BAŞKANLIK SÜRECİNİ ULUSAL GÜVENLİK VE ULUSLARARASI
İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİ BAKIMINDAN DEĞERLENDİRMEK


KAYNAK : http://dikmecionur.blogspot.com.tr/2016/12/baskanlik-surecini-ulusal-guvenlik-ve.html?m=1


Türkiye’de ki Başkanlık süreci ve tartışmaları genel olarak hukuk ve
siyaset bilimi literatürleri çerçevesinde ele alınıp irdelenmektedir. Fakat bu
sürecin gözden kaçan bir boyutuda istihbarat örgütleriyle alakalı olan
hususudur. Bugün dahi her ülke için öncelikli tehdit içsel sorunlar yani
bölünebilme ihtimalini içeren ülkelerin güvenlik konseptlerini zedeleyici
gelişmelerdir. İsrail’in ultra ortodoks ve İsrailli arap, Abd’nin Teksas,
Fransa’nın sınırları içerisindeki müslüman topluluklar gibi ülkeden ülkeye
farklılık gösteren her ülkenin saptamasına göre değişen faktörler o ülkeler
için birer tehdittir ve bu durum rakip ülkelerce kullanılmak istenmektedir.
Türkiye’nin ise büyük zaafları arasında etnisite ve mezhep ile alakalı sorunlar
yer alırken buna son yıllarda eklenen kuvvetli siyasi hizipleşme veyahut siyasi
bölünmedir. 1980 evveli sağcılar ve solcular olarak adlandırılan ekseriyeti
temiz niyetli, birbirleriyle komşu, akraba, arkadaş olan insanlar yabancı
istihbarat servislerininde yoğun örtülü operasyonları neticesinde nasıl
birbirlerini düşman olarak bellemiş ve bu yönde bir tutum geliştirmişlerse
bugünün siyasi hizipleşmeside gizli servislerce ustaca kullanılabilir. Bu
duruma Türkiye’nin tarihi geçmişi ve sosyal dokusu oldukça müsaittir.




Başkanlık sisteminden ziyade Cumhurbaşkanını seven ve sevmeyen hatta nefret
eden bir kitle oluşturulmuştur. Bu grupların oranlarını kabaca Cumhurbaşkanını
seven yüzde 60, Cumhurbaşkanından nefret eden yüzde 40 olarak belirlediğimizi
varsayarsak bunların içinde Başkanlık için herşeyi göze alacak olan gruplarla,
başkanlık karşıtı ve bu yönde bir sisteme geçilmemesi için herşeyi göze
alabilecek grupların olacağı şüphesizdir.




Türküye yakın siyasi tarihinde iki büyük kitlesel hareket görmüştür bunlardan
biri Gezi Eylemleri, diğeri ise 15 Temmuz darbe girişimine karşı sokaklara
dökülen sivil insanların oluşturduğu vakalardır. 2013 Gezi olayları Taksim
merkezli başlamasına rağmen yurt çapına yayılmış, günlerce sürmüş, günlük
eylemlerin başlama saatleri ve içerikleri bile senkronize olurcasına tutarlılık
göstermiş hükümetin istifasını isteyebilecek kadar mahiyeti farklı noktalara
gelebilmiş ve adeta kurgulanırcasına profesyonel bir sivil itaatsizlik eylemi
halini almıştır. Diğer büyük kitlesel hareket ise 15 Temmuz günü sokaklara
çıkan kışlaların etrafını tanker ve kamyonlarla çevirmek gibi özel harp
tekniklerini öğrenen ve uygulayan, cesaretli hatta herşeyi göze almış
insanların oluşturduğu fiiliyattır. Bu gruplardan ilki muhtemelen başkanlık
sürecine karşıyken, ikincisi ekseriyetle yeni sistemin destekçisi olacaklardır.




Dünya istihbaratının önemli bir kaidesi vardır bu da yerele nüfuz edenin yereli
kontrol edebileceğidir. Örneğin; Cıa dev bütçeli ve sistematik bir yapıdır
ancak kültür istihbaratı yönü zayıftır Irak operasyonlarında bile İngiliz özel
istihbarat şirketlerinden destek almıştır. Alman istihbaratı Avrupa’da oldukça
etkindir ancak Afganistan’da örneğin güvenlik maksatlı yerli kadınların erkek
askerlerce elle aranmaları gibi acemiliklere imza attıklarından bölgede
tutunamamışlardır. Oysa bir bölgenin kültürünü ve insanını yakinen bilen bir
sistem o bölgeye daha kolay nüfuz edebilir ve bu yapı en ideal olarak İngiliz
İstihbaratında bulunmaktadır. Türkiye’nin siyasi geçmişi ve mevcut durumu
Türkiye’yi çok iyi tanıyan örneğin İngiliz İstihbarat Servisi tarafından
suistimal edilebilir mi? Sorusuna yüzde bir ihtimalle dahi evet yanıtını
verirsek bu, çok yüksek bir orandır ve mutlaka tedbir alınmasını gerektirir.
Son günlerde Pentagon danışmanlarından ve daha Mart ayında darbe olacağını
yazan ünlü Neo Con Micheal Rubin, yeni bir yazı kaleme alarak Türkiye’nin bölündüğünü
belirtmiştir. Bunu Pentagon fikri olarak ele alırsak bu durum nasıl tatbik
edilebilir? Unutulmasınki sokak tecrübesi kazanmış iki grup Geziciler ve 15
Temmuz darbesine karşı koymak için yollara çıkanlar Başkanlık sürecinde karşı
karşıya getirilmek istenecek her iki grubun içinden provokatörler itinayla öne
sürülebileceklerdir. Pekiyi bu durumda Türkiye hangi sorunları yaşayabilir?




1)
Yeniden asker seçeneği devreye girebilir ve sıkıyönetim ilanıyla ikinci bir
kalkışma ihtimali doğabilir.




2) Ekonomik bir bozulma ile erken seçim ihtimali zorlanabilir seçim süreci ise
çeşitli istikrarsızlıklara yol açabilir.




3) İktidar partisini eleştiren açıklamalarla İktidar partisinden toplu
istifalar yaşanabilir. İstifa edenler, Türkiye’de İngiliz istihbaratıyla son derece
içli dışlı bazı politik figürlerin etrafında toplanmak suretiyle yeni bir
siyasi dalgalanma yaşanabilir.




4) Anarşinin boyutuna göre, Türkiye’ye yabancı askeri müdahale doğabilir.




5) Anarşi bugün teknolojik çalışmalarlada gerçekleştirildiği öne sürülen
örneğin deprem gibi doğal felaketler ile birleştirilmek suretiyle siyasi ve
askeri emir komuta zaafa uğratılabilir, ortadan kaldırılabilir.




Hangi ihtimal geçerli olursa olsun Türkiye için istenmeyen sonuçlar doğacaktır.
Bu sebeple bu süreçte Türk İstihbarat örgütleri oldukça etkin olmalı, Mgk
gerektiğinde daha sık toplanmalı, özellikle sosyal medya Türk istihbarat
birimleri tarafından iyi tahlil edilmeli ve Türkiye’de gerçekleştirilmesi
düşünülen örtülü operasyonlara aynı karşılıkla yabancı ülkelerde cevap
verilmelidir. Önümüzdeki dönem Türkiye’de çok şiddetli bir istihbarat savaşının
yaşanacağı açıktır ve buna ne kadar önceden ve


ne derece ciddi bir hazırlık yapılacağı  Türkiye’nin istikbali
bakımından mühimdir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet