İnsan Beynini Etkileyen 10 Roman 

Nitelikli kitapları okumak insan beynini
geliştirir, sosyal bağları güçlendirir ve bir biçimde bizi iyileştirir.


Bu gerçekten yola çıkan bir grup bilim insanı
beyni farklı biçimlerde etkileyen on romanı belirlemiş zamanında.


Toronto Üniversitesi öğretim üyesi psikiyatr
Keith Oatley ve Ingrid Wickelgren tarafından Scientific American’da yazılan
makaleye göre, roman kahramanlarıyla özdeşleşmek, hem hayal dünyasını
zenginleştiriyor, hem de sosyal bağları güçlendiriyor. 




Listede yer alan romanlara bir göz atalım: 

1) Johann von Goethe / Genç Werther’in Acıları
(1787)




Goethe’nin, henüz yirmi beş yaşındayken yazdığı
bu kitap kısa bir süre önce Charlotte adlı genç bir kadınla yaşadığı mutsuz
ilişkiden yola çıkıyor.


Edebiyat dünyasına, karşılıksız aşkıyla intihara
sürüklenen “Romantik kahraman”ı armağan eden bu büyüleyici mektup-roman,
şiirselliği ve yaşama tutkulu bakışıyla okuyucuları mıknatıs gibi kendine
çekmişti.


Almanya’da bütün gençliği etkisi altına alan
romanın, birçok intihara neden olduğu, Werther’in giydiği mavi frak, sarı yelek
ve çizmelerin döneminde moda yarattığı, Napoléon’un bile kitabı sürekli yanında
taşıdığı söylenir.


Son derece duyarlı ve tutkulu bir genç ressam
olan Werther’in, düşsel dostu Wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan Genç
Werther’in Acıları, edebiyatta akılcılığın yerini alan duygusallığın bir
başyapıtıdır.




2) Jane Austen / Aşk ve Gurur (1813)




Aşk ve Gurur, taşralı bir beyefendinin kızı olan
Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Fitzwilliam Darcy
arasındaki çatışmayı anlatır.




Soyluluk ve servetten kaynaklanan “gurur” ile
Elizabeth’in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği “önyargı”, Darcy’yi
mesafeli davranmak zorunda bırakır. Elizabeth’in davranışında da hem özsaygının
uyandırdığı “gurur”, hem de Darcy’nin züppeliği karşısındaki “önyargı” etkili
olur.


Zeki ve coşkulu Elizabeth İngiliz edebiyatının
en çok ilgi uyandıran kadın roman kişiliklerinden biridir.




3) Nathaniel Hawthorne / Kızıl Damga (1850)




Kızıl Damga, bir kadının utancının ve toplumda
maruz kaldığı zulmün trajik öyküsüdür.


Hester Prynne, bir İngiliz bilgini olan ve
kendisine, bir süre önce geleceğini söyleyen kocasını iki yıl boyunca bekler.
Adam döndüğünde, karısını kucağında bir bebekle bulur. Genç kadın, işlediği
zina suçunun cezası olarak, elbisesinin göğsüne işlenmiş bir “A” harfi taşımaya
mahkum edilmiş ve sonucunda kendisini hor gören komşuları tarafından
dışlanmıştır.


Hem kocasının hem de sevgilisinin kimliklerini
gizli tutmaya yeminli olan Hester, yardımseverliğiyle yavaş yavaş toplumun
saygısını kazanmaya başlar.


Hester Prynne’in, suç sayılan günahıyla
yüzleşirken sergilediği güç ile onu tek başına bırakan adamın korkaklığı ve
ahlaki zayıflığının tezatlığı, etkileyici olduğu kadar üzücü de olan bir sonla
çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriliyor kitapta.




4) Gustave Flaubert / Madam Bovary (1856)




Sıradan bir doktor olan Charles Bovary ile
yüksek idealleri ve lüks tutkusu olan karısı Emma Bovary’nin, yaşamının
tekdüzeliğinden sıyrılmak için girdiği ilişkilerini konu alan roman birçok
çevre tarafından ilk çağdaş realist roman sayılır.




Madam Bovary ilk kez 1857 yılında basılmıştır.
Yapıt, döneminde büyük yankılar uyandırmış, kitabın tümünün yayımlanması için
Flaubert’in mahkemeye gitmesi gerekmiştir.


Romantizmin idealist yaklaşımına bir tepki
olarak ortaya çıkan roman, realizm akımının ilk ve en önemli örneklerindendir.
Bu kitaptan sonra ‘Bovarizm’ akımı oluşmuş ve psikolojide tatminsizlik,
memnuniyetsizlik anlamına gelen bir rahatsızlık olarak yer almıştır.


Baş karakter Emma Bovary’nin sergilediği
davranışlar o dönemde büyük yankı uyandırmış ve bu yüzden yazar Flaubert uzun
yıllar boyu çeşitli eleştiri ve suçlamalara maruz kalmıştır.




5) George Eliot / Middlemarch: Taşra Yaşamı
Üstüne Bir Çalışma (1870)




Romanın hikâyesi 1830 ve 1832 yılları
arası, İngiltere’nin iç kısmında yer alan kurgusal Middlemarch kasabasında
geçmektedir. Çok sayıda karakter ve farklı ama birbiriyle kesişen anlatılar
içeren romanda kadınların konumu, evliliğin nitelikleri, idealizm ve bencillik,
din ve riyâkarlık, siyasi reform ve eğitim gibi temalara değinilmektedir.




6) Leo Tolstoy / Anna Karenina (1877) 

Eser, 1870’lerin Rusya’sında, toplumun üst
sınıfına mensup kimseler arasında yaşanan birbirinden bağımsız iki aşk
macerasını anlatmaktadır.


Olaylar Moskova’da, Petersburg’da ve
asilzadelerin yazlık malikanelerinde geçer. Romanda dürüst bir evliliğin
mutluluğu ile yasak bir ilişkinin düş kırıklıkları karşılaştırılır; sadakat,
tutku, kıskançlık gibi temalar işlenir; bir yandan da o dönemde Rusya’da
kadınların durumu, eğitim reformu gibi konular dile getirilir.




7) Virginia Woolf / Bayan Dalloway (1925)




“Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve
çılgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun
biçiminde.”


Virginia Woolf belki de en tanınmış romanı olan
Mrs. Dalloway için bir yazısında bunları söylüyor. Mrs. Dalloway, edebiyat
tarihinde daha sonraları “bilinç akışı”adıyla anılacak bir tekniğin en başarılı
örneğidir.




8) Toni Morrison / Sevilen (1987)




Toni Morrison’un 1988 Pulitzer Edebiyat Ödülü’nü
kazanan bu büyük romanın konusu, Amerika’nın iç savaşını izleyen yıllarda
Ohio’da geçiyor; köle Sethe’nin ve ailesinin çevresinde dönüyor.


Kentucky’de köle olarak bulunduğu bir çiftlikten
kaçan Sethe, yakalanacağını anlayınca, beyazların eline geçmemesi için iki
yaşındaki kızını öldürmeyi yeğler. Ölen küçük kızın ruhunun evde dolaştığına
inanan güzel ve gururlu Sethe, bu olayın etkisinden kendisini kurtaramaz.


Aradan on sekiz yıl geçtikten sonra Sethe’nin
evine bir genç kız gelir. Yirmi yaşındaki bu ilginç konuk, nereden geldiğini
bilmemekte, çatlak sesiyle bir çocuk gibi konuşmaktadır. Sethe’ye taparcasına
bağlı olan genç kız, adının Sevilen olduğunu söylemektedir.


Roman, Sethe’nin kölelikten özgürlüğe doğru
yaptığı zorlu yolculuğu anlatırken, geri dönüşlerle bu çarpıcı anlatımın içine
Sethe’nin geçmişindeki ürkütücü gerçekleri de katar.


Irk ayrımının olanca şiddetiyle hüküm sürdüğü
günlerde geçen olaylarda, kör inançlarla, ruhlarla dokunmuş roman örgüsü,
yoksulluğun ve özgürlük verirken, bir köle ve bir anne olarak Sethe’nin çektiği
acıları çok irkiltici bir biçimde anlatıyor.




9) J.M. Coetzee / Utanç (1999)




1999 Booker Roman Ödülü’nü alan bu roman dönüşüm
geçirmekte olan bir toplumun, Güney Afrika’nın öyküsünü anlatıyor.


İki kez evlenip boşanmış, bir kız babası olan,
elli iki yaşındaki Profesör Lurie’nin öyküsünde, hem siyasal hem de kişisel
dönüşümler, değişimler yaşayan bir toplumun insanını tanıtıyor.


Acımasız bir dürüstlükle yazan J. M. Coetzee,
okura yumuşak bir roman sunmuyor, sert bir öykü anlatıyor, hem keyifli, hem
kasvetli bir öykü.




10) Mohsin Hamid / Gönülsüz Köktendinci (2007)




İstemeye istemeye “köktendinci” olan bir genç
adamın hikâyesi. İstemeye istemeye ne demek? Köktendinci ne demek? Bu
kavramları da açmayı ihmal etmiyor yazar.


Kahramanı Cengiz, Amerika’ya okumaya giden
yetenekli, zeki, pırıl pırıl Pakistanlı bir genç. Princeton Üniversitesi
İşletme Bölümü’nden mezun olur. Sınıfının birincisi, okulun en iyisidir.
Toplumdaki seçkinler arasına katılır. Bir Amerikan firmasında muhteşem bir iş
edinir.


Bundan sonra tek yapması gereken, kendini
kapitalizmin ritmine uydurmak, devamlı çalışmak, paralanmak ve yükselmektir.
Ancak işler farklı gelişir.


Mohsin Hamid bu “seçilmiş”, “sürüden ayrılmış”,
fazlasıyla Amerikanlaşmış Pakistanlı gencin nasıl olup da 11 Eylül sonrası
kendi içinde derin bir kimlik bölünmesi yaşadığını, etrafındaki herkesten ve
her şeyden soğuduğunu, tepkisel ve kindar olduğunu ve son tahlilde Amerika’yı
terk edip Pakistan’a dönmeyi seçtiğini anlatıyor kitabında.


Bu kitapları keşfetmeniz dileğimizle… 

Referans: https://www.scientificamerican.com/article/fiction-stories-that-sharpen-your-mind/




Matematiksel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet