• LİBYA SAVAŞI DOSYASI /// ‘LİBYA’DA NELER OLUYOR ?’: STRATEJİ UZMANI SUAT GÜN İLE KONUŞTUK.
  • Yayın Tarihi : 24 Mayıs 2020 Pazar
  • Kategori : SAVAŞ & SAVAŞ TARİHİ & TAKTİKLERİ & TEÇHİZATI & YÖNTEMLERİ & SOĞUK SAVAŞ

‘LİBYA’DA NELER OLUYOR ?’:  STRATEJİ UZMANI SUAT GÜN İLE KONUŞTUK.

Oğuz Çetinoğlu: Libya’da yeni hareketlenmeler var. Türk basını Koronavirüs salgını sebebiyle ilgilenemedi. Siz yakından ilgileniyorsunuz. Son durumu özetler misiniz?

Suat Gün: Trablus Hükümeti gayrimeşru Hafter güçlerine karşı 7 cepheden savaş açarak ilerlemesine devam ettiğini bildirildi. Bunları okuyunca kuvvet üstünlüğü tesis etmeden, sıklet merkezi yapmadan, hasmı sâhip olduğu kaynaklardan mahrum bırakacak hamleler yapmadan kuvvetlerin niçin bu kadar dağıtıldığını aklım almadı. Trablus Hükümeti yayınladığı bildiride harekât planının hedeflerini şöyle açıkladı: Bir hafta içinde Tarhuna’yı ele geçirdikten sonra Çad ve Nijer sınırlarında kontrolü sağlamayı plânlıyoruz. Güneyde bize karşı koyabilecek reel bir güç yok, güneydeki halk ile iletişim hâlindeyiz ve Tarhuna harekâtının sonucunu bekliyorlar. Ülkenin güneyinde yer alan El Jufra şehrinin ardından Millî Mutabakat Hükümeti (MMH) ile Hafter güçleri arasındaki savaş Libya’nın doğusundaki Ecdebiya’ya taşınacak. Ülkenin orta bölgeleri ve petrol hilal bölgesinin kurtarılmasından sonra son savaş Racma’yı (Hafter’in ana karargâhının olduğu şehir) ele geçirmek için olacak. Ramazan ayında askerî cuntanın düşeceğini bekliyoruz.’

Çetinoğlu: Mümkün mü?

Gün: Değil.

Çetinoğlu: Niçin?

Gün: Bir defa bu hedeflere ulaşmak Trablus güçlerinin imkân kabiliyetlerinin çok üstündedir.  Böyle kapasite üstü uçuk kaçık planların başarı şansı yoktur. Bir defa 6 ay ile bir yıl içinde Hafter güçlerini Libya’dan sürüp çıkartacağız gibi hedef koyulmuş olsa bu plan mâkul karşılanabilirdi. Tunus hududundan Mısır sınırına kuş uçuşu mesâfe 1300 Km’dir. Sâhil boyu dolaşarak giderseniz bu mesâfe 2000 Km’yi bulabilir. Libya’nın Kuzey Güney derinliği 1400 Km civarındadır. Bu kadar geniş mesâfeleri savaşarak günde 30-40 Km ilerleyerek nasıl kontrol altına alacaksınız? Hafter bile bu geniş alanları 2-3 yıllık sürede kontrol altına alabildi. Anlaşılıyor ki Trablus Hükümetinin askerî uzmanları stratejiden-taktikten haberdar değiller.

Çetinoğlu: Dış destek var. En azndan Türkiye belli ölçüde destek veriyor…

Gün: Evet, Türkiye meşru hükümetin Libya’nın tamamına hâkim olması için destek veriyor. Ancak yeterli olduğu söylenemez. Birlik göndermek lâzım. Libya’dan asker ve subay getirip eğitmek lâzım. Bu birlikleri Türk TMK (Teçhizat Malzeme Kadrosuna) göre şekillendirmek lâzım. Komutayı bir Türk generale vermek lâzım. Bunların hepsini yapmak lâzımdır. Cesaretle hareket etmek lâzımdır. Atatürk’ün zamanında 1936’da Habeşistan’da İtalyanlara karşı savaşmak üzere Türk ordusundan gönüllü subaylar gönderilmiştir.

Çetinoğlu: ‘Desteğin artırılması gerekli’ mi diyorsunuz?

Gün: Var gücü ile desteklemesi gereklidir. Her türlü askerî yardım sonuna kadar verilmelidir, icat ettiğimiz bütün silahlar gönderilmelidir. Buna büyük çaplı birlik intikalleri de dâhildir. Libya halkının ABD, Fransa ve Almanya’daki  (Deutsche Bank) hak ve menfaatlerinin koruması için Libya’da tek hükümet olmalıdır. Tek otorite olmalıdır. Türkiye Libya’nın Batının kontrolüne düşmemesi için elinden geleni yapmalıdır. Askerî yardım sâdece silâh vererek, askerî eğitim yardımı yaparak yapılamaz. Karadan ve havadan ateşle desteklenerek yapılamaz. Güçler dağıtılırsa gayretler boşa gider. Askerî yardım aynı zamanda stratejik yardımdır. Fikir, bilgi ve taktik yardımıdır. Türk kurmay heyetinden müteşekkil bir karargâh burada görev yapmalıdır. Kuvvetlerin israf edilerek kullanılmasına mâni olunmalıdır. Subaylarımızın muharebe tecrübesi kazanmaları çok önemlidir. Gerekirse belli bir dönüşümle herkes burada kursa gitmelidir. Libya en son elimizden çıkan vilâyetimizdir. Türkiye’nin büyük güç hâline gelmesinin yol haritasıdır. Büyük düşünmenin çıkış noktasıdır. İçine kapanarak bir yere varamayız. Türk devlet geleneği büyük düşünme geleneğidir. Corona gibi konjonktürel olaylara takılarak gözümüzü hedeften ayıramayız. Ya büyük olacağız ya da büyük olacağız başka bir yol yok… Bu iç çatışmayı batı dünyasının körüklemesinin temel sebebi ise Libya’nın alacaklarının üstüne yatmaktır. Onlar bu menfaatler uğruna kardeşimiz, akrabamız, soydaşımız Libya halkının boş yere kanının dökülmesinden sevinç duyacaklardır. Bu yüzden kesin sonuç alınacak yerlerde çok güçlü olarak ortaya çıkmak, sıklet merkezi yapmak, önemsiz cephelerde kuvvet tasarrufu yapmak çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki ‘kesin sonuç yeri kuvvete doymaz.’

Çetinoğlu: Sizin tespitlerinize göre nasıl bir strateji tatbik edilmeli?

Gün: Trablus Hükümeti birinci öncelik olarak Tunus sınırını tamamen temizlemelidir. Trablus’un 300 Km çevresi her türlü silahlı güçten temizlenmeli, başşehir tam emniyete alınmalıdır.  İkincisi; Sâhil şeridi boyunca Türk Deniz ve Hava Kuvvetlerinin de desteğini alarak Sirte, Bin Cevad,  Ecdebiye, Bingazi, Beyda, Topruk istikametinde ilerleyerek Hafter güçlerini çöle sıkıştırıp imha etmelidir. Bu plânın yürümesi için Bingazi ve Beyda gibi sâhil şeritlerine çıkartma harekâtları icra edilerek Hafter güçlerinin bütünlüğü parçalanabilir. Özellikle Bingazi’nin sâhilden çıkartma ile ele geçirilmesi Hafter güçlerinin varlığını tamamen ortadan kaldırır. Moral üstünlüğünü kaybettirir. Sudan ve Çad’dan gelen paralı askerler Trablus hükümeti tarafına geçerler. Başkent ve çevresi tam emniyete alındıktan sonra sâhil boyunca doğuya Doğru ilerlenmelidir. Libya’nın stratejik yol ve limanları buralardadır. Libya’nın kan kaybetmeye ve güç israfına tahammülü yoktur. Bu savaş 6-8 ay içinde bitirilmelidir. Kesin sonuç yeri sâhil boyudur.

Çetinoğu: Teşekkür ederim Suat Bey. Mevzu dâlinide tamamlayıcı bilgilerle alakalı birkaç sorum daha olacak. Birincisi: Türkiye, Libya resmî hükümetine destek vereceğini açıklamıştı. Bu desteğin kapsamı nedir? Askerî gönderdik mi? Yoksa Strateji tespiti için kurmay heyet mi gönderildi?

Gün: Bir tabur kadar birlik göndermiş olsaydık, bütün dünyanın haberi olurdu. Benim bildiğim teknik yardımın dışında bir şey yapılmadı.

Çetinoğlu: ‘Teknik yardım’dan kastınız nedir?

Gün: İnsansız hava araçları ve bir takım hava savunma silahları ve bunları kullanmayı öğreten teknik personel gönderilmesi. Buraya ayrıca istihbarat ağı kurup muharebe istihbaratı desteği de vermek gerekiyor. Bu ağ kurulursa Libya’nın kaderin bütün zamanlar boyu kontrol altına alabiliriz.

Çetinoğlu: Harekât devam ediyor mu? Son durum nedir?

Gün: Çatışmalar dağınık bir şekilde devam ediyor. Libya MMH güçleri Mitiga Havaalanı çevresindeki Hafter milislerini dahi henüz temizlemiş değil. Öncelikle Tunus Hududu ve Trablus’un batısından Hafter güçleri çıkartılmalıdır. Hafter güçleri hâlen Trablus ve Mitiga Havaalanını ateş altına alabiliyorlar.

Çetinoğlu: ABD, Libya meselesinin neresinde yer alıyor?

Gün: Bölünmesi için her iki tarafı da destekliyor.

Çetinoğlu: Petrol kuyuları kimin elinde? Tam güvenlik sağlanabildi mi?

Gün: Petrol ihracatı durmuş durumda, Libya’nın petrol parası alacaklarını idâre eden ABD bankaları Hafter Ordusunun maaşlarını bile bu paradan ödüyor.

Çetinoğlu: Dağın taşı ile çayın kuşunu vuruyorlar… Peki Efendim, Osmanlı Devleti olarak Libya 394 yıl hâkimiyetimiz altında kaldı. Orada soydaşlarımız var mı? Nüfusu biliniyor mu?

Gün: Libya'nın iç harp çıkmadan önce nüfusu 7 milyon civarı idi. Şu an toplam 5,5-6 milyon insan kaldı. Gerisi kaçtı, halk dağıldı.

Bu nüfusun 1 milyon civarı Türk asıllıdır. Mesela Bingazi şehrinin ismi orayı İspanyol korsanlarına karşı savaşan bin gazimizden almıştır. Misrata şehrinin adı ‘Mısır Ata’dan geliyor. ‘Atası Mısır'dan gelen’ demektir. 1400-1500'lü yıllarda Yavuz, Mısır'ı alıncaya kadar Mısır'ı Kölemenler yönetiyordu. Mısır Devleti’nin (Kölemenlerin) devlet adı ‘Devlett-i Et Türk’ idi. Târihte Türk ismi ile anılan (Göktürklerden sonra) ikinci devletimizdir. Misrata tipik bir Anadolu şehridir. Bir Konyalı, bir Kütahyalı bir Tokatlı, bir Erzurumlu, bir Diyarbakırlı oraya gitse kendi şehrinin havasını orada bulur. Bu şehir hemen hemen tamamen Türk asıllıdır. Libya meşru hükümetinin esas kara gücünü Misrata Milisleri oluşturuyor. HAFTER güçlerini mağlubiyete uğratan ve İŞİD’i şehirden kovan güçler Misrata Milisleridir. Misrata vatan savunması emsalsiz kahramanlık ve destanlık hikâyeleri ile doludur. 21. Yüzyılda Misrata kahramanlığı tıpkı Gazi Antep, Kahraman Maraş kahramanlığı gibi olmuştur. Misrata emperyalist güçlere karşı savaşmaya devam etmektedir. Türklüğünü milî-İslâmî çizgisini azimle devam ettirmektedir.

Osmanlı öncesi Anadolu Selçuklu döneminden başlayarak 16. Yüzyıla kadar denizlerde İspanyol ve Venedik korsanlarına karşı savaşmak üzere asırlar boyu asker toplanmış, Garp Ocakları adını verdiğimiz teşkilât hâlinde, vilâyetlerimiz olan Libya’ya yerleştirilmiştir. Daha 1920’lere kadar iki tane Trablus vilâyetimiz vardı. Biri Libya’da Trablusgarp öteki Suriye’de Trablusşam’dı. Şeyh Ahmet Sünisi Hazretleri Türkiye’nin ‘Millî Mücâdelesine’ destek vermek üzere Anadolu’ya gelmiş 2 sene kalmıştır.

Çetinoğlu: Millî güvenlik sınırlarımız nerede başlar nerede biter?

Gün: Siz biliyorsunuzdur. Bilmeyenlere hatırlatmak için umûmî mâhiyette cevap vereyim: Bizim Ortadoğu meselelerine bakışımız şudur:  Biz Türk’üz Ortaasya'dan geldik. Türklüğü oralarda arayalım. İleriye bakmayalım şeklindedir.’ Bu anlayış ciddî şekilde yanlıştır. Bu gün bile ileri doğru gidiyoruz; Almanya, Fransa, Belçika her yerde varız. beş milyon nüfusumuz Avrupa’da…. Sudan'da bile en az on beş milyon Türk asıllı soydaşımız var. Bu gün Batılıların Suriye’de kurdukları uyduruk yönetimlere ait olduğunu sandığımız Rakka, Halep, Lazkiye, Deyrizor vilâyetleri ezici Türk nüfusa sâhiptir. Hama, Humus gibi vilâyetlerimiz Türk asıllıdır, dilleri Arapçalaşmıştır. 1918'de Cidde, Medine gibi şehirleri Osmanlı coğrafyasının her tarafından gelen göçmenlerin oturduğu kozmopolit şehirlerimizdi, Osmanlı Türk kimliği önde idi. Osmanlı coğrafyasının bütün dilleri konuşuluyordu.

1935'de Fransızlar Şam'da bir meclis toplanmasına karar veriyorlar. Şehirde hâkim dil Arapça olmadığı için meclis Türkçe konuşularak açılıyor. Vekiller Türkçe konuşuyorlar. 1950'li yıllara kadar Kahire'de Türkçe gazete ve dergiler çıkıyordu. Mısır Bayrağı Türk Bayrağı idi.

Kahire'nin bu gün nüfusunun en az yarısı Türk asıllı veya Çerkez’dir. Ürdün böyledir. Filistin kesinlikle Arap değil Osmanlı bakiyesidir. Filistin, Birinci Dünya Savaşı boyunca ordumuzu portakallarla, elmalarla, narla beslemiştir. Mahallinden desteklemiştir. Bu sebeple Filistinli kardeşlerimize sâhip çıkmaya mecburuz. Onlar İsrail’e karşı, Kahraman Maraş Ruhu ile Gazi Antep ruhu ile Şanlı Urfa, 1878’deki Osmanlı Rus Savaşı’nda Erzurum Tabyaları’ndaki millî mücadele ruhu ile savaşıyorlar. Hâlen aynı ruhla direnmeye devam ediyorlar. Bizce Birinci Dünya Savaşı henüz bitmemiştir, Filistin bu savaşı bu direnişi bizim adımıza devam ettiriyor.

İngiliz ideolojisi olan BAAS'çılık Türkiye'nin Ortadoğu'daki bağlarını sökmeye yönelik bir ideoloji olarak Hıristiyan asıllı bir Arap olan Mişel Eflak tarafından kurulmuştur. Bu ideolojinin en azılı temsilcisi sırasıyla Nasır, Esat ailesi, Kaddafi, Saddam vs'dir. Bunların vazifesi Ortadoğu'da Türklüğün izini silmek, soydaşlarımızı ve İslâm dinini asimle etmektir. Cihanşümul İslam’dan uzaklaşarak kabile kimliğinin biraz gelişmiş hâli olan ulus milliyetçiliğini hâkim kılmak dolayısıyla İslam’ı parça parça etmektir.

Çetinoğlu: Mısır hakkında da söyleyecekleriniz olmalı…

Gün: Nasır, Mısır'ın ay yıldızlı Türk bayrağını değiştirmiştir. Nasır 1956 da Mısır'ın bayrağını yeşil, siyah ve beyaz çizgilerden oluşan boru trampet bandosu flamasını andıran acayip bir çaput simgesi ile değiştirdi. Gerekçe şu idi: Osmanlı ve İslamiyet Mısır'ı geri bıraktı. Arapların Hz. Peygamber öncesi târihi çok şanlı idi. Ona geri döneceğiz dedi. Peygamber öncesi putperest Arap kültürünü canlandırmaya karar verdi. Firavun devri Mısır ile övünmeyi milliyetçiliğin temeli yaptı. Türklüğe ve İslâm’a dair bütün izleri silmeye kalktı. Cenab-ı Hak 1967 savaşı ile bu kibrin cezasını verdi.  Saddam’da aynı küstahlığı yaptı. Dönemin Başbakanı Yıldırım Akbulut’a gösterdiği saygısızlığı unutmadık. Bu gün Esat’da aynı yolun yolcusu.

Çetinoğlu: Libya ile alakalı olarak genel bir değerlendirme lütfeder misiniz?

Gün: Libya bizimdir, vatanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Barbaros Hayrettin Paşaların yurdudur. Mustafa Kemallerin, Enver Paşaların, Halil Paşaların savaştığı bu topraklara sâhip çıkacağız. Batının hegemonyasına mahkûm olmasına izin vermeyeceğiz. Anadolu ile bütünleşmesini sağlayarak Doğu Akdeniz’i kontrol altına alacağız.

Çetinoğlu: Peki, şimdi de Umûmî bir değerlendirmenizle mülâkatımızı bitirelim…

Gün: Bir hafta kadar önce, 3 Mayıs günü, Türkçülük Bayramını kutladığımız günlerde Türk Dünyası’nın Kamçatka Yarımadası’ndan Adriyatik Denizi’ne, Baltık Denizi’nden Güney Afrika'ya Hindistan Delhi'den Kazablanka'ya, Ankara’dan Berlin’e, Brüksel’e Atlas Okyanus’a kadar uzanan geniş alan olduğunu hatırlıyoruz.  Candan aziz milletimize büyük düşünmeye mecbur olduğumuzu söylüyorum. Ecdadımızın bize miras bıraktığı büyük düşünme ufkuna erişmemiz gerektiğini düşünüyorum. Millî şuurumuzu aslî kimliğimizi, unutulmuş değerlerimizi yeniden harekete geçirmeliyiz, geçireceğiz.

Türk târihinin derinliğini; Amerikan yerlilerinden başlayarak bütün küre boyunca, İslâm’ın yüceliğine Hz. Âdem’den başlayarak Hz. Peygambere kadar uzanan süreç boyunca arayacağız sâhip çıkacağız, temsil edeceğiz, bizim için gerçek millî yol gerçek millî kimlik yolu bu yoldur.

Çetinoğlu: Çok teşekkür ederim Suat Bey. Adı geçen bölgelerdeki şehitlerimiz bizden Duâ beklerler…  Âmin, âmin, âmin..Ve Tahâ ve Yâsin ve selamün alel mürselin vel hamdülillahi rabbil alemin… el Fatiha!

SUAT GÜN:

Malatya Battalgazi’de doğdu. Atatürk İlk Okulu’nu ve Kubilay Orta Okulu’nu Malatya’da bitirdi. 1973’de Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. Topçu ve Füze Okulu’nu bitirdi ve orduya katıldı. İstifa ederek ordudan ayrıldı.

1987’de İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden diploma aldı. Aynı fakültenin Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde Uluslararası Politika alanında yüksek lisans yaptı. İlk yazılarına 1987 yılında Türk Yurdu ve Malatya’nın Sesi Dergisi’nde başladı.

2002 yılından sonra Önce Vatan Gazetesi’nde köşe yazıları 2009 yılına kadar aralıksız yayınlandı. Sarı basın kartı sahibidir. Şafak Gazetesi, 34 Gündem Gazetesi, İş Gündem Dergisi, Marmara’nın Sesi Gazetesi ve İstanbul Times Gazeteleri yazılarını yayınlamaktadır.

Flaş TV’de ‘Kim Haklı’ programına katıldı. Mesaj TV’de ‘Fikir Penceresi’ programını 50 hafta, MPL TV’de ‘Satranç Tahtası’ programını 200 hafta sundu. Ülke meseleleriyle ilgili olarak Ülke TV, Kanal 7, Çay TV, Bengisu TV, Kanal 9, ‘Türkiye’nin Sesi Programı’nda’, Meltem TV, Mesaj TV, Kanal 5, TRT, TRT Arapça, Akid TV, Uzay TV, Kanal G, TGRT, 1AN Tv gibi televizyon kanallarında tartışmalara katıldı. Bu çalışmaları hâlen devam etmektedir. Çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde (Hicret Haber Com, Kudusde.org ) yazıları çıkmaktadır. Günlük köşe yazıları Önce Vatan Gazetesi’nde yayınlanmaktadır. Yazı arşivi gazetenin sitesi olan www.oncevatan.com ‘da bulunmaktadır.

Strateji ve dış politika üzerine 12 tane yayınlanmamış, ‘Filistin Savunması İnsanlık Dâvâsı’ adı ile yayınlanmış kitabı mevcuttur. Ayrıca (Ahi Evren, Kıyamet, Küçük Bilgin İmamı Azam, Selman-ı Farisi Yük Taşıyan Vali, Ashab-ı Kehf, Gazneli Mahmud’un Şükür Secdesi) isimli 6 adet senaryo bir adet tiyatro eseri yazmıştır. Son 10 yıl içinde 2000’in üzerinde makalesi gazete, dergi ve çeşitli internet sitelerinde yayınlanmıştır. Marmara Üniversitesi’nde takdimini yaptığı; ‘Anayasa Felsefesi’ ne Giriş”, “Türk Devlet Felsefesi” isimli sunumları bulunmaktadır.

Assam’ın 2017 yılında tertiplediği Birinci İslam Birliği Zirvesinde ‘İslam Birliği İçin Bir Vizyon Teklifi’ adlı sunumunu yapmıştır.

İstanbul Yazarlar Birliği’nin üyesidir. DÜBAMDER ‘Dünya Basın Mensupları Derneği’ kurucu üyesidir. MABAMDER ‘Malatyalı Basın Mensupları Derneği’ üyesidir. ‘İstanbul Düşünce Enstitüsü’nünkurucu üyesidir.

Avrasya Bir Vakfı’nda Müdürlük yapmıştır. Ensar Vakfı Akiller Divanı’nda her hafta ‘Haftalık Stratejik Raporu’ sunmaktadır. ASDER’e ve Ensar Vakfı Fatih Şubesi’ne üyedir. 50 civarındaki dernek ve vakıfla bağlantılıdır.

2015 yılında kurulan Milletlerarası Kudüs Derneği’nin Genel Başkanıdır.