SAĞLIK & PSİKOLOJİ & SOSYOLOJİ

ÖDP : Üfürükle,
fetvayla, hacamatla halk sağlığı ile oynanıyor

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) 14 Mart Tıp
Bayramı’na ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

Başkanlar Kurulu
tarafından paylaşılan mesajda “kırlarda, şehirlerde, tıp fakültelerinde,
hastanelerde, birinci basamak sağlık kurumlarında, acillerde, polikliniklerde,
laboratuvarlarda, ameliyathanelerde gece gündüz güçsüzlerin gücü, çaresizlerin
çaresi olan, ölümle ve hastalıklarla mücadele eden bütün sağlık emekçilerine
derin şükranlarımızı sunuyoruz” denildi.

ÖDP tarafından yapılan
açıklama şöyle:

Bugün 14 Mart 2017.
Osmanlı İmparatorluğu’nda modern tıp eğitiminin başlangıcının yüz doksan
birinci yıldönümü. 1919 yılında 14 Mart tarihinde İngilizlerin işgali
altındaki İstanbul’da, tıbbiye 3. sınıf öğrencisi Hikmet Boran’ın önderliğinde
bir işgal protestosunun yıldönümü. O günden bu yana geçen sürede 14 Mart’lar
“Tıp Bayramı/Sağlık Haftası” olarak kutlanıyor.

Özgürlük ve Dayanışma
Partisi
 olarak tıbbın kurucuları İstanköy’lü Hipokrates’ten,
Bergama’lı Galenos’dan bu yana bu topraklarda; kırlarda, şehirlerde, tıp
fakültelerinde, hastanelerde, birinci basamak sağlık kurumlarında, acillerde,
polikliniklerde, laboratuvarlarda, ameliyathanelerde gece gündüz güçsüzlerin
gücü, çaresizlerin çaresi olan, ölümle ve hastalıklarla mücadele eden bütün
sağlık emekçilerine derin şükranlarımızı sunuyoruz.

Sağlıkta Dönüşüm Çöktü
Faturayı Halk Ödüyor

Dünya Bankası
öncülüğünde, AKP iktidarının 16 yıldır uyguladığı ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla birlikte sağlık hizmetleri
piyasanın emrine sunuldu. Ticarileşen sağlık ortamı sonucunda halkın parasız ve
nitelikli sağlık hizmetine erişimi her geçen gün zorlaştı. Kamucu sağlık
anlayışı kademe kademe tasfiye edildi.

Bugün, Sağlıkta
Dönüşüm Projesi sonucunda artık 11 kalemde katkı ve katılım payı ödeme
zorunluluğu bulunuyor. Her muayenede 5 TL’den başlayıp 15 TL’ye kadar muayene
ücreti, reçete bedeli, eşdeğer ilaç farkı, miktarı milyarları bulan istisnai
sağlık hizmeti ücreti, özel hastanelerde ilave ücret adı altında alınan bıçak
parası derken sağlık hizmetinden yararlanmanın her aşaması paralı hale
getirildi!

Dilek’leri Çaresiz
Bırakan Sağlık Düzeni Batsın

Genel Sağlık Sigortası
ile artık “tüm vatandaşların sağlık sigortası var” diyorlar. Oysa; bir işverene
bağlı olarak çalışmayan herkes sigortalı olmak için prim ödemek zorunda. Üstelik
18 yaşını bitiren ve üniversiteye gitmeyen ya da üniversite öğrencisi olsa da
25 yaşını dolduran çocuğunuz varsa onun için de prim ödemek zorundasınız.
Sigortasız çalıştırılanlar da, işsizlik sigortasından yararlanamayan işsizler
de, emeklilik için gün sayısını doldurup yaşa takılanlar da primlerini
ödeyemezlerse sağlık hizmeti alamıyorlar! “Ödeme gücü olmayan fakir
fukaranın sigorta primlerini devlet ödüyor.” diyorlar. Oysa; devlet ancak
aylık bütün geliri 592 TL’den az olanları fakir kabul ediyor. Bunun dışındaki
herkes prim ödemek zorunda kalıyor.

Sağlığa erişim ancak
parası olanlara ait bir ayrıcalık haline geliyor. Bu sağlık düzeninde, Kemal
Unakıtanlar “Yüce Rabbim Cleveland dedi” diyerek yurtdışına tedavi olmaya
giderken, parası olmadığı için kanser tedavisi göremeyen Dilek’ler muhtaç ve
çaresiz bırakılıyor, ölüme terk ediliyor!

Bu sağlık düzeninde
Konya’da Ayaz bebekler, Samsun’da Kübra bebekler sağlık hizmetine ulaşamadığı
için can veriyor!

Şehir Hastaneleri
Halkın Değil Şirketlerin Yararına

Şehir hastaneleri
kurarak hastaneleri yenilediklerini, daha nitelikli sağlık hizmeti
sunacaklarını söylüyorlar. Oysa, şehir hastaneleri kamu hastanelerini yabancı
ortaklı şirketlere altın tepside sunmak anlamına geliyor. Şehir hastaneleri
için devlet arsayı verecek, hem de yirmi beş yıl boyunca kira ödeyecek; kârı da
binayı yapan şirket toplayacak. Kamu kaynaklarıyla ödenecek paraların çok daha
azıyla o hastaneleri yapmak mümkünken katrilyonlarca lirayı özel şirketlere
peşkeş çekiyorlar. Üstelik, tıpkı Osmangazi Köprüsü’nde olduğu gibi, hastane
yeterince dolu olmazsa devlet aradaki farkı da şirkete ödeyecek. Tabi ki,
kamunun bütçesinden, halkın cebinden!

Üfürükle, Fetvayla,
Hacamatla Halk Sağlığı İle Oynanıyor

Fetvalarla, hastaların
ve hizmet sunan çalışanların kadın-erkek olarak ayıran uygulamalarla, aşı
yaptırmamaya, bilimin yerine hacamat uygulamalarının yaygınlaştırmaya yönelik
saldırılarla sağlıkta gerici dalga yaygınlaştırılıyor. Siyasal İslamcı rejimin
bir parçası olarak gelişen bu akımlar iktidar tarafından destekleniyor. Bilimin
ve aklın yerine hurafeyi koyan bu zihniyet, halkın sağlığı ile de
oynuyor. Sağlıkta muhafazakarlık ve gericilik bir hükümet politikası
olarak merdiven altından hastanelere ulaşıyor; İstanbul’un göbeğinde cin
hastaneleri açılıyor.

Sağlıkta Şiddet Yasası
Çıkarılmalı

Sağlık hizmet talebini
kamuoyu aracılığı ile kışkırtarak hastanelere başvuru sayıları kabartılıyor.
2002 yılında sağlık hizmeti için başvuranların sayısı 209 milyon iken bu rakam
2016 yılında 685 milyona ulaştı. Sayısı yetersiz olan sağlık çalışanları yoğun,
fazla ve özverili çalışmasıyla bu talebi karşılamaya çalışmakta ve tükenmişlik
yaşıyor.

Kışkırtılmış sağlık
hizmet talebini karşılamaya yetişemeyen hekim, hemşire, sağlık çalışanları
hizmetten memnuniyetsizliği olan hasta ve hasta yakınlarının şiddetine maruz
kalmakta, hayatlarını kaybediyor.

Son beş yılda şiddet
nedeniyle başvuru yapan sağlık emekçisi sayısı 50 bini bulmuştur. Bu rakamlar
buz dağının görülebilen yüzüdür. Kamuda amirlerin, özelde patronların ciro baskıları
şiddet başvurularını engellememekte, sağlıkta şiddeti de arttırmaktadır. Derhal
sağlık emekçilerini korumaya yönelik sağlıkta şiddet yasası çıkarılmalı,
yürürlüğe konmalıdır.

Güvenlik Soruşturması
Kaldırılsın

657 sayılı KHK ile 657
sayılı Devlet Memurları Yasası’na ek yapılarak, devlet memuru olabilmek için
‘güvenlik soruşturması ve arşiv taraması’ şartı getirildi. Bu uygulama
sonucunda, tamamen keyfi biçimde yüzlerce hekimin ve sağlık çalışanının çalışma
hakkı elinden alındı. Bin bir zahmetle kazandığı tıp fakültesinde, yıllarca
verdiği emeğin karşılığını alamayan hekimlerin mesleklerini icra etme ve eğitim
hakları ellerinden alınmaktır. Keyfi bir kararla hekimlerin geleceğini çalan
güvenlik soruşturması derhal kaldırılmalı, mağdur edilen hekimlerin hakları
teslim edilmelidir.

TTB’ye Dokunmayın !

Hekimlik mesleğinin
sorumluluğu ile yaşama sahip çıkan Türk Tabipleri Birliği’ne (TTB) yönelik
operasyon sonrasında şimdi yasa değişikliği ile etkisizleştirme planları yapılmaktadır.
TTB ve meslek örgütlerinin yasalarında gerçekleştirilecek değişiklikle, halk
için bilgi üreten ve denetim gerçekleştiren meslek kuruluşları tasfiye edilmek
istenmektedir. TTB’ye yönelik saldırılara son verilmelidir. “İyi hekimlik”
değerlerini savunan bu ülkenin hekimleri Gezi’de gönüllü revirlerde, 10 Ekim
Katliamında, Güvenpark Katliamında, Merasim Sokak Katliamında her daim halkın
yanında olmuştur.

Eşit, Ulaşılabilir, Nitelikli Sağlık Hizmeti Mümkün

Eşit, ulaşılabilir, nitelikli sağlık hizmet sunumu mümkündür.
Sağlık hizmetlerini piyasanın kar alanı olmaktan çıkarılıp kamu eliyle
sunulması, eşit ve nitelikli sağlık hizmeti yolundaki ilk adım olacaktır.

Sağlık tüm yurttaşların doğuştan kazanılmış, doğal ve anayasal
hakkıdır.

Sağlık hizmetlerinden yararlanma, parası olsun olmasın tüm
yurttaşların hakkıdır.

Sağlık piyasanın vahşi koşullarına terk edilecek ticari bir
sektör değil, toplumsal bir hizmettir. Herkese eşit, ücretsiz ve nitelikli
bir sağlık hizmeti ancak kamucu bir sağlık örgütlenmesiyle mümkündür.

Hastalığın, korku, kaygı, güvensizliğin yerini; eşitliğin,
yaşamın, dayanışmanın, huzurlu sağlıklı bir toplumun aldığı günlere hep
birlikte yol açacağız.

14 Mart’ları ruhuna
uygun bir şekilde, kutlama günlerine dönüştüreceğimize olan inancımızla tüm
sağlık çalışanlarını sevgiyle kucaklıyoruz.
































































Başkanlar Kurulu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir