Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara



Miryokefalon Savaşı



 Selçuklu Devleti akın başlattığı 1071
Malazgirt zaferinden itibaren yurdun Türkleşmesi için öbek öbek Anadolu’ya
akmaya devam ettiler. Bir yandan Bizans, entrika ve toprak kayıplarıyla
uğraşırken, bir yandan ise Selçuklu Devleti Anadolu siyasi birliğini kurabilmek
adına fetihlerine hız vermekteydi. Fakat Anadolu Bizans İmparatoru ve Selçuklu
hükümdarının paylaşamayacağı kadar kıymetli bir kara parçasıydı. Bizans ve
Selçuklu hükümranlıklarını ve yurdun kaderini değiştirecek olan ikinci savaş
olan Miryokefalon Muharebesi sarp ve sığ geçitlerde Bizans ordularının büyük
yenilgisiyle sonuçlanmıştı. 1176 Miryokefalon galibiyeti, Bizans için bir kıyım
getirse bile Selçuklu Devleti diğer Türk beylikleriyle savaşmaya devam
etmiştir. (1)


 Miryokefalon Muharebesi hakkında Türk ve İslam
kaynaklarında ayrıntılı bilgiler olmamasına rağmen, bu galibiyet Türk tarihi ve
Anadolu’nun Türkleşmesi için çok önemli bir adımdır. Devam eden Türk akınlarını
durdurmak için harekete geçen Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, 1176 yılının
bahar ayında büyük bir sefer hazırlığına girişmişti. Özellikle Doryleon ve
Homa’nın kale şeklinde tahkim edilmesiyle başlayan tedbir alan imparator, Papa
III. Alexandre’a mektup göndererek Haçlı ruhu ile Kılıç Arslan’a karşı ittifak
çağrısında bulunmuştur. Haçlı yardımının geç geleceğini öğrenen İmparator
Manuel, biri kuzeyden Niksar yönünde ve diğeri Denizli üzerinden Konya üzerine
saldıracak olan iki kademeli bir taarruz planlamıştır. Ayrıca İmparator
tarafından Mısır üzerine gönderilen 154 parçalık donanma ile olası bir Selçukluya
yardım engellenmiştir. Ayasofya Meydanında toplanan Bizans güçlerine yardımcı
olarak İngilizler, Franklar, Macarlar, Sırplar ve Türk asıllı olan Hıristiyan
askerler bulunmaktaydı. İmparator, Eskişehir güzergahında Türklerle bir ön
savaş yapmamak adına güneyden Konya üzerine ani bir saldırı düşünmekteydi.
Fakat II. Kılıç Arslan bunu haber aldığında Bizans ordusunun geçtiği otlakları
tahrip ederek hiçbir yiyecek bırakmadığı gibi ölü hayvan ve insan cesetlerini
kuyulara atarak suları zehirlemiştir. Suların zehirlenmesi demek Bizans
ordusunun dizanteriden kırılması anlamına geliyordu ki, beklenen oldu ve ordu
büyük zayiat verdi. (2)


 Bizans İmparatoru hazırlıklarını sürdürürken II.
Kılıç Arslan savaş hazırlıklarını bitirmek üzereydi. Bizans ordusu Homa’dan
ayrıldıktan sonra Kılıç Arslan kurduğu 5 ile 10 bin kişilik ayrı gruplarla
Bizans ordusuna karşı taktiksel tasfiye dışı bir saldırı düzeni uygulamış ve
ordu zayıflatılmıştır. Bizans ordusu savaş meydanına yaklaştığında II. Kılıç
Arslan’ın ordusu Yalvaç Ovası’na ulaşmıştı. (2)


Savaş Öncesi Anadolu’daki Hakimiyet Mücadeleleri


1170’li
yılların başlarında Selçuklu Devleti Anadolu içindeki dağınık Türkmenlerle
savaşıyordu. Selçuklunun en büyük engeli olan Zengi hükümdarı olan Atabeg
Nurettin Mahmut Zengi 1174 yılında hayatını kaybedince Selçuklu rahat bir nefes
almıştı. Nurettin Zengi’nin ölümünün ardından Selçuklu hükümdarı П. Kılıç
Arslan, Sivas ve Tokat çevresinde hakimiyet kuran Danişmentlileri yıkmıştı.
Selçukluların olduğu kadar Bizans İmparatoru Manuel Komenos’da Zengi’nin
ölümüne sevinmişti. Çünkü Antakya ele geçirilebilecek ve Kutsal Topraklara
giden yollar kontrol altına alınabilecekti. Bu amaçları Avrupa ve Papa’ya sunan
Bizans, Selçukluya karşı Haçlı yardımı bekliyordu. (3)


Miryokefalon Savaşı ve Bizans İmparatorluğunun Büyük
Hezimeti…


 Büyük
savaş yaşanmadan önce Selçuklu Devleti Denizli, Manisa, Bergama ve Edremit
bölgelerine Akıncılar göndererek bölgeyi Türkleştirmeye çalışıyordu. Aslında bu
Türkleştirme çabaları ve Danişmentlilerin ortadan kaldırılması Bizans’ı
Selçukluyu ortadan kaldırmaya mecbur kılmıştı. Anadolu birliğini tamamlama
gayesi içinde olan П. Kılıç Arslan imparator I. Manuel’e elçi göndererek daha
önceki barış antlaşmasını yenileme isteğinde bulunmuştur. Fakat Manuel, barış
için Bizans topraklarına yapılan akınların durdurulması ve kendilerine sığınan
Danişment Emiri Zünnun’un topraklarının kendilerine bırakılmasını şart
koşmuştur. Bu teklife kızan П. Kılıç Arslan, Denizli’ye saldırarak Bizans
topraklarını tahrip etmiştir. Bizans ise kendilerine sığınan Danişment Emiri
Zünun’u kullanarak Anadolu’ya bir ordu eşliğinde göndermeye yeltenmiştir. Fakat
П. Kılıç Arslan, stratejik noktalarda aldığı tedbirlerle bu çabayı boşa
çıkarmıştır. (1)


 П. Kılıç Arslan, ikinci defa barış isteminde
bulunmasına rağmen Bizans İmparatoru I. Manuel, amcasının oğlu Andronikos
Vatatzes’i Amasya üzerinden Selçuklu ordusunun üzerine göndermiştir. Selçuklu
üzerine saldıran Bizans ordusu Frank, Peçenek, Macar ve Sırp güçlerinden
oluşturulmuştu. Amasya’ya doğru ilerleyen Bizans ordusu, Niksar civarında
Selçuklu ordusuyla karşı karşıya gelmiştir. Yapılan savaşta Manuel’in amcasının
oğlu olan Andronikos öldürülerek Bizans ordusu püskürtülmüştür. Manuel
komutasında olan ikinci kademe ordu ise Konya’yı ele geçirdikten sonra Denizli
yönünde ilerlemeye başlamışlardı. Denizli’den Eskişehir’e gelen ordu Akdağ
bölgesine ulaşmıştı. Fakat Akdağ bölgesi Selçuklular tarafından tahrip edildiği
için Manuel ve ordusu Miryokefalon Kalesinden sonra gelen sarp ve dar
geçitlerden geçmek zorunda kalmıştı. Bu sarp ve dar geçitlerin ardında iki
büyük ordu savaşa tutuşacaktı. (1)


 100 bin kişilik bir ordu ile savaş meydanına
ilerleyen Bizans ordusu ağır teçhizatlarla ağır ağır ilerliyordu. Miryokefalon
Kalesini aşan Bizans ordusu Karamıkbeli’ne doğru ilerliyorsa da geçitlerden
geçerken hiçbir önlem almamışlardı. Fakat Selçuklu ordusu Bizans’ın aksine daha
zayıf teçhizatlı olmalarına rağmen daha çabuk ilerliyorlardı. Çünkü Selçuklu
ordusu ilk olarak artçı kuvvetlerle geçitlerden geçen Bizans ordusuna
saldırarak ordunun savaş meydanına gelmeden güçsüzleştirmek istiyordu. (1) (2)


 Bizans’ın kıdemli generalleri bu önlemsiz
geçişi bir intihar gibi görürken genç prensler kendilerini kanıtlama çabası
içindeydiler. Fakat Bizans İmparatoru Manuel, kıdemli komutanların telkinlerini
dinlemeyerek ordusunu Selçuklular tarafından çevrilen geçitlerden ilerlemeye
başladı. 4 kola ayrılan Bizans güçleri önde piyadeler, ikinci bölümde atlı ve
piyade ardılları, üçüncü kısımda ana kuvvetler ve en son kademede ise mancınık
ve erzak arabalarından teşekküldü. (1) (2) (3)


 17 Eylül 1176 tarihinde Bizans ordusu dar
geçitten geçerken öncü kuvvetler sanılanın aksine rahatlıkla geçmişlerdi. Fakat
Ana kuvvetler ve ikinci kademe piyadeler geçerken stratejik olarak geri çekilen
Selçuklu güçleri sarp geçitleri tutmuştu. Ana kuvvetler ve ardından mancınıklar
geldiğinde saklanan Selçuklu orduları ortaya çıkarak Bizans birliklerine
saldırmışlardı. Saldırıya uğrayan Bizans ordusu, savaş araçlarından yoksun
olarak Selçuklu süvarilerine karşı çok zayiat vermişlerdi. Öyle ki,
saldırıların sonunda Bizans ordusunun sağ kanadı tamamen yok edilmişti. Ordu
artık öyle bir konuma gelmişti ki, savaş araçlarından mahrum kaldıkları için
okçuların oklarından kaçamıyorlardı. Bizans ordusu ağır kayıplar vermeye
başlamıştı; çünkü ana ve ardıl kuvvetler savaşırken mancınıklar ok atışları
nedeniyle orduya yardım edemez hale gelmişlerdi. Üstüne üstlük sağ kanadını
tamamen kaybeden Bizans ordusu, artık sol kanadında da çok ağır kayıp vermeye
başlamıştı. Sağ tarafını kaybeden ordu dar geçitte savaşmaya devam ederken
ordunun komutanlarından Yannis Kantakuzenos’un ölümü üzerine ordu iyice dağılma
sürecine girmişti. Bizans kurmayları bir süreden sonra galibiyet hayallerini
bir kenara bırakarak orduyu bu geçitlerden nasıl çıkaracaklarını düşünmeye
başlamışlardı. Bitmek bilmeyen Selçuklu saldırılarına rağmen Bizans ordusu ard
arda geçitlerden kurtulmayı başarmıştı. Fakat gece süvari birlikleri ve gündüz
ok atışıyla Bizans’a saldıran Selçuklular düşmana aman vermiyorlardı. Manuel
bir ara orduyu kurtarmak için geri çekilmeyi teklif etmişse de bu teklif
general ve prensler tarafından reddedilmiştir. Savaşın 3. günü biterken
Miryokefalon Ovası adeta Bizans kanıyla sulanmıştı. Güvenlik önlemi almadan
girdikleri dehlizler Bizans ordusunu adeta bir kurt gibi kemirerek eritmiş ve
orduya mağlubiyeti kabul ettirmişti. (1)


 Bizzat
ordusunu kendisi komuta eden Selçuklu hükümdarı П. Kılıç Arslan, tamamen yok
edemediği Bizans ordusunun savunmaya geçmesini görerek daha fazla kayıp
vermemek adına Manuel’e barış teklifinde bulunmuştu. Çünkü Bizans ordusu
savunmaya geçtikten sonra hem daha az kayıp vermeye başlamış hem de Selçuklu ordusu
yorgun düşmüştü. Böylece П. Kılıç Arslan. Selçuklu elçisini bir kılıç ve İran
atı ile birlikte Manuel’e göndermişti. Yapılan müzakerelerin ardından Eskişehir
ve Gümüşsu kalelerinin yıkılması karşılığında Selçuklu ordusunun durdurulmasını
teklif edince Manuel çaresizce kabul etmek zorunda kalmıştır. Selçuklu Devleti
böylece aldığı zaferle Anadolu’daki gücünü kanıtlamıştır. (1) (2)


Miryokefalon Savaşı’nın Sonuçları


  1. Miryokefalon Savaşı, Anadolu’nun hakimiyeti konusunda Selçuklulara
    büyük bir öncelik kazandırmıştır.
  2. Selçukluya karşı inşa ettirilen Eskişehir (Dorileon) ve Gümüşsu
    (Sublaion) kaleleri yıktırılmıştır.
  3. Alınan galibiyet ile akıncılar Sakarya Irmağı ve Büyük Menderes
    Irmağına doğru fetihlerini sürdürmüşlerdir.
  4. Bizans Devleti, Selçuklu devletine 100 bin altın vergi ödemeyi kabul
    etmiştir.
  5. Selçuklu Devletine karşı aldıkları yenilginin ardından Bizanslılar
    kalelerin ardına saklanmaya başlamışlardı.
  6. Bu zaferin ardından II. Kılıç Arslan başta Abbasi (Bağdat) halifesi
    olmak üzere Müslüman devletlere fetihnameler göndererek galibiyetini
    müjdelemiştir.
  7. Miryokefalon zaferinin ardından Anadolu hızla Türkleşmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış