, varlıklarıyla sadece sembol olma
özelliği taşıyacaklar, daha ziyade sistemler kurumsal özellikleriyle işlevsel
olacaktır.


Korona süresince salgının
yarattığı korku ve çaresizlik duygusundan istifadeyle otorite olma eğiliminde
bulunmak isteyen yönetimler, korona sonrasında da böyle olacağı anlamına
gelmeyeceği gibi, bu tür fırsatçılığın insanlığa vereceği zararı gözlemleyen
toplumlar yeni dönemde bu yaklaşıma sahip yönetimleri tarihe gömeceklerdir.


Salgın hastalığın
yarattığı korku ve panik, ekonomik kaygılar gibi insanlar üzerinde açtığı yıkımları,
siyasi yönetimlerin kendi iktidarlarına olabilecek tepkileri baskılamak adına,
salgın idaresini lehlerine sonuç verecek şekilde istismar etmiş / edebilecek
yönetimler elbette çıkabilecektir.


Bu nedenle, acil
olağanüstü durumlarda keyfiyete kaçabilen ve kendi ikballeri için
sertleşebilen, özgürlükleri daha ziyade kendi lehlerine kısıtlayabilen
yönetimleri ve liderleri, sahip oldukları gücü istismar edebilecekleri
endişesiyle, gelecekte bu tür fırsatlara imkan vermemek adına geniş yetkili
liderler arzu edilmeyecektir. Aksine, lider kimliğine dayalı yönetimleri
tasfiye eden idari sistemler çekici olacaktır.


Bu kapsamda, devlet
aygıtını siyasi zümrelerin yönetmesi yerine, halkın tamamının katılımcılığını
sağlayan örgütlü kongrelerin tesisi, sivil toplum örgütlerinin tüm alanlarda
örgütlenmesi, halkın tüm kesiminin yatay ve dikey katılımcılığını ortaya koyan
bir devlet sisteminin hayata geçirileceği düşünülmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet