E. TUĞA. Türker Ertürk : Siyasal
İslamcılık “Türkiye İttifakı” kurabilir mi ??


Bir insanın doğuştan, yani genetik
olarak sahip olduğu zekâ katsayısının ve zekâ işlevselliğinin göstergesi olan
IQ (Intelligence Quotient) değerinin yüksek olması büyük bir avantajdır. Ama
sahip olunan bu zekâ iyi kullanılamazsa veya beraberinde olması ve
geliştirilmesi gerekenler yoksa; tek başına yüksek zekâ insanın başına bela
bile olabilir.


Hırs da insanın yaşamda başarılı
olabilmesi için sahip olması gereken özelliklerden biri olarak görülür. Ama ne
kadar hırs? Hırsla ihtiras arasında çok ince bir çizgi var. Başarı için bir
insanda olması gereken özelliklerden biri olarak görülen hırs iyi kontrol
edilemez, aşırıya kaçar ve ihtiras halini alırsa; insanın hem çevresine hem de
kendisine büyük ve onanmaz zararlar verir.


KİM ZENGİN OLMAK İSTEMEZ


Kim zengin olmak istemez ki! Çok para
sahibi olmak, istediğini yapabilmek ve her türlü idealini gerçekleştirmek… İlk
bakıldığında çok para sahibi olmak, insanı mutlu edebilir gibi görünüyor. Ama
gerçekte para, tek başına mutluluk getirmiyor. Hatta, eğer iyi yönetilemezse;
felakete bile neden olabilir.


Dememiz o ki; bir insan zekâ, hırs,
para, yetenek, güzellik veya yakışıklılık gibi avantajlı özelliklere sahip
olabilir ama bu özellikler iyi kullanılamaz ve yönetilemezse; insan için faydadan
çok zarar getirir.


BİR NUMARALI GÜVENLİK VE İÇ BARIŞ SORUNUMUZ!


Toplumların durumu da üç aşağı, beş
yukarı insanların durumu gibidir! Toplumsal avantaj iyi yönetilemezse, bu
avantajı öne çıkaracak ve destekleyecek akılcı ve bilimsel hamleler yapılamazsa;
avantaj olan dezavantaja döner ve o toplumun hayatını zindana çevirir.


Ülkemizin tarihinden gelen çok büyük
bir zenginliği var; kültürel çeşitlilik. Çeşitli kültürlere sahip kesimlerin bu
farklılıkları bir zenginlik olarak görüp, barış içinde bir arada yaşamaları
pratiğini uzun yıllar içinde geliştirmişiz. Hiç sorun yaşamamış değiliz ama bu
işi başarmışız. Fakat son yıllarda kültürel zenginliğimizin birleşim
yerlerinden istismar amaçlarıyla zorlandığını, kaşındığını ve toplumun bir
arada yaşama arzusunun ve motivasyonunun giderek zayıfladığını görüyoruz. Bu
olumsuz gelişmeler çok tehlikeli ve hatta ülkemiz için geleceğe yönelik bir
numaralı güvenlik ve iç barış sorunudur diyebiliriz.


SORUMLUSU SİYASİ İKTİDAR


Bu olumsuz gelişmelerin başat
sorumlusu ise siyasi iktidardır. Nedeni ise iktidarın 17 yıldır, hemen hemen
akıllı başlı herkes tarafından bilinen ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı icraatları
ile nefret içerikli söylemleridir. Bunların arkasında ise Cumhuriyetin kurucu
ideolojisi ile barışık olmaması, çağdaş ulus kimliğine düşmanlık yapması ve
yerine dinsel kimlik inşa etmeye çalışması vardır.


Bugün, çağdaş ülkelerin hemen hemen
hepsi ulus devlet yapısına, örgütlenmesine ve yurttaşları ise ulus kimliğine
sahiptir ama geçmişte, Ortaçağ’da bu böyle değildi. Ulus devlet ve ulus
kimlik; insanlığın düşünsel evriminin sonucudur, insanlığın ortak ürünüdür ve
asla ithal değildir! Gelecekte bu konuda farklı gelişmeler olabilir ama bugün
ve yakın gelecek için ulus devlet ve ulus kimlik yapısının değişmeyeceğini söylemek
mümkündür.


TOPLUMSAL FAY HATLARI


Toplumun bir arada yaşama arzusu ve
motivasyonunun azalmasına ve zayıflamasına neden olan ikincil etken ise dış
dinamiklerdir. Bir ülkenin üzerinde kötü emelleri olan dış güçler; o ülkenin
çözemediği sorunlarını istismar eder, hassasiyetlerini kaşır ve toplumsal fay
hatlarına çeşitli yollarla saldırır.


Etnik, dinsel, mezhepsel ve
gelişmişlik farklılıkları ile dünya görüşü ayrımları; istismar edildiği
takdirde, bir toplumun huzurunu kaçıracak, iç barışını bozacak ve istikrarını
yok edecek çok önemli fay hatlarıdır. Bu kapsamda, Türkiye’nin
de her ülke gibi toplumsal fay hatları vardır. Bunlardan etnik (Kürt, Arnavut,
Çerkez gibi), mezhepsel (Sünni, Alevi, Caferi gibi), hatta cemaatler aracılığı Sünniliğin
altında oluşturulan mikro yapılar ve dünya görüşü (laik-laik olmayan) gibi
farklılıklar, ilk bakışta kolayca görülebilenlerdir.


SİYASAL İSLAM BÖLER VE PARÇALAR


Bu fay hattı özelliklerimiz, Türkiye
üzerinde karanlık emelleri olan yabancı güçler tarafından daha da ayrıntılı
olarak bilinmektedir. Özellikle Soğuk Savaş’ın (1947-1990) bitiminden sonra ortaya
çıkan tek kutuplu dünya düzeni, Türkiye için farklı bir ideolojik elbise ve yeni bir
siyasi harita tasarladı. Elbiseyi giymek istemeyenlere ve siyasi haritaya
itirazı olanlara 4. Nesil Savaşın “Ergenekon” ve “Balyoz”
gibi kumpasları uygulandı ve bertaraf edildiler.


Bugün Türkiye, içeriden
(kısmen bilinçli, kısmen bilinçsiz) ve dışarıdan, fay hatları üzerinden
ayrıştırılıp kutuplaştırılabilmesi için çok ağır saldırı altındadır. İktidarın
bu yanlıştan bir an önce vazgeçmesine ya da bu yanlışı yapmayacak bir iktidara
ivedi olarak ihtiyaç duyulmaktadır. Bilinmelidir ki; “Siyasal İslam”
böler, parçalar ve un ufak eder. Bu özelliği nedeniyle emperyalizmin
teveccühüne her zaman mazhar olmuştur.


Denizcilerin çeşitli maksatlarla
kullandığı işaret fişeğinin en önemli görevi; bir tehlikeyi haber vermesidir.
Toplumların da tehlikeye doğru gittiğini gösteren işaret fişekleri vardır.
Nitelikli insanların Türkiye’yi hızla terk ediyor olması, hayali Alman
vatandaşlığı olan bir çocuk, IŞİD için savaşmaya giden gençlerimiz, bir şehidimizin
cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan Sivas-Madımak
benzeri saldırı, insanlarımızın kendini artık alt kimlikleri üzerinden
tanımlamalarındaki artış hızla felakete sürüklendiğimizin bazı işaret fişekleri
değil mi?


Türker Ertürk


Odatv.com