GAFFAR YAKINCA : YAKLAŞAN YIKIM
KARŞISINDA SİYASETİMİZ




Aydınlık Gazetesi


11.4.2019




Türkiye belki de tarihinin en
büyük ekonomik krizine doğru koşar adım ilerliyor. Bir yanda artık çevrilemez
hale gelmiş borç yükü diğer yanda eldeki avuçtakini uluslararası tefecilere
kaptırmış ve üretmediği için yerine yenisini koyamayan bir ülke. İş dünyasından
ve çarşı pazardan gelen sinyaller sürekli ertelenen bunalımın bu kez kolay
kolay atlatılamayacağını söylüyor. Özetle on yedi yıllık yanlış ekonomi
politikaları sonucu deniz bitmiştir; deniz bitmekle kalsa neyse sıra memlekete
gelmiştir.


Hepimiz biliyoruz şiddetli
ekonomik krizlerin ekonomi ile sınırlı kalmayan yıkıcı etkileri olur. İktisadi
hayatta başlayan tıkanma dalga dalga başka alanlara yayılır. Toplumsal yaşam
siyaset kültür eğitim adalet iç güvenlik ülke savunması gibi en kritik alanlar
krizden nasibini alır.


Sıkıntılar krizin erken
dönemlerinde görece konforlu olan toplum kesimlerine ulaştıkça toplumsal
çöküntünün önündeki bariyerler direncini yitirir. Toplum için “kötü” olduğunu
kabul ettiğimiz her şey yükselişe geçer. İşsizlik boşanmalar bağımlılık şiddet
fuhuş mafya… aklınıza ne tür fenalık gelirse krizin araladığı kapıdan
toplumsal hayatın üzerine çullanır. Abarttığımı düşünenlere Türkiye’nin ve
dünyanın yakın tarihine bir göz atmalarını öneririm. Kapitalizmin tarihi
aslında bir bakıma krizlerin aklı almaz boyutlardaki çöküşlerin de tarihidir.


SORUNUN KAYNAĞI ONUN ÇÖZÜMÜ
OLAMAZ


Reklamdan sonra devam ediyor


Ekonomik krizi aşmanın biricik
aracı siyasettir. Sorunun tespit edilmesi de reçetenin yazılması da çoğu zaman
uygulanması da siyaset kurumunun işidir. Fakat Türkiye’de siyaset kurumu uzunca
bir süredir ciddi zafiyet içindedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi böylesi
kriz anlarında ülkenin can simidi olan parlamentoyu işlevsiz bırakmış devletin
tepe noktasını geniş toplumsal kesimlerden izole etmiştir. Üstüne FETÖ’nün
siyasi ayağını oluşturan unsurlar hâlâ aktif haldedir. Bu iki sorunun üzerine
bir de seçim sonuçlarını olgunlukla kabul etmeyenlerin başlattığı gerilim
eklenmiştir.


Türkiye büyük krize doğru
hızla ilerlerken muhalefet cephesi de pek umut vadetmemektedir. Bakın Yeni
Şafak’ın liberal-İslamcı yazarı Kemal Öztürk “Biz Ak Parti’nin fabrika
ayarlarına dönmesini beklerken CHP bu ayarları kullanmaya başladı. Son seçimde
bunu çok net bir şekilde gördüm” diyor. Ülkeyi bu korkunç bunalıma sürükleyen
zihniyet şimdi CHP’nin başını çektiği bir oluşumla küllerinden doğuyor. Oysa
krizi yaratanlar krizin çözümü olamazlar. AKP krizden birinci derecede
sorumludur. AKP’den CHP’ye tevarüs etmiş neo-liberalizmin takipçileri krizden
birinci derecede sorumludur. Bunların yönetimindeki Türkiye kriz karşısında
çöker sınırları ve bütünlüğü tehlikeye girer. Çünkü bu zihniyetin olmazsa olmaz
iki parçası Amerikancılık ve HDP ittifakıdır.


ÜRETİM DEVRİMİ İÇİN MİLLİ
HÜKÜMET


Hükümet elindeki gücü ve
parasal kaynakları kaybetmemek adına eski yönetim usulünde ısrar ederse bu
yolun sonu felaket olur. Çünkü mevcut hükümet sistemimiz işleri kolaylaştırmıyor
aksine çözümsüzlüğe sürüklüyor. Bu tıkanmanın kangrene dönüşmemesinin tek yolu
geniş tabanlı bir milli mutabakat hükümetidir. Bunun için önce parlamentonun
aktif hale getirilmesi sonra -ABD yanlısı terör örgütü HDP/PKK dışındaki- tüm
partilerin katılımı ile bir milli hükümet kurulması gerekiyor. Bu hükümette
sadece mecliste temsil edilen partiler değil parlamento dışı partiler de yer
almalıdır.


Körleşmiş siyasetimizin
gözündeki perdeyi kaldırmak zorundayız. Siyasetin önde gelen unsurları Türkiye’nin
temel sorununu göremiyorlar. Her siyasi görüşten seçmenin üzerinde mutabık
kaldığı ancak siyasilerin ajandalarında hep en arkaya düşen bu sorun
Türkiye’nin üretim sorunudur. Artık yapısal hale gelmiş olan üretim sorunu üç
günlük geçici tedbirlerle çözülemez. Yeniden üreten bir ülke haline gelmemiz
için uzun soluklu ve ciddi bir programa adeta bir devrime ihtiyacımız var. Ve
böylesi bir program ancak sözünü ettiğimiz türde bir milli hükümet ile hayata
geçirilebilir.




Link : https://www.aydinlik.com.tr/yaklasan-yikim-karsisinda-siyasetimiz-gaffar-yakinca-kose-yazilari-nisan-2019?fbclid=