Beni Türk hekimlerine
emanet etmeyiniz

Bu aralar fakülte günlerini daha sık yâdeder
oldum. İç karartıcı ve bir türlü ısıtılamayan anfilerde aldığım eğitimin
eleştirilecek çok tarafı olsa da en azından bir eğitim varmış…

Çok beğendiği lokantaların mutfaklarını görünce insanın artık
dışarıda yiyesi gelmeyebilir. Uzaktan bakınca hekimlerin kendi ve yakınlarının
sağlık sorunlarını kolay biçimde çözdükleri zannediliyor, oysa işin mutfağını
biliyor olmak çoğunlukla işleri zorlaştırır. Sağlık alanında işin mutfağı kısmı
iyi bir konu olabilirdi, ben mutfaktan da öncesine, tarlaya bakmayı teklif
edeceğim bugün. Ülkede nasıl doktor yetiştiriyoruz?

Doktorlar Sitesi’nin haberine göre 2007
yılında kurulan Giresun Tıp Fakültesi halen hastane açamadığından öğrenciler
hasta göremeden, sadece teorik eğitimle Dahiliye, Pediatri, K.Doğum, Anestezi,
Kardiyoloji ve Radyoloji stajlarını tamamlamaktalar. Hasta görmeden sadece
teorik eğitimle hekimlik yapmak nasıl da sakıncalı bir durum, değil mi? Yine de
beterin beteri var, Beyin Cerrahi, Psikiyatri, Nöroloji, Plastik Cerrahi,
Dermatoloji ve Göğüs Cerrahi bölümlerinde öğretim üyesi bulunmadığından teorik
eğitimi de verecek kimse yok. Bu okul faal ve doktor yetiştiriyor.

Hekimlik bilimden
yararlanan bir zanaat, o yüzden de öğrenme süreci usta-çırak ilişkisini
gerektiriyor. Öğrenme teknikleri ne kadar gelişirse gelişsin bir hocaya her
zaman ihtiyaç duyulacak. Hocalar önemli. Önemli ama Yıldırım Beyazıt
Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde o hocaların nasıl seçildiğini duyduğunuzda
tadınız kaçacaktır. 2011 yılında Tıp Fakültesi için açılan 33 kişilik
kadroların koşulları oldukça ilginçti. Pek çok kadro için sağlık yöneticiliği
yapmış olma şartı aranmaktaydı. Genel Cerrahi kadrosu için kabızlık cerrahisi
deneyimi aranması da çok spesifik birilerinin tarif edildiği duygusunu
uyandırmaktaydı. Ankara Tabip Odası atamadan önce 33 isimden 31’inin kim
olduğunu öngördü ve öngörüsünü notere onaylattı. ATO’nun öngörülerinin hepsi
tutmuştu. Zaten NTV’nin haberine göre bu enteresan kadro
ilanını yapan Prof. Dr. Metin Doğan da daha önce hiçbir yerde öğretim üyesi olarak
çalışmadan rektörlüğe getirilmişti.

ATO bununla da
kalmadı, doçentlikte 5. yıllarını doldurur doldurmaz 1 günde profesör olanların
peşine düştü. Hemşirelik yüksek okulundan profesörlüğünü alan ürolog mu
istersiniz, aynı anda bir yerde profesör, bir yerde başhekim, iki farklı eğitim
hastanesinde klinik şefi olanını mı… Uçan profesör olarak adlandırılan bu
modelin ayrıntılarını da Milliyet’in haberinden edinebilirsiniz.

Keşke öğretim
üyeleri kadroları liyakat öncelenerek ilan edilse. Mesela akademik olarak
üretken olanlar bu kadroları hak etse. Fakat memlekette bu kriter de
işlemeyebilir. Habertürk’ten Pervin Kaplan’ın haberine göre akademisyenler
bir atıf çetesi kurmuşlar. Burada küçük bir parantez açmak gerek. Bir bilimsel
yayın organının itibarı yayımladığı makalelerin ne kadar atıf aldığı ile
ölçülür. Yeterince atıf almayan -yani bilimsel değeri fazla olmayan- yayınları
basan dergilerin “impact factor” olarak ölçümlenen itibarı da düşük olur ve bu
dergiler endekslere dahil olamazlar. Bizim bu atıf çetemiz ise Çin ve
Malezya’daki bazı dergilerle organize olup, sürekli birbirlerine atıf vererek
yaptıkları içi boş yayınlarla dergilerinin itibarını oldukça yükseltmeyi
başarmışlar. Bu sahtecilikleri ayarsızca yapan dergilerden biri Science
dergisini geçince durum farkedilmiş ve endeksleme araçlarından çıkartılmış. Bu
sahtecilik sayesinde TÜBİTAK’tan 2-3 milyon TL hortumlamak da mümkün olmuş.
Anlayacağınız hocanın liyakatini ölçmek bile mümkün olamayabilir.

İşin tarlası bu şekildeyken mutfağının iyi olması mümkün değil.
Düzce Üniversitesi Hastanesi’ne resmi evrakta sahtecilikten sabıkalı beden eğitimi öğretmeninin başhekim olarak atanması,
Abant İzzet Baysal Tıp Fakültesi dekanlığına bir veteriner hekimin atanması artık
şaşırtmıyor.





















Bu aralar, yaşlılıktan
mıdır bilemiyorum, fakülte günlerini daha sık yâdeder oldum. Tarihi, iç
karartıcı ve bir türlü ısıtılamayan anfilerde girdiğimiz ve kırdığımız
dersleri… Aldığım eğitimin eleştirilecek çok tarafı vardı, zamanı geri alsam
değiştirmek isteyeceğim çok şey var. Eleştirilecek tarafları olsa da bir eğitim
varmış en azından.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet