Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


NACİ KAPTAN : SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * 1 * Güncellendi * 24 haziran öncesi ülkemde durum vaziyeti * SEÇSİS SİSTEMİ ABD MAHKEMESİNDE NASIL SORGULANDI !!! * görsel sunu * BİLİŞİM UZMANININ İFADESİ
Posted on <nacikaptan.com/?p=8242> October 23, 2020 by Nacikaptan <nacikaptan.com/?author=2>
<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/04/seçim.jpg>
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * BÖLÜMLER
BÖLÜM 1 nacikaptan.com/?p=8242 BÖLÜM 2 nacikaptan.com/?p=57121 BÖLÜM 3 nacikaptan.com/?p=57605 BÖLÜM 4 nacikaptan.com/?p=440 BÖLÜM 5 nacikaptan.com/?p=57976 BÖLÜM 6 nacikaptan.com/?p=83132
_____
Naci Kaptan / 20 Nisan 2018
24 haziran 2018 öncesi ülkemde durum vaziyeti
Değerli dostlar,
Türkiye artık yönetilemiyor , kişisel çıkar hırslarının büyüdüğü , aklın, çağdaşlığın ve bilimin ötelendiği ve kamu kaynaklarıyla zengin olmanın akıl almaz şekilde yaygınlaştığı , yolsuzluğun tavan yaptığı , demokrasinin ise adeta çukura düştüğü , adalet kavramının ise unutulduğu , iktidarın devleti polis devletine çevirdiği bu dönemde , OHAL şartları altında Türkiye erken seçime gidiyor. Erken Seçim kararı TBMM devre dışı bırakılarak 2 kişi tarafından alındı. Ve buna da demokrasi diyorlar.
Türkiye ekonomik olarak nerede ise iflasın eşiğine gelmiştir. Şeker fabrikaları da bu nedenle satılmaktadır. Tarımda kullanılan sular da özelleştirilerek çiftçinin kullandığı akarsular veya yeraltı suları için çiftçiden para alınacaktır . Ormanların ve ağaçların satılması da gündemdedir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2018 performans raporunda satılacak 320 adet daha kamu yatırımına köprüleri de dahil etmiştir. Yurt dışından uygun krediler bulunamamakta , bulunanlar için ise büyük oranda faizler talep edilmektedir. Türkiye küresel tefecilerin eline düşmektedir.
Değerli dostlar ,
Bu seçimler Laik Demokratik Türkiye Cumhuriyetinin ve AKP ile R.T.Erdoğan’ın en hayati seçim sürecidir. şayet Erdoğan bu seçimi kazanırsa bugüne kadar kamunun tüm kademelerinde kadrolaşmış olan Erdoğan zihniyeti bundan böyle daha baskıcı hatta faşizme varacak uygulamaları devreye sokacaktır. Laik Cumhuriyet ise büyük olasılıkla yerini bir islam devletine bırakacaktır .
Bu süreç başladığında ya onlardan olacaksınız ya da ülkede yaşamak ve iş bulma şansınız olmayacaktır. Aslında bu süreç zaten eğitimde başlamıştır. çocuklarımızın tümüne imam hatip eğitimi dayatılmaktadır. Erdoğan zihniyeti, okumayan , soruşturmayan , biad eden bir toplum istemektedir.Yapılan istatistiki araştırmalarda AKP’ye oy veren kesimin toplumda eğitim seviyesi en düşük kesim olduğu ortaya çıkmıştır. Bu da AKP’nin neden iyi eğitimli toplum istemediğinin yanıtıdır. Demokrasi ve Adaletin askıya alınması nedeniyle Türkiye’den yurtdışına göç başlamıştır .
Milliyet gazetesinde 03.06.2017 tarihinde Mehmet Tezkan şöyle yazdı ;
“Bir de yurt dışına göç var.. Son yıllarda bir hayli arttı.. Gizli göç de diyebiliriz..Bu göç iç göçten farklı..BİR: Parası pulu olanlar gidiyor.. İKİ: Çok iyi eğitim alanlar gidiyor.. Parası olan, mesela İspanya’da ev satın alıyor; oturma hakkı kazanıyor.. Gidip yerleşiyor..Beş on, elli yüz kişi değil..Binlerce kişi İspanya’da, İtalya’da, Yunanistan’da ev alıp bir ayağını oraya attı.. İngiltere’de yatırım yapanların veya bir işe ortak olup oturma izni alanların haddi hesabı yok.Kanada’ya akın var diyebilirim..İyi eğitimliler yurt dışındaki şirketlerden teklif gelince bir saniye düşünmeden gidiyor.. Neresi olursa olsun.. Fransa, Çin, Avusturalya..”
Değerli dostlar , yukarıda kısacık özetlediğim şartlar altında 2 haziran 2018 seçimlerinde muktedir iktidar eliyle HİLELERİN alt yapısı KHK’larla hazırlanmıştır.
* Mühürsüz oylar da sayılacaktır.
* Sandık başkanları kamu çalışanlarından seçilecek olduğundan tümü AKP’li olacaktır.
* Yöredeki kamu yöneticisinin gerek gördüğü hallerde sandıklar taşınabilecektir.
* Dileyen kişi sandık başına güvenlik görevlisi çağırabilecektir.
* Aynı binada , sitede oturanlar farklı sandıklara dağıtıldığından komşuların özdenetim yapma olanakları da ortadan kaldırılmıştır.
24 haziran seçimi için tüm kamu kaynakları , tüm kamu görevlilerinin yönetim gücü, ve araçları , muktedir tarafından kullanılacaktır. Muhalefetin, ADİL OLMAYAN bir seçim için çok daha fazla çalışmaları ve MUHALEFET PARTİLERİNİN “armudun sapı, üzümün çöpü” demeden ACİLEN BİR ARAYA GELEREK GÜÇ BİRLİĞİ YAPMALARI , STK’ların ve muhalefet seçmeninin de destek vermeleri gereklidir..
SEÇSİS SİSTEMİ
Seçsis sistemi bilindiği gibi ABD, Almanya ve Yunanistan’da yasaklanmıştır . Aşağıdaki video ABD’de bir mahkemede çekilmiştir. Floridalı bir bilgisayar programcısı olan Clinton Eugene Curtis yargıca SEÇİM SONUÇLARININ DEĞİŞTİREBİLECEĞİ açıklamalarında bulunmuştur. Demokrasinin geliştiği ve halk iradesine gerçek saygıyı duyan ülkelerde dış etkilere açık olan SEÇSİS sistemini yasaklamasına rağmen Türkiye bu sistemini kullanmaya devam etmektedir.
Milletvekilleri Oktay Ekşi ve Sezgin Tanrıkulu YSK’ya bu durumu sormuş ama cevap alamamıştı. Sonra Teknopark’taki bir mühendis bilgi edinme kanununu kullanarak İTÜ’ye bağlı UYSM’ye iki soru gönderdi.
BİR: SEÇSİS sisteminin UYSM tarafından sertifikasyonu var mıdır? İKİ: Yazılımda kullanılan kriptoloji donanımı nedir?
Cevap geldi ; BİR: SEÇSİS’in UYSM sertifikasyonu yoktur. İKİ: SEÇSİS’in kriptolojisi hakkında bilgimiz yoktur.
Görülüyor ki YSK , kriptolojisi bilinmeyen ve olması gereken UYSM sertifikasız bir yazılımı senelerdir kullanmaktadır..(Bu konuya ileride değineceğim)
Bir gün posta kutuma aşağıdaki mektup düştü ;
17.4.2017 00:33
BTK’da 11 yıl, 4 yıl Tübitak’ta ve devletimizin bir çok alanında yazılım ve programlama ihtiyacını gidermiş biri olarak ve son olarak YSK”nın seçim yazılımı üzerine çalışma yapmış bir sistem mühendisi olarak söylüyorum, çok ciddi bir kumpas var.
Saat 18:00 ile 20:45 arası YSK’da bir sürü dalga, dümen, tezgah döndü ve bizi tehdit ettiler. YSK’da çalışan üst memurlar bir bokun içine battıklarını söyleniyorlardı ve bunu bir grup veri merkezindeki yazılımcı ile tehditle, zorbalıkla AA ile birlikte koordinasyonlu ve sistematik şekilde manipule ederek “Votescrolling” oy kaydırma işlemi yaptılar.
Bu işlem saat 20:00 ila 20:50 arasında oldu. Televizyonda fark edilmiş olmalı ki, 3.5 M oy farkı 20 dakika içerisinde 1.2 M düştü, bu dakikalarda benim Server Management ile bağlantım kesildi. CHP ve diğer partilerinde YSK Seçim Programında bilerek kesinti yaşandı. Çünkü Fake column’lar row edildi. (sahte Değer) aradaki fark kapatılmaya çalışıldı. Yazılımcılar programa ve veri tabanına manuel edit işlemine başladılar matematiksel olarak her şeyi elle değiştirdiler. Aslında bu tezgah haftalar belki de aylar öncesinden hazırlanmıştı, provalar yapılmıştı bile.
Size rahat bir şekilde “HAYIR” oyunun geldiğini söyleyebilirim. Çünkü system Administrative alanındayım ben. Ve oylar Server Database insert aksini takip ediyordum ve sql sorgusu gönderildiği vakit Hayır’ın %9’dan fazla farkla önde olduğunu da söyleyebilirim. Savcıların güçlü uzmanlarla YSK’da sistem loglarına 20:00 ile 20:45 arası baktırması her şeyi çözecektir. Yazdıklarımda yazılımsal bazı terimler var. Yazılımla ilgilenenler zaten anlayacaklardır ne demek istediğimi.
Hosçakalın. Bu yazımı her yerde engelleyebilirler. Lütfen Paylaşınız
***
Son bir hatırlatma ;
Son referandumda oy sonuçlarının HAYIR çıkmasına rağmen YSK , yasalara aykırı davranıp suç işleyerek MÜHÜRSÜZ oyların kabulune karar vermiştir. Bu öngörülemeyen davranış biçimi ancak kabile yönetimlerinde olabilecek bir davranış biçimidir, hiledir . YSK Başkanı suç işlemiş olup tarihi bir vebal altındadır . Bu nedenle ŞEYTANIN bile aklına gelmeyecek HİLELERE karşı uyanık olmak zorunluğu vardır.
Naci kaptan
VİDEO LİNK : https://youtu.be/AXyl_YNA8Hs
19 Şub 2016 tarihinde yayınlandı Floridalı bir bilgisayar programcısı olan Clinton Eugene Curtis, bir kongre panelinden önce seçimleri gizlice düzeltmek için kullanılabilecek bilgisayar programları olduğunu ifade etti. O, Florida Kongre Üyesi Tom Feeny için adayın lehine% 51-% 49 oylama yapacak bir prototip oluşturduğunu açıklıyor. www.bradblog.com/?page_id=9437
Not ; Bu videonun Türkçe altyazılı olanı kaynağından silinmiş . Bu görseli bularak yükledim.
ilk yazım ; 27.11.2013 Güncellendi ; 20.04.2018
SEÇSİS SAHTECİLİĞİ HAKKINDAKİ GÖRSEL SUNUYU İZLEYİNİZ.
SEÇSİS SİSTEMİ ABD MAHKEMESİNDE NASIL SORGULANDI !!! BİLİŞİM UZMANININ İFADESİ

2007 ve 2011 seçimlerinde yapılan sahtecilikler önümüzdeki seçimlerde de yapılacaktır ! Göstergeler bu yöndedir.
Parmak boyama kaldırıldı. Böylece seçmenin tekrar oy kullanılması denetlenemeyecek. YSK oy pusulaları hakkında bilgi saklıyor, Basılacak oy pusulası sayısı açıklanmıyor. YSK Muhalefet tarafından sorulan sorulara Yanıt vermiyor. Son seçimlerden buyana Nüfusumuz 5 milyon Seçmen sayısı 12 milyon arttı !!! 7 milyon nerden geldi ??? Kabirde yatanlar seçmen kütüklerinde dolanıyor. Suriye’li mültecilerin, suç olmasına rağmen seçmen kayıtlarında olduğu görüldü. Devlet suç işler mi ??? SAHTECİLİKLERİN kolayca yapıldığı SEÇSİS sistemi yine kullanılacak.
<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2013/11/seçsis.jpg>
Muhalefet seçimleri kazansa da Sahteciliğe yol veren sistem nedeniyle Oylar,sistemi denetleyenlerin Havuzuna akacak.
Naci Kaptan
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ *2*
<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/04/SEÇİM-5.jpg>
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * BÖLÜMLER
BÖLÜM 1 nacikaptan.com/?p=8242 BÖLÜM 2 nacikaptan.com/?p=57121 BÖLÜM 3 nacikaptan.com/?p=57605 BÖLÜM 4 nacikaptan.com/?p=440 BÖLÜM 5 nacikaptan.com/?p=57976 BÖLÜM 6 nacikaptan.com/?p=83132
_____
ARAŞTIRMA YAZISI Naci Kaptan / 22 Nisan 2018
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ *2*
Değerli okur,
Hergün daha da derinleşmekte olan ekonomi Türkiye’yi ve iktidar partisi AKP’yi daha da zora sokmaktadır .Hükümet dışarıdan borç alacak kaynak bulmakta zorlanmaktadır. Yakın zamanlarda kamu çalışanlarının ödemeleri vaktinde yapılamazsa şaşırmayınız. AKP yönettiği daha doğrusu yönetemediği Türkiye’yi tüm evrensel değerlerin sıralamasında SON SIRALARA indirmiştir. Fakat yolsuzluk , rüşvet , insan haklarının ihlali gibi değerlerde de Türkiye sıralamanın üstlerine getirilmiştir. Demokrasi ve hukuk ise çok büyük yara almıştır. Bundan da öte Türkiye uluslararası ilişkilerde büyük itibar kaybına uğramıştır.
Ülkeyi yönetemeyen ekonomiyi çökerten AKP iktidarı bu nedenlerle 2019’da yapılacak olan seçimleri demokrasiye , geleneklere ve Anayasa’ya uymayarak “2 adam kararıyla” 24 Haziran 2018 tarihine almıştır.
Türkiye bu seçimlerin sonucuna göre ;
* Ya Laik demokratik Cumhuriyet kimliğini ve parlamento sistemini sürdürecektir.
* Veya Tek adamın yönettiği , meclisin dışlandığı bir islam Devletine , karanlığa mahkum edilecektir.
Bu verilerin ışığı altında SEÇİM HİLELERİNE tekrar dikkat çekmek istedim. Bilindiği gibi AKP seçim yasasında HİLEYE AÇIK ve nedensiz değişmeler yaparak 24 haziran seçimlerinde yapacakları hilelere geçerlik kazandırmak istemektedir.
MUHALEFET PARTİLERİNE
* Tüm muhalefet partilerinin birleşerek PARMAK BOYAMA sisteminin tekrar başlatılmasını sağlamaları gereklidir.
* SEÇSİS sisteminin dışarıdan manüplasyona açık olduğu ve verilerle oynanarak sonuçların değiştirilebildiği bilinmektedir. Bu konuyu, bu yazı dizisinin 1. bölümünde ; SEÇSİS SİSTEMİ ABD MAHKEMESİNDE NASIL SORGULANDI !!! * görsel sunu * BİLİŞİM UZMANININ İFADESİ <nacikaptan.com/?p=8242> nacikaptan.com/?p=8242 okuyabilİrsiniz . ABD’deki mahkemede yapılan soruşturmayı teyid eden ve referandumda YSK’da görevli olduğunu yazmış olan bilişim uzmanın mektubu ABD mahkemesinin soruşturmalarını desteklemektedir. Bu nedenlerle ABD, Almanya, Yunanistan’da yasaklanmış olan , YAZILIM SERTİFAKASI BULUNMAYAN , KRİPTOLOJİ OLMAYAN SEÇSİS’in (Sun Election System) KULLANILMASINDAN VEZGEÇİLMELİDİR.

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/04/SEÇSİS-KUTUSU.j pg>
YİNE SEÇSİS SİSTEMİNİN AÇIKLARINA DÖNELİM ;
Yurt Gazetesi 12 Şubat 2015 Perşembe
AKP’YE seçimleri SEÇSİS mi kazandırıyor?
Radikal gazetesi yazarı Ezgi Başaran bugünkü köşe yazısında seçim sonuçlarının girildiği SEÇSİS adlı yazılıma girilen verilerin rahatça değiştirilebileceğini ve bunun denetlenemeyeceğini yazdı. Hükümetin verdiği cevap şoke etti.
Radikal gazetesi yazarı Ezgi Başaran, uzun süredir tartışma konusu olan ve kamuoyunda “AKP’ye seçim kazandıran sistem” olarak adlandırılan SEÇSİS’i masaya yatırdı. Başaran, SEÇSİS adlı yazılımla ilgili yazdığı üçüncü yazısında çok çarpıcı bilgilere yer verdi.
Programdaki güvenlik açıklarına dikkat çektiği yazısında, bu konu hakkında hiçbir önlem alınmamasına tepki gösteren Başaran, sisteme girilen bilgilerin rahatlıkla ikinci bir kişi tarafından değiştirilebileceğini aktardı. Başaran, yazılımın gerekli güvenlik sertifikalarına sahip olmadığını da vurguladı.
İŞTE EZGİ BAŞARAN’IN RADİKAL’DEKİ O YAZISI
Vatandaş koş! Devletin SEÇSİS ile ilgili verdiği cevaba bak!
“Öyleyse bizden SEÇSİS programına giriş yetkisi bulunan YSK personellerine ve seçim zamanı ‘geçici’ olarak yetkilendirilen başka kimselere güven duymamız mı bekleniyor? Sahiden mi?
Genel seçimlere doğru üzüntü verici bir durumla (daha) karşı karşıyayız, sevgili okurlar.
Hatırlayacaksınız, aylar önce, (tam olarak 3 Haziran’da) seçim sonuçlarının girildiği SEÇSİS (Bilgisayar Destekli Seçmen Kütüğü Sistemi) adlı yazılımın güvenli olmadığını yazmıştım. Sebebi şuydu: Diyelim ki İstanbul Beşiktaş’taki sandıklar sayıldı. Görevli ilçe seçim kuruluna gidip elindeki tutanağı taratıyor ve karşısına çıkan SEÇSİS ekranına oy oranlarını yazıyor.
O SEÇSİS ekranını, karanlık tarafları birbirine yapışık iki ayna olarak düşünün. Bir yüzü sandık sorumlusunun karşısına çıkıyor, o da o yüze yani ekrana sonucu giriyor. Diğer yüz ise SEÇSİS’in yetkili teknik adamına bakıyor. Normal şartlarda eğer elimizdeki sağlam ve ‘geriye dönük hesap verebilir’ bir yazılım ise verilerin girildiği tarif ettiğim ekranın karşısında kimin oturduğunun hiçbir önemi olmazdı. Çünkü veriler değiştirilemez, değiştirilse de bağımsız bir üçüncü taraf tarafından tespit edilebilirdi. Ama SEÇSİS böyle bir yazılım değil. Çünkü SEÇSİS yazılımının UYSM (Ulusal Yazılım Sertifikasyon Merkezi) sertifikasyonu yok!
Haziran 2014’deki yazımda belirttiğim gibi çeşitli milletvekilleri (örneğin Oktay Ekşi ve Sezgin Tanrıkulu) YSK’ya bu durumu sormuş ama cevap alamamıştı. Sonra Teknopark’taki bir mühendis bilgi edinme kanununu kullanarak İTÜ’ye bağlı UYSM’ye iki soru gönderdi.”

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/05/OYLARI-KİM-SAYI YOR.jpg>
SORULAR
BİR: SEÇSİS sisteminin UYSM tarafından sertifikasyonu var mıdır? İKİ: Yazılımda kullanılan kriptoloji donanımı nedir?
CEVAPLAR
BİR: SEÇSİS’in UYSM sertifikasyonu yoktur. İKİ: SEÇSİS’in kriptolojisi hakkında bilgimiz yoktur.
Ben de UYSM’yi arayıp ilgili yüksek mühendise bizzat sormuş “Hayır” cevabını almıştım.Bu konuyla ilgili yazdığım 3 yazının ardından muhalefet milletvekilleri hükümete soru önergesi verdiler. Bu vekillerden biri CHP’li Aykan Erdemir’di. Erdemir’in önerge metni şöyleydi: “Ezgi Başaran’ın Radikal’de yazdığı SEÇSİS ile ilgili makale kamuoyunda endişeye yol açmıştır. Bu bağlamda;
1) SEÇSİS’in UYSM sertifikasyonu olmamasının sebebi nedir? 2) SEÇSİS’in bugünkü sisteminde sonuçlar girildikten sonra değişiklik yapılması mümkün müdür? 3) SEÇSİS’in kriptolojisine yönelik gizlilik politikası uygulanmasının sebebi nedir?
Günler, haftalar, aylar ve bir Cumhurbaşkanlığı seçimi geçti, yanıt gelmedi.Ta ki 2015 yılının, Ocak 25’ine kadar. Evet 8 ay sonra. Zaten TBMM kayıtlarına “Süresi geçtikten sonra cevaplanan” önerge olarak geçti.
Önergenin yolculuğu da Kafkaesk bir piyes lezzetinde. Erdemir soruyu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a soruyor. Arınç topu Adalet Bakanı’na atıyor. Adalet Bakanı YSK’ya gönderiyor. YSK, Başkanı’na soruyu cevaplama yetkisi veriyor! Sonuçta da Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğü bir cevap gönderiyor.
Gelelim o cevaba.
1) SEÇSİS CMMI 3.seviyesinde sertifikasyona sahip HAVELSAN uzman personeli ile Başkanlığımız teknik personelinin ortak çalışması sonucu gerçekleştirilmiş özgün ve milli bir yazılımdır. Yurtdışı kaynaklı askeri projelere teklif vermek için en az CMMI 3 düzeyinde olma zorunluluğu aranmakta olup bu zorunluluk kamu e-devlet projelerinde de hızla yaygınlaşmaktadır. Ayrıca kurumsal güvenlik politikamız çerçevesinde TÜBİTAK Bilgi Güvenliği Araştırma Merkezi’ne düzenli aralıklar ile yaptırılan sızma testleri ve güvenlik denetlemeleri doğrultusunda güvenlik sıkılaştırılmaları SEÇSİS’e uygulanmaktadır.
2) Seçim günü SEÇSİS uygulamaları sadece sandık sonuç tutanaklarına ait bilgilerin girilmesi ve birleştirme tutanaklarının alınması için kullanılmaktadır. SEÇSİS uygulamalarına erişim kullanıcının görev türüne göre olmakta, kullanıcılar kurum personeli ve geçici seçim personeli olarak tanımlanmaktadır. Sandık sonuç bilgileri sadece bir defaya mahsus geçici seçim personelince SEÇSİS’e işlenmektedir. Daha sonra itiraz süresince ilçe seçim kurulu tarafından karara bağlanan itirazlara göre sandık sonuç bilgisi değişiklikleri sadece kurum personelince SEÇSİS’e işlenmektedir. Sandık sonuç girişlerinin her aşaması kayıt altına alınmakta olup sonuç bilgileri ve tutanakların imzalı örnekleri seçim akşamı seçime katılan siyasi partilerin denetimine elektronik ortamda açılmaktadır.
3) SEÇSİS’in kriptolojisine ilişkin gizlilik politikası ile ilgili soru kurumsal bilgi güvenliği politikası çerçevesinde cevaplandırılmamıştır.
Neresinden başlasam. 8 ay sonra gelen cevap metninin içinde bir sürü laf var ama laflar sorulan soruların hiç birini cevaplamıyor.SEÇSİS’nin niye UYSM sertifikasyonu yok diye soruluyor, cevap “SEÇSİS, CMMI sertifikasyonu olan Havelsan tarafından yazılmıştır” şeklinde geliyor. Pes. Elbette, Havelsan’ın CMMI sertifikasyonu var, yoksa “uluslararası zeminde tek satır kod yazamaz”. Fakat bu bize SEÇSİS’in güvenirliliği ile ilgili hiçbir bilgi vermiyor. Ver-mi-yor!
Daha önce anlattığım şekliyle anlatayım: “SEÇSİS’i bir kutu olarak düşünün. Bugün içine 2 adet elma koyun. Yarın kutuya sorun, kaç elma var? Sertifikasyonu olan bir kutu mutlaka ama mutlaka 2 elma yanıtını verecektir. Sertifikasyonu olmayan bir kutuya ise içindeki elma sayısına 2 daha ekleyerek cevap ver komutunu verebilirsiniz ve hiç kimse bunu denetleyemez. Bu basit anlatımdan da çözülebileceği gibi SEÇSİS’in arkasındaki kimseler girilen seçim sonuçlarını istedikleri gibi değiştirebilir, bu değişiklik üçüncü bir parti tarafından takip edilemez ve sonuçlar YSK’daki yargıçlara, bu yargıçların hiçbir bilgisi olmadan, onaylatılabilir.”
Görüldüğü üzere devlet 8 ay düşünüp taşınıp buna “Hayır öyle değildir” diyememiş. Fakat istemeden başka bir tehlikeli durumu gözler önüne sermiş: İkinci soruya verdikleri cevaba göre, SEÇSİS’e bilgi girebilen kişiler kurum personeli ve ‘geçici seçim personeli’ imiş. Yani seçim vakitleri sistem çok daha fazla kişiye açılıyor ve güvenlik zaafı büyüyor. Yine aynı cevapta itiraz süreçlerinin ardından kurum personeli tarafından yeni bilgilerin eklenebildiğini öğreniyoruz. Bu zaten sistemin doğal zaafı.
Dolayısıyla, Erdemir’in “Bugünkü sistemde sonuçlar girildikten sonra değişiklik yapılması mümkün müdür” sorusunun cevabı da, doğal olarak, “Evet” oluyor.
Kriptolu telefonlar dahil herkesin dinlendiği, sınavların çalındığı, dışarıdan bilgisayarlara belge yerleştirildiği (bu belgeler nedeniyle insanların hapis yattığı), Başbakan’ın odasına böcek konabildiği, UYAP’takiler dahil bir çok polisin ‘paralel bir devlete’ hizmet ettiği gerekçesiyle sürüldüğü, hapse atıldığı, çeşitli siyasi davalara utanç verici bilirkişi raporlar veren TÜBİTAK’ın en güvenilmez kurumlardan biri olarak dikildiği bir Türkiye’de.
Teknik olarak denetlenmesi mümkün olmayan bir seçim yazılımına, YSK’nın bu programa giriş yetkisi bulunan personellerine ve seçim zamanı ‘geçici’ olarak yetkilendirilen başka kimselere güven duymamız mı bekleniyor?
Sahiden mi? NOT: Tüm bu nedenlerle canını dişine takacak sandık görevlilerine, Oy ve Ötesi gibi her adımı kendi veri tabanları aracılığıyla takip edecek bağımsız ve gönüllü örgütlere Haziran seçimlerinde çok iş düşecek.
www.radikal.com.tr/yazarlar/ezgi-basaran/vatandas-kos-devletin-secsis -ile-ilgili-verdigi-cevaba-bak-1291460/
Devam edecek
Naci Kaptan
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ – 3

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/05/seçsis-ve-seçim -güvenliği.jpg>
Naci Kaptan
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * BÖLÜMLER
BÖLÜM 1 nacikaptan.com/?p=8242 BÖLÜM 2 nacikaptan.com/?p=57121 BÖLÜM 3 nacikaptan.com/?p=57605 BÖLÜM 4 nacikaptan.com/?p=440 BÖLÜM 5 nacikaptan.com/?p=57976 BÖLÜM 6 nacikaptan.com/?p=83132
_____
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ *3*
Değerli okur,
24 Haziran , Türkiye için çok hayati önem taşıyan seçim tarihi yaklaşıyor . Sonuçlara göre Türkiye , ya demokratik , parlamenter sistemden ve Laik Cumhuriyet’ten vazgeçecek tüm kaderini ,siyasi hayatı derin yalpalamalarla dolu ve kendi söylemiyle sürekli olarak kandırılan bir kişiye teslim ederek karanlığa ve faşizme teslim olacak . Veya akıl , erdem , çağdaşlık , demokrasi , insan hakları galip gelerek Atatürk’ün aydınlanma yolunda ve Adaletin tüm ülkeyi kucakladığı , huzur ve güvenin var olduğu , kimse tarafından azarlanmayan , ötekileştirilmeyen , etnisite ve inanç farklılıklarının toplumu bölmediği , çağdaşlığa ve bilime yürüyen huzurlu bir ülke olacaktır .
Bu nedenlerle siz değerli Yurtseverlere çok büyük görev düşmektedir. Aileniz , çocuklarınız ve kendi geleceğiniz için , aydınlanmanın , demokrasinin , evrensel adalet ilkelerinin var olduğu ve çocuklarınıza İmam-Hatip eğitiminin dayatılmadığı , bağımsız çağdaş bir Türkiye için ;
1. Seçim sandıklarında görev alınız .
2. OYUNUZU tüm ailece kullanınız . Yaşlılarınızı da sandığa götürünüz.
3. Oy kullanmak yerine TATİLE GİTMEYİ SEÇENLER ; Bu sizin huzurla yapacağınız son tatiliniz olabilir. Bu nedenle tatilinizi 2 kademede yapılacak olan seçimlere göre ayarlayınız
4. Sandık kurulu tarafından size verilen zarfın ve oy pusulasının arkasının MÜHÜRLÜ OLMASINA dikkat ediniz.
5. Seçim sandıklarında görev almayan değerli arkadaşlar , Oyların sayım saatinde oy verdiğiniz sandık başında bulunarak sayımın doğru yapılıp yapılmadığını gözlemleyiniz. Seçim sonuçlarının kayıt altına alındığı belgeyi fotoğraflayarak OY VERDİĞİNİZ partiye gönderiniz.
Sizlerle 22 Nisan tarihinde paylaşmış olduğum bu yazı dizisinin 2. Bölümüne şöyle başlamıştım . Anımsatmak için aşağıda tekrar sunuyorum.
“Hergün daha da derinleşmekte olan ekonomi Türkiye’yi ve iktidar partisi AKP’yi daha da zora sokmaktadır .Hükümet dışarıdan borç alacak kaynak bulmakta zorlanmaktadır. Yakın zamanlarda kamu çalışanlarının ödemeleri vaktinde yapılamazsa şaşırmayınız. AKP yönettiği daha doğrusu yönetemediği Türkiye’yi tüm evrensel değerlerin sıralamasında SON SIRALARA indirmiştir. Fakat yolsuzluk , rüşvet , insan haklarının ihlali gibi değerlerde de Türkiye sıralamanın üstlerine getirilmiştir. Demokrasi ve hukuk ise çok büyük yara almıştır. Bundan da öte Türkiye uluslararası ilişkilerde büyük itibar kaybına uğramıştır.
Ülkeyi yönetemeyen ekonomiyi çökerten AKP iktidarı bu nedenlerle 2019’da yapılacak olan seçimleri ,demokrasiye , geleneklere ve Anayasa’ya uymayarak “2 adam kararıyla” 24 Haziran 2018 tarihine almıştır.
Türkiye bu seçimlerin sonucuna göre ;
* Ya Laik demokratik Cumhuriyet kimliğini ve parlamento sistemini sürdürecektir.
* Veya Tek adamın yönettiği , meclisin dışlandığı bir islam Devletine , karanlığa mahkum edilecektir.
Bu verilerin ışığı altında SEÇİM HİLELERİNE tekrar dikkat çekmek istedim. Bilindiği gibi AKP seçim yasasında HİLEYE AÇIK ve nedensiz değişmeler yaparak 24 haziran seçimlerinde yapacakları hilelere geçerlik kazandırmak istemektedir.”
<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/05/SEÇSİS.jpg>
Naci Kaptan
SEÇSİS KONUSU ;
Değerli okur ,
SEÇSİS SİSTEMİ hakkında bu yazı dizisinin ilk 2 bölümünde ;
LİNK : nacikaptan.com/?p=8242 LİNK : nacikaptan.com/?p=57121
Sizlere bilgi vermiştim. Fakat şöyle garip bir durum var ; SEÇSİS’in bir seçim tuzağı olduğu ve dışarıdan kontrol edilebildiğine dair bir ABD mahkemesindeki soruşturma duruşmasının video kaydı https://youtu.be/y00QwwbwkKM ve son referandumda YSK’da görev aldığını ve sonuçlara dışarıdan müdahale edilerek , sonuçların değiştirildiğini yazan bir bilgi işlemcinin mektubunu ve yine SEÇSİS sisteminin GÜVENİLMEZ olduğunu yazan araştırma sonuçlarına rağmen ,bu önemli konu muhalefet partilerinin gündemine hiç bir şekilde girmedi !!!
Ne CHP – ne İYİ parti ne de Saadet Partisi ve Ulusalcı basın ADİL SEÇİM SONUÇLARINI etkileyebilecek SEÇSİS SİSTEMİNİ gündeme almadılar.
SEÇSİS NASIL KULLANIMA ALINDI
Seçim Bilişim Sistemi ‘SECSİS’ nedir?
Türkiye genelinde bilgisayar destekli seçim sistemi alt yapısının oluşturulması için açılan ihaleyi kazanan Sun Microsystems ve iş ortağı Koç Sistem, “SECSİS” ağının kurulumunu gerçekleştirdi SECSİS” adı, sistemin kurucusu “Sun Electronic Control System”in kısaltılmış adıdır.
Amerikan teknolojisi
SECSIS, Amerikan yapımı bir bilgisayar teknolojisidir. Bu teknoloji, 2004 yılında ABD seçimlerinde kullanıldı. Seçim sonuçları tartışmalara yol açtı. Bunun üzerine sistemin kullanımından vazgeçildi. Sistemi uygulamak isteyen bazı ülkeler de ABD deneyiminden sonra sistemden vazgeçti. Günümüzde sistem sadece Türkiye’de uygulanıyor.
Sistemi Türkiye’de kuran Sun Microsystems (ABD, Kaliforniya 1982) firması, 2010 yılında Oracle (ABD, Kaliforniya 1977) firması tarafından satın alındı. Oracle firması, kapsamlı ve entegre bulut uygulamalı yazılımlar ve platformlar sunan bir teknoloji şirketi. ABD’de ve 145 ülkede faaliyet gösteriyor. Bu ülkelerden derlenen bilgiler buluta sevk ediliyor.SECSİS sistemi ilk kez 22 Temmuz 2007 seçimlerinde kullanıldı. Seçimler bilgisayar destekli ya­pıldı. (Bu seçimlerde AKP’nin oyu yüzde 34’ten yüzde 47’ye yükselmişti.)
YSK (Yüksek Seçim Kurulu) merkezinde kurulu SECSİS sisteminin ana bilgisayarı ile Adalet Bakanlığı’nın UYAP sistemi arasında “Metro Ethernet” hattı var. Her terminalde yapılan işlem ve kayıt, SECSİS Java teknolojisi destekli Oracle tabanlı yazılım tarafından işleniyor. Sonuçlar ana bilgisayarda toplanıyor.
Oylar bilgisayarlarla toplanıyor
Sandık kurullarında oyların sayılıp sonuçların elle yazıldığı tutanaklar, ilçe seçim kurulundaki bilgisayarda yüklü olan SECSİS yazılımı üzerindeki tutanağa geçiriliyor. Daha sonra ilçe se­çim kurulları tutanak toplamlarını il seçim kurullarına, bu kurullar da SECSİS üzerinden YSK’ya bildiriliyor. Halen yabancı sermayeli bir kuruluş olan Telekom’un alt yapısı kullanan sistem, dışa karşı güvenlik ağı ile korunuyor.
Seçimlerde il ve ilçe seçim kurullarında Windows işletim sistemleri Microsoft sistemi kullanılıyor. Bu sisteme “hacker”ler (bilgisayar sistemine izinsiz girenler) kolaylıkla girebildikleri için Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok büyük ülkede “kamu iletişiminde” kullanılmıyor. (1)
16 Nisan 2017 Anayasa Değişikliği Referandum Sonuçları açıklandıktan sonra muhalefet şöyle dedi ;
HERŞEYİ HESAPLAMIŞTIK AMA YSK’nın ,YASALARA AYKIRI KARAR ALARAK ADİL SEÇİM SONUÇLARINI DEĞİŞTİRECEĞİNİ ÖN GÖRMEMİŞTİK !!!
Aynı YSK almış olduğu tüm eleştirilere rağmen yine aldığı talimat ile İYİ PARTİ’yi seçime sokmamak için ayak diremeye başlamıştı ki ; CHP’nin demokrasi operasyonuyla 15 milletvekilini göndermesi , İP’ye kurulan bu tuzağı bozmuştur. Buradan da anlaşılıyor ki YSK herşeye rağmen uzaktan kumandalı olarak karar almak eğilimindedir. YSK’nın bu tutumu 24 Haziran seçimlerinde ADİL SEÇİM olmasını engelleyebilecek ve AKP’yi iktidarda tutacak arayışlara girmesi ve yasalara/hukuka aykırı kararlar alması büyük olasılıktır.
24 haziran 2018 seçimleri sonucunda AKP tarafından planlanan hangi gizli tuzakların var olduğu öngörmek olası değildir. Bu nedenle muhalefet partilerinin SEÇİM GÜVENLİĞİ konusunda oluşturdukları komisyonun özellikle SEÇSİS konusu dahil , Şeytanın aklına dahi gelmeyecek konularda öngörülerde bulunarak çalışmalar yapması gerekiyor.
Bilgisayar Mühendisleri Odası (BMO) SEÇSİS Çalışma Grubu’nun hazırladığı “Her Yönüyle SEÇSİS” raporu yayımlandı.
BMO’nun raporu Toplam 44 sayfa olan rapor Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Seçim Bilişim Sistemi-SEÇSİS’in Tanıtımı, SEÇSİS’in Yapısı, Seçim İş Süreçleri ve SEÇSİS, Sıkça Sorulan Sorular, Sorumluluklar ve Öneriler bölümlerinden oluşuyor. Raporda SEÇSİS teknik açıdan ve iş süreçleri içerisinde ele alınırken, son kısımda daha sağlıklı, şeffaf ve güvenilir bir seçim süreci için Yüksek Seçim Kurulu’na, kamu kurumlarına, siyasi partilere, yurttaşlara, basın-yayın kuruluşlarına yönelik öneriler listeleniyor.
SEÇSİS, ülkenin siyasî gündemini ve nüfusun yaklaşık yüzde 70’ini (seçmen sayısı/nüfus) doğrudan ilgilendiren, seçimle ilgili her türlü veri, bilgi ve belgenin toplandığı, üretildiği, saklandığı, raporlandığı ve paydaşlarca paylaşıldığı bir bilişim sistemi şeklinde tanımlanıyor. İletişim altyapısı, donanım, sistem yazılımları, veritabanı, uygulama yazılımları katmanlarından oluşan SEÇSİS’in uygulama yazılımı, YSK tarafından hazırlanan SEÇSİS Uygulama Yazılımı Teknik Şartnamesi esas alınarak yapılan açık ihaleyi kazanan HAVELSAN’ın kurduğu proje ekibince geliştirildi. (2)
Bu konuda hazırlanmış olan raporun tamamını gelecek bölümde sunacağım .
_____
UYAP’la ÇALIŞAN SEÇSİS’e GÜVENİLEMEZ
Başlıktaki “UYAP” ve “SEÇSİS” muhtemelen duyarlı tüm okurlar tarafından biliniyordur. Ama aralarındaki bağlantı bilinmiyor olabilir.
Bu nedenle biraz baştan alarak yazacağım. Bu köşeden dün yaptığım “başkanlık seçiminde katılımı yüzde 50’nin altına düşürme” önerisi çok ciddi bir ilgi gördü. Yazıyı yazmadan güvendiğim kişilerle yaptığım konuşmalarda olduğu gibi kamuoyunda da benzer tepkiler aldım.
“Başkanlık seçimini kesinlikle boykot edelim” diyenler olduğu gibi “Erdoğan’a başkanlığı hediye mi etmek istiyorsun” diyenler de “Fikir iyi ama bu halk bu tür bir eylemi yapmaz” diyenler de oldu.Bu fikir hiçbir işe yaramasa bile muhalefet içinde tartışmaya ve biraz olsun harekete geçmeye katkı sağlayabilir. Ben ona bakıyorum.
Tekrar döneyim bu yazımın başlığına. AKP Genel Başkanı Erdoğan 11 Ocak’ta sarayda topladığı Adalet Şurası’nda konuşurken şöyle bir cümle sarfetti; “Bir şeyi gerçekleştiremedik. UYAP gibi önemli teknolojiyi maalesef, bu bir özeleştiridir, FETÖ’cülere kaptırdık. Orayı o kendi sinsi emelleri için acımasız kullandılar. Oradan da en büyük zulmü biz gördük.”
Kısa adı UYAP olan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi, yargı birimlerinin ve Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı’nın merkez birimlerinin iş süreçlerini hızlandıran, güvenilirliğini artıran ve kurumu kağıtsız ortama taşıyan bir bilgi sistemidir. Bu sisteme girerek Türkiye’nin her yerindeki davaları izleyebilirsiniz. Erdoğan’ın sözleri o gün doğal olarak cemaatçilerin yargı üzerindeki oyunlarına yönelik bir yakınma olarak algılandı. Erdoğan bu sözleriyle cemaatçilerin birçok yargı kararına müdahale ettiklerini, pek çok kişiyi muhtemelen haksız biçimde mahkum ve mağdur ettiklerini ima ediyordu.Cemaati bilince bu sözler hiç de şaşırtıcı değildi elbette.
Ancak söz konusu UYAP olunca konu sadece yargının hızlı işlemesiyle ilgili değil ki. Orada bir de SEÇSİS var.Seçimle ilgili her türlü bilginin güvenli bir şekilde saklandığı bilgi sistemine SEÇSİS adı veriliyor. SEÇSİS sistemi, seçim sonuçlarının ilçelerden güvenli ve hızlı bir şekilde merkeze aktaran, internet üzerinden kolayca izlenebilen bir yapı.Şimdi önemli konu şu; SEÇSİS, UYAP veritabanı üzerinden kullanılıyor. Yanisi şu ki “Eğer cemaatçiler UYAP’ı ele geçirmişse SEÇSİS üzerinde de egemendiler.” O halde 2007 seçiminden bu yana kamuoyunda yayılmış olan “Seçimlere bilgisayar hilesi karıştırdılar” iddialarının gerçeklik payının yüksek olduğunu söyleyebiliriz.
Erdoğan’ın sözlerinden FETÖ ile mücadele sayesinde UYAP’ın da tekrar ele geçirildiği anlaşılıyor. Bu durumda cemaatçilerin UYAP üzerinden SEÇSİS’i kontrol ederek yapabildikleri seçim hileleri şimdi sistemi kontrol edenler tarafından yapılıyor olabilir. Türkiye tarihinin en önemli seçimine işte böyle bir kuşku ile gidecektir. Dışarıdan müdahaleye çok açık olan ve ele geçirenin dilediği gibi kullanabildiği ülkeyi yöneten en tepedeki isim tarafından itiraf edildiği bir ortamda “herkesin oy vereceği bir aday” bulmak ve bununla bir seçime girerek kazanmayı düşünmek ne kadar mantıklıdır acaba?
Demek ki “katılım oranını yüzde 50’nin altına düşürelim” önerisi daha ayrıntılı biçimde tartışılmalıdır.(3)
SEÇSİS KONUSUNDA BİR BİLGİSAYAR YÜKSEK MÜHENDİSİNİN GÖRÜŞÜ
Gazi Ergüder / Bilgisayar Yüksek mühendisi (Kendisini rahmet ve saygıyla anıyorum)
“Sun Election Controlling Systems (SEC-SYS) veya Türkçe imiş gibi lanse edilen ismi ile SEÇSİS uzaktan kumandalı ve Türkiye’den belirlenmeyen seçim sonuçlarının oran olarak girilip dağıtılabildiği manüpilatif bir bilgisayar yazılımıdır. Bu sistem girilen oranların belirlenen zaman aralıklarına uygun şekilde ekrana yansıtılmasıyla seçim sonucu olarak TV ekranlarına ve parti genel merkezi ekranlarına düşmektedir.. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde dahi oy sonuçları sandıklar kapandıktan yarım saat sonra ilan edilmez . Gerçekten oyların sayıldığını ve tutanakların sisteme girildiğini zannedenleriniz olabilir. Ama üzgünüm ki sizin girdiğiniz ara yüzün seçim sonuçlarıyla hiç bir ilgisi yoktur. Sırf buna inanmanız için sonuçları birbirine yakın çıkartmaktadırlar . Siz de ekran başında “hah şimdi geçeceğiz” diye sevinirken , sistemin başındakiler kıskıs sizlere gülüyor olabilirler.”
_____
TurkishLibrary.Us ve Lightmillennium.Org EDİTÖRÜN NOTU:
Türkiye’mizde yangından mal kaçırırcasına ve 16 Nisan Referandumuna dayandırılarak, kaldı ki, #OHAL altında terör tehdidiyle ve aşırı eşitsiz devlet gücüyle gerçekleştirilmiş olmasının üstüne bir de “mühürsüz oylar”a tüm itirazların da Yüksek Seçim Kurulu tarafından göz ardı edilmiş olarak, “sandıktan çıkartılmış bulunan” sonuçlara göre “Yeni Başkanlık Seçim Sistemi”ne ilişkin uyarlamalar henüz yapılmamışken, “erken” değil “baskın seçim” kararı, üstelik #OHAL’in 7 kez uzatıldığı gün de çıkartılmıştır.
Hiç bir demokratik kriter ve evrensel ölçekler içerisinde ne #OHAL altında yapılmış 16 Nisan Referandumu ne de yine #OHAL altında yapılması onaylanmış ve maalesef muhalefetten de, “Evet, Erken Seçim’e varız, ancak tek bir önkoşul ile: ÖNCE OHAL’i kaldır, eşit ve demokratik bir sistem ve koşullarda Hodri Meydan” yerine, ve sanki 16 Nisan Referandum’undan da “hiç ders çıkartılmamış” olarak, hemen 24 Haziran Baskın Seçim karar ve çağrısına, en başta CHP lideri Sn. Kemal Kılıçdaroğlu Balıklama atlamıştır. Doğrusu isterseniz, hem #OHAL altında hem #SEÇSİS’in güvenlik duvarının 3. derecede olduğu ve dışarıdan – uzaktan kumanda ile müdahale edileceği bilimsel olarak, üstelik Amerikan mahkemelerinde kanıtlanmış iken; halen #SEÇSİS sisteminin #OHAL ile birlikte EŞİT VE DEMOKRATİK KOŞULLARDA BİR SEÇİM İÇİN; ENGEL teşkil ettiği ve bu engellerin kaldırılması önkoşulu yapılmadan “Baskın Seçim” çağrısına balıklama dalınmış olmasını halen anlamış değilim!
Bu çerçevede, #OHAL ve #SEÇSİS sistemi; Türkiye’nin bugünü ve geleleceği için DEMOKRATİK TEHDİT’tir. “Seçme Hakkı” ve “Özgür İrade”nin cendere içine alınmış olmasıdır. Demokratik örgütler ve yayın kuruluşlarının elinin kolunun bağlanması ve adalet ve hukukun rafa kaldırılmış olmasıyla da, bilfiil devlet eliyle zayıflatılmış olmasıdır.
İşte bu temel nedenlerden dolayı, Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler’de Evrensel İnsan Hakları ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini’nin de taraf olduğu bu anlaşmalarda ihlalidir. Özellikle de Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin aşağıda tanımını TR.UNDP.Org sayfasından almış olduğum 16. cine de aykırıdır. Bu nedenle, mevcut koşullarda #OHAL ve #SEÇSİS ile ülkenin tepetaklak seçim ekonomisi ve galayanına sürüklenmiş olması, aynı zamanda, Türk Devleti’nin BM’de imzalamış olduğu İnsan Hakları, Demokratik ve Sivil Haklara ilişkin tüm andlaşmaların da ihlalidir.
#OHALDerhalKALDIRILSIN #DemokratikEngelOHAL #DemokratikEngelSECSIS
Kamuoyunun ilgisine sunulur.
Bircan Ünver, Yayıncı/Editör, TurkishLibrary.Us ve Lightmillennium.Org

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/05/BARIŞ-VE-ADALET .jpg>
“Barış, istikrar, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne dayalı etkin yönetim olmadan, sürdürülebilir kalkınma olmasını bekleyemeyiz. Gittikçe artan ölçüde bölünmüş bir dünyada yaşıyoruz. Bazı bölgelerde barış, güvenlik ve refah sürekli iken, diğer bazı bölgelerde ise bitmek bilmeyen çatışma ve şiddet sarmalı var. Ancak bu, hiçbir şekilde kaçınılmaz sonuç değildir ve mutlaka çözümlenmelidir.
Yüksek şiddette silahlı çatışma ve güvensizlik, ülkenin kalkınması üzerinde yıkıcı etkiye sahiptir; ekonomik büyümeyi etkiler ve çoğunlukla nesiller boyu sürebilen haksızlıklar yaratır. Çatışmanın olduğu veya hukukun üstünlüğünün olmadığı yerlerde cinsel şiddet, suç, istismar ve işkence de yaygındır; ve ülkeler, en çok risk altında olanları korumak için önlem almak zorundadır.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, şiddetin her biçimini önemli ölçüde azaltmayı, çatışma ve güvensizliğe kalıcı çözümler bulmak için hükümetler ve toplumlar ile birlikte çalışmayı hedefliyor. Hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, bu sürecin anahtarıdır; keza, yasadışı silah ticaretinin önlenmesi ve gelişmekte olan ülkelerin küresel yönetişim kurumlarına katılımının güçlendirilmesi de çok önemlidir.” Kaynak: UNDP.TR
Naci Kaptan / 13.05.2018 Devam edecek
KAYNAKLAR
(1) www.dunya.com/kose-yazisi/secim-bilisim-sistemi-secsis-nedir/358124 (2) digitalage.com.tr/bilgisayar-muhendislerinden-secsis-onerileri/ (3) www.haberhabere.com/uyap-la-calisan-secsis-e-guvenilemez-makale,4681. html
YAZININ YAYIMLANDIĞI LİNKLER
www.turkishlibrary.us/2018-secsis-ve-secim-guvenligi-2/
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * 4

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2010/11/BORİS-YELTSİN.j pg>
SAHTE DEMOKRASİ “SPINNING BORIS” ÖKÜZ BOKUNU ALTIN DİYE SATANLAR
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * BÖLÜMLER
BÖLÜM 1 nacikaptan.com/?p=8242 BÖLÜM 2 nacikaptan.com/?p=57121 BÖLÜM 3 nacikaptan.com/?p=57605 BÖLÜM 4 nacikaptan.com/?p=440 BÖLÜM 5 nacikaptan.com/?p=57976 BÖLÜM 6 nacikaptan.com/?p=83132
Naci KAPTAN / 24 Kasım 2010 Güncellendi 15 Mayıs 2018 / 23. Ekim 2020

<i1.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2010/11/SPINNING-BORIS. jpg>
Aşağıda Yılmaz Dikbaş’ın GÖNÜLLÜ DEVŞİRMELER kitabından alıntılanan yazı Rusya üzerinden, günümüz Türkiye’sinde yaşanan siyasi olayların ve siyasi içerikli büyük hilelerin nasıl yapıldığını , Toplum bilincinin nasıl denetim altına alınarak yönlendirildiğini anlatır. Bu nedenle özellikle kitabı ve aşağıdaki yazıyı okumanızı öneririm. Küresel tuzakların , oyunların , kurguların ardında var olan güç hep aynıdır .Küresel baronlar , oligarklar ve hilebaz siyasetçiler , emperyalizm.
_____
SPINNING BORIS’in HİKAYESİ
Olay 1996 yılında Rusya’da seçimlerin ABD’li ajanlar tarafından nasıl kontrol edilerek yönlendirildiğini anlatır.Demokrasi havarisi !!! olduğunu söyleyen ABD, NED ve CIA’nın kurmuş olduğu içinde demokrasi kelimesi taşıyan STÖ’leri kullanarak tüm dünya ülkelerinin içinde gizli amaçlı truva atları oluşturmuş ve beslediği yandaşlarla içine girdiği tüm ülkelerin varlığını bir sinsi kurt gibi kemirmektedir.Bu ülkelerdeki siyasi yapıyı ve yöneticileri de kendi amaçlarına uygun olanlardan belirleyerek iktidara gelmesini sağlarlar.
“IMF’ye teslim olmuş Rusya’nın 1995’de dış borçları çok artmıştı. Hem bu borçları ödemek hem de Rusya’da yeni türemiş işadamlarının 1996 başkanlık seçimlerinde desteğini alabilmek için, Yeltsin yeni bir özelleştirme yağması başlattı. Rusya’nın en büyük fabrika ve işletmelerinin hisselerini, yeni türemiş Rus bankalarına nakit para karşılığı yok pahasına sattı. Bu hissleri ele geçiren, kendilerine oligark denilen, hemen hemen tamamı Yahudi kökenli olan Rus işadamları ulusal medyanın ve bankaların sahibi oldular” (1)
“Rusya çok tehlikeli bir siyasi bunalımın içine yuvarlanmıştı. On binlerce Moskovalı sokaklara dökülmüş,meydanlar Yeltsin karşıtı sloganlarla inliyordu. Rus halkı, parlamentosunu savunuyordu Parlamento tarafından görevden alınan Boris Yeltsin Yeltsin görevden alındı, yerine yardımcısı atandı. Artık her şey çığırından çıkmıştı.Yeltsin, 4 Ekim 1993 günü, Beyaz Saray adı verilen Rus Parlamentosunu topa tutturdu. Tüm dünya televizyonları, Rus parlamentosunun topçu ateşi altında kalışını anında yayınladı. ABD Başkanı Bill Clinton,Yeltsin’in bu eylemini, demokrasinin savunulması olarak gördüğünü duyuruyor, demokrat Yeltsin’i destekliyordu. ” (1)
_____
Araştırmacı yazar Yılmaz Dikbaş’ın Gönüllü Devşirmeler isimli kitabından alınan SEÇİMİ ABD VE MEDYA KAZANDIRDI başlıklı aşağıdaki yazısı ve bu konuyu irdeleyen iki ayrı ingilizce makaleyi sunuyorum .
Wilson’s Advisers Helped Yeltsin Top Communists ‘Americans to the Rescue’-A Russian Assignment
Naci Kaptan / 24 Kasım 2010

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2010/11/SPİNNING-BORIS. jpg>
SEÇİMİ ABD VE MEDYA KAZANDIRDI
Sizlere Boris Yeltsin’in 3 Temmuz 1996’da ikinci kez devlet başkanlığına seçilişinin öyküsünü anlatacağım.Bu öykünün, sömürgeci karşıtı yurtseverlere bir ders, ağızlarından ‘demokrasi’ sözcüğü hiç düşmeyen sömürgeci uşaklarının ise suratlarında patlayacak bir şamar olmasını diliyorum.
Rusya 3 Temmuz 1996 başkanlık seçimlerine giderken, Moskova’daydım. Tüm olup bitenleri günü gününe televizyondan izledim, gazetelerden okudum. Böylece Rusya’nın bu tarihi sürecine tanık oldum.Çok önemli dersler dolu 3 Temmuz 1996 seçimini ayrıntılarıyla anlatmadan önce, Boris Yeltsin’i dünyanın iki süper güçlü devletinden birinin başına getiren olayların çok kısa bir özetini sunuyorum.
Darbe Girişimi
1991 yılına girildiğinde Gorbaçov, Sovyetler Birliği’nin devlet başkanıydı.12 Haziran 1991’de Sovyetler Birliği’nin on beş cumhuriyetinden en büyüğü olan Rusya’da başkanlık seçimleri yapıldı. Oyların yüzde 57’sini alan Boris Yeltsin, Rusya tarihinde halkın oylarıyla seçilmiş ilk başkan oldu.
18 Ağustos 1991’de Yeltsin, bir askeri darbeyle devrilmek istendi. Darbecilerin tankları Moskova’ya girdi. Boris Yeltsin darbecileri hain ilan edip hızla Beyaz Saray adı verilen Rus Parlamentosuna koştu. Parlamentonun önünde konuşlanmış tanklardan birinin üzerine çıkarak, tüm dünya televizyonlarının canlı yayınladığı tarihi konuşmasını yaptı. Rus halkı adına darbecilere karşı direneceğini söyledi.
O ana kadar olup bitenleri evlerinde, televizyonlarının başında korkuyla izlemekte olan Rus halkının büyük bir bölümü Yeltsin’in karşı çıkışından cesaretlenerek yollara döküldü. Kısa bir sürede on binlerce Moskovalı, tankın üstündeki Yeltsin’in etrafını büyük bir coşkuyla sarmıştı.
21 Ağustos 1991 günü darbeciler Moskova’dan kaçtı. Gorbaçov tutsak bulunduğu Kırım’dan Moskova’ya getirildi. Yeltsin, Rusya’nın parlayan yıldızı olmuştu. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri Yeltsin’in darbecilere karşı başarılı direnişini demokrasinin bir zaferi olarak görüyor, demokrat Yeltsin’i çılgınca alkışlıyordu.
Yeltsin, IMF ve Dünya Bankasına Teslim Oluyor
8 Aralık 1991 günü Sovyetler Birliği Komünist Partisini kapattıran Yeltsin, Sovyetler Birliği’nin de dağılmış olduğunu duyurdu.Yetmiş yılı aşkın bir süre, amansız düşmanı kapitalizme karşı savaşmış olan Rusya’nın devlet başkanı Boris Yeltsin, bozulan Rus ekonomisini düzeltmek için, ABD kapitalizminin en acımasız iki kurumu olan IMF ve Dünya Bankası’na başvurdu.
Sonraları ABD yöneticileri, Rusya’yı tek kurşun atmadan teslim aldıklarını söyleyeceklerdi. IMF’ye teslim olan Yeltsin, ‘şok tedavisi’ olarak sunulan IMF’nin önerilerini hemen kabul edip Rus halkına dayattı. Yeltsin, IMF’nin Rus halkını perişan edecek olan önerilerini, ‘radikal reformlar’ olarak niteliyor, hiç kimsenin bu reformlara karşı çıkmasını istemiyordu.
İşte Yeltsin’in reformlarının sonuçları:
* Faizler yükseldi, devlet yatırımları durdu. * Sosyal harcamalarda büyük kesintiler yapıldı. * Başta gıda maddeleri olmak üzere tüm tüketim maddelerinin fiyatları tavana vurdu. * Dev ölçekli fabrikalarda üretim durdu, çoğu kapandı. * Kadınlı erkekli milyonlarca kişi işsiz kaldı. * Rus parası değer kaybetti, Rus halkının bir ömür boyu oluşturduğu birikimler buharlaştı. * Ulusal gelir yarı yarıya azaldı, Rus halkı fakirleşti. Oligark denilen bir avuç vurguncu dolar milyarderi oldu. * Sağlık sistemi çöktü. Rus halkının ortalama yaşam süresi azaldı. * Özelleştirme adı altında devletin fabrikaları, yeraltı ve yer üstü zenginlikleri yağmalandı. * Büyük yağmacıların arkasında, Yeltsin’in etrafını kuşatmış Yahudi kökenli Rus politikacılara her türlü destek veren ABD’nin Siyonist bankerleri ve şirketleri bulunmaktaydı. * Rus halkı açlık sınırına dayandı. Tüm Rusya, ABD ve Avrupa’da 1930’larda yaşanan büyük Ekonomik Bunalım’dan daha kötü bir bunalıma girdi.Rus halkı fakirleştikçe, ABD’nin Yeltsin’e olan övgüleri de artıyordu. Yeltsin’i tüm dünyaya örnek bir demokrat olarak tanıtıyorlardı.
Ekmek kuyruklarında sürünen Rus halkını görmezlikten gelen Yeltsin, ‘radikal reformların’ süreceğini duyuruyordu. Oysa kendi yardımcısı Rutskoy bile bu reform programını ekonomik soykırım’ olarak niteliyordu.
Yeltsin, Parlamentoyu Topa Tutuyor
Ekonomi çöküp milyonlarca insan işsiz kalınca, Yeltsin’e karşı siyasi hareket başladı. Parlamentoda iki cephe oluştu. Yeltsin’e karşı olanlar üst üste önergeler vererek Yeltsin’i görevden almaya çalışıyorlardı.21 Eylül 1993’te Yeltsin, televizyona çıktı, ulusa seslendi. Parlamentoyu kapattığını duyurdu. Yeni seçimlere kadar ülkeyi, özel yetkilerle kendisi yönetecekti. ABD’nin övdüğü örnek demokrat Yeltsin, muhalefete dayanamayıp parlamentoyu kapattığını duyurduğu günün hemen ertesinde Rus Parlamentosu toplandı. Yeltsin görevden alındı, yerine yardımcısı atandı. Artık her şey çığırından çıkmıştı. Rusya çok tehlikeli bir siyasi bunalımın içine yuvarlanmıştı. On binlerce Moskovalı sokaklara döküldü.
Meydanlar Yeltsin karşıtı sloganlarla inliyordu. Rus halkı, parlamentosunu savunuyordu. Ordunun ve güvenlik güçlerinin desteğini alan Yeltsin, 4 Ekim 1993 günü, Beyaz Saray adı verilen Rus Parlamentosunu topa tutturdu. Tüm dünya televizyonları, Rus parlamentosunun topçu ateşi altında kalışını anında yayınladı. ABD Başkanı Bill Clinton,Yeltsin’in bu eylemini, demokrasinin savunulması olarak gördüğünü duyuruyor, demokrat Yeltsin’i destekliyordu.
Özelleştirme Yağması
Yeltsin, Aralık 1994’de Çeçenistan’a askeri saldırıda bulunup işgal etti. Moskova’nın denetiminde özerk bir cumhuriyet kurmayı denedi. Ancak Çeçenlerin güçlü direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kaldı, iç politikada güç duruma düştü.IMF’ye teslim olmuş Rusya’nın 1995’de dış borçları çok artmıştı. Hem bu borçları ödemek hem de Rusya’da yeni türemiş işadamlarının 1996 başkanlık seçimlerinde desteğini alabilmek için, Yeltsin yeni bir özelleştirme yağması başlattı. Rusya’nın en büyük fabrika ve işletmelerinin hisselerini, yeni türemiş Rus bankalarına nakit para karşılığı yok pahasına sattı. Bu hissleri ele geçiren, kendilerine oligark denilen, hemen hemen tamamı Yahudi kökenli olan Rus işadamları ulusal medyanın ve bankaların sahibi oldular.[1][1]
Yeltsin İkinci Kez Başkan Olmak İstiyor
İşte şimdi sıra geldi, Boris Yeltsin’in ikinci kez devlet başkanlığına seçilişinin öyküsüne. Alkol bağımlısı olan Yeltsin, 1995’de iki kez kalp krizi geçirdi.17 Aralık 1995’de yapılan parlamento seçimlerinde, Yeltsin taraftarları beklenmedik ağır bir yenilgi aldılar. Yeltsin’in dolaylı olarak desteklediği ‘Vatanımız Rusya Partisi’ oyların sadece % 12,2’sini alırken, Genadi Zuganov’un liderliğindeki ‘Rusya Federasyonu Komünist Partisi’ oyların % 34,9’unu alarak seçimden birinci parti olarak çıkmıştı. Artık herkes, Haziran 1996’da yapılacak devlet başkanlığı seçimini Komünistlerin lideri Zuganov’un kazanacağına kesin gözüyle bakıyordu.
Şubat 1996’da Boris Yeltsin, Haziran 1996’da yapılacak devlet başkanlığı seçimlerine katılacağını duyurdu. Bir dönem daha başkan olmak istiyordu.Yeltsin’in karşısında iki güçlü aday vardı:
– Komünistlerin lideri Genadi Zuganov – General Aleksandr Lebed
Yeltsin adaylığını açıkladıktan hemen sonra yapılan kamuoyu yoklamalarının ortaya koyduğu görünüm şöyleydi:
Genadi Zuganov: % 50-55 General Lebed: % 30-35 Başkan Yeltsin: % 2-8
Ekonomiyi IMF’ye teslim eden, Rusya’nın yeraltı ve yer üsütü zenginliklerini özelleştirme adı altında yok pahasına yağmalatan, halkın işsiz ve aşsız kalmasına neden olan Yeltsin’i halk artık istemiyordu. Onun alkol bağımlısı oluşu, ciddi sağlık sorunlarının bulunuşu ve dengesiz davranışları da gözden iyice düşmesinin nedenleri arasındaydı.Kamuoyu yoklamalarının ortaya koyduğu kara tabloyu gören Yeltsin taraftarları paniğe kapıldılar.
En çok korkanların başında, özelleştirme yağmasıyla milyarlarca dolar vurgun vuran oligarklar geliyordu. Bu kişiler toplanıp, Yeltsin’e başkanlık seçimlerini iptal etmesi için baskı yaptılar. Açıktan açığa, ‘Seçime gerek yok, ülkeyi bir diktatör olarak siz yönetin!’ diyorlardı. Bunları söyleyenlerin tümü de, ABD tarafından desteklenip övülen Rusya’nın yeni demokrat yıldızlarıydı.
Yeltsin kendisine verilen öğüdü dinlemedi. Seçim kampanyasını yürütecek ekibi değiştirdi. Ekibin başına kızı Tatyana ve özelleştirme yağmasının mimarı Çubais’i getirdi. Çubais hemen işe koyuldu. Bankerlerden ve medya patronlarından oluşan bir çekirdek kadro kurdu. Medya patronları sürekli Yeltsin yanlısı propaganda yapacaklar, bankerler de paraları seçim kampanyasına akıtacaktı. Bu hizmetlerine karşılık olarak da Çubais, özelleştirme adı altında Rusya’nın en değerli kurum ve kuruluşlarını bu kişilere peşkeş çekecekti.
‘Öküz Bokunu Altın Diye Yutturanlar’
Moskova’da Yapılacak başkanlık seçiminde uygulanan kural şuydu: İlk oylamada oyların % 50’sinden fazlasını alan aday seçimi kazanıp başkan oluyordu. Eğer ilk oylamada hiçbir aday oyların % 50’sini alamazsa, bir ay içinde ikinci bir seçim yapılıyor bu kez en çok oy alan aday seçimi kazanıp başkan oluyordu.
Rusya devlet başkanlığı seçim tarihi, 16 Haziran 1996 olarak duyuruldu.
Seçim kampanyası başladı.Rus medyasının tamamı Yeltsin yanlısı propaganda yapıyor, diğer adaylara televizyonda konuşma fırsatı verilmiyordu. Buna rağmen yapılan kamuoyu yoklamalarında Yeltsin, hala Zuganov ve Lebed’in çok gerisinde kalıyordu.Yeltsin’in kampanyasını yürüten kızı Tatyana ve ortağı Çubais, çok çabuk bir çare bulmak zorundaydılar.Ve buldular da ;
Özelleştirme yağmasından milyarlarca dolar vurmuş olan Yahudi kökenli Rus işadamlarının aracılığıyla, ABD’den yardım istediler. Açıkcası, Amerikalıların Rusya’ya gelip başkanlık seçimini kendilerine kazandırmalarını bekliyorlardı!
Amerikan yönetimi, çok bilgili ve deneyimli üç siyasi uzman danışmanı Moskova’ya hemen göndermeye hazır olduğunu bildirdi.Üç Amerikalı siyasi uzman danışman; George Gorton, Dick Dresner ve Joe Shumate acele Moskova’ya geldiler ve hemen işe başladılar. Peki, bu üç danışman hangi konuda uzmandılar? Seçim kampanyalarını yönlendirmede uzmandılar. Amerikan ağzıyla söyleyecek olursak, ‘öküz bokunu altın diye yutturabilecek’ kertede yetenekliydiler. Şimdi de Yeltsin’i Rus halkına, ‘eşi bulunmaz demokrat bir lider’ olarak yutturacaklardı.
Üç Amerikalı uzmanın ilk önerileri şu oldu:
Yeltsin’in rakipleri hakkında medya sürekli olarak yalan haberler uyduracak, çamur atacaktı! Ruslar bu öneriye karşı çıktı. Yalan söylenmeyecek, çamur atılmayacak, dürüstlük ilkesine bağlı kalınacaktı. Amerikalıların yanıtı ise çarpıcıydı: Seçimi kazanmak istiyorsanız bizim söylediğimiz gibi davranacaksınız, dürüstlükle seçim kazanılmaz!
Amerikalı üç siyasi uzman danışman ikinci önerilerini yaptılar:
Yeltsin halkın arasına girecek, onlarla kucaklaşıp öpüşecek, gençler için düzenlenecek eğlence programlarına katılacak, onlarla beraber şarkılar söyleyip dans edecek, kısacası ‘çok sevecen, çok tonton’ bir kişi rolünü oynayacaktı! Ruslar bu öneriye de sıcak bakmadı. Yeltsin’in doğal davranmasından yanaydılar, rol yapmasını istemiyorlardı. Amerikalı uzmanlar yine sert çıktılar, rol yapmadan, halkı kandırmadan seçim kazanılamazdı!
Yeltsin’in seçim kampanyası neredeyse tam bir çıkmaza girmişti ki, üç Amerikalı uzmanın ABD’den getirilmesinde payı olan Rusya’nın özelleştirme vurguncusu dolar milyarderleri ve medya patronları araya girdiler. Ateşli tartışmalardan sonra Amerikalı üç uzman danışmanın önerileri kabul edildi. Artık Yeltsin’in seçim kampanyasında ipler bu üç Amerikalının eline geçmişti.
Seçimin İlk Aşaması ‘
Öküz bokunu altın diye yutturabilecek’ düzeyde yetenekli üç Amerikalı uzman; bir yandan Yeltsin’in nerede, neler konuşacağını, kimlerle buluşacağını belirlerken, bir yandan da medyanın kullanacağı sloganları üretiyordu.Rus medyası, Yeltsin’in rakipleri hakkında asılsız dedikodular, yalanlar, iftiralar uyduruyor, en aklıbaşındaların bile kafalarını karıştırıyordu.
Yeltsin’in rakipleri Zuganov ve Lebed bu karalama kampanyası karşısında şaşkın, kendilerini savunacak, seslerini duyuracak değil bir televizyon kanalı, bir gazete dahi bulmakta zorlanıyorlardı. İşte bu atmosferde, 16 Haziran 1996’da başkanlık seçimleri yapıldı. Katılım oranı % 70 olmuş ve şu sonuçlar alınmıştı:
Yeltsin ( % 35,3 ), Zuganov ( % 32 ), Lebed ( % 14,5 ).
Seçimin ilk aşamasında başkan seçilememişti, ancak bu sonuç Yeltsin için çok büyük bir başarıydı. Birkaç ay öncesine kadar kamuoyundaki desteği % 5 dolaylarındayken, sanki sihirli bir el değmiş ve bu oran % 35’e çıkmıştı! Yeltsin’in kampanya ekibi sevinç içindeydi. Üç Amerikalı uzman ise daha soğukkanlı davranıyor, asıl savaşımın yeni başladığını söylüyordu.
Seçimin İkinci Aşaması
Üç Amerikalı uzman hemen kolları sıvadılar. Yolun yarısını başarıyla geçmişlerdi, ama asıl öldürücü darbeyi şimdi vurmaları gerekiyordu. Yeltsin’e acele bir öneri götürdüler: İlk aşamada % 14,5 oy alan Lebed’e, geri çeviremeyeceği kadar parlak bir teklif götürün ve Lebed’in ikinci aşamaya katılmasını önleyin!
Seçimin ilk aşamasından iki gün sonra, 18 Haziran 1996’da Başkan Yeltsin, üç Amerikalı uzmanın önerisini yerine getirdi. Lebed’i, ‘Rusya Federasyonu Güvenlik Konseyi Sekreteri’ ve ‘Başkanın Ulusal Güvenlik Danışmanı’ olarak atadı. Lebed, ağzı kulaklarında, bu yüksek prestijli atamayı hemen kabul etti ve başkanlık seçiminin ikinci aşamasından çekilmiş olduğunu ilân etti.
Lebed’in çekilmesiyle meydan, Yeltsin ve Zuganov’a kalmıştı. Üç Amerikalı uzman, Zuganov’u yıpratacak kampanyaya hemen Başladılar. Tüm medya hemen her gün ve neredeyse günün tamamında şu sloganları tekrar edip durdu:
‘Zuganov’a verilecek oylar,Komünistleri tekrar iş başına getirecektir!’, ‘Zugonov’u seçmek demek, diktatör Stalin’i diriltmek demektir!’, ‘Zuganov’a verilecek oylar, demokrasinin sonu, özgürlüklerin sonu olacaktır!’, ‘Bir komünist olan Zuganov eğer seçilecek olursa, Rusya’da iç şavaş çıkacaktır!’,
‘Mal sahibi, mülk sahibi, iş sahibi olmak istiyorsanız oyunuzu demokrat Yeltsin’e verin!’, ‘ABD’nin ve Avrupa’nın saygı duyduğu Başkan Yeltsin’i seçin!’.Medya bu tek yanlı propagandayı sürdürürken, özelleştirme vurguncusu Rus işadamlarının oluşturduğu havuzdan milyonlarca dolar, üç Amerikalı uzmanın saptadığı bölgelerde, belirlediği gruplara dağıtılıyordu.
Tam bu sırada IMF, Rusya’ya 10 milyar dolar kredi verdiğini duyurdu. Yeltsin’in seçim kampanyasını yürütenler sevinç içindeydiler.Üç Amerikalı uzman, Yeltsin’e bir öneri daha götürdüler: Neredeyse iki yıla yakın ödenmeyen emekli maaşlarını ve birikmiş işçi ücretlerini hemen ödeyin! Ödemeler derhal yapıldı. Televizyon kanalları, birikmiş emekli maaşlarını alan yaşlıların ve ücretlerini alan işçilerin Yeltsin’in boynuna sarılarak nasıl ağlaştıklarını, ellerini yüzünü nasıl öptüklerinini tekrar tekrar gösterip durdu.
Seçimin ikinci aşamasına bir hafta kala, Yeltsin bir kalp krizi daha geçirdi. Üç Amerikalı uzmanın yönlendirmesiyle medya bunu halka, Yeltsin aşırı yorgunluktan grip oldu, diye duyurdu. Yeltsin’in yanına hiç kimse sokulmadı, fotoğrafı çekilmedi, görüntüsü alınmadı. Bu olumsuzluğun ustaca atlatılmasından sonra, 3 Temmuz 1996 günü başkanlık seçiminin ikinci aşaması gerçekleştirildi.
Yüzde 68,9 katılımın sağlandığı seçimde iki aday şu oyları almıştı: Yeltsin ( % 53,8 ), Zuganov ( % 40,3).
ABD’den özel olarak getirilen üç Amerikal uzman, medyanın ve özelleştirme vurguncularının desteğiyle, ‘öküz bokunu altın diye’ Rus halkına yutturmayı başarmışlardı. Boris Yeltsin, ikinci kez Rusya’nın devlet başkanı olarak seçilmişti. Yeltsin ikinci kez başkan olarak seçildikten sonra, IMF’den 40 milyar dolar borç alındı.Ancak bu para devletin kasasına girmedi! Yeltsin’in kızı Tatyana ve seçimlerde Yeltsin’den yana olan özelleştirme vurguncularının Amerika ve Avrupa’daki banka hesaplarına yatırıldı!
Bu gerçek öykü, 2002 yılında Amerika’da çekilen bir filmin senaryosunu oluşturdu. Filmin adı şuydu: ‘Spinning Boris’. Türkçeye şöyle çevirebiliriz: ‘Boris Yeltsin’in Rus Halkına Yutturulması’.
Peki, Türk halkına kimlerin nasıl yutturulduğunun öyküsünü yazmanın zamanı gelmedi mi? (1)
Yılmaz Dikbaş / 25 Temmuz 2007, Antalya (Sayın Yılmaz Dikbaş’a teşekkür ederim)
_____
Wilson’s Advisers Helped Yeltsin Top Communists
From California, with focus groupsJuly 09, 1996 By Edward Epstein, Chronicle Staff Writer
Russian President Boris Yeltsin deployed a secret weapon in his re-election triumph last week – three California political advisers whose hard-hitting style has helped Governor Pete Wilson win several elections.
The team of political consultants, which employed such sophisticated American techniques as focus groups, polling and tough television ads for its Russian client, was brought together by a Soviet immigrant from San Francisco who had lived a rags-to- riches story during his 17 years in the United States.
The activities of longtime Wilson strategists George Gorton, Richard Dresner and Joe Shumate were kept a closely guarded secret during the four months they spent holed up on the 11th floor of a hotel in central Moscow. It was feared that disclosure that Yeltsin’s campaign was being advised by Americans would hand a powerful issue to the Communist candidate, Gennady Zyuganov, who was already charging that Yeltsin was selling out Russia’s interests to the West.
Only now has the story dribbled out, making the cover of Time magazine this week. The three Wilson associates will hold a news conference today in Washington, D.C., to tell their story. They also will be joined by Felix Braynin, the 48-year-old San Franciscan who decided late last year that Yeltsin would need some outside professional help if voters in Russia’s infant democracy were to re-elect him.
Braynin, who had gone from being a housepainter to an international business consultant in San Fran-cisco, turned to a friend, attorney Fred Lowell of the big San Francisco law firm of Pillsbury, Madison & Sutro. Lowell, a Republican activist, knew that Wilson’s team was available after the collapse of the governor’s aborted Republican presidential candidacy.
Braynin was motivated by a fear that the Communists would return to power in Russia.
“I don’t think people understand how dangerous the situation was. . . . If the Communists take power in Russia, it would be catastrophic for the whole world,” he said yesterday.
Braynin, who had contacts in the Yeltsin campaign, set up the Californians with the Russian president’s advisers. So by February, Wilson’s men had signed a contract with the Yeltsin campaign calling for them to be paid $250,000 plus expenses. In March, off they went to the secluded President Hotel in Moscow, accompanied by Braynin. (2)
_____
‘Americans to the Rescue’-A Russian Assignment
With the collapse of the Soviet Union in the 1990s, the U.S. electioneering industry began to operate in a more globalized environment, sustained by state funding and encouragement to establish in the name of “freedom” new bridgeheads for neoliberal economic conquests. As a former bête noire, Russia was an electioneering plum for U.S. foreign policy planners. Initially, with production of political television spots in 1993 and then in the 1996 Russian presidential election, the first American consultants were invited to Moscow to spin the blessings of capitalism and Boris Yeltsin over communism and Communist Party (KPRF) challenger Gannady Zyuganov. Just prior to the election campaign, the United States helped bankroll Yeltsin with $14 billion in loans. German Chancellor Helmut Kohl committed an additional $2.7 billion, most of which was fully unconditional (thereby permitting its use for massive vote-buying), and French Prime Minister Alain Juppé added $392 million to the kitty, “paid entirely into Russian state coffers.” International Monetary Fund managing director Michel Camdessus committed his organization, as a “moral obligation,” to supporting Yeltsin’s privatization plans. Most of the IMF funds went to the state treasury for discretionary spending-with the caveat that financial assistance would be suspended in the event of a Communist Party election victory. “In the end, though, the KPRF’s door-to-door campaign was obliterated by the heavily researched, well-financed, media saturating, modern campaign waged by the Yeltsin team.”9
Operating under cloak in the Yeltsin campaign were American consultants, George Gorton, Joe Shumate, and Richard Dresner, who previously had worked together on Pete Wilson’s California gubernatorial campaign.10 At a moment when Yeltsin fared poorly in the polls, the three were asked to use their American razzmatazz to help “rescue” Boris. They were joined in this task by Steven Moore, an American public relations specialist, and a Russian TV advertising production company, Video International. Dresner was a former business partner of Dick Morris and former gubernatorial campaign consultant to Bill Clinton. Morris, in turn, was Clinton’s main political advisor (previously having worked for conservative southern senators, Trent Lott and Jesse Helms) and acted as a liaison between the U.S. president and Morris’s friends on the Yeltsin team. Despite these close associations, the consultants denied any connections between the Russian campaign and the White House.11
Video International (VI) staff were trained for the election by the American advertising firm Ogilvy and Mather (part of the worldwide WPP advertising group). The campaign strategy, including use of archival footage of Stalin’s brutality, was to attack the KPRF and Zyuganov with an assortment of anti-communist tactics. Within just a few years of the fall of the Soviet Union, this was an extraordinary turnaround in Russian (formerly Soviet) politics. As one scholar found in her interviews with VI, the company’s producers mocked Zyuganov for failing to grasp the importance of political marketing, which suggested yet another remarkable adaptation in Russian political thinking.12
VI was run by former KGB member Mikhail Margolev, who had previously spent five years with American advertising agencies. Margolev next joined the Putin public relations team for the 2000 election campaign. Since then he has became a “senator” in the Federation Council, Russia’s legislative upper chamber. He and other close advisors to Putin have been receiving “first-hand insights into strategies and techniques of American campaign practice,” a tutelage they presumably assume will assist their leader’s grand political ambitions. Another VI company executive, Mikhail Lesin, became Putin’s press minister. Lesin is known in Russia for harassing media outlets that are critical of the Putin government, marking the growing authoritarian style of that leadership.13
The American campaign consultants worked closely with Yeltsin’s daughter and campaign operations manager, Tatyana Dyachenko, passing on to their Russian counterpart the American techniques of spin-doctoring. According to a published news report, “they advised the campaign on organization, strategic and tactical use of polls and focus groups” with a “central campaign message of anti-communism,” a role they shared with Burson-Marsteller and other American public relations firms. They also urged Yeltsin to assert authoritarian control and think in terms of how to make the state-run television stations “bend to your will.” Boasting that they had saved Yeltsin from certain defeat and Russia from a return to the Cold War, the consultants admitted to employing a host of manipulative tactics in their advertising strategy to sow fear among Russians, a style that has been well-rehearsed by many Republican political strategists. A Time magazine report on these events came with the brazen cover lead, “Yanks to the Rescue”-later inspiring a Showtime (cable TV and subsequent DVD) film undertaking, Spinning Boris, about how the heroics of American political consultants “saved Russia from communism.”14
The consultants’ political ads, mostly aired over state-run television and radio stations, which Yeltsin fully controlled, repeatedly pitched the theme that a Zyuganov victory would bring back a command economy and a climate of terror. For “personality” styling designed to capture the youth vote, the Americans asked Yeltsin to appear at rock concerts and had him “jitterbug” onstage at one of them. Some of Yeltsin’s Russian advisors did not approve of the stunt, possibly because it caused the candidate’s heart attack in the midst of the campaign. Ignored in the campaign slogans, and by the Clinton administration, were the out-of-control economy, Yeltsin’s poor health and alcohol addiction, and his broad use of repressive policies. Despite his autocratic tendencies, disregard for constitutionally guaranteed freedoms, frequent money-laundering scandals, and brutal war in Chechnya, Yeltsin received the unreserved endorsement of the leaders of the main market economies, as if open markets were the true measure of a democracy. A Time correspondent rationalized the American intervention in pure Machiavellian logic: “Democracy triumphed-and along with it came the tools of modern campaigns, including the trickery and slickery Americans know so well. If these tools are not always admirable, the result they helped achieve in Russia surely is.”15
Russians too have learned the dark arts of Machiavellian political chicanery. Moscow hosts a Center of Political Consulting, more popularly known as “Niccolo M”-referring to the famed theorist of political manipulation and spin. By 2002, Niccolo M, whose organizers were trained in NED-funded seminars by the NDI and IRI, was joined in Russia’s new electioneering business by several other new political consulting groups, such as the Center of Political Technologies, which helps design campaign strategies and arrange contacts between businesses and Kremlin officials. Niccolo M staff used all the methods learned from their mentors, including candidate marketing, polling, focus groups, direct mail, phone banks, heavy use of the mass media, attack ads, and spin doctoring. Following its 1996 election defeat, the KPRF began studying Western campaign manuals and adopting the same tactics. Russian business groups have learned to give their money directly to the consultants rather than to candidates for tighter control over policy making, a practice that corresponds to soft-money election financing in the United States.16
An NDI assessment congratulated itself on the role it played in transforming Russian society through the introduction of American electioneering techniques. Under U.S. influence, Russian political parties, the study confidently claimed, were now
targeting their communication to voters based on demographic and geographic information.conducting research on voter attitudes through focus groups and polling.small meetings, coalitions with civic groups, door knocking, phone banks, and public leafleting; organizing more sophisticated press operations that attempt to create news and respond to events..Much of this change can be attributed to NDI training. (emphasis added)17
If the U.S. influenced Russian politics as much as the NDI claimed, then the accession of Vladimir Putin suggests that American campaign practices have little to do with institutionalizing democracy. (3)
KAYNAKÇALAR
(1) www.kalinka.com.tr/ dikbas@kalinka.com.tr <www.kalinka.com.tr/%20dikbas@kalinka.com.tr> [1][1] Yılmaz Dikbaş, “Gönüllü Devşirmeler”, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, Eylül 2002,İstanbul, sayfa 147-154
(2) articles.sfgate.com/1996-07-09/news/17778890_1_yeltsin-campaign-russi an-president-boris-yeltsin-governor-pete-wilson
(3) www.monthlyreview.org/1206sussman.php
Naci Kaptan
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * 5
<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/05/SEÇİM-3.jpg>
Naci KAPTAN / 23 Mayıs 2018 / 20 Ekim 2020
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * BÖLÜMLER
BÖLÜM 1 nacikaptan.com/?p=8242 BÖLÜM 2 nacikaptan.com/?p=57121 BÖLÜM 3 nacikaptan.com/?p=57605 BÖLÜM 4 nacikaptan.com/?p=440 BÖLÜM 5 nacikaptan.com/?p=57976 BÖLÜM 6 nacikaptan.com/?p=83132
_____
Değerli okur ,
Paylaşmış olduğum ilk bölümlerde SEÇSİS’in (SES -Sun Election System) YETKİSİZ , KÖTÜ NİYETLİ ÜÇÜNCÜ KİŞİLER tarafından yapılacak olan sonuç değiştirme girişimlerine karşı korumasız ve güvensiz olduğunu gösteren yazıları ve SES’nin bir ABD mahkemesinde nasıl sorgulandığını ve güvensiz olduğunu gösteren bir video paylaştım. Bu konuda yetkin kurum ve kişilerin düşünce ve uyarılarını da paylaşacağım. Dileğim odur ki muhalefet partileri bu konuya gereken ilgiyi göstersinler.
<i0.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/05/SEÇSİS-3.jpg>
Konumuza devam edelim ;
SEÇSİS oy sayma sistemi kullanılıp da seçmen parmağının boyanmasından vazgeçilmesinden,devreye Mernis’in de girmesinden ve YSK’nın kapalı devre çalışıp seçim sonuçları konusunda gereken şeffalığı göstermemesinden sonra AKP oyları büyük bir sıçrama yaptı ve AKP son 3 seçimde de iktidara geldi.
SEÇSİS Amerika’da Bush seçiminde kullanıldı ve seçim sonuçları tartışmaya açıldı. Kullanımından vazgeçildi.Almanya ve Yunanistan’a önerildi fakat her iki ülke de sisteme dışarıdan girilerek sonuçlar üzerinde oynama yapılabilirliği yönünden bu sistemi kullanmadılar.
Kasım 2000 yılında yapılan ABD seçimlerine bakalım ; Seçimlerde Algore ve Bush yarıştılar.Elektronik olarak yapılan seçim sonuçları başbaşa gitti ve Florida anahtar duruma geldi.Oy sayımlarında bush ve Gore’nin aralıklarla seçimi kazandıkları açıklandı.Sonuçlar karmaşık duruma geldi.
7 Kasım seçimlerini izleyen Amerikan medyasının önde gelen kuruluşları, aynı gün pot üstüne pot kırdılar. CBS, CNN, NBC, MSNBC ve ABC gibi dev kanallar, önce Florida’da Gore’un kazandığını ilan ettiler. Halbuki Florida’da daha sandıklar kapatılmamıştı bile. Bu yanlış haberler, birçok kişiyi sandık başına gitmekten vazgeçirdi.
Gore ‘Başkan oldum’ diye tam sevinirken, bu haberler geri çekildi. Gece yarısından sonra, medya bu kez Eyalet’te Bush’un kazandığını ilan etti ve Teksas Valisi’nin ‘ABD Başkanı’ olduğunu duyurdu. Bush sevindi ve Al Gore da rakibini arayarak kutladı. Bush’un sevinci iki saat sürmedi. Medya bu haberi de geri çekti. Gore, yine rakibini aradı ve kutlamasını geri aldı. Florida’da oylar makineler tarafından en az üç kez, bazı yerlerde de dört kez sayıldı. Makine teknolojisi 327 farkla ‘Bush Başkan oldu’ dedi. Ardından postayla gelen oylar da sayıldı ve Bush farkı 930’a çıkardı. Her iki taraf da mahkemeye gitti. Neticede Gore Seçimleri kaybettiğini açıklayarak çekildi ve Bush başkan oldu.Ki Gore’nin çekilmesi arkasında ne gibi baskılar olduğu bilinmiyor !!!
Amerikan seçimlerinde bizde kullanılan sistem kullanıldığı bu seçim sonrası seçim sonuçlarının şaibeli olduğu yazıldı.Bu konuda araştırmalar yapan bir gazeteci şüpheli bir şekilde araba kazasında öldü.
Sonunda AKP’yi işbaşına getirmek isteyen ABD’nin yönlendirmesiyle SEÇSİS (Sun Electio System)Türkiye’de kullanılarak Türkiye’nin geleceğini derinden etkileyen sonuçlar yarattı.Mernis sistemiyle de entegre edilen bu seçim sistemi kullanıldığı sürece Türkiye’de yapılacak olan seçim ve referandumlar hiç bir zaman gerçek sonuçları göstermeyecek ve bu sistemi yöneten güçlerin istedikleri sonuçları verecektir.
İşte biz buna İLERİ DEMOKRASİ ve adaletli seçim diyoruz !!! Demokrasi söylemiyle halka tiyatro oynayarak kandırıyor ve sonra da camiye giderek ibadet ediyoruz !!! (2)

<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2018/05/OYLARI-KİM-SAYI YOR.jpg> SEÇSİS sistemindeki kafaları karıştıran büyük şüphe 30 Mart seçimlerinde sonucu değiştirecek nitelikte hilelerinin bilgisayar ortamında yapıldığı ileri sürüldü.
SEÇSİS sistemi bu açıdan büyük suçlamalara neden oldu. UYAP’ın bu sisteme entegre olması da bu yöndeki kuşkuları daha da arttırdı.
DİJİTAL ŞÜPHE: SEÇSİS
Millet Gazetesi’nin haberin göre, sandıklarda yapılan hilelerin yanında 30 Mart seçimlerine ilişkin en yoğun hile iddiaları 2007 yılı seçimlerinden bu yana uygulanan ve dünyada çok tartışmalı olan SEÇSİS (Sun Election System) sistemi ABD’nin hediyesidir. ABD’de belirli eyaletlerde 2000 seçimlerinde uygulanan sistem büyük tepki çekmesi nedeniyle iptal edildi. Ancak bu iptal olayı ABD’nin 43. Başkanı oğul George W. Bush’un seçildiği Florida seçimlerinin üzerindeki “hile” yi hiç bir zaman silemedi.
Hileli Florida seçimleri, Türkiye’de uygulanan SEÇSİS konusu Türkiye’nin özellikle son 3 yıldır gündeminde bulunuyor. 2000 yılında ABD başkanlık seçimlerinde George W.Bush lehine seçimlere hile karıştırıldığı iddialarından sonra bizzat hileyi yazılımı üreten bilgisayar programcısı Clint Eugene Curtis’in 13 Aralık 2004 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu Demokrat Parti üyeleri önünde verdiği yeminli ifadesinde hile yapıldığını açık bir şekilde ifade etti.
TEKNİK HIRSIZLIK!
Gelelim SEÇSİS’in ne olduğuna. Türkiye’nin kademeli olarak üzerinde 1980’li hatta 1990 yıllarda çalıştığı bir bilgisayar yazılım projesi. SEÇSİS, kısa anlatımla bir bilgisayar paket programı. Adem Taşkaya’nın “SEÇSİS ve Seçimlerin Güvenirliği” başlıklı makalesinde yer alan bilgilere göre Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü Sistemi ( SEÇSİS) Ülkemizde Telekom alt yapısı kullanılarak Yüksek Seçim Kurulu Merkezi’nde bulunan Sun Fre E6800 ana bilgisayardan yönetilmektedir. Aynı zamanda SEÇSİS Sistemi’ne Adalet Bakanlığı koordinasyonunda bulunan UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) dahil edilerek birbirine entegrasyonu sağlanmıştır.
UYAP’IN ROLÜ
Ömer Lütfi Taşçıoğlu tarafından “Seçim Sistemimiz, Seçim Şaibeleri ve Öneriler” başlıklı makalesine göre ; Yargı faaliyetlerinin tek bir merkez­de toplanarak kontrol edilmesi amacıyla hazırlanan UYAP sisteminin seçim sonuçlarının işlenmesinde kullanılmaya başlanmasıyla YSK’ya ait olan bu görev ve yetki de Anayasa’ya aykırı olarak idareye devre­dilmiş olmakta, başka bir deyişle seçim sonuçları ile ilgili tüm bilgilere Adalet Bakanlığı’nca dolayısıyla hükümet tarafından erişilebilmekte ve müdahale edilebilmektedir.
Bunu tespit edebilecek en etkin yol, tüm seçim kurumlarından alınan sandık bilgilerinin teker teker sayıp toplanmasıdır. Aksi takdirde sisteme müdahale edildiği, sadece teknik araştırma ile ortaya çıkabilir.
Oy tasnifinin bilgisayarlara girilmesi sırasında YSK temsilciliklerinde, hakimler ve siyasi parti temsilcileri hazır bulunur. Bilgisayar ve yazılım konusunda etkin ve uzman olmayan bu kişiler, seçim sistemine yapılan müdahaleyi anlamaz ve kavrayamazlar. Toplu girilen oy sayımlarında, herhangi bir tuşa basılması durumunda, önüne geçilemeyecek hileli seçim sonuçları ortaya çıkabilir. Tüm yaşanan da aslında budur.
SİSTEMİN İŞLEYİŞİ
Peki SEÇSİS’in Türkiye serüveni nasıl oldu? Türkiye’de ilk kez AKP’nin oyunun yüzde 34’ten yüzde 47’ye fırladığı 22 Temmuz 2007 seçimleri, tamamen bilgisayar destekli ya­pılmıştır. SEÇSİS sisteminde Yüksek Seçim Kurulu (YSK) yabancı bir şirketin (Ofer’lerin) sa­hibi olduğu Telekom alt yapısını kullanmaktadır.
YSK seçim sistemi merkezinde mevcut kurulu ana bilgisayar, Sun Fire E 6800’dür. Adalet Bakanlığı’nın UYAP sistemi ile YSK’ nın SEÇSİS sistemi arasında 10 Mbs. hızında “Metro Ethernet” hattı bulunmaktadır. Her terminalde yapılan işlem ve kayıt, SEÇSİS Java tabanlı yazılım tarafından işlenerek sonuçlar ana bilgisayarda toplanmakta ve istenen bilgiler toplu olarak elde edilmektedir.
Sandık kurullarında oyların sayılıp sonuçların elle yazıldığı tutanaklar, ilçe seçim kurulundaki bilgisayarda yüklü olan SEÇSİS yazılımı üzerindeki tutanağa geçirilmekte, daha sonra ilçe se­çim kurulları tutanak toplamlarını il seçim kurullarına, bu kurullar da SEÇSİS üzerinden YSK’ ya bildirmektedir.
Telekom alt yapısı kullanı­larak oluşturulmuş olan bu dışa kapalı ağ ortamı (intranet) dış müda­halelere karşı sadece firewall (güvenlik duvarı) ve VPN’nin sağladığı MD5 güvenlik seviyesi ile korunmaya çalışılmaktadır ve merkezi sis­tem ile terminaller arasında her hangi bir özel şifreleme mevcut değil­dir. Bu da kuşkuları arttırmaktadır.
BİLGİSAYAR OYUNLARI
“SEÇSİS sisteminde hile yap­mak mümkün müdür?” sorusuna verilebilecek cevap ‘evin anahtarını emanet et­tiğimiz bekçi, isterse evi soyabilir mi?’ sorusunun cevabı ile aynıdır.
Bu tespite karşı Türkiye’de yapılan referandum ve seçimlerde SEÇSİS sisteminin kul­lanılmasına devam edilmektedir. Bu sistemle uygulanabilecek iki aşamalı bir hile senaryosu şöyle olabilir: Sandık tutanakları Windows XP işletim sistemi yüklü bilgi­ sayarların bulunduğu ilçe seçim kurulundaki bilgisayara işlenir. Bu sırada minik bir programcık sisteme girerek, (A) sütunundaki (X) par­tisinin oyunu yüzde 20 arttırıp, (B) ve (C) sütunlarındaki (Y) ve (Z) partilerinin oy toplamını yüzde 10’ar düşürür.
Tuşa basıp genel toplam alındığında, yapılan müdahaleyi ancak o ilçedeki tüm sandık sonuç­larını elle tek tek sayıp toplayabilirsek tespit edebilir. Aksi halde, iti­raz süresi sonunda, bilgisayar tuşuna basılarak alınan hileli rakamlar, resmî seçim sonucu haline gelecektir! Bunu önlemenin tek yolu ise YSK’nın siyasi partilere oy sayım ve sonuçlarını kayde­debilme imkânını tanımasıdır. Bu tak­dirde SEÇSİS sonuçlarıyla sandık sonuçlarını karşılaştırılabilinir.
2007 SEÇİMİ İZMİR ÖRNEĞİ
Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) İzmir’de 2007 seçimine ilişkin yaptığı tespitler partinin Karşıyaka İlçe Başkanı Cengiz Ön­baş tarafından yargıya taşınmıştır. Önbaş’ın tespitlerine göre 27 san­dıkta MHP’nin 820 olan oy sayısı 578’e, CHP’nin 3390 olan oy sayısı 2436’ya düşürülürken, AKP’nin oyu 1507’den 2433’e çıkarılmıştır (Öz­türk, 2007). Bu sonuçlara göre Karşıyaka ilçesindeki gerçek dağılım aşağıdaki şekilde ortaya çıkmaktadır:
– CHP 3 bin 390 (yüzde 59,29) – AKP Bin 507 (yüzde 26,35) – MHP 820 ( yüzde 14,34) – Toplam oy: 5 bin 717
YSK ise bu ilçedeki 27 sandığa ait seçim sonuçlarını aşağıdaki şe­kilde ilan etmişti:
– CHP 2 bin 436 (yüzde 42,60) (954 oy eksik ve CHP oylarının yüzde 28’i kayıp)
– AKP 2 bin 433 (yüzde 42,55) (926 oy ilave edilerek AKP’ye aldığı oyların yüzde 61,44 fazlası eklenmiştir).
– MHP 578 (yüzde 10,11) (242 adet oy eksik ve MHP oylarının yüzde 29,5’i kayıp)
– Toplam oy: 5 bin 447
YSK toplam oy sayısını 5447 olarak bildirdiğine göre toplam oy­ların yüzde 4,47’sinin sayılmadan çöpe gittiği anlaşılmaktadır. Nitekim bir sandıktan 161 oy çıkarken sonuçta 16 oya düşürülmüştür. Bu sayının Türkiye’nin bir ilçesindeki 27 sandığa ait olduğu dikkate alındığında Türkiye genelinde yapılan oy sahtekârlığının boyutlarının nerelere va­rabileceği daha iyi anlaşılmaktadır. (3)
KAYNAKLAR
(1) nacikaptan.com/?p=440
(2) nacikaptan.com/?p=4128
MUTLU ÇÖLGEÇEN / MİLLET GAZETESİ / 27 Mayıs 2015 www.shaber3.com/secsis-sistemindeki-kafalari-karistiran-buyuk-suphe/1 120145/
Naci Kaptan / 23 mayıs 2018
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * 6 * SEÇSİS sistemi NE KADAR DOĞRU veya YANLIŞ
<i2.wp.com/nacikaptan.com/wp-content/uploads/2020/10/ANKET.jpg>
SEÇSİS sistemi NE KADAR DOĞRU veya YANLIŞ
_____
SEÇSİS VE SEÇİM GÜVENLİĞİ * BÖLÜMLER
BÖLÜM 1 nacikaptan.com/?p=8242 BÖLÜM 2 nacikaptan.com/?p=57121 BÖLÜM 3 nacikaptan.com/?p=57605 BÖLÜM 4 nacikaptan.com/?p=440 BÖLÜM 5 nacikaptan.com/?p=57976 BÖLÜM 6 nacikaptan.com/?p=83132
_____
Naci Kaptan / 25.10.2020
_____
Amacımız DOĞRUYU bulabilme çabasıdır. Bu konuda var olan soru işaretleri;
1. SES/SEÇSİS ABD’de kaç kez kullanıldı. Şu anda kullanımda mı? Kullanımda değilse neden?
2. Almanya ve Yunanistan’a teklif edilen bu sistem neden bu ülkeler tarafından kabul edilmedi?
3. En basit malın bile sertifikasyonu istenirken SEÇSİS’in neden USYM sertifikasyonu ve Kriptolojii yoktur? Böylesi bir yazılım güvenilir miidir?
SONUÇ
Seçimlerde kanunların dahi YSK üyelerinin aldıkları kararlarla değiştirildiği ve MÜHÜRSÜZ OYLARIN geçerli sayılarak 1.5 milyon oyla sonuçların değiştirildiği bir ülkede SEÇSİS’i öz malı gibi koruyan bir iktidarla başa çıkmak zor iştir. Bilişimde bir konu ne kadar karmaşık hale getirilirse hile yapmak özgürlüğü o kadar kolaylaşıyor ve artıyor.
Aşağıda BMO ve EMO’nun seçsis hakkındaki çalışmalarından kısa bir bölüm sunuyorum. Yazının tamamına aşağıdaki linklerden ulaşılabilir.
Naci Kaptan / 25.10.202
_____
SEÇİM BİLİŞİM SİSTEMİ (SEÇSİS)/ BMO SEÇSİS Çalışma Grubu Üyesi Birkan Sarıfakıoğlu – mbirkan@gmail.com <mailto:mbirkan@gmail.com>
süreçlerin insan odaklı olduğu, SEÇSİS tarafından yerine getirilmediği,hata yapma riskinin dolayısıyla güvenlik zayıflığının fazla olduğuna yukarıda değinilmişti. Bu, elbette SEÇSİS’in tümüyle güvenli bir sistem olduğu, insan odaklı süreçlerin seçim güvenliği açısından riskli olduğu anlamına gelmemektedir. SEÇSİS’in güvenliğiyle ilgili konulara geçmeden önce bilişim sistemi ve veri/bilgi güvenliği kapsamında güvenliğin unsurlarını ve ilkelerini açıklamak yararlı olacaktır.
Öncelikle, güvenli bir bilişim sisteminden söz edebilmemiz için ilgili bilişim sisteminde güvenlikle ilgili ilkelerin ve önlemlerin eksiksiz sağlanması gerekmektedir. Kullanılabilirlik, bütünlük ve gizlilik, güvenliği oluşturan temel ilkelerdir. Dolayısıyla “Güvenlik = Kullanılabilirlik + Gizlilik + Bütünlük” anlamına gelir. Bu ilkeleri şöyle açıklayabiliriz:
Bütünlük: Sistemin topladığı, ürettiği, paydaşlardan aldığı ve paydaşlara sağladığı verilerin bütünlüğünün ve doğruluğunun sağlanması.
Gizlilik: Sistem bileşenlerine ve sistemdeki verilere yalnızca yetkili kullanıcıların erişmesi, sistem kaynaklarına erişimin sınırlandırılması.
Kullanılabilirlik: Sistemin her an kullanılabilir/erişilebilir durumda olması; arıza, kesinti, siber saldırı ya da yıkım (doğal afet, felaket) gibi nedenlerle sistemin çalışamaz duruma gelmesi halinde bile kesintisiz çalışmanın sağlanması ya da sistemin çok kısa zamanda yeniden ayağa kalkması.
Mesleki birikimimiz ve araştırmalarımız kapsamında, YSK’nin kamuoyuyla paylaştığı bilgiler ve yukarıda açıklanan güvenlik ilkeleri ışığında “SEÇSİS güvenli mi?” sorusunun aşağıdaki saptamalar çerçevesinde yanıtlanması gerekmektedir:
Girdileri üreten dış sistemlerin/paydaşların (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü-NVİ) kendisi ve sağladığı veriler denetlenebilir değildir. Bu sistemlerin güvenliği, doğruluğu ve bütünlüğü konusunda bilgi sahibi değiliz.
SEÇSİS’in sistem bileşenleri, yazılımının kaynak kodları denetlenebilir ve kamuya açık değil. Bir anlamda kapalı kutu (ing. black box)!
Arıza, kesinti, siber saldırı ya da yıkım sonucunda sistemin kesintisiz çalışmasını sağlayacak Felaket Kurtarma Merkezi (FKM) altyapısı olmayan bir bilişim sistemi kullanılabilirlik ilkesini sağlayamaz. Dolayısıyla “SEÇSİS güvenli bir sistemdir” yargısını doğrulayacak nitelikte yeterince veriye sahip değiliz.
Sonuç Yukarıda dile getirilen saptamalar doğrultusunda SEÇSİS, bir bilişim sistemi olarak tümüyle denetlenebilir olmasa da seçim sürecine ilişkin çıktılar üzerinden seçim sürecinin denetlenebilmesi ve sonuçların doğrulabilmesi olanaklıdır. Bilindiği üzere bazı siyasi partiler ve yurttaş girişimleri, SEÇSİS’in çıktılarından yararlanarak bu denetimleri yapmak ve sayım sonuçlarını doğrulamak amacıyla bilişim uygulamaları geliştirmiştir.
Yazımızın başında da ifade ettiğimiz gibi seçim işlemlerinde kullanılan teknoloji, yenilikler vb. dışında her şeyden önce tüm seçim sürecinin adil, güvenli ve demokratik bir ortamda gerçekleşmesi gerekir.
Yürütme erkinin seçim süresince aktif rol oynamaması, tüm sürecin yargı denetiminde olması ve genel ilke olarak tüm devlet organlarının hesap verebilirlik, saydamlık, açıklık ilkeleri çerçevesinde örgütlenmesi, adil ve güvenli bir seçim sürecinin başat özellikleridir.
Tüm bu siyasal-toplumsal-hukuksal önceliklerin gözetilmesiyle yapılacak bazı düzenlemeler ve iyileştirmelerle daha güvenli, adil ve demokratik bir seçimin SEÇSİS’le gerçekleştirilmesi olanaklıdır. İlk olarak YSK merkezinde bulunan istemcilerden, veri merkezindeki sunuculara, il/ilçe seçim kurullarındaki istemcilere kadar sistemdeki tüm bilgisayarlarda GNU/Linux türevi özgür yazılım işletim sistemi çalışması sağlanmalıdır.
Bunların yanı sıra uygulama yazılımlarının tüm kaynak kodları kamuyla paylaşılmalı, kamu denetimine açılmalıdır. Tüm bu aşamalardan sonra bizim vergilerimizle geliştirilen SEÇSİS’in güvenliğini doğrulayabilir, daha güvenli, adil ve demokratik bir eçim bilişim sisteme kavuşabiliriz.
Çizim 2. Seçim İş Süreçleri (*) Her Yönüyle SEÇSİS: www.bmo.org.tr/wp-content/uploads/2017/04/BMO_RAPOR_v2-01-1.pdf
www.emo.org.tr/ekler/a8fd46e7c0186be_ek.pdf?tipi=2&turu=X&sube=14 AGYS 9
_____
24 Haziran seçim sonuçları ile ilgili gündeme oturacak iddia!
Bilgisayar Mühendisleri Odası, 24 Haziran seçim sonuçları konusunda “YSK’nın kesin sonuçları ne kadar kesin” başlıklı bir rapor yayınladı. Raporda, 2 bin sandıkta hata tespit edildiği açıklandı.
Bilgisayar Mühendisleri Odası’nın “Seçsis çalışma grubu” tarafından yayınlanan raporunda, seçim sonuçlarının aday ve partiler kaydırılarak yazılması, farklı sandıklarda birbirinin aynı sonuçlar, aynı sandığın tutanak ve cetvellerdeki oy farklılıkları gibi pek çok hata ve tutarsızlık bulunduğu ifade edildi.
Raporda, “Çalışma Grubumuzun geliştirdiği bir yazılımla YSK’nin Sandık Sonuçları Paylaşım Sisteminde (SSPS’de) yayımladığı tüm sandık verileri üzerinde temel istatistik teknikleri uygulanarak sandık bazında olası tutarsızlıklar belirlenmiş, ardından bu sandıkların verileri SSPS’den elde edilen sandık sonuç tutanakları ve sayım döküm cetvelleriyle gözle karşılaştırılarak bir önceki adımda belirlenen tutarsızlıkların doğrulanması ve nedenlerinin anlaşılması sağlanmıştır.
‘BELİRGİN HATALAR VAR’
Veri analizi çalışması sonucunda başlıcaları aşağıda sıralanan çok ciddi veri tutarsızlıkları ve belirgin hatalar saptanmıştır:” denildi. Raporda, belirlenen hata ve tutarsızlıklar şöyle sıralandı;
Sandık sonuç tutanaklarındaki oy sayıları SEÇSİS’e girilirken veriler bir aday/partiden diğerine kaydırılarak bilgisayara girilmiştir.
Sandıkların “sandık sonuç tutanakları” ile “sayım döküm cetvelleri”ndeki oy sayıları birebir aynı olmak zorundadır; buna karşın bazı tutanak ve cetvellerdeki oy sayıları birbirlerinden farklıdır.
Aynı seçim bölgesi (mahalle) içerisinde farklı sandıklara ait olmalarına karşın içerikleri birebir aynı olan sandık sonuç tutanaklarına rastlanmıştır.
Sandık kurullarınca hatalı olarak düzenlenen tutanaklar SEÇSİS’e girilirken toplamların tutarlı olması için oy sayılarının “veri girişi yapanların inisiyatifinde” düzeltildiği/değiştirildiği anlaşılmaktadır.
Bazı sandıklarda, siyasi parti gözlemcilerine verilen sandık sonuç tutanakları ile SEÇSİS’e girilen tutanaklar arasında önemli farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir.
Uygulanan veri analizi yöntemi ve yüksek eşik değerle 2.000 kadar sandıkta hata olasılığı belirlendiğinin ifade edildiği raporda, bu 2.000 sandık içerisinde yaklaşık 70.000 seçmene karşılık gelen 250 sandıkta yanlışlar ve tutarsızlıklar saptandığı kaydedildi. Raporda, ” Bu yanlışlar sonucunda yaklaşık 14.000 yurttaşın oyu, tercih ettiği siyasi parti ya da adaya yansımamış görünüyor. Çalışma, yeterince bilgi toplandığı düşüncesiyle 250 hatalı sandık ile sonuçlandırılmış ve saptanan hataların örnekleri belgeleriyle rapora yansıtılmıştır.”
_____
LİNK : forum.donanimhaber.com/24-haziran-secim-sonuclari-ile-ilgili-gundeme -oturacak-iddia <forum.donanimhaber.com/24-haziran-secim-sonuclari-ile-ilgili-gundem e-oturacak-iddia–135261558> -135261558

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış