SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER & ULUSLARARASI İLİŞKİLER


ARSLAN BULUT : İŞTE ALİ BABACAN’IN ASIL MANİFESTOSU !!!


12 Mart 2020


Bir siyasi parti kurulurken, hangi sosyal ve siyasi
temele dayanır? Siyasi parti hangi varlığı esas alır? Etnik grupları esas
alırsa, etnik bir parti olur, mezhepleri esas alırsa mezhep partisi olur değil
mi? Türk siyasi tarihinde ve günümüzde bu tür örnekler vardır.


Siyasi partileri bağlayan belge, elbette Anayasa’dır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da özne olarak Türk Milleti’ni kabul etmiştir.
Türk Milleti’ni esas almayan bir siyasi parti, kuruluşundan itibaren, devletin
temelleriyle mutabık olmadığını ilan ediyor demektir.


Tıpkı, Ali Babacan’ın programını açıkladığı Demokrasi
ve Atılım Partisi gibi…


***


Programda, zorunlu yerlerde, Türk Silahlı
Kuvvetleri,  Türk dış politikası, Türk dünyası gibi isimler var ama “Türk
Milleti”
yok!


Ne var peki? “Kürt sorunu” var, “Alevi
vatandaşlarımız”
var! “vatandaşlarımızın
kültürel farklılıklarının tanınması”

var, “Sorun, Kürt vatandaşlarımızın
demokratik hak, özgürlük ve eşit vatandaşlık taleplerinin karşılanmasıyla
ilgilidir
.”
ifadesi var.


 “Ülkemizde bugüne kadar
herkesi kucaklayan bir vatandaşlık anlayışının hayata geçirilememesi hem
Kürtlerin hem de diğer bazı toplumsal grupların kendilerini dışlanmış
hissetmelerine yol açmıştır. Bu yüzden daha kapsayıcı ve kuşatıcı yeni bir
vatandaşlık anlayışının geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
cümleleri var


Yine, “Bugüne
kadar devlet; toplum ve birey tarafından tanımlanan değil, toplumu ve bireyi
tanımlayan, onun kimliğine müdahale eden, ideolojik tarafsızlığı bulunmayan bir
yapı olagelmiştir.”
diye Anayasa’daki millet tanımına eleştiri
var.


Türk Milleti nasıl AKP’ye yetmiyordu, kuşatıcı
bulunmuyordu; DAP’a da yetmiyor!


“DAP” diyorum; çünkü bu anlayış hiçbir derde
“DEVA” değil, aksine Türkiye’yi çözmeye dayanıyor. AKP de “Türk
Milleti’nden Türkiyeli Milleti’ne geçiş”
i, yani Türk vatanında, Türk
egemenliğine son vermeyi savunuyor. İşin özü budur!


***


Ali Babacan’a gelince… Okurlarım ve takipçilerim, 29
Temmuz 2010 tarihli “İşte Dubai
Anlaşması’nın tam metni”
başlıklı yazımı
hatırlatıyor. O yazıda, 22 Eylül 2003 tarihinde, Türkiye ve ABD Hazine
bakanları arasında, Dubai’de imzalanan anlaşmanın tam metnini yayınlamıştım.
Konuyu ilk olarak Onur Öymen ve Deniz Baykal gündeme getirmiş, Dışişleri
Bakanlığı bir açıklama yaparak Türkiye’nin Irak’a tek taraflı müdahalede
bulunmaması hususunun, Türkiye ile ABD arasında 22 Eylül 2003’te imzalanan hibe
anlaşmasının ön koşulu haline hiçbir zaman gelmediğini, Türkiye’nin, bu
anlaşmayla tek taraflı müdahale konusunda bir taahhütte bulunmadığını iddia
etmişti!..


Anlaşmada metninde ise Türkiye’ye 8.5 milyar dolarlık
kredi verilmesi karşılığında, bu anlaşmanın iki şartı olduğu belirtiliyor; “Güçlü Ekonomi Programı” denilen Kemal Derviş politikalarına devam
edilmesi ve Türkiye’nin ABD’nin Irak operasyonlarında yer almaması veya Irak’a
yönelik askeri bir operasyonda bulunmaması şart koşuluyordu. Bu anlaşmayı
imzalayan Ali Babacan idi! Sonradan o 8.5 milyar dolarlık kredi, 1 milyar
dolara kadar indirilmişti.


Bu anlaşma metnini Ali Babacan’ın partisinin dış
politika manifestosu olarak kabul edebilirsiniz. Artık genel merkezde ve il başkanlıklarında,
anlaşma metnini çerçeveleyip duvara asarlar herhalde!


***


“Gaziantep’te bir iş yerinin
güvenlik kamerasını çalarken başka bir güvenlik kamerasınca görüntülenen iki
zanlı tutuklandı”
diye bir haber var. Türkiye’nin durumu da aynen böyle, Türkiye’yi yöneten
veya yönetmeye soyunan partiler, ülkenin güvenlik kamerasını çalmaya çalışırken
enseleniyor! AKP, zaten kozmik odaya girmişti, DAP’ın genel başkanının imza
attığı anlaşma da Türkiye’nin güvenliğine darbe vurmak değil miydi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir