ŞEHİR HASTANELERİ : KİMLER NASIL KAZANIYOR ?


Şehir Hastaneleriyle 2002-2017 döneminde yapılan
özelleştirmelerle sermaye aktarılan kaynağın en kötümser tahminle dörtte biri
kadar yeni bir aktarım yapılacağı tahmin ediliyor. AKP yandaşı sermaye gruplarının yanında geleneksel sermaye
grupları uluslararası sermaye ve finans tekellerinin de ihya olduğu görülüyor.
Bir ucunda Dünya Bankası tasarımının durduğu model General Electric Siemens
gibi
‘sağlık teknolojisi’ tekellerinin kısa sürede büyük
kazançlar elde etmesini sağlarken Rönesans Akfen IC İçtaş Türkerler GAMA’nın
yanısıra Fransız ve İtalyan taahhüt şirketleri de kazanıyor.


Kamu planlarına göre 43 bin yataklı 30 şehir hastanesi yapılacak. Yatırım tutarı için 11 milyar devletin 25 yıllık işletme dönemi boyunca
ödeyeceği kira bedeli olarak da 31
milyar
dolar öngörülüyor. Sözleşmeler kamuya açık değil. Ancak model
dikkate alındığında şehir hastanelerinin hem yapım hem de işletme sürecinde üç
önemli kazanan grup olduğu görülüyor. İlki yüklenici firma olarak adlandırılan
hastanelerin yapımını ve işletilmesini üstlenen gruplar. İkinci grupta bir
bölümü aynı zamanda bu yüklenici gruplarla ortaklık yapan
“sağlık teknolojileri çözüm ortakları yer alıyor. Üçüncü grup ise
esas olarak bir tür
finansman
modeli”
söz konusu olduğu için bankalar. Tabii bu üçlüye irili ufaklı
danışmanlar taşeron inşaat firmaları sağlık hizmeti sağlayıcıları gibi ekler de
yapılabilir.


Yatırım tutarının
yıllık kira ödemelerinde içerildiğini varsayarak 31 milyar dolar dikkate alındığında bu hacmin bir alt sınırı
ifade ettiğini 30 şehir
hastanesiyle hem sağlık alanı hem de diğer tamamlayıcı hizmetler ticari
faaliyetler göz önünde bulundurulduğunda özel sektör için çok daha büyük bir
pasta yaratıldığını söylemek mümkün. Şehir merkezinden taşınacak hastanelerin
bırakacağı boşluğu değerlendirecek özel sektör sağlık kuruluşlarının açacağı
daha küçük çaplı hastaneler poliklinik hizmetleri vb de bu hacme eklenmeli. Tüm
bunlar dikkate alındığında 25 yıllık dönemde
sermayeye 35-50 milyar dolar
aralığında bir toplam gelir yaratıldığını söylemek mümkün. Ki bu tutar çok kaba
bir hesaplamayla 2000’lerin çok
büyük çaplı özelleştirmelerinin neredeyse dörtte birine denk gelen bir
büyüklük.


PASTA
BÜYÜK:
‘YANDAŞLAR’ KAZANIYOR AMA ULUSLARARASI SERMAYE
DE İHYA OLUYOR


Peki bu büyük pastadan
kimler pay alıyor?


İhalesi yapılmış
inşaatı tamamlanmış ya da tamamlanmak üzere olan 21 hastanenin yüklenici firmalarına bakıldığında birkaç grubun
öne çıktığı görülüyor. Çeçen ailesinin IC
İçtaş’ının “kardeş kuruluşu CCN Holding Putin-Erdoğan
arasındadenge bulucu
kimliğiyle de bilinen Erman Ilıcak’ın Rönesans Holding’i AKP iktidarının ilk dönem
özelleştirmelerininjokerlerinden
Akfen Holding tam anlamıyla bir AKP
dönemiyükseleni YDA İnşaat ve içinde AKP dönemiyükseleni Türkerler geleneksel taahhüt sermayesinin
tipik temsilcisi GAMA ve
uluslararası teknoloji tekeli General Electric’i barındırdığı için bir türüçü bir arada” olan Türkerler-GAMA-GE ortaklığı.


Otel gibi hastane boyutu öne çıkmakla
birlikte Türkiye’de yapılan bugüne kadarkiticari
bina
standartlarının ötesinde teknik standartlara ihtiyaç duyulduğu
bu nedenle teknik şartnamede yeterlilikleri yerine getirmek amacıyla grupların
yabancı ortaklar da edindikleri görülüyor. Nihayetinde bugüne kadar yapılan
hastanelerdekinden daha fazla sayıda hastaya hizmet verecek ameliyathaneler
laboratuarlar görüntüleme birimleriyle kompleks bir sanayi tesisine yaklaşan
Meridiam Astaldi INSO Sistemi
gibi ortaklar Fransız ve İtalyan ortaklar hijyen standartlarıyla teknik
yeterlilik kriterlerini karşılamak özel önem arze ediyor. GAMA Rönesans gibi grupların yurtdışı
proje deneyimlerinin bu kriterleri karşılamaya yeterli olduğu tahmin edilmekle
birliktehastane spesifik”
tecrübe açısından özellikle de uygulama deneyimlerinden yararlanmak danışmanlık
desteği için bu tür ortaklar da dahil edilmiş durumda. Örneğin Astaldi
İtalya’nın Toscana bölgesinde yer alan ve kamu-özel işbirliği modeliyle
yapılmış orta ölçekli dört hastanede yüklenici firma olarak yer almış. (Astaldi
aynı zamanda IC İçtaş’la
birlikte 3. Boğaz Köprüsü’nün de
yüklenici firması. )


Projelerle ilgili en
net noktalardan biri tüm taraflar için proje yapımı ve proje finansmanından “kazanıldığı”. 2000’li yılların
HES ağırlıklı enerji
projeleriyle şehir hastaneleri arasında hem model hem de yükleniciler açısından
büyük benzerlikler var. Enerji projelerinde kamu alım garantileriyle şişirilen yatırım tutarlarıyla büyük
kazançlar sağlandı. HES
yatırımlarında kabaca yüzde 40’lık bölüm
makine-ekipmandan oluşuyordu ve Türkiye’nin toplam 70 milyar dolarlık enerji yatırımının 25-30 milyar dolarlık bölümünün General Electric Siemens Alstom
gibi enerji ekipmanları üreticilerine doğrudan transfer anlamına geldiği
söylenebilir. Şehir Hastaneleri yatırımlarına bakarken de son derece pahalı MR cihazlarının yedekleri gibi
zorunluluklar da dikkate alındığında 11
milyar
dolarlık yatırımda teçhizat payının yüzde 30’lara ulaşacağı ve yine esas olarak General Electric ve
Siemens’in medikal cihaz bölümlerinin anaortak
olarak öne çıktığı görülüyor. Nitekim GE
Sağlık’ın doğrudan ortak olduğu hastaneler ve
çözüm ortağı”
olarak işbirliği yaptığı hastanelere ilişkin
açıkladığı sözleşme rakamları da bu oranı teyid ediyor. GE Sağlık’ın iki hastaneyle imzaladığını açıkladığı anlaşmaların
tutarı toplam proje bedelinin yüzde
15’ine
yaklaşıyor. Bu anlaşmaların tüm ekipmanı kapsamadığı hem
görüntüleme laboratuar cihazları sarf malzemeleri hem de ameliyathaneler başta
olmak üzere donanım için gerekli malzeme ekipman eklendiğinde bu oranın çok
daha yüksek olacağı açık. Bir de tabii
25 yıl
boyuncaa tüm ekipmanların bakım onarımları ve yenileme ihtiyacı
da dikkate alınmalı.


İŞİN
MİMARLARI: ULUSLARARASI FİNANS KURULUŞLARI


Kamu-özel işbirliği
modelinin mimarı Dünya Bankası. Özellikle 2008 krizi sonrası global ölçekte altyapı yatırımlarına uzun
vadeli yatırımlara özel sektörün daha fazla dahil edilmesine yönelik çalışmalar
yapan Dünya Bankası Türkiye’de “Sağlıkta Dönüşüm Programı ve
2000’lerin
enerji yatırımlarının da mimarıydı. Hem Şehir Hastaneleri hem
de son döneminmega projelerinde
hem finansman modeli hem de bu projelere doğrudan finansman katkısında en
iştahlısı EBRD olmak üzere Dünya
Bankası’nın özel sektör finansmanı yapan kolu IFC Avrupa Yatırım Bankası gibi kuruluşlar rol üstlendi. Arada
siyasi ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle yaşanan teklemelerde kamu bankaları
geçmişe göre daha fazla devreye girse de özellikle Şehir Hastaneleri özelinde
sayılan uluslarası finansal kurumlar ve özel sektör bankalarının istekli olduğu
görülüyor. Giderlerinin yüzde 70’e yakını
yerli girdilerden oluşan bir yatırımdaavroya
endeksli”
gelir garantisinin bankaların iştahını kabartmaması mümkün
değil. Son birkaç aydaki gelişmelerle su yüzüne çıkan tüm risklere rağmen.


YÜKLENİCİLER’: İNŞAAT ENERJİ
TURİZMDEN SONRA SIRA SAĞLIKTA


Rönesans Holding: Önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin sonra Türkiye
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile yakın ilişkileriyle bilinen Erman Ilıcak’ın
ana hissedarı olduğu Rönesans Holding SSCB’nin
çözülüş sürecinin ardından Rusya’ya erken giren gruplardan. Konut alışveriş
merkezi otel gibi işlerle Rusya’da belli bir ölçeğe ulaştıktan sonra Türkiye’de
enerji otel alışveriş merkezi yatırımlarına yönelen Rönesans ENR adlı kuruluşun yaptığı En Büyük
Uluslararası Taahhüt firmaları sıralamasında ilk sıralarda yer alan Türk
taahhüt firmalarından. Fransız Meridiam ortaklığıyla dört Şehir Hastanesi’nin
yapımını üstlenen Rönesans 4 milyar dolar
civarında yatırım yaparken 25 yıl boyunca
sadece kira geliri olarak 10 milyar doların
üzerinde kazanacak. Ek hizmetler ticari alan gelirleri ve diğer “dışsallıklar”ın yaratacağı gelirleri
tam olarak hesaplamak güç. Ancak 4
milyar
dolarlık yatırımla yıllık
500-750
milyon dolar aralığında bir gelir sağlanacağı yatırımın da yüzde 75-80’inin Hazine garantili
finansmanla karşılanıyor. Grubun Rusya dahil tüm cirosunun 3 milyar dolar civarında olduğu
belirtiliyor. Şehir Hastanelerinden çok büyük bir katkı sağlandığı açık.


CCN Holding: IC İçtaş’ın kurucusu ve ana
hissedarı İbrahim Çeçen’in oğlu Murat Çeçen’in sahibi olduğu CCN Holding IC İçtaş’ın “kardeş”
kuruluşu. AKP döneminin hızlı
büyüyenleri arasında yer alan IC
İçtaş Limak Kolin Cengiz gibi gruplarla benzerlik gösteren AKP öncesinde kamu ihalelerinde yerel
ağırlığı bulunan bir grup. Ancak
2000’li
yıllardaki özelleştirmeler ve ulaştırma projelerinde elde edilen
imtiyazlarla büyük bir sıçrama yaşayan grup Astaldi ile birlikte 3. Köprü yapımını üstlendi. CCN Holding’in üstlendiği ilk açılan
Şehir Hastanesi olan Mersin ve Ankara Bilkent’in yatırım tutarı 1 5 milyar dolar civarında 25 yıllık kira ödemesi de 4 milyar dolar civarında tahmin
ediliyor. AKP iktidarı döneminde
Antalya Havaalanı başta olmak üzere havalimanı işletmeciliği liman marina
işletmeciliği enerji ve turizm yatırımlarıyla büyüyen grubun cirosu 1 5-2 milyar dolar aralığında ve
Şehir Hastanelerinden gelen katkının yine çok yüksek olacağı görülüyor.


Akfen Holding: Akfen Holding’in patronu Hamdi Akın AKP iktidarının ilk döneminde “erken
inananlar”
dan biri olarak en fazla fayda sağlayanlardan biri oldu.
İstanbul Atatürk Havalimanı’ni işleten TAV’ın
Doğramacıların Tepe Holding’i ile birlikte ortağı olan Akfen Holding TAV’ın yurtdışı açılımlarının yanısıra
tek başına enerji turizm ve liman işletmeciliğinde AKP dönemi yaratılan fırsatlardan yararlandı. Uluslararası
sermayeyle ilişkileri güçlü olan Akın’ın en büyük hamlesi Türkiye’nin en büyük
limanlarından biri olan Mersin Limanı’nı özelleştirmeden Singapurlu PSA ile alması oldu. Birkaç yıl içinde
yük hacmini iki katına çıkaran ve çok yüksek karlılıkla çalışan liman satın
alma bedelini birkaç yılda ödedi. Akfen ayrıca global otel zinciri Accor ile
şehir oteli yatırımları yaptı ve tabii olmazsa olmaz enerji yatırımları. Akfen
Holding’in yüklenici firma rolünü üstlendiği Isparta Tekirdağ Eskişehir Şehir
Hastanelerinin toplam yatırım tutarı 1
2 milyar
dolar civarında ve 25
yıl
için kira ödemesinin 2
milyar
doların üzerinde olacağı tahmin ediliyor.


Türkerler – GAMA – GE Sağlık: Kocaeli ve İzmir Bayraklı Şehir
Hastaneleri üstlenen ortaklıkta GE
Sağlık’ın payı yüzde 5. Ancak projeden
kazancının ortaklık payının çok üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Türkerler
yerel sayılabilecek bir inşaat firmasıyken önce TMSF tarafından satılan Uzanlara ait eski kamu işletmesi çimento
fabrikalarının satışında öne çıktı. Ardından ulaştırma projeleri enerji
projeleri yatırım projeleri pek çok alana girdi. GAMA Enka Tekfen gibi şirketlerle birlikte Türkiye dışında en çok
iş üstlenen mühendislik açısından güçlü özellikle enerji ve sanayi tesislerinde
uzmanlaşmış bir grup. Doğrudan AKP
bağlantılı bir grup olmamakla birlikte teknik avantajıyla da önemli ölçüde
enerji yatırım yapan gruplardan. GE
Sağlık uluslararası tekelin sağlık teknolojileri alanında uzmanlaşmış kolu. Hem
doğrudan olduğu Şehir Hastaneleri hem de diğer Şehir Hastanelerinde
makine-ekipman tedariğinden en büyük payı alması bekleniyor. Türkerler-GAMA- GE Sağlık ortaklığının üstlendiği iki hastanenin yatırım tutarı 1 milyar doları 25 yıl için kira ödemesinin de 2 milyar doları aşacağı tahmin
ediliyor.


YDA İnşaat: Dört Şehir Hastanesinin İtalyan ortağıyla birlikte yüklenicisi
olan firma AKP döneminde inşaat
enerji ve turizmle yükselen gruplardan.
1 3 milyar
dolar yatırım karşılığında 25 yıllık kira ödemesi 3
75 milyar
dolar civarında öngörülüyor.




SAĞLIK
BAKANLIĞI BÜTÇESİNDEN AYRILAN PAY


Sağlık Bakanlığı Şehir
Hastanelerine 2018 bütçesinden 2 milyar
544 milyon 317 bin
lira ayırmış durumda. Bütçe tahminlerine göre bu
maliyet önümüzdeki iki yılda sekize katlanacak. Sağlık Bakanlığı bütçesinden
‘’kira bedeli’’ olarak 1
milyar 274 milyon 684 bin
lira ödenek ayırırken otopark market kantin
laboratuvar temizlik gibi masrafları içeren
“hizmet bedeline”
de 1
milyar 269 milyon 633 bin
lira ödenek ayırdı. Şehir Hastanelerinin
tamamı bittiğinde toplam kira bedelinin yıllık 5 milyar TL olacağı öngörülüyor. Sağlık Bakanlığı’nın bütçesinde;
şehir hastanelerinin kira ve hizmet bedeli olarak 2019 yılı için toplam 6 milyar
118 milyon 481 bin
lira 2020
yılı
için de 10 milyar 452
milyon 256 bin
lira tahmini bütçe belirlendi.


Sözleşmeler « ticari
sır » olarak saklandığı için Şehir Hastanelerinin yükümlülükleri nasıl
işleyeceği de sır. Ama daha önemlisi bu hastanelerde nasıl bir istihdam
modelinin ve emek rejiminin uygulanacağı açıklanmıyor ve örneğin kapatılan
hastanelerden gelen sağlık çalışanlarının ve bilhassa da taşeron işçilerin
akıbetinin ne olacağı da belirsizliğini koruyor.


TBMM’YE
VERİLEN ÖNERGELERDEKİ SORULAR


Şehir Hastaneleri için
muhalefet partileri ve Türk Tabipleri Birliği tarafından verilen önergelerde şu
sorular soruldu:


  • Kamu Özel Ortaklığı ile ihale
    edilip yapımına başlanan ve yapımı biten kaç Şehir Hastanesi vardır?
  • Bu hastaneler hangi ilde kaç
    yatak kapasitesine sahiptir?
  • Yapımı devam eden ya da yapılan
    hangi ildeki Şehir Hastaneleri hangi şirketlere hangi bedel karşılığında
    ihale edilmiştir?
  • İhale aşamasında olan ve ihaleye
    çıkarılması planlanan hangi ilde kaç Şehir Hastanesi vardır?
  • Kamu Özel Ortaklığı ile yapımı
    biten sağlık kuruluşlarına Sağlık Bakanlığınca her biri için kaç TL kira bedeli ödenmektedir?
  • Kamu Özel Ortaklığı ile yapımı
    biten ya da devam eden hangi ildeki hangi sağlık kuruluşuna yüzde kaç
    doluluk garantisi verilmiştir?
  • Açılan Şehir Hastanelerinin
    aylar itibarı ile doluluk oranları nedir?
  • Yapılan anlaşma gereği doluluk
    oranının karşılanmadığı Şehir Hastanelerine bütçeden aktarılacak tutar kaç
    TL’dir?
  • Şehir Hastanesi yapılması
    gerekçesiyle hangi illerde hangi devlet hastaneleri kapatılmıştır?
    Kapatılan bu hastanelerin yatak kapasiteleri ve doluluk oranları nedir?
  • Şehir Hastanelerinin olduğu
    illerde kapatılacak olan hastanelerin çalışan personellerinin akıbeti ne
    olacaktır?
  • Yapımı devam eden yada
    tamamlanan şehir hastanelerine personel alımı nasıl yapılacaktır?
  • Bugüne kadar yapılan ihale
    bedellerinde yer alan kira miktarlarına bakıldığında kamu bütçesinden
    ödenecek 3 yıllık kiralarla
    bu hastanelerin bazılarının maliyetinin karşılanabileceği 25 yılda ödenecek kira toplamı
    ile de aynı çapta 5-6
    hastanenin yapılabileceği saptanmıştır. Neden bu yol tercih edilmemiştir ?
  • Birden fazla ihale alan
    şirketlerin toplam yatırım tutarına ilişkin gerekli öz sermayeleri var
    mıdır? Hangi ihale için ne kadar kredi kullanacaklar? Kredileri hangi
    kuruluşlardan alacaklar?
  • Şehir hastanesi ihalelerinde
    ihale aşamalarında sürekli şirket değişikliği yapılmasının nedeni nedir?
  • İhalelerde şirketler değiştirilirken
    ön yeterlik tarihi itibariyle mesleki teknik yeterlik koşulları ile öz
    sermayelerinin miktarı ve SGK
    primi ile vergi borcu olup olmadığı denetimi yapılmış mıdır?
  • Birden fazla şehir hastanesi
    ihalesi alan şirketler aynı alt işverenler ile mi ihaleye katılmıştır?
    Böyle ise farklı bölgelerdeki hastanelerin hizmetlerinin aksamadan
    yürütülmesi garanti altına alınmış mıdır?


SONUÇ


Bir soru cümlesiyle
bitirelim: Şehir Hastanelerinin bir yıllık kirasıyla 150 yataklı 64 hastane yapabiliyorsak neden 25 yıl boyunca kira ödeyelim ?


LİNK : http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/sehir-hastaneleri-kimler-nasil-kazaniyor-240260