• DIŞ POLİTİKA DOSYASI /// E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : DIŞ POLİTİKADA GAZ KESME
  • Yayın Tarihi : 31 Temmuz 2020 Cuma
  • Kategori : SİYASET BİLİMİ & DIŞ POLİTİKA & SİYASİ PARTİLER & ULUSLARARASI İLİŞKİLER

E. TÜMG. ARMAĞAN KULOĞLU : DIŞ POLİTİKADA GAZ KESME

Dış politika ve güvenlikte Türkiye’nin karşısındaki cephe gittikçe büyümüş, Türkiye bu geniş cephede eş zamanlı tedbirler almak zorunda kalmıştır.

Bütün cephelerde aynı anda başarı sağlamanın zorluğu dikkate alınıp, tehdit veya menfaatleri önem ve öncelik sırasına koyarak en fazla gücü en önemlisinin üzerinde yoğunlaştırmak, harp prensiplerinden biri olan sıklet merkezi prensibi gereğidir.

Yine bu prensip, en önemliden sonrakiler için, diplomasi başta olmak üzere diğer vasıtalarla yeteri kadar tedbir alıp, sıra geldiğinde sıklet merkezi yapmayı ön görür.

Şimdi, gerilim yaratan konularda ılımlı hareket edilmeye başlandığı, hatta tabiri caiz ise gaz kesildiği, bunda iç politikada Ayasofya sürecinde karşılaşılan nahoş görüntüler, konuşmalar ve gelişmelerin yarattığı iç gerginliğin de etkisinin olduğu söylenebilir.

Libya’daki gelişmeler

Libya’da Saraç güçlerinin Sirte’ye dayanması üzerine, farklı tarafları destekleyen Türkiye ile Rusya arasında Türk-Rus Yüksek İstişare toplantısı yapılmıştır. Görüşmede, durumu sakinleştirici ve zamana yayıcı bir yaklaşım sergilendiği müşahede edilmiştir. Toplantıda, Libya’da krizin askeri çözümü olmadığı, ateşkes için tarafların teşvik edilmesi dahil ortak çabaların sürdürülmesi sonucuna varılmıştır.

Türkiye-Rusya ilişkilerinde, birçok konuda yaşanan anlaşmazlıklara rağmen iki ülkenin işbirliğini sürdürme yönünde irade gösterdiğini söylemek mümkündür. Ancak her seferinde Rusya’nın etkisiyle frene basıldığı da söylenebilir.

Azerbaycan-Ermenistan gerilimi

Ermenistan’ın, Azerbaycan’a Karabağ dışındaki bir bölgeden saldırmasını, Karabağ konusunu gölgelemek ve Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyesi ülkelerden destek görmek için yaptığı değerlendirilmektedir.

Türkiye’yle Azerbaycan’ın başlattığı geniş çaplı ortak tatbikat, Türkiye’nin desteğini göstermesi açısından önemlidir. Ortak tatbikatın askeri işbirliği anlaşması çerçevesinde yıllık plana uygun olarak gerçekleştirilmekte olduğu söylenmiştir. Ancak ilanı, çapı ve takdimi Ermenistan’a mesaj mahiyetindedir.

Türkiye tarafından, Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edileceği, ancak bunun diplomasi yollarının kapalı tutulacağı anlamını taşımadığı, son Erdoğan-Putin görüşmesinde çok iyi bir noktaya gelindiği açıklanmıştır. Bu da, her şeye rağmen Rusya’yla işbirliğinin devam ettiğini göstermektedir.

Doğu Akdeniz’de sismik araştırma faaliyetlerine ara

Araştırma gemisi Oruç Reis’in Rodos ile Meis arasındaki sahada sismik araştırma yapacağı haberi, iki ülke arasındaki gerginliği daha da arttırmıştır.

Türkiye’nin araştırmalar için NAVTEX yayımlaması, Yunanistan’ı daha da rahatsız etmiş, Yunanistan AB ve ABD’ye, Türkiye’ye karşı tavır alması talebinde bulunmuştur.

Türkiye tarafından yapılan açıklamada; Yunanistan’ın sınır komşumuz ve onunla tarihi ilişkilerimizin olduğu, temel sorunun kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgedeki boşluklardan kaynaklandığı, ihtilaflı konuların ikili şekilde çözülmesi gerektiği, konuları önkoşulsuz konuşmaya hazır olduğumuz ve müzakerelere devam edileceği için sismik araştırmalara bir müddet ara verildiği ifade edilmiştir.

Ancak bu yeni durumun, hakkımız olan kıta sahanlığının ve Meis adasının ana kara gibi kabul edilemeyeceği tezimizin müzakere edilmesi anlamına geldiği dikkate alınmalıdır.

Yunanistan’a taviz verilmemeli

Yunanistan’ın, bağımsızlık mücadelesinden günümüze kadar Türkiye’den kazanımlar elde etmeye çalıştığı unutulmamalıdır.

Anlaşmalarla aidiyeti Yunanistan’a verilmeyen, Türkiye’ye ait 18 adayı işgal ettiğini ve buralarda mevcudiyetini pekiştirdiğini, ege adalarını anlaşmalar hilafına silahlandırdığını, adaların da ana kıta gibi haklara sahip olduğunu dayatmaya çalıştığını ve bu konularda, her ne hikmetse, Türkiye’nin sessiz kaldığını hatırlatmakta fayda görülmektedir.

Şimdi de ABD’ye Dedeağaç’ta deniz ve hava üssü vermiştir. Bunun, gayrı askeri bölgeyi ihlal ettiği gerekçesiyle Lozan’a aykırı olduğu ifade edilmektedir. Bu konuda da Türkiye’nin hiçbir ikaz, eylem ve beyanda bulunmadığı dikkat çekmektedir.

Dış politikadaki bu yaklaşımlar, Türkiye’nin diplomasiyi ön plana çıkararak, geniş cephede yumuşama temayülü göstermesinin ve bazı konularda da geri adım atmasının işaretleridir. Ancak sıklet merkezini nerede teşkil edeceği anlaşılamamıştır. Bunu gelişmelere bağlı olarak şekillendireceği değerlendirilmektedir. Umarım yanlış hareket edilmez.

31 Temmuz 2020 Yeniçağ Gazetesi