Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

E. TUĞA.
TÜRKER ERTÜRK : ABD Türkiye’ye saldırıya mı hazırlanıyor

Türkiye, 1945’den bu yana ABD ile çok sayıda ikili anlaşma ve
protokol yaptı. Bunların ezici bir çoğunluğu Türkiye’nin zararına işleyen
maddelerle doluydu.



“Haydut Devlet tanımı
yaparken, bir devletin haydut devlet olup olmadığına kim karar verecek? Bu
tanım, bilindiği gibi ABD’ye aittir. ABD, geçmişte Libya ve Irak’ı, günümüzde
ise İran ve Kuzey Kore’yi haydut devlet olarak ilan etmiştir. Halbuki bu
ülkelerin kanıtlanmış bir terör faaliyeti olmamıştır.


Suudi Arabistan ve Katar
gibi çağdışı ülkeler Suriye’deki isyancılara ve radikal İslamcı teröristlere
her türlü desteği vermesine rağmen haydut devlet ilan edilmemiş, aksine
korunmuştur. ABD’nin bizzat kendisi, Mart 2011’den beri Suriye’deki vekâlet
savaşçılarına namütenahi destek sağlamış ve Kuzey Suriye’de terör örgütü PKK’ya
ise yardım etmeye ve iş birliğine devam ediyor.


ABD ve İngiltere, İran
ve Pakistan’ın Hint Okyanusu kıyısındaki Belucistan’da dinci ve ayrılıkçı terör
örgütlerine silah ve lojistik destek veriyorlar. ABD, aynı şekilde
Afganistan’daki Taliban terör örgütüne silah ve eğitim verdi. Fransa, Ruanda’da
yaptıkları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde soykırım suçuyla yargılanmaktadır.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Dünyanın neresinde bir iç savaş, silahlı isyan
ve terör varsa arkasında ABD ve emperyalist ortakları var.


Bu gerçek dikkate
alındığında; ABD’nin haydut devlet tanımına en çok uyan devletler başta ABD
olmak üzere İngiltere, Fransa ve İsrail olmaktadır. ABD’nin hedefindeki bütün
devletler ABD’nin tanımını ABD’ye uygulamalıdırlar”
demiş.


SAVAŞLARI HAKLILAR DEĞİL, GÜÇLÜLER KAZANIR!


Dural doğru söylüyor ve haklı ama savaşları ve
mücadeleleri haklılar değil, güçlüler kazanır ve kazanıyor. Dünya tarihi, bunun
aksine şahitlik etmedi. Yeterince güçlü değilseniz; sonuna kadar hukuka sahip
çıkacaksınız, hukuktan ayrılmayacaksınız ve hukuken gayrimeşru işler
yapmayacaksınız. Doğrudur; ABD zaman zaman, hatta çoğu zaman hukuktan
ayrılmakta, gayri hukuki tasarruflarda bulunmakta, bu kapsamda hedeflerine
ulaşabilmek için teröre destek vermekte ve vekâlet savaşçıları kullanmaktadır.
Ama Türkiye
böyle işler yapacak ve hukuku yok sayacak kadar hem güçlü değildir, hem de
Cumhuriyetin kurucu ideolojisinin ilke ve değerleri buna müsait değildir.


“ABD ve emperyalist ülkeler böyle işler yapıyor. Bizim neyimiz
eksik!”
diyerek bu tür
işlerin içerisine girerseniz ki girilmiştir; ülkemizin başı ciddi şekilde
belaya girer. Dayılık, efelik, hukuk tanımazlık kişisel tercihiniz olabilir ve
bunun faturasını kişisel olarak ödersiniz. Ama ülkeyi yönetiyor olma
sorumluluğunu taşıyorsanız; yaptığınız dayılığın, efeliğin ve hukuk
tanımazlığın densizlikten, sorumsuz davranmaktan, yargılanmayı gerektiren
suçlardan başka bir anlamı yoktur.


BU HABERLER MAKSATLI


Bir de son günlerde; “ABD bizi
kuşatıyor, ABD bize karşı saldırıya hazırlanıyor, Bulgaristan’a şu kadar,
Gürcistan’a bu kadar Amerikan askeri geldi”
diyen haberlere
rastlıyoruz. Ayrıca; bu haberlere bire bin katılarak sosyal medyada
paylaşılıyor. Bu haberler maksatlı, arkasında iktidara bağlı troller var.
Bunlara inanıp paylaşmayın. Bu yalan haberlerden maksat; muhalefeti baskılamak,
yakın tehdit algısı yaratarak iktidarın etrafındaki çözülmeyi
durdurupkenetlenme sağlamaktır.


“ABD bizi kuşatıyor ve saldırıya hazırlanıyor” maksatlı değerlendirmesinin arkasında açık kaynaklardan alınan
veriler var. Neymiş efendim; “ABD Yunanistan’ın Dedeağaç limanına
2 bin asker ve 700 araç çıkarmış. Gürcistan’a da ABD askerleri
gönderilmiş.
Araştırıyoruz; askeri birliklerin hepsi çok küçük çapta ve planlı NATO ve
PFP
(Barış İçin Ortaklık) tatbikatlarına katılmak için gelmişler. Yunanistan’a
deniz yoluyla gelen ABD askerleri, daha sonra Bulgaristan
ve Romanya’ya
doğru yola çıkmışlar. Benim küçük bir araştırma ile öğrendiklerimin iktidar
daha iyisini, daha ayrıntılısını ve daha güvenilir olanını elde edebilir. Çünkü
devletin komşu ülkelerdeki askeri hareketlenmeleri zamanında tespit edip
izleyecek elektronik dinleme istasyonları var.


DOĞRUYSA HANİ SEFERBERLİK!


Ayrıca; bu ülkelerde diplomatik misyonlarımız
ve istihbarat ajanlarımız var. Yani iktidar, Türkiye’nin ABD
tarafından kuşatılıp kuşatılmadığını çok kolaylıkla öğrenebilir. Zaten o
öğrenemiyorsa, halk olarak bizim gazetelerden ve internetten ulaşılabilecek
bilgilerle ondan daha iyisini öğrenebilme durumumuz yok.


Bir an için ABD tarafından
kuşatıldığımızı düşünün. Yapılması gereken ilk şey; seferberlik ilan etmek ve
ilk planda yeni terhis edilmişlerden başlayarak en az 500 bin gencimizi
silahaltına almak ve kritik görevlerde çalışmış emekli olan subay ve
astsubaylara sefer görev emri göndermektir.


NATO’DAN ÇIKMAK MI LAZIM?


Bunlar yapılmadığı gibi, iktidar aksine mevcut
askerlerimizin dörtte üçünü terhis etmeyi planlamaktadır. Yani kuşatıldığımız
ve yakın saldırı tehdidi altında olduğumuz şayiası; iktidar tarafından, yükselen
muhalif hareketi baskılamak için çıkarılmıştır ve 23 Haziran seçimleri için
düşünülmüş hamlelerden birisidir. Ayrıca; Türkiye gibi bir
ülkeyi kuşatmak ve işgal etmek için ilk planda en az 1 milyon asker gerekli. Dedeağaç’a
çıkarılan 2 bin askerle değil Türkiye, değil İstanbul, değil Kadıköy,
Kadıköy’ün
bir mahallesi konumunda bulunan Erenköy’ü bile işgal edemezsin.


Diğer konu ise NATO! “Derhal
çıkmalıyız, başımıza ne felaket gelmişse sorumlusu NATO’dur. NATO’dan çıkmazsak
ABD bizi NATO’yu kullanarak işgal edecek”
değerlendirmelerini
çok sık okuyoruz. Farz edelim; bugün için ABD Türkiye
hakkında kötü şeyler düşünüyor ve NATO’yu bu kirli amaçları için kullanacak.
Soruyorum; kararların oy birliği ile alındığı bu örgüt içinde kalarak mı yoksa
dışına hemen çıkarak mı ülkemizin çıkarlarını ve güvenliğini daha iyi
koruyabiliriz? NATO’yu Türkiye aleyhine kullanabilmek için Türkiye’nin
NATO’dan
çıkmasını ve atılmasını isteyen o kadar çok odak var ki!


SORUN; ÇAPSIZ VE NİTELİKSİZ SİYASETÇİLER


Sorun şu; NATO’dan çıkarılma
yöntemi yok! Tek çare kızdırmak, sizin çıkmanızı sağlamak! En başta Yunanistan
bayram eder ve NATO’yu aynen Avrupa Birliği’nde
(AB) olduğu gibi Türkiye aleyhine kullanma şansını elde eder. Irak’ın,
Libya’nın,
Yugoslavya’nın,
Suriye’nin
başına neler geldi, gördünüz. Hangisi NATO’daydı? Hiçbiri değil mi! Demek ki; NATO’nun
dışında kalmak kurtuluş değil ama içinde kalmak -akıllı olursanız- kendinizi
korumak için imkân olabilir.


Türkiye, 1945’den bu
yana ABD
ile çok sayıda ikili anlaşma ve protokol yaptı. Bunların ezici bir çoğunluğu Türkiye’nin
zararına işleyen maddelerle doluydu. Ama bunun sorumluluğunu ABD’de
değil, ülkemizin çapsız, niteliksiz, Atatürk’ü,onun antiemperyalist duruşunu, Aydınlanma
Devrimlerini
ve çağdaş uygarlık rotasını anlamayan siyasetçilerde
aramak lazım.


“Başımıza gelenlerin sorumlusu sadece NATO’dur” yaklaşımı; sorunlarını içselleştirmeyen, kendinde kabahat
aramayan, yaşadığı sorunların nedenlerini daima dışarıda ve dış mihraklarda
arayan, sorunlarını çözemeyen kafanın ürettiği mazeretlerden bir tanesidir.


KURTARICI BEKLEMEYEN TOPLUM OLMAK


II. Dünya Savaşı’ndan (1939-1945)
sonra, 1952 yılında kurulan NATO’nun ilk Genel Sekreteri
(1952-1957) olan İngiliz emekli asker ve diplomat HastingsIsmay,
NATO’nun
kuruluş amacını “Rusları dışarıda, Amerikalıları içeride, Almanları da aşağıda
tutmak”
(“tokeepthe Soviet Unionout, the Americans in, and the
Germansdown.”) olarak özetliyor. Almanları aşağıda tutmayı; onları baskılamak,
kontrolde tutmak ve tekrar başkaldırmalarını engellemek olarak özetleyebiliriz.
Ama II.
Dünya Savaşı
’ndan sonra taş taş üstünde kalmayan, harabe hale
gelen, ABD,
İngiltere, Fransa
ve Sovyetler Birliği tarafından işgal edilen, “Batı ve
Doğu”
olarak bölünen, aşağılanan, tazminat ödemeye mahkûm edilen Almanya
bugün ayağa kalktı, bölünmüş ülkesini birleştirdi, dünyanın dördüncü büyük
ekonomisi ve Avrupa’nın
lider ülkesi oldu. Şimdi ABD’nin ve NATO’nun dışında da işler yapıyor, hatta kontrollü
olarak kafa da tutuyor. Almanlar bu başarıyı cemaatlerle, çağdışı düşünce
sistemleri ile sağlamadılar.


İhtiyacımız olan; Gazi Mustafa
Kemal Atatürk
önderliğinde başlatılan Aydınlanma
Devrimlerini
tamamlamak, eleştirel akla sahip, bilim egemen
kafalı toplumu yaratmak, sorunlarını çözebilen, kurtarıcı aramayan ve
sorunlarının suçunu dış güçlere havale etmeyen bir toplum haline gelmektir.


Türker Ertürk


Odatv.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış