SAĞLIK & TIP & HASTANELER & PSİKOLOJİ & SOSYOLOJİ & KİŞİSEL GELİŞİM & FELSEFE

DR. AYŞEGÜL
ÇORUHLU : Korona virüsü oksijen seviyesi düşük olanlara mı kolay bulaşıyor ???


Korona virüsü
üzerine eski yazılarımı okuyarak oldukça ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. O
yazılarda da bu yazdığım yazıda da kolayca etrafta rastlamayacağınız bilgileri
bulacaksınız umuyorum. Bunun sebebi, mevcut medikal bilgilerin henüz birbirine
bağlanıp ‘connecting dots’ denen ‘noktaları birbirine bağlama ‘ halinin yapılmamış
olmasıdır. Size bu bilgi bağlamalarını önceden yapmak istiyorum.


Bu yazıdaki yeni bilgiler şu sorulara cevap verir:


  1. Korona virüsü neden çok hızlı bulaşabilmektedir?
  2. Korona virüsü sadece ‘düşük bağışıklığı ‘ olanı mı seçer?
  3. Hastaların ,  hastalanmadan önceki doku oksijenlenme
    durumu hastalığın seyrinde etkili midir?
  4. Oksijenlenme sadece nefes ile ilgilidir? Yediklerinle
    oksijenin bir alakası var mıdır?
  5. Bu yazının altını çizdiği yeni durumlar için ne gibi çözüm
    önerilerim olabilir?


Korona virüsü
neden çok hızlı bulaşabilmektedir?


Virüsün, 
akciğer alveolü içerisindeki ACE2 isimli reseptöre anahtar-kilit uyumu gibi
uyumlanarak hüce içine girdiğini biliyoruz.


Bu ACE2 reseptörlerinin
sayısının, çocuklarda az ama büyüklerde daha fazla olduğunu biliyoruz.


Burada yeni olan
durum şudur: Korona virüsü bu ACE2 reseptörüne yapışırken bizden de yardım
alır. Yani biz istemeyerek ona yardım ederiz.


Şöyle, Virüsün
ACE2’ye bağlandıktan sonra kullandığı bir ‘protein dönüştürücü’ var.
Adı FURİN. Virüs ACE2’ye bağlanırken  bizde hücrelerimizde olan FURİN
isimli bir maddeyi kullanarak kendini hücreye ÇOK SIKI bağlar. Bu Furinleri
kullanarak sıkı bağlanma becerisi diğer SARS virüslerinde yoktu!! 
İnfluenzada falan da yoktu. Bu, çok sofistike bir bağlanma şeklidir. Ebola ve
HİV virüsünde bu vardı.


Bu FURİN aracılı
bağlanma SARS Cov 2’yi yani koronayı normal SARS tan 1000 kat daha hızlı
bulaştırır.


İşte ilk
sorumuzun cevabı Koronanın ACE2’ye bağlanırken bizden aldığı FURİN yardımıdır.
İstemeyerek ona bu yardımı sağlarız.


Peki bu furinler
herkeste aynı miktarda mıdır?


Şimdi ikinci
sorumuz cevaplayabiliriz.


Korona virüsü
sadece ‘düşük bağışıklığı ‘ olanı mı seçer?


Hayır sadece
düşük bağışıklığı olanı değil, bulaşırken en çok ACE2 si ve en çok Furini olanı
seçer.


Peki; Furinler neden artar? Eğer vücutta dolaşan kanda veya
dokularda hipoksi yani oksijen azlığı durumu varsa Furinlerin sayısı artar.
Hipoksi sonucunda HİF1alfa isimli ‘ hipoksi ile indüklenen faktör’ denen bir
madde artar. HIF1alfa vücuttaki az oksijen durumunda ortaya çıkan bir
moleküldür. Yaptığı başka işler de olmakla beraber HİF1 alfa Furin sayısını
arttırır. 


Demek ki; doku
veya kanda oksijen azalması durumu olan  insanlara bulaşması daha
kolaydır. Sigara içenler ve büyük şehrin kirli havasını soluyanlar bu yüzden
ilk etapta  hastalığın çok görüldüğü kişilerdir.


Ancak hipoksi
durumu sadece bu iki hemen akla gelen sebeple açıklanamaz. Devamı bir sonraki
sorunun cevabındadır.


Hastaların , 
hastalanmadan önceki doku oksijenle durumu hastalığın seyrinde etkili midir?


Cevabımız evet.


İlk akla gelen
oksijen azlığı durumları sigara ve kirli hava olabilir. Ama dahası bireysel
başka faktörlerle gelir.


Doku veya kanda
oksijen nasıl az olur?


Nefes ile ilgili
sorunlar:


  • uyku apnesi
  • astım
  • koah
  • sinüslerin doluluğu
  • deviasyon
  • diş sıkma
  • panik atak
  • anksiyete
  • havasız ortam


Metabolik
durumlar:


  • böbrek hastalıkları
  • tansiyon sorunu
  • kalp hastalıkları
  • diabet
  • kronik inflamasyonla giden hastalıklar
  • ağır anemiler
  • bazı kan hastalıkları


-Yaş : Yaş
ilerledikçe vücuttaki oksijenleme giderek azalır.


Oksijenlenmenin
sadece nefes ve akciğerle ilgili olmadığını başka etkenlerinde bu durumu
değiştirdiğini yukarda sıraladık. Bunlarda sadece beslenmeye bağlı
değiştirebileceğimiz konulardan diyabeti ve pre-diyabeti ele alalım ve diğer
sorumuzu bu minvalde soralım:


Oksijenlenme
sadece nefes ile ilgilidir? Yediklerinle oksijenin bir alakası var mıdır?


Evet yediklerimiz
ile doku Oksijenizasyon’unun birebir alakası vardır.


Bu konu uzun uzun
ele alınabilecek iken ben en çarpıcı ve basit anlaşılır örneklem ile konuyu
devam ettireceğim.


Konumuz diyabet-
pre-diyabet ve obezite konusun oksijenlenmeye olumsuz etkisidir.


Obezitede teknik
biyokimyasal detaylara hiç girmesem de basitçe , kilonun hacimsel olarak
akciğere baskı yapıp derin nefes almamızı azaltacağını kavramak kolaydır.


Diabet konularına
gelirsek , sadece üç aylık şeker ortalamasını anlatan HBA1c testinden olaya
bakarsak bile durumu kavrarız.


Hemoglobin A1c ,
kandaki eritrositlerin içindeki hemoglobinden bahis ederler.


Hemoglobin, kanın
oksijen taşıyan kısmı olan ‘hem ‘ grubunu içerir.


Hem , vücutta
oksijeni taşıyan en temel maddedir.


HbA1c 
testi, 3 aylık şeker ortalamasının vücuttaki zararının izdüşümü ölçülür. Yüksek
şeker, kanda dolaşırken gider bu hem-oglobulini şekerlendirir. HBA1c testi
‘şekerlenmiş hem-oglobin demektir.


Hemoglobin
şekerlenirse ne olur: Şekerlenmiş hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesi düşer.


Yani yüksek HBA1c
ile giden diabet durumunda bu kişiler kronik hipoksi yani kronik oksijensizlik
halindedirler. Dolayısı ile bu kişilerde HIF in arttığını , onun Furini arttırdığını,
onun da Koronanın ACE2 ye bağlanma kapasitesini arttırdığını anlayabiliriz. Bu
durumu anladıysak diyabet olsak da olmasak da kan şekerinin yüksek olmamasının
bizi koruyacağını anlıyoruz.


Peki ne yapalım
da azaltalım. Son sorumuz kısaca özetler:


Bu yazının altını
çizdiği yeni durumlar için ne gibi çözüm önerilerim olabilir?


Yıllarca yazdığım
ve söylediğim gibi, kötü bir gıda yiyeceğine aç kal daha iyi.


  • Akşam 17 civarında akşam yemeğini ye, geçe bırakma.
  • Basit karbonhidratları, basit şekerlileri yeme.
  • Sebze ağırlıklı beslen.
  • Meyveyi gündüz ye.
  • Lokmalarını hızlı yutma, çok çiğne.
  • İşlenmiş etleri yeme, proteini azalt.
  • Ama iyi yağları arttır.
  • Baharatları unutma.


Elbette çok
ayrıntı yazabilirdim. ama zaten YAZDIM!  ‘Tokuz
ama açız’
kitabım bu konuda anlaması en kolay kitabımdır. Daha ileri bilgi
için diğer kitaplarıma da bakılabilir.


Bu yazının amacı
ne yiyeceğiniz değildir, bu lütfen sizin sorumluluğunuzda olsun.


Bu yazının amacı Furin aracığı
virus bağlanma kapasitesinin hipoksi ile alakalı
olduğunun
altını çizmektir.


Diğer bir yazım;


 Demir ve
vitamin C


ile ilgili olanı
okuduğunuzda da virüsün yine Hemoglobindeki deki ‘HEM’ grubuna  saldırdığını
okuyacaksınız. Korona virüsü, Hem’in beta zincirine saldırır.


görülüyor ki
Korona virüsü çok akıllı. Şaka tabi. Virüsleri canlı bile saymıyoruz. Ama
Korona görüldüğü üzere Hemoglobine saldırıp bizim kandaki oksijenimizi
azaltıyor ki Furinler artsın, o da hücreye daha sıkı bağlansın.


Covid19
hastalığınadaki oksijensizlik sorunu konusunda durum öyle bir noktaya geldi ki
hekimler şu soruyu soruyorlar:


‘Bu covid19
gercekten bir akciğer hastalığı mıdır, yoksa tıpkı ‘yüksek irtifa
hastalığında’
olduğu gibi bir oksijenlenme hastalığı mıdır?
Tedavimize yüksek irtifa hastalığı tedavisini de eklesek mi?’


Bunlar medikal
dünyada yeni sorulardır. Yeni çözümler de gelecektir.


Ben hipoksi için
3 öneriye sahibim.


Vitamin  C uygulanması ( yapılıyor)


Nitrik oksit solutulması ( deneniyor)


IV Methylen blue uygulaması ( gündemde hiç yok)


Bu yazımızda her
seviyede bilgi ve yeni bakış açısı isteyen herkese ulaşabildiğimi umarım.


Sevgi ve
saygılarımla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir