SAĞLIK & PSİKOLOJİ & SOSYOLOJİ

Süleyman Çelik : ÖMRÜN UZAMASI BİLİM SAYESİNDE OLMUŞTUR

(scelik44@gmail.com)

Bir AKP Milletvekili, “Türkiye’de ortalama insan
ömrünün son 15 yılda 3.3 yıl arttığını” bildirerek, ”Bunu AK Parti iktidarı
sağladı. Ömrünüzün artmasını istiyorsanız, bir 15 yıl daha iktidarı bize verin”
demiş.

İnsan ömrü AKP sayesinde değil, AKP’ye rağmen, bilim
sayesinde uzamaktadır…

Bilimin bulduğu aşı sayesinde, özellikle çocuk
ölümleri çok büyük oranda azaldı…

Eskiden bir kızamık salgını çıktığında kitlesel çocuk
ölümleri yaşanırdı. Aynı şekilde difteri (boğmaca), çiçek, çocuk felci gibi
diğer salgın hastalıklarda da benzer şeyler görülürdü. Aşılar sayesinde bu
hastalıklar unutuldu, bile… 1940’ların ortalarında, önce penisilin ardından da
diğer antibiyotiklerin tedaviye girmesiyle, erişkinlerde de kitlesel ölümlere
neden olan veba, kolera, verem, tifo, tifüs ve zatürre gibi mikrobik
hastalıklardan ölümler sona erdi.

Antibiyotikler dışında da birçok güçlü ve yan tesiri
daha az olan yeni ilaçlar bulundu; bu sayede sık ölümlere neden olan kalp
hastalıkları, tansiyon, astım, şeker, sara ve benzeri hastalıklar tedavi edilir
oldu. 1960’tan sonra diyaliz tedaviye girdi, ardından organ nakli ve koroner
bypass ameliyatları ile anjiyoplasti yapılması, stent takılması gibi girişimler
geliştirildi ve sonuçta böbrek, karaciğer ve kalp yetmezliğine bağlı ölümlerin
önüne geçildi.

Ekokardiyografi, ultrason, tomografi, MR, PET,
sintigrafi gibi tanı araçları geliştirildi ve bu sayede daha doğru tanı
konularak hastalıkları daha iyi tedavi etme olanakları elde edildi. Tüm bunlar
bilimsel buluşlar sayesinde oldu ve sonuçta insanın “alın yazısı” ya da
“kaderi” değişti, ömrü uzadı. Örneğin, o zaman karaciğer nakli yapılabiliyor
olsaydı Atamız kurtulur ve devrimlerini yaşama geçirdikten sonra aramızdan
ayrılır, bizler de bugünleri yaşamazdık…

Ömrün uzamasında sağlık alanındaki bu gelişmeler başat
rol oynamakla birlikte, çevresel koşullar ve yaşam kalitesinin artmasının da
elbette rolü var. Fakat bu olanakları da bilimsel gelişmelere borçluyuz. AKP,
“yol- köprü vs. yaparak çevresel koşulları iyileştirdiğini” öne sürebilir.
Ancak bunları yapabilmek için de bilimsel AR-GE altyapısı geliştirmeyi
düşünmedi; Japonya- Kore gibi ülkelerden parayla teknoloji ve hizmet satın
aldı…

Cumhuriyet, Osmanlı’dan 600 ton altın
karşılığı borcu olan, yokluk, yoksulluk içinde bir ülke aldı.
Hayvanlar da
insanlar da hastalıktan kırılıyordu. Beş bin köyde sığır vebası vardı. Üç
milyon kişi trahom, 6 milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiliydi; verem,
tifüs, tifo salgını vardı. Bebek ölüm oranı binde 480’di, yani her doğan iki
bebekten biri ölüyordu. Memlekette sadece 337
doktor, yalnız sekizi Türk olan 60 eczacı vardı. Diş hekimi sıfırdı. Dört
hemşire, 136 ebe vardı.

Ortalama ömür 35 idi.

Aklı ve bilimi kılavuz edinen Cumhuriyet, tüm
yokluklara ve yoksunluklara rağmen, halkın kırımına neden olan bu hastalıkları
kısa sürede yok etti. Ki o yıllarda, yukarıda sözünü ettiğim antibiyotik ve
diğer ilaçlar ile tanı araçları ve tedavi yöntemleri henüz bilinmiyordu. Bu
başarının onuru başta, Dr. Binbaşı olarak Atatürk ile birlikte Samsun’a çıkmış,
daha sonra Cumhuriyet’in Sağlık Bakanı olmuş, Refik Saydam olmak üzere, büyük
bir özveri ile çalışan bir avuç sağlık çalışanınındır. Bu kapsamda verem savaş dispanserleri açıldı, trahom, sıtma,
frengi ve kuduz hastalıklarıyla, köylere kadar gidilerek sürekli mücadele
edildi; aşı üretimi ve diğer sağlığı koruyucu önlemler alınması için Merkez
Hıfzıssıhha Enstitüsü kuruldu, sağlık teknisyenleri yetiştirmek üzere
Hıfzıssıhha Okulu açıldı vs…

AKP ise akıl ve bilimi değil,
dogmatizmi kılavuz edindi. Bilimi kılavuz edinecek “fikri hür, vicdanı hür,
aklı hür” kuşaklar yetiştiren Cumhuriyet’in eğitim sistemini değiştirdi.
Sorgulamaksızın inanacak ve itaat edecek “dindar ve kindar” kuşaklar
yetiştirecek eğitim sistemi uygulamaya başladı.

Üniversite hastaneleri ulusal sağlık
sisteminin en üst tedavi kurumlarıdır. Diğer hastanelerde tedavi edilemeyen
hastalar son umut olarak üniversite hastanelerine gönderilir. Bu hastaneler ayrıca hekimlik eğitiminin uygulama laboratuvarlarıdır
ve eğer yetersiz olurlarsa, gelecekte halk sağlığından birinci derecede sorumlu
olacak hekimler iyi yetişemez. AKP hastaları, çoğunun sahibi yandaş olan özel
hastanelere ve müteahhitlerine %75 doluluk taahhüdünde bulunduğu, şehir
hastanelerine yönlendirmek için üniversite hastanelerini 15 yıldır batırmaya
çalışmakta olup çoğu artık iş yapamaz duruma gelmiştir. Bu, bilime ve halk
sağlığına yönelik bir cinayettir.

Bilimsel buluşların/
geliştirmelerin sonucu, dünden bugüne alınmaz, uzun erimde görülür. AKP,
Cumhuriyet’in diğer kazanımlarını satarak mirasyedi yaşamı sürdüğü gibi, bugüne
dek elde edilmiş bilimsel kazanımların da mirasını yedi. Bunlar arasında
ortalama ömür artışı da var…

AKP zihniyetinin sağlık alanında
akıl ve bilim dışı olduğu her gün görülüyor. Örneğin, aşıya ve organ nakline
karşı çıkıyorlar. Bu konularda mollalar televizyonlarda fetvalar verdikleri
gibi, camilerde vaazlar da verilmektedir. Bunlara inanan insanlar çocuklarını
aşılatmamakta ve organ bağışı yapmamaktadır. Ayrıca hacamat gibi çağ dışı
(güya) alternatif tedavi (!) yöntemleri resmi kabul görmekte, hekimlik ya da
eczacılıkla hiç ilgisi olmayan şarlatanlar “bitkisel tedavi uzmanı” olarak
kabul görmektedirler. Bu zihniyet ileride halk sağlığında büyük sorunların
ortaya çıkmasına neden olacak, ömür uzamayacak, tersine azalacaktır. Şeriat ile
yönetilmeye başlayan Afganistan ve Pakistan örnekleri ortadadır.

Kaynak: Dr. Hilal Özkaya, Cumhuriyet
döneminde bulaşıcı hastalıklarla mücadele, Aile Hekimliği Dergisi, 20:

77-84,




































































LİNK : http://www.turkailehekderg.org/makaleler/tip-tarihi/cumhuriyet-doneminde-bulasici-hastaliklarla-mucadele/ 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir