SAĞLIK & PSİKOLOJİ & SOSYOLOJİ

Sağlık Efsanesi Doç. Dr. Osman Nuri
Koçtürk, namı diğer Tarhana Osman


1918 de İzmir’de
doğan Koçtürk,1943 yılında Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi, Askeri
veteriner hekim öğrenci olarak mezun olmuş. 1943-1946 da Güney Doğu Anadolu’da
veteriner hekim olarak çalışmış. Ankara Üniversitesin de Biyokimya dalında Dr. ünvanı
almış.


1946-53 yılları
arasında Amerika’da Missouri Üniversitesi Beslenme Kürsüsünde çalışmalarda
bulundu. Ankara’ya döndükten bir süre sonra askerlik görevinden ayrıldı. Milli
Eğitim Bakanlığı, Tarım Bakanlığı gibi kuruluşlarda çalışmalarda bulunan Osman
Nuri Koçtürk, Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğü’nde görev yaptı. Bu arada
beslenme konusunda bilimsel içerikli, yayınlar yapmaya ve konferanslar vermeye
başladı. Hayatı boyunca doğru bildiği yoldan şaşmadı ve o nedenle başı dertten
bir türlü kurtulamadı.


-Osman Nuri Koçtürk’ün bilinen ilk isyanı, ABD’nin ”güya!” ilkokul çocuklarının
beslenmesi amacıyla ”yardım” adı altında Türkiye’ye gönderdiği ”üretim artığı”
süt tozlarının kullanımına ve dağıtımına karşı çıkması olmuştur. Osman Nuri
Koçtürk’e göre bize ”yardım” olarak yutturulan bu süt tozlarının parasını
aslında biz zaten ödüyorduk. Üretim artığı bu süttozlarına ”yardım”
denilmesinin nedeni, parayı Amerikan doları olarak doğrudan Amerikan
bankalarına değil de ABD’nin Türkiye’deki banka hesaplarına yatırılmasından
başka birşey değildi. Para yurtdışına çıkmıyor diye Amerika’lılar ”sözümona!”
iyilik etmiş oluyorlardı. Amerikalı çiftçilerin üretim fazlası sütlerine hem
para veriyor, hem de onlardan müteşekkir olmamız bekleniyordu. Üstelik
süttozlarına kalite kontrolü falan da yapılmıyordu. Bu ürünler sıklıkla
piyasaya sürülüyor, yoğurt yapımında kullanılıyor ve tüketici bir kez daha
aldatılıyordu. Kaldı ki bizim süttozuna ihtiyacımız da yoktu, üretim fazlası bu
tozlar bizim sütçülüğümüzü de baltalıyordu. Osman Nuri Koçtürk bunları her
yerde yazdı-çizdi-anlattı ve süttozlarının itibarı iki paralık oldu (Ahmet
Aydın’ın notu. Bu süt tozlarında kanser yapabilen aflotoksin mantarı ürediği
için yıllar sonra yasaklanmıştır).


-Osman Nuri
Koçtürk’ün ikinci büyük tepkisi, soya ürünleriyle birlikte geldi. 1960
başlarında ABD soya fasulyesi üretiminde dünya birincisi olmuştu ve ABD soya
ürünlerine dünya çapında bir pazar açma çabası içindeydi. Soya fasulyesi, iyi,
kaliteli bir nebati protein, yağ ve posa içeren, çok yönlü, besleyici, ayrıca
toprağı besleyen bir üründü. Amerikalılar soyanın bu özelliklerini öne
çıkararak ”yardım” adı altında Türkiye’ye çok çok ucuza soya yağı satmaya
başladılar. Bu bol kazançlı satış, soya yağının ucuz olması nedeniyle kamuoyuna
yine Amerikan yardımı diye pompalanıyordu…Piyasalara sunulan ucuz soya
yağları ile üretilen ”yerli!” margarin pazarı, o yıllarda tereyağı gibi katı
yağların damar sertliği yaptığı araştırmalarını ve tezlerini de arkalarına
alarak kârlı ve mükemmel bir pazara ilk adımlarını attılar.


Osman Nuri
Koçtürk’e göre, bu gelişmelerle birlikte, damar sertliğine yol açmayan, her
biri ayrı tat, güzellik ve özellikte mis gibi zeytinyağlarının üretildiği bu
canım memlekette, kendi ürettiğimiz değerlerin kıymetini bileceğimiz yerde,
artık soya orjinli margarinlerle beslenmeye başlamıştık. Üstelik beklenilenin
tersine, kalp hastalıkları riski beklenildiği gibi azalmamış, ciddi bir biçimde
artmaya da başlamıştı. Koçtürk, bu dönemde, soya yağına karşı radyo ve basında
mücadelesini sürdürürken, Türk halkına verdiği mesajlar arasında tarhana
çorbasını tavsiye etmeye başladı. Tarhana çorbasının besleyici değerini
halkımıza anlatmaktan usanmayan Koçtürk, 1960’lı yıllarda TRT radyolarında
(henüz televizyon yoktu) yaptığı konuşmalarda sık sık tarhanayı gündeme
getirmesi nedeniyle Türkiye’nin üç Osman’ından
(Poltikacı Osman Bölükbaşı : TRT Osman, İzmir
Belediye Başkanı Osman Kibar: Asfalt Osman, Beslenme Uzmanı : Tarhana Osman)
biri olarak
anılmaya başlandı. Yazık ki yerli pazarımızın en değerli ürünlerinden biri olan
zeytinciliğimiz de emperyalizmden beslenen margarincilerinlerin rekabeti
karşısında geriliyor, kan kaybediyordu… Halkımız ”Zeytinyağlı yiyemem aman,
basma da fistan giyemem aman..” şarkılarıyla yönlendiriliyor, zeytinliklerimiz
sökülmek isteniyordu… Margarinlere karşı zeytinyağını savunan Osman Nuri Koçtürk,
bu mücadelesine kızan çevreler tarafından Konya’da bir köşeye sıkıştırılarak
öldürülmek isteniyor, ancak bu saldırıdan büyük bir şans eseri kurtuluyordu.


-Osman Nuri
Koçtürk’ün yönetenlerin hoşuna gitmeyen üçüncü savaşı, ışınlanmış ”Sonora
buğdayı” na karşı oluşu idi.1960’ların ortalarına doğru ABD yeni bir ”Yeşil
Devrim” projesinin başını çekiyordu. Bu projeye göre çeşitli hastalıklara karşı
direnç kazandırılan dayanıklı tohumlar, bu tohumlara en uygun gübreler ve
ilaçlarla birlikte bir ”paket” seklinde gelişmekte olan ülke üreticilerine
gönderilecek, böylece de bütün dünya yeni bir ”yeşil üretim” tarzına geçecekti.
Elbette, bütün bu örnek tohumlar ve ideal gübreler sadece Amerika’dan satın
alınacaktı. Örnek tohum, Amerika’lı araştırmacılar tarafından Meksika’nın
Sonora bölgesinde geliştirilen ”Sonora Buğdayı” idi. Bu tohum yüksek verim
veriyordu ve hastalıklara karşı ışınlanmıştı. Sonora, karşıt eylemler,
direnmeler olmasa idi pilot bölge olarak seçilen Güneydoğu Anadolu’da bir
yerlere ekilecekti. Hayatı boyunca aldığı tehditlere aldırmadan doğru
bildiklerini yüksek sesle söyleyen Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk, günümüz
dünyasında ışınlandırılmış üretim ürünlerinin artık çoktan yasakladığı bu
felaket projesinin sonuçlarını daha o günlerde görmüş ve engellenmesini
sağlamıştır…


Osman Nuri
Koçtürk, Türkiye insanının yeterli beslenememesinin temellerindeki
sosyo-ekonomik nedenler üzerine geniş eğitim ve inceleme faaliyetlerinde
bulunmuş, çeşitli devlet kademelerinde, üniversitelerde sürdürdüğü bu
faaliyetleriyle de yetinmeyerek, özellikle TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası)
ve DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları) kanalıyla geniş kitlelere erişmeyi,
ulaşabilmeyi başarmıştı…


Osman Nuri
Koçtürk’ün çok sayıda gazete ve dergide yayınlanmış makalelerinin yanı sıra
yirmi civarında kitabı yayınlanmıştır. Bunlar arasında en çok ilgi uyandıran üç
kitabının isimleri: Gıda Emperyalizmi, Sessiz Savaş ve Açlık Korkusu’dur.


Osman Nuri
Koçtürk’ün özellikle soya yağına gösterdiği tepkiler, 1962 senelerinde Amerikan
Soya Birliği davetlisi olarak yaptığı bir ABD gezisinde kendisine yapılan cazip
”teklif”leri geri çevirmesi ile birlikte ölüm tehditlerine varan acımasız
karşıt tepkileri doğurdu.1966 yılında Tabiî Senatör Haydar Tunçkanat tarafından
açıklanan ve basında ”Türkiye’de Nötralize Listesi” olarak adlandıran bir CIA
raporunda, Türkiye’de pasifize edilmesi gereken isimlerden biri olarak
gösterilen Doç. Dr. Osman Nuri Koçtürk’e profesörlük unvanın neden verilmediği
ise hâlâ sorgulanmaya değer olgular arasında yer almaktadır.


12 Eylül
darbesinden sonra bir süre gözaltında tutulan, horlanan ve dövülen Osman Nuri
Koçtürk, serbest bırakılmasının ardından küskün, içe dönük bir hayatı yaşamayı
tercih etti. 4 Nisan 1994 tarihinde Ankara Ar Sokak’ta vefat etti. Şimdilerde
Ankara’nın Karşıyaka kabristanında ebedi istirahatgâhında dinleniyor. Ölümünden
sonra ”Cumhuriyete Kanat Gerenler” arasında anılan Osman Nuri Koçtürk,
Türkiye’nin beslenme sorunlarını ilk olarak ele alan ve insanın insan
tarafından sömürülmesinin biyolojik yönlerini açımlamaya ve anlatmaya çalışan,
memleketimizin yetiştirdiği ”ilk” beslenme uzmanımızdır.






KAYNAK : http://www.bayramaliakyuz.com/2018/02/tarhana-osman-docdrosman-nuri-kocturk.html 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir