SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER

LİNK : https://odatv.com/hdp-tabani-kime-oy-verecek-01061841.html   

Türker Ertürk : HDP tabanı kime oy verecek ??

Muharrem İnce; dış
dinamiklerin bir operasyonu olarak değil, gelişmelerin sonucu olarak istenmeden
ortaya çıktı.

“Birinci Ekmeleddin Vakasının” arkasında dış
dinamikler vardı! Amaçları; Cumhurbaşkanlığı
için Erdoğan’a karşı halkın
teveccühünü kazanabilecek bir seçenek yaratılmamasıydı. Batı, başlangıçta desteklediği ve iktidara getirdiği Erdoğan ile artık çalışmak
istemiyordu. Onu “güvenilmez, işbirliği
yapılamaz, ne zaman, nerede, ne yapacağı kestirilemez birisi” olarak
değerlendiriyordu. Batı’nın
aslında AKP ile sorunu
yoktu! Sorun Erdoğan’dı! Erdoğan’ı Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyarak, onu pasifleştirebileceklerini
sandılar. İşte bu nedenle Ekmeleddin
İhsanoğlu’nun adı, bir yerlerden Kemal
Kılıçdaroğlu’nun kulağına üflendi.

Sonrasını biliyorsunuz! CHP
tabanı bile isyan etti, tıpış tıpış sandığa gitmedi, gidenlerin de bir bölümü
geçersiz oy verdi. Sonuç olarak; dış dinamiklerin planladığı operasyon başarıya
ulaştı ve Erdoğan Cumhurbaşkanı
oldu.

ALLAH’IN LÜTFU!

Operasyon başarılı olmuştu olmasına ama Erdoğan’ın pasifleştirilmesi hedefine
ulaşılamamıştı. Çünkü Erdoğan,
ilk günden itibaren Anayasa’nın
Cumhurbaşkanı için çizdiği
sınırların dışına çıktı. Böyle yapacağını söyledi de üstelik! Parlamenter
sistemin az yetkili ve törensel bir Cumhurbaşkanı
gibi değil, Başkanlık sisteminin bir Cumhurbaşkanı
gibi davrandı. Altını oyan Başbakan
Davutoğlu’nu bir kalemde silip attı! 15 Temmuz Darbe Girişimini kendi ifadesiyle “Allah’ın lütfu” olarak kabul etti,
fırsatı değerlendirdi ve sonucu şaibeli de olsa, 16 Nisan Referandumunda gayri
anayasal ve gayri hukuki fiili durumu meşrulaştırma şansını yakaladı.

16 Nisan 2016’da yapılan referandumda onaylanan anayasa
değişikliği, 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı
ve Milletvekilliği seçimlerinden
sonra yürürlüğe girecekti. Ama 2019’a kadar beklenemezdi! Çünkü; ekonomi tam
anlamıyla iflas etmişti ve Türk Lirası’nın
yabacı paralara karşı değerinin düşüşü engellenemiyordu. Esasında bu iflas;
iktidarın sürdürdüğü yanlış ekonomik ve mali politikaların, yaygın olarak
yapılan soygunun, yolsuzluğun ve savurganlığın sonucu idi! Ve sonunda deniz de
bitmişti. İşte bu nedenle seçimler erkene alındı. Ekonomik enkazın ve
tükenmişliğin etkileri halka tam olarak yansımadan, malı götürmek istiyorlardı!

İKİNCİ EKMELEDDİN VAKASI

Batı için artık Erdoğan
seçeneği yoktu! Ama Türkiye çok
önemliydi ve kaybedilemezdi. Ayrıca; Batı’nın
Türkiye’de çok fazla miktarda
yatırımı ve bankaları tarafından verilmiş kredileri vardı. Yunanistan battığında Alman bankalarının nasıl krize
girdiğini hala hatırlıyoruz. Avrupa bankalarının Türkiye’de 222 milyar dolar büyüklükte bir kredisi olduğunu
düşünürseniz, tehlikenin ne anlama geldiği sanırım anlaşılır.

Bu seçim öncesinde de dış dinamikler “İkinci Ekmeleddin Operasyonunu” sahneye koydular. Çünkü; Türkiye’nin iç dinamikleri bir kısır
döngü içinde hareket ediyor ve Erdoğan’a
karşı bir seçenek üretemiyordu. Kemal
Kılıçdaroğlu’nun kulağına bu sefer de Abdullah Gül’ün adını üflediler. Meral Akşener karşı çıkmasa ve diretmeseydi, Abdullah Gül bugün Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olacaktı.

HAVA İNDİRME HAREKÂTI

Kılıçdaroğlu’nun Abdullah
Gül’ü CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak
göstereceğini Aralık 2017 ve Ocak 2018 aylarında, KRT’de katıldığım televizyon programlarında ayrıntıları ile
anlatmıştım. Videoları Youtube’da
hala var, izleyebilmek mümkün! O zaman itiraz edenlere, hatta “Kemal Bey asla ikinci Ekmeleddin vakası
yaratamaz, CHP Örgütü izin vermez” diyenlere sadece gülümsemiştim.

Esasında Kılıçdaroğlu, Meral Akşener’in diretmesi karşısında
da Abdullah Gül’ün CHP ve Saadet Partisi ittifakının adayı olmasına razıydı. Ama bunu da Abdullah Gül kabul etmiyor, “Tüm muhalefetin çatı adayı olursam, olur” diyordu.
Çünkü Gül, Akşener çekilmediği takdirde; kendi
isminin CHP tabanında
tepkiye neden olacağını ve Akşener’in
ikinci tur şansını arttıracağını gördü. Ayrıca;Saray’dan Gül’e
yönelik yapılan bol ama içi boş yıldızlı hava indirme harekâtının da Gül’ün adaylıktan vazgeçmesinde etkili
olduğu söylenebilir.

DELİĞE SÜPÜRMEYİN

Bu arada Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın Londra’ya
yaptığı ziyaretten de bahsetmek,büyük resmi görmek açısından çok önemli. Londra sıradan bir yer değil. Londra, 19. Yüzyıldan beri Kürt siyasetinin merkezi. Bu siyaset;
önce Osmanlı’yı bölüp
parçalamak, daha sonra Türkiye’yi
kontrol altında tutmak için kullanıldı. Londra, Kıbrıs siyasetinin de merkezi ve
bununla beraber en az 300 yıldan beri İslam’la
iç içe yaşamış, Müslüman kitleleri
yönetmiş, manipüle etmiş bir odak. Londra,
aynı zamanda dünyanın önde gelen finans merkezi.

Buraya gidildi ki;
“Bizimle çalışmaya devam edin ve deliğe süpürmeyin” diye. İktidar, her
konuda ama her konuda ödün vermeye razıydı! Bize Londra’dan gelen haberlere göre federasyon ve Kıbrıs; ilk teklif edilen ve ülkemizin
çıkarları ve güvenliğinin yok sayıldığı tavizlerdi! Ama karşı taraf şüphe ile
karşılıyor, inanmıyor ve daha da kötüsü; iktidarın yönetiminde Türkiye’deki gelişmeleri bölge ve
dünya barışı için tehdit olarak görüyordu.

SINIFTA KALINDI

Kraliçe ile görüşme bile oğlu Charles’ın torpili ile gerçekleşti. Birleşik Krallık Kraliçesi, cumhurbaşkanları seviyesinde
gerçekleşen ziyaretlerde mutlaka yemek verirdi! Eğer ziyaret süresi bir gün
veya daha kısa olursa; en azından onuruna çay partisi organize edilirdi. Erdoğan’ın ziyaretinin 3 gün sürmesine
rağmen, Kraliçe’nin
ağırlama şekli en alt düzeyde, ofis ziyareti gibi oldu. İlişkileri onarmak için
yapılan görüşmeler, özellikle Chatham
House’da yapılan konuşmalar ve basının önünde verilen sınavlarda adeta
intihar edildi ve sınıfta kalındı!

İşte bu resmin içinde CHP’nin
adayı, Kılıçdaroğlu tarafından
istenmeyerek de olsa, Muharrem
İnce olarak ilan edilmek zorunda kalındı. Çünkü; Abdullah Gül operasyonunu yüzüne
gözüne bulaştırdı, milletvekillerinden, örgütten ve CHP tabanından çok tepki aldı. Hatta; Gül’den sonra başka seçeneklerin de peşinden koştu. Mecbur kaldığı
için, tepkilerden ve İnce’den
kurtulmak için “Muharrem İnce”
dedi. Milletvekilleri aday listesinin belirlenmesinde de Abdullah Gül konusunda muhalefet
edenlerin ve Muharrem İnce’ye
yakın olanların kafasını kopardı. Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ı tek adamlıkla suçlayan birisi, kendi partisinde tek adamlığın
zirvesi oldu!

KÜRT KÖKENLİ VATANDAŞLARIN OYU İNCE’YE

Muharrem İnce’nin halkta karşılık bulacağını kimse bu kadar
beklemiyordu. Gerçekten üstün performans gösterdi ve göstermeye de devam ediyor.
İnce, CHP tabanının firesiz
olarak oyunu alır. Hatta Kılıçdaroğlu
nedeniyle bugüne kadar sandığa gitmeyen CHP’lilerinde
muhafazakârların da! Yani; ikinci turda (8 Temmuz) Saadet Partisi tabanından ve canından bezmiş, burnundan soluyan AKP tabanından da oy alır Muharrem İnce! Görülen o ki; HDP’ye oy veren Kürt kökenli vatandaşlarımızın ezici
bir çoğunluğu şimdiden kararını vermiş; ilk turda Demirtaş, ikinci turda İnce diyor!

Muharrem İnce

TÜNELİN UCUNDA IŞIK VAR!

Biliyorsunuz, 9.
Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in ünlü ve gerçekçi bir sözü var; “Siyasette bir gün çok uzun bir süredir” diye.
Yaşadığımız zaman diliminde, iletişim teknolojisi ve sosyal medya imkânlarını
da göz önüne aldığımızda bu sözü “Her
saat ve her dakika, siyasette çok önemli bir süredir” şeklinde
güncelleyebiliriz. Yani şu anda yaptığımız bir değerlendirmenin, akan zaman
içerisinde farklı girdilerin ve gelişmelerin olması ile değişebileceğini
biliyoruz.

Bu farkındalığımızında olduğunu ifade ederek,1 Haziran 2018 itibarıyla aldığımız
bilgi ve yaptığımız bilimsel analiz ve değerlendirmeler sonucunda diyoruz ki; Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem İnce ikinci turda Recep Tayyip Erdoğan’la yarışır ve ipi
önde göğüsler. Ayrıca ilave etmek istiyoruz ki; Türkiye’yi çok acılı ve sancılı bir dönem bekliyor ama tünelin
ucunda bir ışık olduğunu söyleyebilirim.

Türker Ertürk










































































































Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir