NATO & ŞANGHAY İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ & VARŞOVA PAKTI & BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)

Prof. Dr. Celalettin Yavuz

TÜRKSAM Başkan Yardımcısı / Terör Enstitüsü

Başbakan Erdoğan şayet siyasete soyunmasaydı, çok
başarılı “Kamu Diplomasisi Uzmanı” olurdu. Aslında bunu başbakanlık koltuğunda
da pekala yapıyor. Yanlış ya da doğru, hemen her zaman bir gündem
yaratabiliyor.

Ancak mesele de burada! Yanlış ya da doğru, ağızdan
dökülüyor. Bakanları bile “Sayın başbakanımız bilir!” diyerek eşsiz bir
demokrasi örneğe sergiliyor!

Henüz daha “İmralı Süreci”nin ikincisi bir “yıkım
projesi” ya da “yıkım süreci” gibi algılanırken, Erdoğan yeni bir emrivaki ile
daha tüm Türkiye’yi karşı karşıya getirdi. Şanghay Beşlisi dediği ama aslında
“Şanghay İşbirliği Örgütü” (ŞİÖ) üyeliği! ŞİÖ’nün 6 üyesi, 5 gözlemci ülke ile
3 de diyalog ülkesi statüsündeki üyesi mevcuttur.

Bir zamanlar” En önemli medeniyet projemiz!” dediği
Avrupa Birliği yolunda verdikçe veren Türkiye, üyelik için bekleme salonunda
daha çok bekleyecek gibi. AB üyeliği ile AB’den gelecek paralarla zengin
olacaktık. Tipik şark kurnazı olarak sadece kendimizi görüyorduk. Oysa
Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi AB’nin Akdeniz sahildarı ülkeler de kapmış
bu “şark kurnazlığı”nı.

AB ekonomik krize gitti. Gittiği için de Türkiye’ye
verecek ne “kuruş” var, ne üyelik var. Hatta AKP Hükümeti döneminde Türkiye ile
birlikte müzakerelere başlayan Hırvatistan, üye olduğu gibi, 1 Nisan 2013’ten
itibaren Türk vatandaşlarına vize bile uygulayacak.

AB Genel Sekreterliği yetmeyince, AB Bakanlığı bile
kuran Erdoğan, AB’den vazgeçmiş ki Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin’e “Bizi
ŞİÖ’ye alın!” demiş.

Acaba ŞİÖ üyeliği iyi incelendi mi? Yani ŞİÖ
üyeliğinin fayda ve mahzurları Erdoğan tarafından biliniyor mu? NATO üyesi
Türkiye’nin ŞİÖ üyeliği halinde bu ittifakta kalması mümkün müdür? Kalması
mümkün değilse, Türk kamuoyu ŞİÖ üyeliği için “Evet!” demiş midir? Yani
TBMM’den böyle bir tasarı veya karar geçmiş midir? Hatta ŞİÖ üyeliği AKP’nin
hangi seçim beyannamesinde yer almıştır?

Bu hikâye daha önce de duyulmuştu. Şimdi ısıtılıp
tekrar kamuoyu önüne kondu. Başbakan Erdoğan, 2005 yılı başlarında Rusya
ziyareti sırasında ŞİÖ üyeliği meselesini Putin’e iletmişti. Kazakistan Devlet
Başkanı Nursultan Nazarbayev ile bu isteği paylaşan Putin, olumlu yaklaşmıştı.
Dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül de Şubat 2005’teki
Çin ziyaretinde ŞİÖ üyeliğini Çin Başbakanı Wen Jiabao’yla paylaşmıştı.

O dönemde Türkiye’nin bu istekleri kabul edilmemiş,
buna karşılık İran gözlemci statüsüyle ŞİÖ’ye kabul edilmişti. İlginç olan
ayrıntı ise; Temmuz 2005’te, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Liu Jianchao’nun
bir basın toplantısında, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliği konusunda bilgisinin
olmadığını söylemesiydi. Bu tutum, “Çin’in Türkiye’nin üyeliğini istemediği”
şeklinde değerlendirilmişti.

Aynı tarihlerde Çin’in, Türkiye’nin ŞİÖ üyeliği
yanında Asya Pasifik bölgelerindeki çok taraflı işbirliği örgütlere üyeliğine
de soğuk baktığı ileri sürülmüştü. Türkiye’nin hem AB üyeliği, hem de Asya
Birliği üyeliğinin boşa çıkacağını söyleyen Çinliler bunu Türkçe’ye “İki ayak
iki ayrı gemide!” deyimiyle ifade etmişlerdi.

Pekin’de 7 Haziran 2012’de yapılan ŞİÖ Devlet
Başkanları Konseyi’nin 12. Toplantısı sonunda Afganistan’ın tam gözlemci,
Türkiye’nin “diyalog ortağı” statüleri kabul edildi. Türkiye ŞİÖ toplantılarına
katılabilecek, fakat karar süreçlerinde bulunmayacak. Bu ise tam üyelik
değildir. Tıpkı AB’deki “Gümrük Birliği” veya Avrupa Güvenlik ve Savunma
Politikası (AGSP)’ndaki gibi bir durum.
















































Son Söz: Başbakan Erdoğan “ince eleyip sık dokumadan
Ürdün-Lübnan ve Suriye ile birlikte “Orta Doğu Dörtlüsü” de kurduruyordu. Saman
alevi gibi söndü. AB hedefleri de gitti. ŞİÖ ise tutulacak son dal gibi
görünmüş. Ya da gündem değiştirmek için yeni bir cambazlık!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir