Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Mithat IŞIK :
Savaşlar Arası Harekât (SAH) Doktrini


26 Nisan 2020


Devletler kendilerine karşı asimetrik savaş yürüten
aracılara (vekillere) konvansiyonel güçlerle cevap verilemeyeceği
gerçekliğinden hareketle alternatif yöntemler geliştirmeye yönelmişlerdir. Bu
yaklaşımlar çerçevesinde yeni bir doktrinin uygulanmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Günümüzde vekâlet savaşları devam etmektedir. Konvansiyonel savaşlara ara
verilmiştir. Konvansiyonel güçler caydırıcı birer güçlü ihtiyatlar haline
gelmiştir. Buna SERT GÜÇ de diyebiliriz. Devam eden vekâlet savaşlarına karşı
caydırıcılığı güçlendirmek için “Savaşlar Arası Harekât (SAH) Doktrini”nin
uygulanmasına ihtiyaç vardır. SAH Doktrininin esası vekâlet savaşı yürüten
güçleri bulundukları ülkelerde (topraklarda) imha etmektir.


Orta doğuda gelişen yeni güvenlik doktrini (SAH)
pratikleri çerçevesinde, İsrail İran’ın kendisine karşı asimetrik savaş yürüten
ve İran tarafından desteklenen grupları (vekâlet savaşçılarını) Lübnan, Suriye
ve Irak’ta hedef alarak etkisiz hale getirmek suretiyle İsrail’e karşı bir
tehdit oluşturmalarını önlemektir.


Türkiye’ye karşı da birçok ülke vekiller aracılığı ile
asimetrik savaş yürütüyor. Bu nedenle özellikle Ortadoğu’da gelişen yeni
güvenlik algısına uygun olarak Türkiye de caydırıcılığını güçlendirmelidir.
Bunun için savaşlar arası harekât doktrinini etkili bir şekilde uygulamalıdır.
Günümüzde SAH doktrini en etkili caydırıcı güç durumuna gelmiştir. 


SAH doktrinin amacı Türkiye’ye karşı asimetrik savaş
yürüten vekile güçleri nerede olurlarsa olsunlar bulup yok etmektir.


Türkiye’yi hedef alan vekil güçler birçok ülke
tarafından barındırılıp desteklenmektedirler. Bu ülkeleri Suriye, Irak, Lübnan,
Libya, İran, Ermenistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, ABD, AB ülkeleri,
birçok Arap ülkesi ve Rusya’dır. Bunlar örtülü, yarı açık ve açık olarak
Türkiye’ye karşı vekil güçlere destek veriyorlar.


Güvenliğimiz için bu tehditleri bulundukları ülkelerde
örtülü ve açık operasyonlarla etkisiz hale getirmeliyiz. Asimetrik savaşlar
vekil güçler tarafından çağımızda değişmeden devam edecektir. Sınır
komşularımızda özellikle Suriye, Irakta iç karışıklıklar devam etmektedir.


Zayıf ve çökmüş devlet yapıları nedeni ile bu ülkeler
vekil savaşçılar için birer barınma ve üreme merkezleri haline gelmişlerdir.
Bazı ülkeler Irak ve Suriye’de devletimsi terörist yapılar oluşturmak
peşindedirler. Amaç Türkiye’yi zayıflatmak uzun vadede bölmek ve parçalamaktır.


Türkiye ile Libya (Ulusal Mutabakat Hükümeti) arasında
imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmasından sonra bazı devletler
Ulusal Mutabakat Hükümetini (UMH) yıkmak için İsyancı General Halife Hafter’e
açık ve örtülü desteklerini artırmışlardır.


Bunların başında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi
Arabistan, Mısır, Bahreyn, Fransa ve Rusya tarafından desteklenen ve Hafter’e
destek vermek için Libya’ya gönderilen VAGNER özel güvenlik şirketidir. Bu
ülkelerin amacı Libya’da UMH’yi yıkarak yerine Türkiye karşıtı bir yönetim
oluşturmak suretiyle Türkiye’yi Libya’dan ve Kuzey Afrika’dan çıkarmaktır.
Ordumuz her türlü tehdidi önlemeye hazır olmalı ve gerektiğinde SAH doktrininin
prensiplerini ihtiyaç duyulan her yerde uygulamalıdır. Stratejik sürprizlerle
karşılaşmamamız için güçlü bir istihbaratımızın olması ve hatasız işlemesi
gereklidir.   


Olası bir savaşı topraklarımızda değil düşman ülke
topraklarında yürütmemiz hayati önem arz etmektedir. Bunun içinde değişmeyen 3
prensip vardır. Caydırıcılık, Erken uyarı, Taarruz gücü.


Bugün orta doğuda giderek değişen bir güvenlik sorunu
söz konusudur. Ortadoğu’da ABD’nin Irak’ı işgali ve Arap Baharı nedeniyle
birçok devletlerin orduları zayıflamıştır. Bölgede ortaya çıkan otorite boşluğu
nedeniyle devlet dışı silahlı öğütler güç kazanmıştır.


Ortadoğu’da mevcut ülkelerin tek başlarına Türkiye
için tehdit oluşturmaları mümkün değildir. Ancak Türkiye’yi ortak düşman ilan
eden BAE, Suudi Arabistan, Suriye, Bahreyn, Mısır, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum
Kesimi gibi ülkeler gizliliği kalmayan ilişkiler tesis etmişlerdir.


Bu ülkeler her ne kadar bir araya gelmiş olsalar da
Türkiye için bir tehdit oluşturamazlar. Ancak devlet dışı aktörleri
destekleyerek Türkiye’yi yıpratmak isteyeceklerdir. Bu nedenle ülkemiz için
öncelikli tehdit devlet dışı aktörlerdir. Türkiye bu yapılara karşı savaşlar
arası harekât (SAH) doktrinini uygulamalıdır.


İran tehdidin başta ABD ve İsrail olmak üzere, ABD’nin
bölgedeki müttefiklerinden geleceğini değerlendiriyor. İran bu tehdidi Irak,
Suriye, Lübnan, Yemen, Afganistan gibi ülkelerde kurduğu ve desteklediği vekil
örgütler aracılığı ile dengelemek istiyor. İsrail bu vekil savaşçılardan
özellikle Hizbullah’tan oldukça rahatsız oluyor. Çünkü Hizbullah’ın elinde
İran’ın verdiği uzun menzilli füzeler var. Bu nedenle İsrail sık sık Suriye ve
Iraktaki İran destekli vekil savaşçılarını savaşlar arası harekât (SAH)
doktrinini uygulayarak vuruyor.


İsrail’in bu operasyonları İran’ın orta doğuda
yürüttüğü asimetrik savaşa meydan okuma anlamına geliyor. Kasım Süleymani’nin
öldürülmesinde İsrail’in ABD’ye istihbarat desteği verdiğini açıklaması da bu
meydan okumanın bir devamı olarak değerlendirilmelidir.


Orta doğudaki mevcut dinamikler İsrail’in kontrollü
gerginlikte yürüttüğü bu stratejiyi uygulamasına imkân sağlıyor.


İsrail SAH doktrinini uygulayarak hem hasımlarını
yıpratıyor. Hem de olası bir savaşa hazırlık yapmış oluyor.


Türkiye de Suriye, Irak, Libya, Somali, Doğu
Akdeniz’de SAH doktrinini uygulayarak kendisine karşı uygulanmak istenen
asimetrik tehditleri yerinde etkisiz kılıyor. Böylece hem tehdidi ortadan
kaldırıyor hem de hasımlarını yıpratıyor. Aynı zamanda olası bir savaşa daha
dinamik olarak hazırlanmış oluyor.


Bu nedenle Irakta Suriye’de yaptığımız operasyonları,
Libya’da UMH’ye verdiğimiz lojistik, eğitim, ateş desteğini, Somali’de
verdiğimiz eğitim desteğini, Katar’da askeri üs kurmamızı, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nde deniz ve hava üsleri kurma çalışmalarımızı Doğu Akdeniz’de
petrol ve doğalgaz sondaj çalışmaları yapmamızı ve sondaj gemilerimizi korumak
için bölgede savaş gemileri bulundurmamızı, MAVİ VATANDA icra ettiğimiz
tatbikatları, Libya ile imzaladığımız MEB anlaşmasını, caydırıcılığımızı tahkim
etmek için SAH doktrini çerçevesinde değerlendirmeliyiz.


Bütün bu uygulamalar bizim muhtemel bir savaşa daha
dinamik hazır olmamızı sağlayacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış