Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

PROF. DR.
RIDVAN S. KARLUK : Şanghay Ruhu Türkiye’yi Nasıl Etkiler ?

Hürriyet Gazetesi’nde 9
Haziran 2018 tarihinde tam sayfa bir ilan yayınlanmıştır:  “Çin
Cumhurbaşkanı’nın Şanghay Ruhu” 
Gazetenin 3’nü sayfasında Şanghay İşbirliği Kuruluşu (ŞİK) ile ilgili bilgilere yer
verilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  daha önce üye olmak
için  Rusya Devlet Başkanı’na bizi Şanghay’a alın dediği için Türkiye’nin
neden bu kuruluşa girmesinin mümkün olmadığına ilişkin  görüşlerimi 
daha önce açıklamıştım. Bu sebeple ilan dikkatimi çekti.

Önce haber sandığım konu
 meğerse bir  ilanmış. Sayfanın sol üst köşesinde “Bu bir ilandır” yazısını görünce, ilgim daha da arttı
ve bu ilanı kimin verdiğini  merak ettim. İlanın kimin tarafından
verildiğine ilişkin bir ipucu yoktu.  Haber gibi sunulan ilanlarla
karşılaştığımız için yadırgamadım.
 Çünkü,
İstanbul Aydın Üniversitesi de (İAÜ)  sıklıkla  gazetelere haber gibi
 ilan vermektedir.

Hürriyet’in (9 Haziran) 14’ncü
sayfasında İAÜ’nin de ilanı vardı: “Uluslararası
Öğrencilerin Tercihi İstanbul Aydın Üniversitesi Oldu”
 Sağ üst
köşede çok küçük puntolarla “Bu bir ilandır” yazısını
dikkatli bir okuyucu değilseniz fark edemezsiniz ve bu paralı ilanı haber gibi
okursunuz. Bunun sonucunda İAÜ’ne büyük bir sempati ile bakarsınız ve de
  sizin üniversite tercihiniz üzerinde haber ilanının olumlu etkisi
 olabilir.

Tam sayfa ilanı okuyunca, bu
kuruluşun amacını ve üyelerini bilmesem ŞİK’na sempati ile bakabilirdim
. Konuya hakim olmayan okuyucu bunun ilan olduğunu fark edemez ve
ilandan etkilenir. Aslında gazetelerin bu ilanları küçük
harflerle değil, okuyucunun görebileceği boyutta ve bold olarak yazmasında
yarar vardır
. Aksi halde okuyucu bunun ilan olduğunu bilmediği
için yanlış şekilde şartlandırılabilir.

Şanghay ilanını muhtemelen
 ya Çin Halk Cumhuriyeti vermiştir ya da Çin Halk Cumhuriyeti ile sıkı
ilişkileri olanlar ilanı finanse etmişlerdir. İlanın perde arkasında Çin Devlet
Başkanı Şi Cinping’in (Xi Jinping)  9-10 Haziran’da    ülkenin
Şandong (Shandong) eyaletine bağlı Qingdao kentinde düzenlenen  zirvedeki
 konuşması yatmaktadır: “Şanghay ruhu bizim
ortak varlığımız.
 ŞİK bizim ortak evimiz. ŞİÖ üyelerinin
ortak bir gelecek için, uzun vadeli barışı, evrensel güvenliği ve ortak refahı
yaşayan açık, kapsayıcı, temiz ve güzel bir dünya için yakın çalışmalıyız.
” 

LİNK : http://www.chinadaily.com.cn/a/201806/10/WS5b1c9f41a31001b82571f227.html 

Şi Cinping Zirve’de,  ŞİK
üyesi ülkelerin Birleşmiş Milletler ve  uluslararası organizasyonlarla
ortaklıklarını artırması ve Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası ve diğer
finansal kurumlarla diyalog halinde olması gerektiğini dile getirmiş, kuruluşun
 uluslararası ilişkilerde yeni bir bölgesel işbirliği modeli olduğunu
 belirtmiştir. ŞİK’nun gözlemci üye ve diyalog ortaklarıyla Birleşmiş
Milletler ve bölgesel organizasyonlar ile kapsamlı işbirliğine sahip olduğunu
da açıklamıştır.

Şi, “Açık dünya ekonomisini inşa edebilmek için
Dünya Ticaret  Kuruluşu  kurallarına sahip çıkmalı ve çoklu ticaret
sistemini desteklemeliyiz”
 diyerek, karşılıklı insani değişim,
öğrenim ile kültürel yanlış anlamaların ve çarpışmaların üstesinden gelinmesi
gerektiği üzerinde durmuştur.  Şanghay ruhunun, medeniyetlerin çarpışması,
soğuk savaş, kazananı olmayan oyunlar gibi olguların ötesine geçerek, uluslararası
ilişkiler tarihinde yeni bir sayfa açtığını vurgulamış, ŞİK çatısı altındaki
ülkelere 30 milyar Yuan ( 4,7 milyar dolar)  borç verileceğini 
söylemiştir.

Zirveye; Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin
, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Kazakistan
Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev,
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov,
Tacikistan Cumhurbaşkanı  İmamali Rahman (Emomali
Rahmon) Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, Özbekistan
Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katılmıştır.

Kamuoyu; ŞİK nedir, ne yapar,
üyeleri kimlerdir pek bilmediği için bu kuruluşu tanımakta yarar vardır.
 Şanghay İşbirliği Kuruluşu, (Shanghai Cooperation Organisation: SCO)
adını kuruluşun ilk toplandığı yer olan Çin’in Şanghay kentinden almıştır . Çin Halk
Cumhuriyeti, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan
‘ın 
1996  yılında  başlattıkları girişime  Şanghay
Beşlisi
 (Shanghai Five) denmiştir. Kuruluşunda Çin Halk
Cumhuriyeti  önemli rol oynamıştır. Sınır güvenliği, Batı ve Orta Asya
bölgelerinin gelişimi, büyüyen enerji ihtiyacı ve Soğuk Savaş sonrası stratejik
ortam, ŞİK’nun oluşmasındaki önemli faktörlerdir (S. Rıdvan Karluk,
Uluslararası Kuruluşlar, 2014, s. 625)

26 Nisan 1996 tarihinde 
Şanghay’da toplanan beş ülkenin temsilcilerinin Sınır Bölgelerinde Askeri Güvenin
Derinleştirilmesi Anlaşması’nı (Treaty on Deepening Military Trust in Border
Regions) imzalamışlardır. 15 Haziran 2001 tarihinde  Özbekistan’ın
katılımıyla  üye sayısı altıya çıkmıştır. 7 Haziran 2002 tarihli Saint
Petersburg’taki Zirve’de Rusya, Çin, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve
Tacikistan’ı birleştiren SCO’nun kurulmasına ilişkin belgeler kabul edilmiştir.
Zirve’de imzalanan  Şartı’nda  Kuruluş’un amacı, ilkeleri, yapısı,
faaliyetleri, işbirliği alanları ve dış ilişkileri ortaya konmuştur.

Kuruluş, üyeleri arasında
ekonomi, güvenlik ve kültürel işbirliği öngörmektedir. Dönemin Rusya Devlet
Başkanı Putin  Ağustos 2007’deki Bişkek Zirvesi’nde “Tek kutuplu
dünya kabul edilemez”
 diyerek Kuruluş’un  misyonu
hakkında ipucu vermiştir. Şanghay İşbirliği Kuruluşu’na  Afganistan,
Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan  gözlemci ülke (observer) 
statüsüyle katılmaktadır. Beyaz Rusya (Belarus), Sri Lanka ve Türkiye diyalog
ortağı (dialogue partner) ülkelerdir.

17 Haziran 2004 tarihinde Taşkent
Zirvesi’nde Gözlemci  Ülke Statüsüne İlişkin Yönetmelik, 2008 
Duşanbe Zirvesi’de ise Diyalog Ortaklığı Statüsüne İlişkin Yönetmelik 
kabul edilmiştir. 2010  Taşkent  Devlet Başkanları Zirvesi’nde
Kuruluş’un genişleme şartlarını belirleyen Genişleme  Süreci Belgesi onaylanmıştır.
2004 yılında Birleşmiş Milletler tarafından  Gözlemci Statüsü elde
ettikten sonra  etki gücünü arttırmıştır.  ASEAN, CIS ve Türkmenistan
SCO’ya  konuk  katılımcıdır.  (guest attendance )

Türkiye 7 Haziran 2012 tarihinde
SCO’ya diyalog ortağı statüsü ile katılmıştır
. ŞİK,  Doğu Asya, Orta Asya, Batı Asya ve Güney Asya’nın
yüzde 70’inden fazlasını kapsamaktadır.  Nüfusu  dünya
nüfusunun  yüzde 20’ne denk gelen 1.5 milyar civarındadır.  Nisan
2005’de Bağımsız Devletler Topluluğu (Commonwealth of Independent States) ve
ASEAN (Association of Southeast Asian Nations) ile işbirliği tesis etmiş,
Rusya’nın girişimi ile oluşturulan Kolektif Güvenlik Anlaşması 
(Collective Security Treaty Organization) ile üye ülkeler arasında 
bölgesel güvenlik işbirliği ilişkisi kurulmuştur. AB, 2012 yılında  ŞİK
ile ilişkilerini geliştirme kararı almıştır.

ŞİK üyeleri arasında ekonomik
işbirliğini arttırmak amacıyla 23 Eylül 2003 tarihinde bir Çerçeve Anlaşma
(Framework Agreement) imzalanmıştır. Anlaşma’ya göre uzun dönemde
gerçekleştirilmesi öngörülen  amaç, SCO üyeleri arasında bir serbest
ticaret bölgesi yaratmaktır. 26 Ekim 2005 tarihinde yapılan Moskova Zirvesi’nde
Kuruluş’un  önceliğinin ortak enerji projeleri, (petrol ve gaz dahil) yeni
hidrokarbon rezervlerinin bulunması ve su kaynaklarının ortak kullanımı
olduğu  açıklanmıştır. Ekonomik projelerin finansmanı için SCO Interbank
Association isminde bir banka kurulması kararlaştırılmıştır. Liderler, ekonomik
işbirliğinin önünü açacak bazı kararlara imza atmışlardır.

ŞİK üyeleri arasında ekonomik
işbirliğini arttırmak amacıyla 23 Eylül 2003 tarihinde bir Çerçeve Anlaşma
(Framework Agreement) imzalanmıştır. Anlaşma’ya göre uzun dönemde
gerçekleştirilmesi öngörülen  amaç, SCO üyeleri arasında bir serbest
ticaret bölgesi yaratmaktır. 26 Ekim 2005 tarihinde yapılan Moskova Zirvesi’nde
Kuruluş’un  önceliğinin ortak enerji projeleri, (petrol ve gaz dahil) yeni
hidrokarbon rezervlerinin bulunması ve su kaynaklarının ortak kullanımı
olduğu  açıklanmıştır. Ekonomik projelerin finansmanı için SCO Interbank
Association isminde bir banka kurulması kararlaştırılmıştır. Liderler, ekonomik
işbirliğinin önünü açacak bazı kararlara imza atmışlardır.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin  Şanghay İşbirliği  Kuruluşu’na  Türkiye’nin ilgisini  
2005 yılı başında  Kazakistan’a yaptığı ziyarette  açıklamıştır.
 Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Aralık 2004 tarihinde 
Putin’in Türkiye ziyaretinden sonra 9-11 Ocak 2005 tarihlerinde Moskova’ya
resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Putin, Başbakan Erdoğan ile
görüştükten kısa bir süre sonra Kazakistan’a gitmiş ve Türkiye ile ilgili 
sürpriz bir açıklama yaparak Ankara’nın  Şanghay İşbirliği Kuruluşu’na üye
olmak istediğini Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’e  
açıklamıştır:“Dün Türkiye
Başbakanı Sayın Tayyip Erdoğan’ı Moskova’da misafir etme, onunla detaylı
görüşme imkanım oldu. Temaslarımız sırasında Erdoğan’dan, ülkesinin Şanghay
İşbirliği Örgütü’ne büyük ilgi duymaya başladığını memnuniyetle öğrendim.
Türkiye’nin dile getirdiği bu ilgi bence önemli bir pozitif sinyal olarak
algılanmalı.”

Nazarbayev, Putin’in bu sözleri
üzerine Türkiye’yi her zaman aralarında görmekten mutluluk duyacaklarını
belirtmiştir.  Zamanın Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül  3 Şubat 2005 tarihinde 
Çin’e yaptığı  ziyaret sırasında Şanghay İşbirliği  Kuruluşu’na üye
olma isteğini Çin Başbakanı Ven Ciabao ve Dışişleri Bakanı Li Caoşing’e
iletmiştir. Gül, iki tarafın da uluslararası kuruluşlarda işbirliğini
geliştirmeyi amaçladığını belirterek, Türkiye’nin kuruluşa katılmaya ilgi
gösterdiğini açıklamış olmasına rağmen Türkiye’nin ilk başvurusu
reddedilmiştir. Buna karşılık aynı dönemde başvuran İran gözlemci ülke
statüsüyle kuruluşa kabul edilmiştir.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü
Liu Jianchao, 23 Haziran 2005 tarihinde Pekin’de düzenlediği basın
toplantısında güvenlik, ekonomi ve ticari işbirliğinin  Kuruluş
zirvesinin  gündemini oluşturacağını, üye ülkelerin bu konudaki
işbirliğinin Kuruluş’un  devamlı gelişmesini hızlandıracağını söylemiş,
fakat Türkiye’nin  üyeliği konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Türkiye 2009
ve 2011 yıllarında da  ŞİK’na  misafir ülke olmak için başvurmuş
fakat  kabul edilmemiştir.

Başbakan Erdoğan, 18 Temmuz
2012
 tarihinde  Rusya ziyaretinde Rusya Devlet
Başkanı Vladimir Putin’e  “Zaman zaman bize
takılıyorsun. AB’de ne işin var diyorsun. O zaman ben de şimdi size takılayım.
Hadi gelin bizi Şanghay Beşlisi’ne dahil edin, biz de AB’yi gözden geçirelim
şeklinde bir latife yaptım
 demiştir.

Erdoğan’ın  25 Temmuz
2012
 tarihinde Kanal 24’de  katıldığı  Sansürsüz
Özel  canlı yayınında  “Türkiye AB sürecini unuttu mu?
şeklinde soruya  verdiği cevap, Türkiye’de acaba eksen  kayması mı
oluyor sorusunu gündeme getirmiştir:  “Çok açık ve samimi söyleyeyim, bizim aslında AB
sürecini unutmak, kaybetmek
 diye bir şey söz konusu değil… Onun için
geçenlerde Sayın
 Putin’e onu söyledim, ‘bizi
Şanghay Beşlisi içine alın’ dedim. Alın bizi Şanghay Beşlisi içine biz de AB’ye
‘allahaısmarladık’ diyelim, ayrılalım oradan.

Bu cevap üzerine sunucu Yiğit
Bulut’un “Şanghay
Beşlisi’ne gelin denilse, Türkiye gider mi gerçekten?” 
sorusuna
Başbakan  Gideceğimizi
söyledik. Gelin denilirse, geliriz dedik”
 cevabını vermiştir.
 Bulut’un “İkisi birbirine alternatif mi?”  sorusunu
Erdoğan Şanghay Beşlisi
daha iyi, çok daha güçlü”
 diyerek cevaplandırmıştır.

Bu gelişmeler üzerine CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Şanghay İşbirliği Örgütü’ne neden girmek
istiyoruz? AB’yi neden dışlıyoruz? 1071’den beri bizim hedefimiz Batı’ya
doğrudur. Batı bir coğrafya değildir; uygarlığın adıdır” 
diyerek
tepki göstermiştir.

Başbakanın açıklamaları üzerine
Avrupa  Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle‘nin
sözcüsü Peter Stano,  “Türkiye ve diğer aday ülkelerin AB üyelik
hedefinden vazgeçerek başka arayışlara girebileceği iddiası tamamıyla
spekülatif”
  açıklamasında bulunmuştur.  Avrupa Konseyi
Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland “Bu Avrupa’dan uzaklaşma manasına gelirse ben
endişelenirim, AB de endişelenmeli
” yorumunu yaparken, AB
Bakanı  Egemen Bağış “Türkiye’nin
farklı ittifaklarla ve uluslararası kuruluşlarla ilişkilerini birbirinin
alternatifi veya yedeği olarak görmek yanlıştır” 
demiştir.  

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü
ise “Şanghay
İşbirliği Örgütü, açılım ilkesi gözetir ve gözlemci ülkeler ve aralarında
Türkiye’nin de
 olduğu diyalog ortağı ülkelerle ortaklık
ilişkilerine değer verir”
 görüşünü ortaya atmıştır.  ABD
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Victoria Nuland da  Açıkçası,
Türkiye’nin aynı zamanda bir NATO üyesi olduğu göz önüne alındığında bu ilginç
olur”
 açıklamasında bulunmuştur.

Türkiye  23 Mart 2011
tarihinde  Kuruluş’a diyalog ortağı statüsü  kazanmak üzere yeniden
başvuruda bulunmuştur.   Başvuru,
14-15 Haziran 2011 tarihlerinde yapılan Devlet Başkanları Astana 
Zirve’sinde ele alınmış, fakat usul sorunları sebebiyle 
sonuçlandırılamamıştır. Kasım 2011’de  Rusya’nın Saint Petersburg 
kentinde yapılan  Zirve öncesinde Rusya Dışişleri Bakanlığı, SCO üye
ülkelerinin Türkiye’ye  diyalog ortağı  statüsünün verilmesinden yana
olduğunu açıklamıştır.

Türkiye’nin  başvurusu 6-7
Haziran 2012 tarihlerinde Pekin’de düzenlenen  Devlet Başkanları
Zirvesi’nde onaylanmıştır
. Zirve Bildirisi’nde de
Türkiye’nin Diyalog Ortağı olarak SCO ile işbirliğine dahil olmasının
memnuniyetle karşılandığı belirtilmiştir. Bu gelişme üzerine Türk
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü 5 Şubat 2013 tarihinde
Türkiye’nin kuruluşa diyalog ortağı olması konusunda   şu açıklamayı
yapmıştır: “Ülkemizin
Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkisi AB veya NATO ile ilişkilerimize
alternatif
 olmadığı gibi, bu örgütlerle mevcut
ilişkilerimiz Şanghay İşbirliği Örgütü ile işbirliğimiz önünde
 engel
değildir. Nitekim, AB 2012 yılında Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkilerini
geliştirme
 kararı almış, Orta Asya Özel Temsilcisi’nin
görev yönergesinde de bu hususa vurgu yapmıştır.”

Türkiye’nin yeni Berlin
Büyükelçiliği’nin açılışı için Almanya’ya giden Başbakan Erdoğan’ın ziyaretini
Frankfurter Allgemeine Zeitung  gazetesi “Erdoğan AB’ye ültimatom verdi”başlığıyla
verdiği haberde, Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 100’ncü yılında
Türkiye’nin AB’ye alınmaması durumunda AB’nin Türkiye’yi kaybedeceği sözlerine
yer vermiştir.
  Erdoğan’ın Güney Kıbrıs’ın AB’ye
alınmasını hata olarak değerlendirdiğini ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in
de aynı görüşte olduğunu söylediği ifade edilen haberde  Merkel’in buna
cevap vermediği, Türkiye’nin AB üyeliği müzakerelerinin dürüst ve ucu açık
yapılacağı güvencesi verdiği belirtilmiştir.

Başbakan 1 Kasım
2012 
tarihinde gerçekleştirdiği Almanya ziyareti   sonrasında Putin’e yaptığı
espriye açıklık getirmiştir: “Bir noktada artık AB, Türkiye’yi kaybetme noktasına
gelebilir. Putin’e yaptığım espride de ben bunu ima ettim. Kamuoyu önünde de anlatmıştım
bunu. ‘Niye AB’ye giriyorsunuz’ diye bana takıldığında, ben de kendisine
esprili bir cevapla  Siz Şanghay Beşlisi’ne alın, biz de çıkalım
karşılığını vermiştim
.”

Başbakan 3-6 Şubat
2013
 tarihlerinde Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve
Slovakya’yı kapsayan Orta Avrupa turu öncesinde havalimanında kendisine sorulan
bir soru üzerine şu cevabı vermiştir: “Şanghay Beşlisi, AB ile alternatif kuruluşlar
değildir. Yani birine girdiğinde birini terk etme; terk edersin de ayrı konu.”

Rusya’nın St. Petersburg kentinde 
23 Kasım 2013 tarihinde yapılan Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi
toplantısında  Putin,  Ukrayna’nın,
Avrupa Birliği ile ticaret anlaşması imzalamayı reddetmesine değinirken
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili görüşmelerde büyük tecrübe sahibi
olduğunu söyleyince Başbakan Erdoğan şu cevabı vermiştir: “Ben Sayın
Başkan’ın bu tespitine karşı, başka bir tespitle diyorum ki. 
Şanghay
İşbirliği Teşkilatı’na gelin Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın.
Şanghay İşbirliği Teşkilatı olayını daha önce de ifade etmiştim.”
  Erdoğan’ın
teklifi üzerine Putin şu açıklamayı yapmıştır: “Şunu kesinlikle ifade etmek isterim ki
bağımsız dış politika konusunda bölgede etkin çalışmalara devam edeceğiniz
anlamına geliyor.”

Türkiye, ŞİK ile ilişkilerini
 geliştirmeye çalışırken Kuruluş’ta etkin bir konumda olan Rusya, Kırım’ın
Rusya tarafından ilhakını tanımayacaklarını söyleyen Dışişleri Bakanı Mevlüt
Çavuşoğlu’na tepki göstermiştir.

Kırım Türkleri Kültür ve
Yardımlaşma Derneği tarafından Ankara’da 7 Haziran’da  düzenlenen
iftara  Eskişehir Kırım Derneği dahil Türkiye’deki Kırım diasporasından
çok  yoğun katılım olmuştur. Dışişleri Bakanı Mevlüt
Çavuşoğlu
, Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavlo
Klimin,
 Kırım Tatar halkının milli lideri, Ukrayna
Cumhurbaşkanı’nın Kırım Tatarlarından Sorumlu Yetkilisi ve Ukrayna milletvekili Mustafa
Abdülcemil Kırımoğlu
,Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Andriy
Sıbiga
   iftarda bulunmuştur.

İftar öncesi bir konuşma
yapan  ve “Kırım davasını hiçbir zaman unutmadık,
unutmayacağız. Kırım’ın ilhakını tanımadık, tanımayacağız”
 diyen
Çavuşoğlu, son ABD ziyaretindeki temaslarında da Kırım konusunu gündeme
getirdiklerini açıklamıştır:

“Anadolu
toprakları yüzyıllardır, evlerinden ve yurtlarından ayrılmak zorunda kalmış
olan pek çokları gibi Tatar kardeşlerimize de ev sahipliği yapmıştır. 
Sizler, yıllar önce anavatan Kırım’dan ikinci vatanınız Türkiye’ye
gelmiş olan kardeşlerimizin evlatları olarak, atalarınızın anısına sahip
çıkıyorsunuz
. Bunu Türkiye’nin her yerinde görüyoruz.
Kırım’dan ayrı kalmak, Kırım’dan olmak anlamına gelmez. Sizler, anavatandan
uzakta olsanız da Kırım’ı kalplerinizde ve aklınızda yaşatmaya devam
ediyorsunuz.

Geçmişte
Kırım Tatarı soydaşlarımız zor dönemlerden geçtiler. Bugün de maalesef benzer sınamalarla
karşı karşıyalar. Sürgünün acısı, yaraları kapanmadan şimdi de Kırım’ın ilhakı.
Zorluklar karşısında, doğru bildiği yolda yürümekten vazgeçmeyen 
Kırım Tatar halkı, bu dik duruşuyla bütün mazlum halklar içinde
emsalsiz bir örnek teşkil ediyor.

Kırım
Tatarlarının, haksızlığa boyun eğmeyen, hakkını şiddete başvurmadan onurla ve
vakarla aramayı bilen üstün karakteriyle, bugün Kırım ve Ukrayna’daki
mücadelesinden de hak ettiği neticeyle çıkacağından şüphemiz yok.

Sevgili kardeşlerim, sosyal,
dini, kültürel, maddi, manevi her türlü sıkıntınız karşısında her zaman
çalabileceğiniz bir kapınız var, Türkiye var.
 Bu kapı size tarih boyunca
açık olmuştur, ilelebet de açık olacaktır. Türkiye her zaman  Ukrayna’nın
sınır ve toprak bütünlüğünden yana olmuştur ve Ukrayna’nın egemenliğini
desteklemiştir.

Bu çerçevede
yine Kırım’ın Ukrayna’nın bir parçası olduğunu hiçbir zaman unutmayacağız ve
her platformda bunu dile getirmeye devam edeceğiz. Diğer yandan, Ukrayna’nın
doğusundaki sorunun da bir an önce çözülmesini ve Ukrayna’nın istikrara
kavuşturulması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz, Ukrayna’ya verdiğimiz desteği
sürdüreceğiz.”

Bu konuşma üzerine Duma Savunma
ve Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcısı Yuri Şvitkin,
(Yuri Shvitkin) 8 Haziran’da  Çavuşoğlu’nun  açıklamasına
ilişkin olarak Ankara’nın öngörülemez biçimde davrandığı  yorumunda
bulunmuştur. Türkiye ile son dönemde askeri ve teknik işbirliğinde ilerlemeler
olduğunu belirten Şvitkin, Ankara ile her
konuda iyi anlaştıklarının söylenemeyeceğini açıklayarak, Suriye konusunda Türk
tarafına  sormak istedikleri bazı sorular olduğunu söylemiştir. 
(https://ahvalnews2.com/russia-turkey/ankara-behaves-unpredictable-way-russian-official)

Ankara AB’ye yaranmaya da çalışıyor
olabilir ifadelerini kullanan Şvitkin, “Biliyorsunuz, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan zaman zaman AB’yi eleştiriyor. Bununla beraber Türk tarafında
onların yönüne doğru ilerleme arzusunu da gözlemleyebiliyorsunuz. Türk
tarafından gelen bu gibi açıklamaların bizi yapıcı karşılıklı ilişkilere
götürmeyeceği kesin”
 demiştir.

Şvitkin’in açıklamarını kabul
etmek mümkün değildir
.

Lucius Annaeus Seneca “Hangi
kapıya yöneldiğini bilmeyen hiçbir zaman uygun esen rüzgarı bulamaz”
 (ignoranti
quem portum petat nullus suus ventus est) derken haklıydı. Çünkü, yöneldiğiniz
kapıyı bilmezseniz, hiçbir zaman uygun esen rüzgarı yakalayamazsınız. Ama bazen
kapıyı bulmanız yeterli olmayabilir. Çünkü rüzgar eğer tersten eserse, sizi uygun
olan kapıya değil, istemediğiniz bir kapıya yönlendirebilir. 

Türkiye, 1856 Paris
Anlaşması’ndan sonra yüzünü  Batı’ya çevirmiş, Tanzimat’tan
 bu yana da  Batı’ya yönelmiş dünyadaki tek Müslüman ülkedir.
 Türkiye,
laik ve demokratik ilkeleri benimsemiş, Batı dünyası ile ortak sınıra sahip ve
ona komşu, AB ülkeleri ile tarihi ilişkileri bulunan, dünya üzerinde mevcut 57
İslam ülkesi arasında ekonomik, politik, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda
en gelişmişler arasında yer alan, hayat tarzı olarak kendi kültürel değerlerini
koruyarak Batı’yı seçmiş bir ülkedir.

Türkiye için zaman zaman “Batıya giden
gemide Doğuya koşan ülke”
 benzetmesi yapılmıştır ama bunun
doğru olmadığı Türkiye’nin üye olduğu Avrupalı ekonomik, askeri ve siyasi
kuruluşlar tarafından ispatlanmıştır. Türkiye’nin dışında hiçbir Müslüman ülke
AB dışındaki tüm Avrupalı kuruluşlara üye değildir.

Şanghay ruhu Türkiye’yi nasıl
etkiler sorusuna yıllar önce büyük önder Mustafa Kemal Atatürk  29
Ekim 1923 tarihinde şu cevabı vermiştir: “Memleketimizi
asrileştirmek istiyoruz. Bütün çalışmamız Türkiye’de asri binaenaleyh batılı
bir hükümet vücuda getirmektir. Medeniyete girmek arzu edipte Batı’ya
yönelmemiş millet hangisidir?”






























































































Nokta.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış