Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Mehmet
Mutluoğlu : TÜRKİYE’NİN “EDİBALİ DOKTRİNİ”




GİRİŞ:




ORTADOĞU ŞEKİLLENİRKEN!




1990’ lı yıllardan sonra soğuk savaşın sona ermesi ve iki
kutuplu dünya yerini Amerika’nın başını çektiği ‘Yeni Dünya Düzenine bırakması
üzerine dünyada baş döndürücü bir hızla dönüşüm ve değişimler yaşanmaktadır.
Önce Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılmış; kuzey ve doğu Asya yeni
şekillenmiştir. Peşinden Doğu Avrupa’da, Balkanlarda, Kafkasya’da haritalar,
siyasi sistemler değişmiş; son olarak da değişim ve dönüşümün yönü Ortadoğu’ya
yönelmiştir. Ortadoğu’da tarihsel haklara sahip olan Türkiye aynı zamanda bu
coğrafyanın da merkezinde bulunmakta ve bu coğrafyanın belirlenmesinde olmazsa
olmaz temel millet ve devlet olma özelliğindedir. İşte değişen bu dünya ve
bölge şartları Türkiye’yi beynel Türk, beynel İslam ve cihanşumül politikalar
üretmeye mecbur bırakmaktadır. Bu durum Türkiye’de devlet adamı ihtiyacını
zaruri kılmaktadır. Artık Türkiye günübirlik politikalar ve çözümler üreten
politikacılar dönemini kapatıp, bilge liderler, devlet adamları eliyle
yönetilme dönemini açmak mecburiyetindedir.




KÂHT I RİCALAR DÖNEMİ̇ KAPANMALIDIR




Türk Devlet hayatında asırlardır devlet adamlığı
noksanlığı (Kaht-ı rical)bir vakıa olarak bilinmektedir. Sultan Abdülhamit
Han’ın büyük devlet politikası ve devlet adamlığı sayesinde 33 yıl Osmanlı
İmparatorluğu toprak kaybına uğramamış, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün büyük
deha ve devlet adamlığı sayesinde en olumsuz şartlarda Milli Mücadele
kazanılmış, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve modern ve çağdaş Türkiye
Cumhuriyetinin temelleri atılmıştır. Son yüzyıllarda bu iki şahsiyetin dışında
kısmen İsmet Paşa’nın devlet adamlığından söz edilmiş, 9.Cumhurbaşkanımız Sayın
Süleyman DEMİREL, Sayın ECEVİT ve 8. Cumhurbaşkanımız Sayın Özal’da da uzun
süren kısır politikacılık deneylerinden sonra yer yer devlet adamlığı emareleri
görüldüğü ifade edilmiştir.




ESKİ ALIŞKANLIKLARI TERK ETME VAKTİDİR


Sonuç olarak Türkiye 1945-1990 yıllarında, iki kutuplu,
iki bloklu ve arada bağlantısızlar blokunun bulunduğu dünyada Nato Paktı
içerisinde yerini almış; Türkiye için iç politikada günübirlik politikaların
uygulanması o kadar da önemsenmemiştir. Ancak 1990’dan sonra dünyanın yeniden
şekillenmesi ,baş döndürücü değişim ve dönüşüm ve özellikle 2000’li yıllardan
sonra bu değişim ve dönüşümün Türkiye’nin asırlık bağlarla bağlı olduğu
Ortadoğu’ya yönelmesi, Türkiye’nin beynel Türk, beynel İslam ve Cihanşumül bir
siyaset izlemesini zaruri kılmakta; Dünya’nın bu yeni şartları, Türk Milletine,
İslam Dünyasına ve Dünya’ya yön vermeye çalışan devletlere de Bilge devlet
adamı zaruretini dayatmaktadır.




Türkiye için ABD ve Batının dünyaya yeni şekil vermeye
başladığı 1990’’lı yıllardan sonra uygulamaya koyduğu BOP ve GOP gibi
projelerin taşerönlüğünü yürütmek yerine; Türkiye, Bölge ve Dünya şartlarını da
dikkate alarak özgün politikalar üretmek zamanıdır. Zira Türkiyesiz Ortadoğu’da
hiçbir gücün başarılı olması mümkün değildir. Türkiye ve yöneticileri bu yeni
dünyanın önümüze açtığı bu imkanı değerlendirebilmelidir. 

Artık Türkiye’nin, Ortadoğu’nun ve dünya’nın tüm akil
insanları; eski alışkanlıklarını bırakarak, bir seçim sonrasını düşünen, halka
şirin görünmek ve milletin oylarını kolay yoldan devşirebilmek için kolay, ucuz
yollara baş vuran; halk dalkavukluğunu yürüten
parlatılan liderler yerine; günümüz, Türkiye, Bölge ve dünya şartlarının
dayattığı Devlet adamını ortaya çıkarmak zorundadır. Devlet adamı ise lafı iyi
çeviren değil; netice alan ve sorun çözendir. Bu yapılırsa dünya bir barış ve
mutluluklar dünyasına, bu yapılmazsa dünya ve bölgemiz bir kaosa
sürüklenecektir.




TÜRKİYE’NİN 
“EDİBALİ DOKTRİNİ”




Amerika’nın bir
Thruman Doktrini, bir Monreo doktrini, bir Bush doktrini varsa, Türkiye’nin de
bir “Edibali doktrini” vardır.




1993 yılında benim de bulunduğum Viyana konferansında: “
Benim ecdatım buralara gelmiş.


Nasıl geldi?


Kılıçları çok keskin olduğu için mi?


Elbetteki kılıçları en keskindi.


Toplarının çok uzun menzilli oluşundan mı ta buralara
kadar geldiler?


Elbette onlar çağlarının en ileri teknolojisini
geliştirmişlerdi.


Ama tüm bunlardan ileri onlar; İlim ve hikmeti, Yüksek
ahlakı, adaleti ve Emaneti ehline vermeyi millet hayatının, devlet hayatının
temel dinamiği yaptı. İşte biz böyle kanatlandık, uçtuk. Ta buralara kadar
geldik.” (Aykut EDİBALİ, 1993 Viyana Konferansından)




İşte bilime,
yüksek ahlaka, adalete ve emanetleri ehline vermeyi esas alan bir toplum ve
devlet hayatını gerçekleştirmek; “Edibali Doktrini”nin dayandığı temellerdir. 

İŞTE TÜRKİYENİN İHTİYACI OLAN VE HER KESİMDEN 82 MİLYON
VATANDAŞIMIZIN HARARETLE BEKLEDİĞİ “EDİBALİ DOKTRİNİ”




15. yüzyılda fetih toplumu ve devletini hazırlayan Çelebi
Mehmet Sultan gibi; devletimizi yeniden;

1-İnsan hak ve
hürriyetlerine dayanan bir HUHUK ve adalet DEVLETİ haline getirmek,


2-Gerçek, sürekli, yaygın
ve milli  DEMOKRASİyi kurmak,


3- Din istismarına da din
düşmanlığına da asla meydan vermeyen gerçek LÂİKLİKi gerçekleştirmek,


4- sorun üreten değil,
çözüm üreten; bilime, yüksek ahlaka, adalete ve emanetleri ehline verme
esasına  dayanan BİLGE DEVLETi kurmak


5- KERİM DEVLETi
gerçekleştirmek,


6- ve Büyük Barış
Medeniyetimizin yeniden inşası temelleri üzerinde İSLÂM RÖNESANSInı, İslâm’ın
yeniden dirilişini gerçekleştirerek “Muhteşem Türkiye”’yi hazırlamak
.




Böylece milletimizin tarihinde, rüyasında ve duasındaki
devlet gibi  devletimizi yeniden kurmak
için; Milletimizin doğusunu, batısını, kuzeyini, güneyini, dindarını, laikını
kucaklamak, birleştirmek; farklılıklarımızı Osmanlı Beylikler ittifakında,
Milli Mücadelede Kahraman ve Gazi mecliste olduğu gibi en büyük gücümüz haline
getirmek için;  dağınık, kavgalı
devletimizin ve milletimizin bütün potansiyelini derleyip toparlamak ve
birleştirmek.




Bu altı madde gerçekleştiği ve devlet bir saat gibi
çalıştığı zaman devletimiz ve milletimiz kısa zamanda kanatlanıp uçacak, maddi
ve manevi bütün problemlerini çözme imkanı bulacak, Muhteşem Türkiye yolunda
süratle yol alacaktır.


 KEM ALETLE KEMALÂT
OLMAZ!




Kem aletle kemâlât olmaz.” demiştir atalarımız.


Önce aletimizi sağlam ve güçlü hale getirme durumundayız.




Bu devlet cihazıdır.


Devletimizi bu altı esas üzerinde, saat gibi çalışan bir
yapıya kavuşturmadan yapılacak olan her reform, her çalışma buz üzerinde bina
yapmak gibi olacaktır.




Bütün gelişmeler; yükselme ve yücelmeler; ancak
hürriyetin ve adaletin mümbit ikliminde gerçekleşebilir.




Bu altı maddede ortaya konan esaslar işte bu büyük
gelişmenin temellerini oluşturacak yapıyı kurma esasına dayanmaktadır.




SONUÇ VE TEKLİFİMİZ:




MİLLETİMİZ 
“EDİBALİ DOKTRİNİ”Nİ HAYATA GEÇİRMEK ÜZERE;SAYIN EDİBALİ’YE
CUMHURBAŞKANLIĞI’NIN YOLUNU AÇMALIDIR




Mimar Sinan’ın ustalık eserim dediği Edirne Selimiye
Camii’ni 86 yaşında gerçekleştirdiği gibi; Sayın Edibali’ye de Türk milletinin
bu “Edibali  Doktrini”ni gerçekleştirmek
üzere imkan ve fırsat tanımalıdır.




10 binlerce siyasetçi, yazar, bilim adamı, sanatçı, gönül
insanının ve millet evladının hocası; Hukukçu, stratejist, siyaset ve devlet
adamı, mütefekkir yetiştiren; Türk Milleti’nin başta Kıbrıs olmak üzere bütün
Milli Davalarında Türk milletine ve devletine bir kutup yıldızı gibi yol ve yön
gösteren, 1991 “Büyük Millet İttifakı”nın mimarı,Türk ve İslam dünyasının Bilge
lideri Sayın Aykut EDİBALİ’nin Cumhurbaşkanlığı makamına getirilmesini Sayın
EDİBALİ’yi, eserlerini ve çalışmalarını 50 yıldır bir ölçüde tanıyan bir
öğretmen olarak; ülkemin siyasilerinden, aydınlarından ve milletimden arz ve
teklif etmeyi bir görev ve sorumluluk olarak sunuyorum.




Selam hürmet ve muhabbetler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış