SAĞLIK & TIP & HASTANELER & PSİKOLOJİ & SOSYOLOJİ & KİŞİSEL GELİŞİM & FELSEFE


İHSAN SEFA : Bugünden sonrası


Başlıktan da anladığınız gibi koronadan sonrasını
anlatacağım. Kim ne derse desin, korona dünyada pek çok dengeleri alt üst eden
bir milat olacaktır.


Koronanın ilk ortaya çıktığı, daha doğrusu yeni bir
virüs salgını olarak tanımlandığı 23 Aralık’tan bu yana bakın, neler oldu bir
hatırlayalım:


  • 27 Aralık 2019 tarihinde Wuhan’daki bir hastaneye
    ağır pnömoni tanısıyla üç hasta yatırılmasıyla yeni bir salgın olduğu
    ortaya çıkmış. Araştırmacılar, bilinen koronovirüsün mutasyona uğraması
    ile ortaya çıkan bu yeni virüsü, Kovid-19 olarak tanımlanmıştır. Bu
    bilinen koronovirüsün 7’nci mutasyonu imiş. Yani insanlık daha çok
    koronolarla karşılaşacak.
  • Çin yönetimi salgını erken fark edip önce Wuhan
    kentine bazı kısıtlamalar getirdi. Şubat ortasına kadar da 56 milyon
    insanın yaşadığı Hubei eyaletinin tamamında aynı tedbirleri
    aldı. Salgınla mücadele için 8-10 gün içinde binlerce yataklı
    hastaneler oluşturdu. Sonuçta salgını yendi ve Nisan ayı başından itibaren
    de Hubei eyaletinde ve tüm Çin de hayat normale dönmeye başladı.


Bu arada Avrupa ve ABD ne yaptı?


  • Malum merkezli koro, hep bir ağızdan Çin’e karşı
    kara propagandaya başladılar. Çin insan haklarını ihlal ediyormuş.
    İnsanlarının yaşantısını kısıtlıyormuş… Hatta Kovid-19’u Çin
    devleti üretti diyenler bile oldu.
  • Virüs AB ve ABD’de yayılmaya başlayınca olanları
    hepimiz biliyoruz. Hani boks maçında rakipten kuvvetli bir yumruk yiyerek
    nakavt olan boksör gibi, Avrupa’nın pek çok ülkesinde sağlık sistemi
    çöktü. Çin’e laf edenler panik halinde sokağa çıkma yasakları dahil pek
    çok insan haklarını kısıtlayıcı önlemleri bir bir yürürlüğe koydular.
    AB’den yardım isteyenleri mi ararsın, NATO yetiş diyenleri mi ararsın,
    hepsi çığlık çığlığa. Ha bu arada birbirlerinin tıbbi malzeme taşıyan
    gemilerine el koyanlar, yani haydutluklara dahi başvuran ülkeleri gördük.
    Gerçi bu emperyalistlerin başkalarına saldırdıklarını, sömürü
    hortumlarını dünyanın dört bir yanına uzattıklarını biliyorduk da, şimdi
    birbirlerinin malını gaspettiklerine şahit oluyoruz.
  • İtalya’ya AB’den de yardım gelmedi, NATO’dan da.
    Kimden geldi, Rusya’dan, hem de İtalya’nın üyesi olduğu NATO’nun düşman
    safındaki ülkeden. Putin’de NATO’ya ve AB’ye meydan okurcasına askeri
    doktorlar ve tıbbi yardım malzemesi eşliğinde askeri birliğini
    İtalya’ya gönderdi. İtalyan halkı AB bayraklarını yakıp Rus bayraklarını astı.
  • İspanya’ya da yine müttefiki NATO’dan ve ABD’den
    yardım alamadı. NATO’nun düşman kategorisindeki Küba’dan yardım geldi. Bu
    arada hakkını yemeyelim, Almanya Kovid-19 mücadelesinde daha iyi
    durumda ve AB ülkelerine yardım ediyor görünebilmek için Fransa’dan 2,
    İtalya’dan da 9 hastayı tedavi etmek üzere ülkesine almış. Ne büyük
    fedakarlık!
  • ABD ise tamamen vahşi bir kapitalizmle parası
    olmayan ölsün zihniyetinde. Sağlık, özel sektörün elinde. En ucuz
    sağlık sigortasının bile aylık 500 USD olduğu ve hatta bu tür salgınlarında
    pek çok sigortanın kapsamında olmadığı biliniyor. 9 Nisan itibariyle
    435 bin vaka ve 15 binden fazla ölümle ABD dünyada 1’nci sıradadır.
    Maalesef Çin’i 5 e katlamış.
  • Batı’nın sağlıkta çöküşü ve buna karşılık Çin ve
    Rusya’nın, Hindistan gibi ülkelerin salgın mücadelesindeki
    başarılarının ana unsuru; sosyal devletin ve kamuculuğun bu ülkelerde ön
    planda olmasıdır. Bu ülkelerde insan odaklı yönetimler kendi insanını
    korumayı hedeflemişlerdir. Öte yandan kendi yaralarını sararken Batı’ya da
    yardımdan geri kalmamışlardır. Çin tüm dünyaya tıbbi yardım göndermekte ve
    kendisine yapılan haksız saldırılara rağmen ülke ayırmaksızın tıbbi bilgi
    ve deneyimlerini paylaşmaktadır.
  • Özetlersek Batı ve liberal ekonomilerde öncelik
    sermaye ve sermayedarı korumak iken doğuda, devletçi ekonomilerde
    önceliğin insan ve insanı korumak olduğu Kovid-19 ile tartışmasız olarak
    bir kez daha ortaya çıkmıştır.


‘Bundan sonra ne olur’ sorusunun cevabına gelince;


Yukarıda özetlemeye çalıştığım gelişmeler aslında
sorunun cevabını veriyor. Çökmekte olan NATO ve ABD imparatorluğunun
cenazesinin kaldırılma zamanı gelmiştir. AB zaten zorlanarak ayakta
durabilirken şimdi birbirlerine olan itimat ve güveni yitirdiklerinden,
toparlanmaları çok zordur. Dünyada tek kutup dönemi bitmiştir. Liberalizm
de çökmüştür. Devletçi yönetimler ön plana çıkacaktır. Artık insanlığın
birbiriyle kavga yerine müşterek düşmana yöneleceği bir dönem başlamıştır. Daha
çok korona ve benzerleri karşımıza çıkacaktır. Dünya sağlık sistemi
ve sağlık ordusunun da en az ülke güvenliğini sağlayan ordular kadar
önemli olduğu ortaya çıkmıştır. İnsanlığın müşterek düşmanına karşı
birlikte hareket etme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Çin’deki salgın çıkınca
sevinçten elini ovuşturanlar şunu gördüler ki komşudaki yangın onları da
yakıyor.


Sonuç olarak yeni bir dünya düzeni ortaya çıkacaktır.
Be ben değil biz, birlikte kazanıp birlikte bölüşelim anlayışı öne çıkacaktır.
Dünya ve insanlık için bu zorunludur kaçınılmazdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir