Gerilimin
Daima Tavan Olduğu Amerika ve Rusya Arasında Yaşanan Ekonomik Savaş


Sözlük yazarı “baranba”, siyasi
konuda sahip olduğu zengin birikimini döktürmüş. Amerika ile Rusya arasında her
zaman var olan gerilimin ekonomik boyutunu anlatmış.


1) ikinci dünya savaşının ardından yalta’da buluşan rusya,
ingiltere ve amerikan başkanları daha fazla “birbirleriyle
savaşmamak” üzere anlaştılar ve dünyayı paylaştılar.


çok kısa bir süre sonra stalin kars ve ardahan yöresinde hak iddia
edince ülkede “komünist tehlike” patlak verdi. bu tehlike karşısında
türkiye amerika’nın başını çekti nato kanadına kaydı. ilerleyen yıllarda başka
bir ülkede devrim yaşanıyor ve bu ülke sovyetler birliğinin oluşturduğu bloka
kayıyordu: küba devrimi…


2) dünya
yeni bir savaşa doğru sürükleniyordu: soğuk savaş


1950’li yılların sonuna doğru amerika ve rusya’nın başını çektiği
iki kutuba ayrılıyor, savaş tehditlerinin arttığı, askeri harcamaların tavan
yaptığı senelere giriliyordu. soğuk savaş boyunca amerika ve rusya asla pes
etmedi, dünya senelerce çok büyük bir savaşın çıkacağı telaşı ile yaşadı. fakat
mücadelenin sonunda sovyetler
birliği
çöktü. böylece amerika’nın savunduğu liberal
ekonomik sistem
dünyaya hakim konuma ulaştı. dağılan sovyetler birliği
gücünü büyük oranda kaybetti ve soğuk savaş sona erdi. sovyetler birliğinin
dağılmasından uzun bir süre boyunca rusya asla amerika’ya kafa tutabilecek
konuma ulaşamadı. taa ki 2014 baharına kadar. 


3) sovyetler birliği döneminde devlet hemen her alana
hakimdi.


kurumların büyük bir bölümü devlete aitti. sistem çökünce devletin
başına boris
yeltsin
getiriliyor ve böylece amerika’nın istekleri doğrultusunda sistem
değiştiriliyordu. rusya liberal ekonomik düzene sokulmaya çalışıldı. yedi yıl
süren uruguay müzakerelerinin ardından gümrük tarifeleri indirildi, bütün
ülkelerin piyasaları dünyaya açıldı. uluslarüstü bir kurum, dünya ticaret
örgütü, dünya ticaretinin jandarmalığını yapmak ve liberalleşmenin önünü daha
da açmak üzere cenevre’de kuruldu. devlet kurumları hızlı bir şekilde amerikan
güdümündeki rus işadamlarına yok pahasına satılmaya başlandı. devlet öyle hızlı
küçülmeye başlamıştı ki, rusya’ya uygulanan şok terapi ile birlikte ülke ekonomisi
1990’ların sonunda yüzde 40 küçülmüştü. yaşanan durum halkta ciddi bir endişe
yaratıyor, devletin orantısız çözülmesi ve 1998 yılında yaşanan kriz ortamı bir
politikacıya inanılmaz yarıyordu. bu politikacı iki sene sonra liderliğe
yükselecekti: putin.


4) putin’in
gelişiyle beraber rusya’yı kontrol etmeye çalışan odakların oyunu
bozuldu. 


devlet yok pahasına sattığı kurumları geri almaya başladı.
putin’in talimatıyla bu kurumları satın alan amerikan güdümündeki genç rus iş
adamları tutuklanıyor kaçabilenler kaçıyordu. hatta onlardan bir tanesi
ingiltere’ye yerleşiyor ve bir kulüp satın alarak medyanın gözbebeği haline
geliyordu: roman abramovic


5) putin ülkeyi 14 yıldır idare etmesine karşın asla macera
peşinde koşmuyor, ülke ne eski sosyalist yapısına geri dönüyor, ne de
kontrolsüz liberalleşen bir amerikan güdümüne giriyordu. 


rusya zaman içerisinde batı ile uyumlu fakat asla müttefik olmayan
bir politik sahaya yerleşti. bu politik duruş dünyaya uzun bir süre barış
getirdi. taa ki batı’nın dünyanın belirli bir bölgesine çıkardığı karmaşaya
dek: arap
baharı


6) kaddafi 40
yıldır lideri olduğu libya’ya huzur getirmişti. 


her ne kadar ülkesi refaha ve huzura kavuşmuş olsa da kaddafi bir
diktatördü ve her an istediğini yapacak güce sahipti. nitekim 2010 yılından
itibaren sık sık “petrol için yeni para birimi oluşturma” fikri onun
sonu oldu. 2011 yılında patlak veren arap baharı önce kaddafi’yi yuttu.
diktatör halkı tarafından parçalandı. böylece rusya önemli ilişkilere sahip olduğu
libya’yı kaybetti. libya başını fransızların çektiği koalisyon tarafından işgal
edildi. fransa’nın libya konusunda atak ve istekli olmasının nedeni dünyanın
sayılı kuruluşlarından biri olan “total” petrol şirketiydi. şirket
libya petrollerine gözünü dikmiş ve muhtemelen fransız hükümetini müdahale için
zorlamıştı. fakat bu pek de kolay olmamıştı.


7) dünyayı
ciddi biçimde sarsan 2008 ekonomik krizi aslında bir çok ekonomist için
beklenen bir şeydi. 


zira başını
fransız bir ekonomistin de çektiği grup deregüle vaziyette olan finans
sisteminin hızlıca regüle edilmesini yani denetlenmesini istiyordu. bunun
karşısında olan liberal grup finans sisteminin daha serbest olmasını ve
yatırımların maksimum seviyede kalmasını talep ediyordu. obama seçim vaadlerinde
sık sık “sistemi regüle edeceğinden” bahsediyor, seçime giriyor ve
kazanıyordu. buna rağmen sistem asla regüle edilmedi. 


sistemin en
riskli noktası derecelendirme kuruluşlarının özel olmasıydı. devlet asla
derecelendirme kuruluşlarını denetlemiyor, bu kuruluşların piyasaya önerdiği ve
derecelendirdiği kağıtlar bir çok yatırımcı tarafından tercih ediliyordu.
sonunda beklenen oldu, bu kuruluşların şiddetle önerdiği ve güvenli bulduğu
kağıtların büyük bir bölümü battı. böylece bu kağıtlara sahip olanlar ellerinde
olanların tümünü kaybetti. bu kağıtları sigortalayan sigorta şirketleri büyük
bedeller ödemek zorunda kaldı. böylece derecelendirme kuruluşlarından tutun,
dünyanın bir çok yerindeki yatırımcılara ve sigorta şirketlerine varan bir çok
ekonomik figür zarar gördü. bu nedenle ortaya derin bir finans krizi
çıktı. 


zayıf olan şirketler borçlarını kapatmak için kredi bulamadı.
böylece iflaslar ortaya çıktı. bu yaşanan olayların sonunda bir çok
derecelendirme kuruluşuna soruşturma açıldı. bazı ekonomistler tutuklandı.
fakat tüm bunlara rağmen sistem regüle edilmedi. bazı büyük şirketler ise bu
işten karlı çıktı, batan bir çok şirketi bu büyük şirketler satın aldı.
regülasyon taraftarları haklı çıkmıştı. bu gurubun en önde gelen ismi ise
tanıdıktı: imf başkanı dominique strauss kahn… kahn ısrarla bu
sistemin yanlış olduğunu ve düzeltilmesi gerektiğini haykırmıştı. sonra ne
hikmetse başına gelmedik kalmıyor. 2011’de tecavüz suçlamasıyla tutuklanıyordu.
kefalet talebi reddedilen kahn medya tarafından linç ediliyor ve kelepçeli
fotoğrafları basına servis yapılıyordu. fransa cumhurbaşkanlığı için çalışma
yapan kahn imf başkanlığından istifa etmek zorunda kalıyor ve sonra hapse mahkum
oluyordu. küresel çetelerin affı yoktu.


8) rusya
kaddafi’nin düşmesiyle birlikte arap baharının diğer müttefiklerini de yutacağı
endişesine kapılıyor ve tüm gücüyle bir iç savaş yaşayan suriye’nin yanında
oluyordu. 


bu nedenle
amerika suriye politikasını değiştirmek zorunda kalıyordu. brzezinski
bu politikanın zaten hatalı olduğun deklare etmişti. brezinski’nin açıklamarından
birkaç hafta sonra suriye’de esad’a karşı savaşan el nusra örgütünün tepedeki
iki ismi kavga etti. ebu
bekir el bağdadi
kendi örgütünü kurmak üzere el nusra ittifakı bitti. bu
gelişme üzerine amerika’nın suriye’ye müdahale etmesine imkan tanıyan terör
kartı devreye girdi. fakat tam da bu esnada putin öyle bir hamle yaptı ki, tüm
herşey allak bullak oldu: ukrayna olayları…


9) batı, hem kuzey afrika’da hem ortadoğuda hem de ukrayna’da
aynı anda faaliyetteydi.


tüm bu
faaliyetler rusya’nın aleyhineydi. libya’nın kısa sürede düştüğünü gören rusya
ukrayna’nın da düşmesine tahammül edemezdi. ukrayna 1991 yılında sovyetler
birliğinden ayrılmış, 2004 yılında george soros destekli olduğu iddia edilen turuncu devrimle batı yanlısı sisteme
kaymıştı. 2014 başlarında ise ab ile bütünleşmek için anlaşma imzalamak üzere
olan ukrayna rusya’nın araya girmesiyle son anda anlaşmadan vazgeçti. bunun
üzerine ortaya çıkan sokak hareketleri neticesinde ukrayna karıştı.


 putin son anda ukrayna’yı kaybetmekten kurtulmuştu. fakat bu
durumun böyle gitmeyeceğini biliyordu. işte bu olayların yaşandığı esnada çok
radikal bir karar alan putin kırım’ı ilhak etti ve topraklarına kattı. batı
neye uğradığını şaşırdı. böyle bir hamleyi asla beklenmiyordu. nato derhal
toplandı, ciddi bir uyarı verildi fakat putin gemileri yakmıştı. libya’da
yaşananların tekrarlanmaması için suriye ve ukrayna’ya sıkıca sarıldı. rusya
batıya meydan okuyordu. putin bununla da kalmıyor ve ukrayna’da bulunan rus
yanlılarına silah dağıtıyordu. son olarak rus ordusu da ukrayna sınırına
dayanınca ipler an ipler koptu.


10) amerika
bu hamleye karşılık kendi hamlesini yaptı. 


böylece 2014 yılının bahar ayında yeni bir savaş başlamış oldu, bu
savaş bilinen “askeri savaş” değildi. bu savaş “ekonomik
savaş
“tı. ilk aşamada rusya’ya vize muafiyeti müzakerelerinin askıya
alındığını duyuruldu. nato da rusya ile tüm işbirliğini gözden geçirme kararı
aldığını açıkladı. ardından amerika derhal rusya ile ticaret yapan
müttefiklerinin bu ticaretleri sonlandırmasını istedi. böylece rusya’ya karşı
batı ambargosu başladı. fakat fransa rusya’yla yapmış olduğu 1 milyar euro’luk
anlaşmanın iptal edilmesi halinde zararının karşılanmasını istedi. aksi
taktirde anlaşmayı bozmayacağını duyurdu. rusya ile fransız total petrol
şirketinin sıkı ilişkileri bulunuyordu. bunun yanında doğu avrupa ülkeleri de
bu ambargodan olumsuz etkilendi. çünkü bu ülkelerin savunma sistemleri rus
yapımıydı. bu nedenle ruslardan aldıkları mallar ruslara sattıkları mallardan
fazlaydı. amerika’nın ambargo hamlesi ilk etapta ruslardan çok avrupa ülkelerini
vuruyordu.


11) amerika
bir kaç gün içinde yeni bir hamle yaparak iki rus bankasının avrupaya girmesini
yasakladı: gazprombank ve veb


gazprom rusya’da
çıkan doğalgazı yönetirken veb ise petrolü yönetiyordu. bu şirketler büyük
oranda devlete aitti. bu hamle ile rus bütçesinin %40’ını oluşturan doğalgaz ve
petrol ihracatın kesilmesi hedefleniyordu. fakat madalyonun bir de öteki yüzü
vardı. bir çok avrupa ülkesi rus gazıyla ısınıyordu. rus gazının yasaklanması
demek avrupa’nın kışın gazsız kalması demekti. bu nedenle ambargonun sadece
“petrol ve gaz arama faaliyetleri ile sondaj faaliyetlerini”
kapsaması kararlaştırıldı. 


rusya ise
bütçesinin %40’ını hedef alan bir ambargo yaşamamak bu durumu kabullendi. fakat
işin komik yanı iki amerikan şirketi rusya ile kutuplarda sondaj ve petrol
arama faaliyetleri güdüyordu. bu faaliyetlerin toplam hacmi 4 milyar dolar
civarındaydı. böylece amerika da bu ambargo nedeniyle zarar görmüş oluyordu.
fakat bu iki şirket 4 milyar dolarının kaybolma pahasına ambargoyu destekledi.
amerika ortaya çıkan bu gaz krizini kökünden çözmek ve avrupa’yı rus gazı
tehdidinden kurtarmak için başka bir yol arayışına girdi: akdeniz’de gaz arama
faaliyetleri…


şimdi kıbrıs’ta
yaşanan “gaz arama” tartışmalarının neden bu kadar önemli olduğunu
anladınız mı?


12) rusya
amerika’nın ikinci hamlesine karşılık yeni bir hamle yaptı: yaş sebze ve meyve
ithalat yasağı


rusya ab ülkelerinden ciddi miktarda yaş sebze ve meyve ithalatı
yapıyordu. getirilen yasakla birlikte birçok avrupa ülkesindeki tarım
faaliyetleri zarar görecekti. amerika ise ab nezdinde bir fon oluşturacağını ve
ürünü elinde kalan ab’li tarımcılardan bu ürünlerin satın alınacağını açıkladı.
satın alınan bu ürünler ücretsiz olarak kamu kuruluşlarına ve okullara
dağıtıldı. yaşanan bu ekonomik restleşmeler karşısında putin bu durumdan çok da
endişe ediyor gibi görünmüyordu. rus lider, ortada ekonomisi yeniden
gerilemenin eşiğinde bir avro bölgesi varken, rusya zaten kemer sıkmaya çoktan
alışmışken, ambargo savaşına girilmesi halinde ilk pes edecek tarafın henüz
ekonomik durgunluktan çıkamamış olan batı olacağını düşünüyordu.


13) aradan
geçen bir kaç aya rağmen ne rusya ne de rus ekonomisi ciddi bir sıkıntı
yaşamayınca üçüncü hamle de devreye sokuldu. 


önceki hamlelerden farklı olarak rusya’nın önemli enerji ve
savunma şirketleriyle bazı büyük bankalarını hedef alındı. bunların yanında ek
olarak askeri alanda faaliyet yürüten rus şirketler kategorisine, kalaşnikof
üreten ıjmaş, tank ve zırhlı araç üreten uralvagonzavod, s-300 füze sistemleri
üreten almaz-antey, bazalt füze fabrikası, askeri elektronik donanım firması
kret, sozvezdiye şirketi, rusya makine kimya npo maşinostroyenye ve askeri
sanayi cihazları üreten cihaz mühendisliği bürosu girdi. bu hamle neticesinde
rus rublesi new york borsası’nda %5 değer kaybı yaşadı. fakat putin geri adım
atmadı, bizzat açıklama yaptı ve “rusya ile yaptırımlar diliyle konuşmak
anlamsız. abd’nin, yaptırım silahını kullanmaya devam etmesinin bumerang etkisi
yaratacağı unutulmamalı. rusya ekonomisi zarar görecek mi? görecek. abd
ekonomisi de bu işten zarar görmeden çıkmayacak. washington tarafından atılan
adımlar abd ile rusya arasında ilişkileri çok daha büyük çıkmaza sokmak
anlamına geliyor” dedi. buna karşılık obama ise “abd’de faaliyet gösteren
rus şirketlerin mallarının dondurulacağını” söyledi ve “abd dediğini
yapar” diyerek kararlılığını gösterdi. savaş gittikçe kızışıyordu.


14) putin’in
geri adım atmaması üzerine üçüncü hamlenin vitesi artırıldı. 


yaz sonu gibi tüm ab ülkelerinin de ambargoya katılması sağlandı.
önceki şirketlere ek olarak rusya’nın en büyük bankası olan sberbank’ın avrupa
ve abd’deki faaliyetleri durduruldu. bankadan kredi alınmayacak ve bankaya
kredi verilmeyecekti. rus ticaret şirketleriyle ekonomik anlaşmalar
durdurulacaktı. rusya’nın enerji, savunma ve sanayi gibi alanlarda abd ve
avrupa birliği üyesi ülkelerden kredi almasının önüne geçilecekti. eylül ayında
rus yapımı arabaların avrupa’da satışı yasaklandı. askeri anlaşmalar iptal
edildi. silah satın alma anlaşmaları feshedildi. avrupa’da iş yapan ünlü iş
adamlarının vizeleri iptal edildi. hesapları donduruldu, iş yapmalarının önüne
geçildi. tüm bu gelişmelere karşın rus tarafı yeni bir hamleyi uygulamaya
koydu. rusya ab’nin ambargosuna karşı olarak yeni bir ülke ile yakın ilişki
kurmaya başladı. hatta bu ülke ile yeni bir “serbest ticaret
anlaşması” imzaladı: türkiye!


15) rusya
ilk olarak ab ülkelerine koyduğu yaş sebze ve meyve ithalatı yasağına karşın bu
gıdaları türkiye’den almıştı. 


ilerleyen
zamanlarda yaşanan yeni ambargolar türkiye ile rusya’yı daha da yakınlaştırmış
ve bu yakınlaşma bir serbest ticaret anlaşması ile pekiştirilmişti. işte tam da
bu olaylar üzerine çok önemli bir gelişme yaşandı. belli ki birileri türkiye’yi
ufaktan cezalandırmak istiyordu: kobani olayları. 


tam da türk-rus
ilişkilerinin ısındığı dönemde ışid türkiye sınırına iyice yaklaşıyor ve kürt
bölgesi olan kobani’de katliamlar yapmaya başlıyordu. bu katliamlar suriye ve
ırak’taki kürtler tarafından önlenmek isteniyor fakat türkiye bu konuda ışid’le
karşı karşıya kalmak istemiyordu. tam da bu noktada, 6-10 ekim tarihleri
arasında kobani olayları patlak verdi. güneydoğu bölgesinde ciddi bir ayaklanma
çıktı ve türkiye ciddi bir karışıklık tehlikesi yaşadı. 


şimdi kobani’nin neden bu kadar önemli olduğunu daha iyi anladınız
mı?


16) tüm bu
yaşananlar esnasında rus ekonomisi de ciddi anlamda yara alıyordu. 


rusya, 2008 krizi öncesi yüksek seyreden petrol fiyatlarının da
etkisiyle %7-9 arası büyüme sağlamış, 2008 krizi sonrası ise %4-5 bandı
arasında büyüme performansı kaydetmişti. özellikle 2012’den itibaren büyüme
performansı gerilemeye başlarken, 2013 yılında %1,3 büyüme kaydedildi.
ambargolar sonrasında ise rusya 2014 ilk çeyrekte %0,9 ikinci çeyrekte ise %0,8
büyüdü. ımf 2014 yılı rusya büyümesini %0,2 olarak tahmin ederken, 2015 büyüme
beklentisini %1.00’den %0,50’ye çekti. benzer şekilde dünya bankası da 2014
büyüme öngörüsünü %1,1’den %0,5’e, 2015 öngörüsünü ise %1,2’den %0,3’e çekti.


17) tam da
bu günlerde hiç yaşanmayacak birşey yaşandı. yıl başında amerikan ambargosuna
rağmen anlaşmaları iptal etmeyen fransa’nın en büyük şirketlerinden olan total
petrol şirketinin ceo’su christophe de margerie rusya ziyaretinden dönerken
geçirdiği kazada yaşamını yitirdi. 


amerikan ambargosuna rağmen rusya ile yakın ilişkiler kuran total
rusya’ya ukrayna konusunda karşı çıkmamış ve iki taraf sık sık birbirini öven
konuşmalar yapmıştı. belli ki total oyun kuralları dışına çıktığı için
cezalandırılmıştı. filler tepişirken çimler eziliyordu fakat bu kez bir fil de
ezilmişti.


18) rusya’daki
tek sorun büyüme rakamları da değildi. ambargo yeni sorunlar doğurmuştu:
işsizlik ve enflasyon!


enflasyon 2012 nisan ayında %3,6 ile dip seviyesini görürken bu
seviyeden yükselmeye başladı, 2013 yılında %6-7 bandını gördükten sonra, 2014
eylül ayında %8.00 seviyesine ulaştı. ukrayna ile yaşanan gerginlik ve batı
yaptırımları ile ruble değer kaybetmeye devam etti. 2013 yılı sonunda %5,6 olan
işsizlik oranı %6,5’e çoktan ulaştı. amerika asıl hamlesini ise sona
saklamıştı. vakti geldiğinde o hamlesini de yaptı ve rusya’nın en büyük geçim
kaynağını baltaladı.


19) 1. dünya
savaşı patlak vermeden önce osmanlı devleti tüm ortadoğu ve arap yarımadasına
sahipti. 


fakat bu topraklarda osmanlı hakimiyetine karşı isyan çıkması için
büyük bir ingiliz gayreti bulunuyordu. bu gayreti sezen 2. abdülhamit
ortadoğuda önemli bir role sahip şerif
hüseyin
‘i istanbul’a hapsetti. daha sonra abdülhamit tahttan düştü ve
iktidarı ele alan ittihat ve terakki cemiyeti korkunç bir hata yaptı. şerif
hüseyin’i, osmanlı’ya sadık kalmak koşuluyla mekke şerifi ilan etti. 1. dünya
savaşının patlak vermesiyle ingiliz desteğini arkasına alan hüseyin osmanlı
devletine isyan etti ve filistin cephesinde osmanlı devletine karşı
ingilizlerle ittifak yaptı. şerif hüseyin dışında bir çok aşiret osmanlı’ya
karşı isyan bayrağını açmıştı. ingiliz desteğini arkasına alan hüseyin önce
mekke’yi osmanlı’nın elinden aldı. ardından medine’ye yürüdü. fakat medine’de
hiç tahmin etmediği savunmayla karşılaştı.


20) medine
1916’da kuşatılmasına karşın fahrettin paşa komutasındaki osmanlı birliği
direniyordu. 


7 kasım 1917’de gazze, 26 aralık 1917’de kudüs düştü. osmanlı
idaresiyle tüm bağlantısı kopan fahrettin paşa herşeye rağmen direniyordu. bu
esnada 1. dünya savaşı sona erdi. mondros ateşkes antlaşması imzalandı.
antlaşma gereği osmanlı askeri silah bırakmalıydı. fakat medine
müdafaası
sürüyordu, istanbul hükümetinden gelen “teslim ol”
emirlerine rağmen teslim olmuyordu. medine’de destansı bir olay yaşanıyordu.
fahrettin paşa şehri bırakmıyordu çünkü medine sıradan şehir değildi. hz.
muhammed’in mezarı ve daha birçok kutsal mekan bu şehirdeydi. buna karşın
ingilizler fahrettin paşa’nın mondros ateşkes antlaşmasına uymaması nedeniyle
osmanlı devletine nota verdi.


21) yeniden
savaş çıkması ihtimali doğunca padişah vahdettin
bizzat devreye girdi ve fahrettin paşa’dan “medine’nin teslim
edilmesini” rica etti. 


islam halifesi
peybamberinin mezarını haçlı ordusuna bırakıyordu. tarih böyle birşey
yazmamıştı. fahrettin paşa için son yaklaşıyordu. şehirde yiyecek birşey
kalmamıştı. üstelik yaralılar ve hastalar iyice zor durumdaydı. askerinin
perişan halini gören fahrettin paşa sonunda savunmayı bıraktı. osmanlı’ya isyan
eden ve medine’yi kuşatan araplar bile yaşanan dramatik olay karşısında gözler
yaşlarına engel olamıyordu. fahrettin paşa son bir kez peygamberin mezarına
gitti ve af diledi. orada bulunan herkes hüngür hüngür ağlıyor, ingiliz
askerler gördükleri bu sahne karşısında derinden etkileniyordu. 


fahrettin malta’ya sürgün edildi. daha sonra kaçarak mustafa
kemal’in yanına geldi milli mücadeleye katıldı. çünkü osmanlı devleti teslim
olmuştu. paşa ise direnen mustafa kemal’in yanında saf tutmuştu. şerif hüseyin
ise medineyi ingilizlerden aldıktan sonra kendisini halife ilan etti. fakat
hilafeti kısa sürdü. çünkü osmanlı’ya isyan eden başka bir arap aşiret lideri abdülaziz
el-suud
da ingilizlerle anlaşmıştı. şerif hüseyin’in kontrolden çıkma
ihtimaline karşı daha güvenilir bulduğu suud ailesine
destek veren ingilizler şerif hüseyin’i sattı. batı kendisine uşaklık edenleri
günü gelince ortada bırakmasını iyi bilirdi. bu akıbeti daha sonra usame bin
ladin
, mübarek,
saddam ve kaddafi de
yaşayacaktı.


22) hüseyin
devrildikten sonra sürgün edildi ve abdülaziz el-suud 1926’da krallığını ilan
etti.


fakat durmadı, 1932 yılına kadar savaşan abdülaziz el-suud tüm
arap yarımadasını ele geçirince taç giydi ve suudi arabistan krallığı kuruldu.
topraklardan petrol çıkması üzerine büyük servetin sahibi oldu. amerikan petrol
şirketleriyle büyük yakınlık kuran abdülaziz el-suud hayatı boyunca hep güvende
kaldı. 1953’te öldü. yerine oğulları sırayla geçti. ve 1 ağustos 2005’te küçük
oğlu abdullah bin abdülaziz el-suud 5. suudi arabistan kralı
oldu. osmanlı devletine ihanet eden suud ailesi tüm arap zenginliklerinin tek
sahibi ve çok büyük bir serveti elinde bulunduruyor ve ülkedeki tüm
anti-demokratik faaliyetlere rağmen batı asla suudi arabistan’a demokrasi
götürmüyordu.


23) abdülaziz
el suud’un oğlu abdullah geçen ay zor zamanında bir kez daha amerika’nın
yardımına koştu ve yıllık petrol üretim hedefini bağlı bulunduğu opec (petrol
ihraç eden ülkeler) kriterlerini aykırı olarak 10 milyon varilden 12 milyon
varile çıkardı. 


böylece piyasaya
talep fazlası petrol pompalandı. 2014′ başlarında varil fiyatı 110 dolar olan
petrolün fiyatı önce 70 dolara ardından da 60 dolara çakıldı. böylece
gelirlerinin %70’ini sattığı petrolden kazanan rusya büyük bir darbe almış
oldu. suudi arabistan amerikan menfaatleri uğruna tüm petrol piyasasını hallaç
pamuğuna çeviriyordu. bu hamle rusya’nın dışında başka bir ülkeyi daha
bitiriyordu: iran


24) iran
2015 yılı bütçesini petrol fiyatlarının 95 dolar olduğu varsayarak
hazırlamıştı. iki ay önce yaşanan düşüş nedeniyle bu planı revize edildi ve
petrol fiyatı 70 dolar üzerinden hesaplandı. 


fakat çok geçmeden petrol fiyatları 60 doları gördü. arabistan
yanında birleşik arap emirlikleri ve katar da fazla petrol üreterek fiyatların
düşmesi için kolları sıvadı. iran’ın 2011 yılında 120 milyar dolara kadar çıkan
ihracatı, bu yıl 61 milyar dolara geriledi. 5 yıl önce 2015 yılında 160 milyar
dolarlık ihracat hedefi belirleyen iran yaşanan bu gelişmeler nedeniyle bu
hedefi 160 milyar dolardan 40 milyar dolara indirmek zorunda kaldı. tüm bu
olaylara rağmen suudi arabistan’ın petrol bakanı fiyattaki düşüşe rağmen petrol
üretimini azaltmayacağını açıkladı. bakan ali el naimi 27 kasım’da, petrol
arzında sorun yaşanması durumunda ülkesinin günlük petrol üretimini arttırmaya
hazır olduğunu da söyleyerek hastalıkta ve sağlıkta ölüm onları ayırana dek
amerika ile birlikte olduğunu ilan etti.


25) putin bu
gelişmeler karşısında sıkıştığı köşeden kurtulabilmek için türkiye ile daha
sıkı ilişkiler kurmak istiyordu. 


türkiye ise batı’nın sadık bir müttefiki olarak şimdiye dek hiç
bir zaman rusya ile sıkı ilişkiler kurmamıştı. çünkü türkiye bir yandan
ambargoyu fırsata çevirmek isterken öte yandan amerika’yı karşısına almak
istemiyordu. zira ruslarla imzalanan serbest ticaret anlaşması sonrasında
patlak veren kobani olaylarında gerekli uyarı alınmıştı. bu nedenle ruslarla
olan ticari ilişkilerde asla çok büyük bir yükseliş yaşanmadı. türkiye, 12,6
milyar dolarla tüm zamanların en yüksek ekim ayı ihracat rakamına ulaştı ama
tam da bu ay itibarıyla rusya’ya ihracat yüzde 20,6 geriledi. ilk 10 ay için
türkiye’den rusya’ya ihracatın toplam rakamı ise 5 milyar dolarda kaldı. geçen
yıl türkiye’den rusya’ya yapılan ihracat yıllık bazda 7,1 milyar dolara
ulaşmış, ilk 10 ay içinde rakam 5,9 milyar doları bulmuştu. yani türkiye
ambargo krizini fırsata çevirmeyi reddetmişti.


26) işin
ilginç yanı, böyle bir olay tarihte bir kez yaşanmıştı. 


1996 yılında yaşanan petrol fiyatlarındaki düşüş ve çeçen savaşı
nedeniyle bütçesi açık veren rusya 1997’de büyük bir kriz yaşadı. 1998 yılında
büyük bir develüasyon oldu, faizler %200’e fırladı. rus ekonomisindeki bu çöküş
türkiye’yi de etkiledi ve bir yıl sonra türkiye’de büyük bir kriz patlak verdi.


27) tüm
bunların yanında aralık ayı başında abd temsilciler meclisi, rusya karşıtı
olarak bilinen ve yeni ambargolar barındıran 758 nolu kararı onayladı. 


amerikan
temsilciler meclisi üyesi dennis kucinich yasa için “rusya’ya karşı soğuk
savaş ilan etmekle eşdeğer”açıklamasını yaptı.


28) düşen
petrol fiyatları ve rus ekonomisinin daralmaya başladığı günlerde, 1 aralık’ta
putin türkiye’yi ziyaret etti. 


türkiye ab
ülkelerinin aksine ambargoya katılmamış ve daha serbest bir pozisyon edinmişti.
türkiye ne amerikayı kızdırıyor ne de rusya’yı küstürüyordu. bu durum putin’i
de sevindiriyor olacak ki, rusya türkiye’ye sattığı doğalgazda indirime gitti.
türkiye düşen fiyatlar nedeniyle mahkemeye gidebilirdi fakat ilişkileri
soğutmak istemediği için böyle bir yol izlemedi. görüşmeye doğalgaz anlaşması
damgasını vurdu. 


putin rusya’dan
avrupa’ya bulgaristan üzerinden geçmesi planlanan güney akım projesini son anda
iptal etti ve projenin türkiye üzerinden geçmesi için teklifte bulundu. putin
yeni bir hamle yapmıştı. bunun yanında rusya’dan ucuz fiyatla doğal gaz
alınacak, türkiye sanayi sektörünü desteklemek üzere sivil amaçlı nükleer
santraller kurulacak, amerikan ambargosuna rağmen, türkiye tarımsal ürünleri
rusya’ya satılacaktı. böylece rusya türkiye’yi kendi safına çekmek istiyordu.
erdoğan ise ticaret hacminin 2020’de 100 milyar doları geçmesini istediklerini
belirtiyordu fakat basına açık ikili görüşmeler esnasında erdoğan putin’i
“esad konusunda” üstü kapalı eleştiriyordu. erdoğan olası bir ittifakın
öyle kolay olmayacağı mesajını veriyordu. tam da bu gelişmenin üzerine, belki
kimsenin de bağlantı kuramadığı bir gelişme yaşandı. amerikan istihbaratı 3
aralık’ta gaziantep’in ışid tarafından bombalanabileceğini duyurdu. zamanlama
manidardı. amerika türkiye’ye açıkça uyarı vermişti.


29) bu
gelişmelerin üzerine son olarak geçen hafta çok büyük bir iddia ortaya atıldı.
swift’in kapatılması!!!



spoiler



society for
worldwide interbank financial telecommunication’ın kısa adı olan swift; tüm
dünyadaki bankalar arasında elektronik fon transferi standardı sağlayan bir
sistemdir. u sistem bic (bank identifier codes) kodu yani banka tanımlama kodu
sayesinde her bankayı tanımlamaktadır. swift sistemi 1973 yılında kuruldu ve
1977 yılında fiilen çalışmaya başladı.


spoiler


önce bazı çevreler rusya’nın uluslararası swift ödeme sisteminin
kapatılabileceğini iddia etti. haber basında sıkça yer alınca ortalık yerinden
oynadı. konu önemliydi çünkü swift sisteminin kapatılması rusya’nın ekonomik
sistemini dinamitlemek anlamına geliyordu. rusya vtb finans grubu yönetim
kurulu başkanı andrey kostin “bu savaş anlamına gelir” açıklamasını
yaptı.


30) tüm bu
gelişmeler, ambargolar, spekülasyonlar ve petrol fiyatlarının düşüşü rusya’da
etkisini ciddi anlamda gösterdi. 


11 aralık günü
rusya ilk kez bozulma sinyalleri verdi. rusya rublenin dolar karşısında değer
kaybının önüne geçemedi. bu nedenle flaş faiz kararı alındı. rusya merkez
bankası politika faizini yüzde 10.5’e yükseltirken dolar da 55.46 rubleye
yükselerek tarihi rekor kırdı. böylece rusya merkez bankası 2015-2016
yıllarında rusya ekonomisinin sıfır büyüme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet