SAĞLIK & TIP & HASTANELER & PSİKOLOJİ & SOSYOLOJİ & KİŞİSEL GELİŞİM & FELSEFE

Soner Yalçın : Korunaksız ülkem


4 Şubat
2020


Dünya sağlık politikasının nasıl finanse edildiğini ve nereden yönetildiğini analiz
etmeden Corona virüsü, salt tıp boyutuyla ele alınabilir mi?


Konunun ekonomi-politiğine başlayabilirim:


– Dünya Sağlık Örgütü’ne güveniyor
musunuz?


– Dünya Bankası’na güveniyor musunuz?


İçli dışlı bu ikili, II. Dünya Savaşı’ndan
sonra (ABD öncülüğünde) kuruldu ve -sözüm ona- Birleşmiş Milletler çatısı
altında çalışıyor…


Dünya Sağlık Örgütü ile Dünya
Bankası, Uluslararası
Sağlık Ortaklığı
 (IHP +) yönetiminin çekirdek takımı
oluşturuyor. Bunlar dünya sağlığında söz sahibiler…


Evet,
paraya 
bakılmadan analiz
yapılmaz. Mesela:


Dünya Sağlık Örgütü, üye devletlerin ve
dış bağışçıların katkılarıyla finanse ediliyor. En büyük katkıyı ABD veriyor.
İkinci sıradaki Japonya, ABD’nin yarısı
kadar
 ödeme yapıyor!


Örgütün giderlerine bakıldığında ülke katkıları bütçesinin
onda biri kadarını ancak buluyor. Asıl parayı Bill ve Melinda Gates Vakfı ve Rockefeller Vakfı gibi
kuruluşlar veriyor. (“Bulaşıcı hastalıklar” denince akla gelen Gates
Vakfı, ABD’den sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün ikinci büyük bağışçısı…)


360
milyar doları aşan
 varlıklarıyla,
dünyanın en büyük 27
vakfın
 19’u Amerikalı…


Ultra zengin “hayırseverler” vakıfları
aracılığıyla, küresel sağlık ve tarım sektöründe karar
verme üzerinde
 büyük etkiye sahip olup dünya gündemini
belirliyor…


Dünya Sağlık Örgütü dediğiniz zaman aklınıza hemen bu
kuruluşlar gelmelidir. Ki zaten Dünya Sağlık Örgütü’nün “kurucusu” Rockefeller
idi!


DEVLET SIRRI


Birileri soruyor:


– “Çin’e milyar dolarlar kaybettiren Corona virüs salgını, biyolojik
savaş ürünü mü?”


Büyük kitle feveran ediyor, “komplocular!”


Her tartışmaya “komplo” diyen cahillikle başa çıkmak zor.


Yahu arkadaş bir soluklan, bir dinle!
Örneğin…


ABD’nin “Hastalık Kontrol ve Önleme
Merkezi” (CDC) adlı
kuruluşu var.


1946’da “Sıtma Kontrol Faaliyetleri Ofisi”
adıyla kuruldu. Kuruluşunda en büyük desteği Rockefeller Vakfı verdi.
(İlk yıllarında, -mucidine Nobel verdikleri- DDT ile dünyayı
zehirlediler ama bu ayrıntıya girmeyeyim şimdi.)


Bu kuruluş ta Kore Savaşı döneminde
1951’de, biyolojik
savaş
 kaygısıyla Salgın İstihbarat Servisi (EIS) kurumunu
faaliyete geçirdi. Ayrıntıları atlayayım:


Geçtiğimiz yıllarda CDC, 1984’den 1989’a
kadar Saddam döneminde Irak’a; Botulinum
toksini
Batı
Nil virüsü
Yersinia
pestis
 ve Dang
humması
 virüsü dahil olmak üzere birçok biyolojik savaş ajanı gönderdiğini
itiraf etti!


CDC, ABD’nin Irak işgaliyle daha da büyüdü.
ABD Başkanı G. W. Bush yönetimini biyolojik savaşa karşı kurumun etkinliğini
artırdı…


Bugün, CDC biyo-güvenlik laboratuvarları dünyada
var olan birkaç laboratuvar arasında! Ne ürettikleri devlet sırrı kapsamında…


Bunları hiç mi konuşmayalım, yazmayalım…


KIZILAY MI DEDİNİZ


Genel kabullerle hareket etmek yazarı “korunaklı”
yapıyor.


Gerçeği inatla yazmak ise, vasatlığın
hâkim olduğu toplumlarda yazarın “komplocu” ithamıyla karşılaşmasına sebep
oluyor!


Okuma… Düşünme… Küresel medyanın eline
verdiğini hiç kuşku
duymadan
 çevir, verdikleri “katkı payıyla” sözde “bilim
dergisi” çıkar ve sonra “muhalifim” diye yuttur yutturabildiğin kadar!


Rockefeller-kapitalist tıp düzenine tek
söz edemiyor bu arkadaşlar…


Örneğin… Türkiye’ye biyo-güvenlik laboratuvarı neden
kurdurulmuyor? Biriniz de bununla ilgilenin be arkadaş, hep boş lakırtı…


Bak arkadaş…


Dünyanın en kirli üçüncü sektöründen
bahsediyorum. Donald
Rumsfeld
 1997’de çiçek hastalığına karşı geliştirilen
“Cidofovir” adlı şirketinin ilacını, Amerikan FDA’da onaylattırmayı, ardından
da molekülünü Pentagon’un “biyoterörizm” alanındaki
araştırmalarına dahil etmeyi başardı!


Rumsfeld 2001’de tekrar Savunma Bakanı
olduğunda, “şarbon
saldırıları yalanı”
 döneminde Pentagon’a bu ilacı sattı!


Ülkesini kazıklayan küresel dev Çin’e ne yapmaz?
Virüsü silah gibi kullanmaz mı? Biyo-politika bilinmeden
her soruya peşinen karşı çıkmak yanlıştır…


Şunu da eklemezsem içim rahat etmez:


Kızılay, Dünya Sağlık Örgütü’nün “gözlemci” kuruluşu.
Corona konusunda dünya panikte ama bizim Kızılay, Ensar, TÜRGEV, Türken gibi iktidar
vakıflarına
 para aktarmakla meşgul…


Zavallı
ülkem
 aydınıyla,
iktidarıyla, hayırsever kuruluşuyla korunaksız bırakıldı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir