<muslumyalcin.blogspot.com/2021/07/sinovac-asisi-sizi-de-kandirmasin -babam.html> SİNOVAC AŞISI SİZİ DE KANDIRMASIN !!!! BABAM KORONADAN NASIL ÖLDÜ ????
2 doz sinovac aşısı olmasına rağmen 10 gün önce covid-19 teşhisiyle yoğun bakıma kaldırılan Babamı 26.6.2021 günü solunum yetersizliği nedeniyle kaybettik. Başımız sağ olsun, Allah Rahmet Eylesin, mekânı cennet olsun. Evet, olanla ölene çare yok, zamanı geri sardıramayız, ölenleri geri getiremeyiz. Ancak, rahmetli babam Sami YALÇIN’ın 2 doz sinovac aşısı olmasına rağmen covid-19 dan yoğun bakıma düşmesi ve burada rahmetli olmasında bana göre almamız gereken dersler var. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere, tarih sırası itibariyle rahmetli babamın hastalığa yakalanma, teşhis, yoğun bakım ve vefatı sürecine baktığımızda, her şey doğru yapılmış gibi görünüyor ise de, şimdiki aklımla konuyu tekrar düşündüğümde, babam sinovac aşısı olmasaydı veya o aşıya çok güvenmeseydik, babam belki de şimdi hayatta kalabilirdi.
Şöyle ki? Rahmetli babam 2. Doz sinovac aşısını mart ayında olmuştu. 12 Haziran günü telefonla görüntülü görüştüğüm babam bana kendisini halsiz ve ateşlenmiş gibi hissettiğini ama ateş ölçerle ölçümde ateşinin normal çıktığını söyledi. O an babamda 2 doz aşı olduğu için korona virüs olma ihtimali aklımıza gelmemişti. Hatta babam, 2 gün sonra aile hekimine gitmiş, kan tahlili yaptırmış, o muayenesinde de ne doktor, ne yanındaki kardeşim ne de babam korona virüs olabileceğini düşünmemiş.
Ancak, 16 Haziran akşamı babam beni telefonla aradığında kendisini iyi hissetmediğini, halsiz olduğunu ağzının tadının olmadığını iştahsız olduğunu, bu yüzden bir hastaneden randevu almamı istedi. Benzer şikâyetlerin daha hafif de olsa annemde de olduğunu söyledi. Ben de baba benim Esenyurt’a gelmem birkaç saat sürebilir, istersen acil gidelim sana ambulans göndereyim dedim. O da tamam dedi. Telefonu kapattım hemen 112’yi aradım. Hem babam hem de annem için ambulans talep ettim. Babamı da arayıp hazır olmalarını istedim. Babam telefonda annemin kendisini iyi hissettiğini, hastaneye gitmek istemediğini o yüzden kendisinin de ambulansla hastaneye gitmekten vazgeçtiğini, ambulansları geri göndermemi istedi. Ben de olmaz baba dedim, sen ambulansla bir hastaneye git bir teşhis konsun, duruma göre gerekirse annem sonra da gidebilir dedim. Böylece yaklaşık yarım saat sonra 112 acil görevlileri eve ulaşarak beni aradı, babamın acilen hastaneye kaldırılması gerektiğini ambulansın Bahçeşehir özel İstinye Hastanesine gideceğini söylediler. Bu arada ben de Ataköy’den Bahçeşehir deki hastaneye ulaştım. Oradaki görevliler yoğun bakımda yer olmadığı için babamın Bağcılar’daki Özel İstanbul 34 hastanesindeki yoğun bakıma götürüleceğini söyleyerek, babamın cüzdan, telefon, kıyafet gibi özel eşyalarını bana verdiler. Orada babamı ambulansta gördüm, babama ağız ve burundan oksijen veriyorlardı, bizim yaklaşmamıza mani oldular, çünkü tomografi görüntülerine göre babamın COVİD-19 olmasından şüphelenildiğini söylediler. Şok olmuştuk.
Ambulansı takip ederek Bağcılar 34 hastanesine gittik, babamı yoğun bakımda covid-19 bölümüne aldılar, bizim görmemize müsaade etmiyorlardı. Ertesi gün babamın PCR testi pozitif çıktı. Yani babam kesinlikle korona virüs olmuştu. Hemen annemi ve kardeşlerimi aradım sizler de test yaptırın kendinizi karantinaya alın dedim. Sonuç; onlar da pozitif çıktı.
Babam 7 gün korona virüs hastalarının tek başına kaldığı yoğun bakım bölümünde kaldı bu sürede babamı görmeye kesinlikle izin vermediler, sadece bir kere telefonla sesini duymamıza müsaade ettiler. 7 gün kaldıktan sonra PCR testinin artık negatif çıktığını öğrendik, yani babamı normal ziyaret edilebilir hastaların olduğu normal yoğun bakım bölümüne alınacağını söylediler, çok sevinmiştik.
Ertesi gün babamı 5 dakika da olsa yoğun bakım bölümünde ziyaret etmeme izin verdiler, elimde iki meyve sepetiyle birlikte babamın yanına gittim, burnunda oksijen maskesi vardı ama iyi görünüyordu, konuşabiliyordu. Bana karpuz niye getirmedin dedi. Ertesi gün bir kutu kesilmiş karpuzla babamın yanındaydım, sadece bir küçük dilim yiyebildi, gerisini sonra yerim dedi. Bilmiyorum gerisini yiyebildi mi? Bu, babamı son görüşümdü.
Ertesi gece saat: 02.30 civarında telefonla hastaneden aradılar; babanızı entübasyona bağladık dediler. Yarım saat sonra telefonum bir kere daha acı acı çaldı, babanızın kalbi durdu, kaybettik dediler. İnanmak istemedim, acaba yanlış hastanın telefonunu mu aradılar diye düşündüm ama acı da olsa haber doğruydu, babamı kaybetmiştik. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun, tüm sevenlerinin başı sağ olsun, dualarımız daim olsun.
Peki bütün bunları niye yazdım, evet tıbbi açıdan tam veya eksik müdahaleler de olsa, bazı insan hataları olmuş veya olmamış olsa da sonuçta babamı kaybettik. Artık onu geri getiremeyiz. Peki bir hasta ve/veya yakını olarak bizim bu süreçte almamız gereken bir ders var mı? Diye soracak olursak; Ben kendi adıma şu dersi alabilirim;
2 doz sinovac aşısı umduğumuz kadar korumuyormuş, zaten DSÖ nün bildirdiğine göre bu aşının ortalama koruma oranı yüzde 50 civarında, ama bize hep şu söylendi, evet bulaşmayı yüzde 50-60 engelliyor ama, yoğun bakıma düşmeyi neredeyse yüzde 99 engelliyor, aşı olanlardan ölenler ise yok denecek kadar az diyorlardı. Yani babama yüzde birlik ihtimal rastlamış! Maalesef bu rakamlar ve söylenenlere artık o kadar da inanamıyorum. Çünkü babamın ölüm raporunda bile ölüm sebebi olarak KORONAVİRUS yazmıyordu, Ölüm sebebi bulaşıcı olmayan normal hastalık olarak yazıyordu. Elbette bu ölüm raporları böyle yazılıyorsa, istatistiklerde sinovac aşısı çok başarılı görünür. Ama bence gerçekler öyle değil, belki bu ölüm rakamlarını 10 ile çarpmak gerekebilir.
Peki şimdiki aklım olsa ne yapardım? Babamın 2 doz sinovac aşısını yine yaptırmasını isterdim, zaten o zaman 70 yaş üstüne başka seçenek yoktu. Ancak, babacım aman ha bu aşıya güvenme yüzde yüz tedbirlere devam et derdim. Daha da önemlisi, kendisini ilk halsiz ve ateşli hissettiği gün hemen hastaneye gitmesini ister, test yaptırmasını ve tedavisini başlamasını isterdim. Yani ambulansla yoğun bakıma kaldırılmadan neredeyse bir hafta önce korona testi yapılsaydı ve tedavisine başlansaydı belki de babam aramızdaydı.
Özetle, 2 doz sinovac aşısına olan aşırı güvenimiz Babamın çok geç hastaneye gitmesine ve aramızdan ayrılmasına sebep olmuş, başka bir deyişle SİNOVAC AŞISI BİZİ KANDIRMIŞ.
Değerli dostlarım, okuyucularım işte bu gerçek bu yazıyı yazma sebebimdir. Ne olur biraz daha sabredin, hem kendinizi hem de sevdiklerinizi koruyun, aşılara çok da fazla güvenmeyin. Aşı olsanız bile en ufak korona belirtisi hissederseniz hemen kendinizi korona gibi düşünün, tedbirlerinizi alın. Ben demiştim demek istemiyorum ama bu lanet korona hastalığının başladığı ilk günlerde maske ve kolonyanın bile bulunamadığı dönemde aşağıdaki yazımda bir çözüm önerisi yapmıştım. Bence hala tek çözüm önerisi o; Herkes kendisini koronaya yakalanmış bir hasta gibi hayal etmeli, sadece 15 gün karantinalık hasta gibi temastan kaçınmalıyız, maske, dezenfektan kullanmalıyız, mecbur değilsek evden çıkmamalıyız, evde kalmak zorunda kaldıkları için maaşı kesilenlere devlet tazminat ödemeli, evden maaşını almaya devam edenlerin maaşlarından da yüzde yirmi kesilerek gelirini kaybedenler desteklenebilir. Bence bu tedbirler samimi olarak uygulansa bu hastalık 15-30 günde yok olurdu.
Koronasız, sağlıklı, mutlu günler dileğiyle, saygılarımla…
İstanbul, 02.07.2021
Müslüm YALÇIN
LİNK : muslumyalcin.blogspot.com/2020/03/corona-virus-tedavisinde-hayat-kur taran.html
<1.bp.blogspot.com/-D2ehGyzRxD8/YN5AppbKbTI/AAAAAAAAUNc/4U5qgjN_4bwh sCbSYrhUF7XgNyxPok_8QCLcBGAsYHQ/s800/2021-07-02_012323.jpg>

Evet biraz geç öğrendik ama, bizim çok acı yollardan öğrendiğimiz gerçekleri bilim adamları da açıklamış… Sinovac aşısının 4. Faz araştırma sonuçları;
Aşının hastalığa yakalananlarda hastaneye yatmayı engelleme oranı yüzde 87,5, yoğun bakıma yatmayı engelleme oranı ise yüzde 90,3 olarak tespit edilmiş. Hastalananlar arasında ölümü engelleme oranı ise yüzde 86,3 olmuş…. Yani 2 doz sinovac aşısı olsak da ölme oranımız yüzde 14’müş. Oldukça yüksek bir oran. Öyleyse maske, mesafe ve tedbirlere devam.
LİNK : www.haberturk.com/yazarlar/fatih-altayli-1001/3126840-sinovac-ta-4-f az-sonuclari-belli-oldu