Prospektüs ve
İnternet Doktorculuğu !..

Prospektüs, kutu ile satın alınan ilaç
kutularının içinden çıkan bir tanıtım ve kullanma kılavuzudur.   Bir kısmı Latince, diğer bölümü ise tıp
terimleri ile hazırlanmış bu bilgi sunmak amaçlı yazılı kâğıtlar, sanki hastaların
aklını karıştırmak amacı ile hazırlanmış ve okunması zor olacak kadar küçük
harflerin tercih edildiği bir bilmece yumağıdır.   İşin ilginç yanı, bu kılavuzu okumak
hastaların ama çoklukla okuma yazma bilen hasta yakınlarının takıntısıdır.

Prospektüsler birkaç başlık halinde hazırlanmış
ve gereksiz bilgilerle şişirilmiş özetleri içerirler.  İlk başlık, ilacın orijinal ismi ve hatta
biyokimyasal formülünü içerir.  Bu bölümün
hastaya ve hasta yakınlarına ne yararı varsa, akıl almaz teferruatla doldurulmuştur.  İşin en hoş tarafı ise doktorlar için dahi
yararlı şeyler değildir yazılanlar.

İkinci başlık ilacın yararlı ve kullanılmasının
gerekli olduğu hastalıklara ayrılmıştır. 
Neyse ki, bu bölüm madde madde ve kısa geçilmiş olur.

Önemli olan ve en uzun başlık altında ilacın
kullanılması halinde oluşabilecek bazı komplikasyonları tafsilatlı şekilde
anlatan yan etkiler bölümüdür ki, anlatılır da anlatılır.   Tabii bunu okuyan hasta ve hasta yakınları
kendilerine deva sunan bir ilaçla değil, zehirlenme riskinin öne çıktığı bir
madde ile karşılaştıkları paniğine kapılırlar.  
Bu nedenle doktorunu bilgisizlikle suçlayanlar, yanlış ilaç verildiğini
düşünen ve bu nedenle de tedaviyi bırakanlar azımsanmaz boyuttadır.  Hâlbuki bu yazılanların ilaç firmasının kendisini
olası yasal risklere karşı korumak amaçlı bir cin fikirli bir önlem olduğunu
bilemezler.  Hasta ve hasta yakınları
bilemez olabilirler, ama Sağlık Bakanlığı yetkilileri neden bu hinoğlu hinlik
sayılacak tezgâha engel olmazlar, elli yıllık meslek yaşamımda bunu
anlayabilmiş değilim!

Son başlık ise ilacın nasıl kullanılacağını
öneren birkaç tümceden ibarettir.

İlaçların maliyet arttıran şık kutularla ve
içinde gene hastanın ödeme yükünü arttıran uzun prospektüslerle pazarlanmakta
olduğu yanlışını ülkemin Sağlık Bakanlığı yetkilileri nasıl izah ederler halen
bilemiyorum.  Kanımca, eczacılarımıza
verilecek büyük ambalajlı ilaç kutuları ile doktorun reçetesinde yazdığı kadar
ilacı tane ile hesaplayarak uygun bir küçük zarf içinde vermek çok daha doğru
olurdu.  Hem ilacın maliyeti azaltılır ve
hem de ilaç kutularından çıkan ve çoklukla çöpe atılan prospektüs masrafı
ortadan kaldırılabilirdi.  Kaldı ki, her
okur yazar vatandaşın prospektüs doktorculuğuna soyunmasının tehlikesi de
böylece önlenebilirdi.  Sanırım bütçemize
ağır yükler getiren büyük hastaneler yapmak yanlışının ötesinde çok daha
yararlı bir sağlık hizmeti başarılmış olurdu.

Prospektüs doktorculuğuna ek olarak, tıp
mensuplarının başına gelen ikinci önemli sorun da internet sayesinde hastanın
ve hasta yakınlarının bilgi sahibi olamadan fikir sahibi olmalarına fırsat
tanıyan internet doktorculuğu problemidir. 
Medya organlarının kısa sohbetlerle vermeğe çalıştıkları ve ekrana konuk
olan hekim meslektaşlarımızın sıklıkla egolarını kontrol edemediklerini üzüntü
ile izlediğim sağlık programlarına ek olarak, şimdi de internet doktorculuğu
türemiş olmaktadır.  Bu bilgilendirme
programları bazen objektif olmaktan öteye insanlarımızı paniğe kaptıracak
noktalara kadar saptırılmaktadır.  Belli
ki, tıp mensuplarına ev sahipliği yapan meslek kuruluşları ve Tabip Odaları
sorumlularının uyarıları da etkisiz kalmaktadır.   Kişisel kanım, bu programlara konuk olan
değerli meslektaşlarımızın en azından tıbbi deontoloji olarak bilinen evrensel
kıstasları unutmakta olmalarının sancılarını halen çekmekte olduğumuzu
düşündürmektedir.  Acaba bu konu da Tıp
Eğitimi veren kurumlarımız bir sorumlulukları olabileceğini düşünmekte
midirler?!

İnternet ağı, gerçekten bir gayya kuyusudur.  Özellikle bazı kanallar engellenmiş olsa
bile, birkaç düğmeye basınca kaynak bilgilere ulaşabilmek şimdiler de
kolaylaşmıştır.  Tabii bir hastanın ve
hasta yakınının aklına gelebilecek en kolay yöntem, internet aracılığı ile bir
hastalık hakkında bilgi almaktır.  Ancak
alınan bu kısa bilginin o bilgiyi edinenin doktor sayılacağı ve tanı ile
tedaviyi kendince programlayacağı anlamına tabii ki gelemez.   Bunu deneyimlerimle söylerken, halen
mesleğine devam eden meslektaşlarım adına ne denli bir sıkıntı olabileceğini
anımsayarak vurguluyorum.  Kısa ve özet
bir bilgi edinen kişi veya kişiler, kendilerince doktorunu sınavdan
geçirdiklerini ve hatta eleştirdiklerini düşünebilirler.  Aslında yeterince bilgi sahibi olmadan fikir
sahibi olmalarının acı faturası sonunda kendi sağlıklarına yazılacaktır.  
 

Tıp eğitim ve öğretimi, internetten okunacak
birkaç sayfa ile yapılabilse idi, 
dünyanın sağlık sorunları Hz. Adem’ den bu yana çözümlenmiş olurdu. 

Günümüzde
maalesef bazı eğitim yanlışları yapılmaktadır.  
Örneğin; yılların eğitim ve öğretimi ile ortaya çıkabilecek subay
olabilmek hasleti, çok yakında izlediğimiz gibi 8 (sekiz) aya indirilmiş
olabilmiştir.  Bu eksik eğitim döneminin
faturası geri tepecek gene TSK’ne ve ülkemize yansıyacaktır, bu kesindir.  Bu yanlış örneği bahane ederek, bir iki yıl
internetle idare edilecek bir tıp eğitimini umarım ülkemizde yaşamayız.   Zira Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ni yok
ederek yerine MSB’na bağlı bir askeri tabip yetiştirme programı da yürürlüğe
girmiştir.  Geleceğinden kuşku duymakta
olduğumu bu yazım ile özellikle kayıt altına almak istiyorum!..












































Erdal Akalın (02.12.2017)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet