YILMAZ ÖZDİL : İşte
GATA gerçeği


Sağlık bakanı Recep Akdağ’ın, sağlık
bakanlığını Menzil cemaatinin etkisine terk ettiği kanaati kamuoyunda
yerleşmiştir. Bu bakan, şimdi aynı şeyi GATA ve 35 askeri hastanede de yapacak.


Sağlık bakanı “terör bölgesinde
yaralananlar bakanlığa bağlı hastanelerde, üniversite hastanelerinde tedavi
edilmiştir, GATA’ya getirilen küçük bir kısımdır” diyor. Bu iddia doğru
mudur? Ocak ayıyla Ağustos ayı arasında devlet veya üniversite hastanelerine
giden yaralı sayısı 119’dur. Aynı dönemde askeri hastanelere gelen yaralı
sayısı 1523’tür. Sağlık bakanı doğru söylemiyor.


Sağlık bakanı, askeri doktorla sivil
doktor arasında fark olmadığı izlenimi veriyor. Bu doğru değildir. Askeri
tıbbiyeli dört askeri kamp eğitiminden geçiyor. Havacı askeri tabipler iki ay
uçuş fizyolojisi eğitimi görüyor, uçuş eğitimi görüyor. Denizci tabip subaylar
sualtı dalış eğitimi alıyor. Bu askeri eğitimler, silah arkadaşlığı duygusu
yaratıyor. Askerler, komutanım dediği doktora güveniyor.


Askeri sağlık sistemi sadece GATA
değildir. GATA merkezdir. Yurdun değişik yerlerinde 35 askeri hastane ve 600
askeri sağlık merkezi var. Sırf bu sağlık merkezlerinde 1000 askeri doktor
çalışıyordu. Mesela, Diyarbakır askeri hastanesindeki bir doktor, gerekirse
GATA’daki hocasını arar, ne yapacağını sorardı. Şimdi bu zincir koptu.


GATA ve askeri sağlık sistemi
kötüleniyor. Karalama kampanyası yürütülüyor. Düşük kapasiteyle çalıştığı
söyleniyor. Halbuki, askeri hastaneler sefer görev hastanesidir. Asla tam dolu
çalışmaz. Hele Türkiye gibi, ordusu savaşan bir ülkenin askeri hastaneleri,
sürekli stratejik miktarda boş yer tutar.


Sağlık bakanlığı bu boş tutulan
yerleri dolduruyor, her hastanenin alabileceği hastaları GATA’ya alıyor. Bu
akıl dışı politikanın bedelini de savaşan askerlerimiz ödüyor. Mesela… GATA’nın
yanık tedavi bölümünü doldurdular, Suriye’de IŞİD saldırısında ağır yaralanan
uzman çavuş Akif Güleç nakledilemedi, Adana’da, bu konuda uzmanlığı olmayan bir
hastanede şehit oldu. Sağlık bakanı vicdan azabı çekmek yerine, “GATA’da
yanık ünitesinde nöbetçi doktor yok” diyerek halkı yanıltmaya çalışıyor.
Akif’in şehit olmasının hesabını Allah’a sadece IŞİD teröristleri değil, sağlık
bakanı da verecek.


Yüzbaşı Özgür Özekin, Hakkari’de üç
gün hastanede tutuldu, tomografisi bile çekilmeden Ankara’ya getirildi. Neden
üç gün bekletildi? Çünkü… Sağlık bakanlığının helikopterini kullanan pilot,
gitmeye korktu. Özgür Özekin yüzbaşı, hastaneye getirildiğinde, olması gereken
multicic potasyum ilacı yoktu, ailesinden temin etmesi istendi. Aile bu ilacı
Eskişehir’den bulabildi, saat 23.30’da GATA’ya yetiştirdi ama, yüzbaşımız saat
01.30’da şehit oldu.


Sağlık bakanı “yüzbaşıya 40
ünite kan verildi” diyerek, kurtarılamayacak durumda olduğunu ima etti.
Oysa, 100 ünite kan verilip kurtarılan gazilerimiz var. Üstelik, şu soruya hiç
cevap vermedi, GATA’da her zaman bulunan ilaç, nasıl oluyor da sivile devredilince
bulunmuyor?


Sağlık bakanının verimliliği, Özgür
yüzbaşıyı, Akif çavuşu şehit etti. Van’da polis memuru Muhammet Acar yaralandı,
genel durumu çok iyi olmasına rağmen, özel hastanede şehit oldu, savcılık
soruşturma açtı. Sağlık bakanı hâlâ askerin canını-kanını parayla hesaplayıp,
verimlilik hesabı yapıyor.


Sağlık bakanı, askeri doktorların
çatışma alanına gitmediğini, PKK’yla gerçekleşen kent çatışmalarında bu görevi
sağlık bakanlığının yaptığını söylüyor. Ve bu yalan, şehitlerin canı üzerinden
söyleniyor.


Gerçek şudur… Yaralanan asker ve
polisleri, sağlıkçı astsubay ve erbaşlar tahliye ediyor. Sağlık bakanlığı
unsurları, çatışma bölgesine sokulmuyor. Bu çatışmalarda iki sağlıkçı
astsubayımız, biri Şırnak’ta, biri Hakkari Çukurca’da şehit oldu.
Yaralılarımız, çatışma bölgesinden çıkarıldıktan sonra, 112 ile tahliye
ediliyor.


Sağlık bakanı “çatışma
bölgesinde yoklar” diyor ama… 1984’ten bu yana 8 tabip, 2 diş tabibi, 2
veteriner, sağlık astsubayı ve 25 sıhhiyeci erbaş şehit oldu. Sağlık bakanına
önerim, Allah’tan korkmasıdır.


Sağlık bakanı açıkça yalan söylüyor,
“GATA’daki öğretim üyelerinin birçoğunun muayenehanesi var, bu devir
sırasında muayenehaneleri tercih ettiler, GATA’yı bıraktılar” diyor.
Rakamlara bakalım… 15 Temmuz öncesinde, Ankara GATA ve İstanbul Haydarpaşa’da
çalışan 500 öğretim üyesinden sadece 27’sinin muayenehanesi vardı. Bu rakamları
Hacettepe ve Ankara Tıp’la karşılaştıralım… Hacettepe’de 415 öğretim üyesi var,
65’i yarızamanlı çalışıyor. Ankara Tıp’ta 452 öğretim üyesi var, 101’i
yarızamanlı çalışıyor. Açıkça görüldüğü gibi, askeri rakamlar, sivil tıp
fakültelerinin çok çok altında.


Sağlık bakanının kamuoyunu yanılttığı
bir başka konu, harp cerrahisi… Akla ve vicdana aykırı olarak küçültüyor,
GATA’da harp cerrahı sayısının çok az olduğunu söylüyor, “şu anda 5 harp
cerrahı, 2 askeri psikiyatrist var, ihtiyacı karşılamıyor, gazilerimizin büyük
kısmı üniversite hastanelerinde tedavi edildi” diyor.


Kasten çarpıtıyor, karalıyor. Harp
cerrahisi 2008 yılında tanımlandı, 2010’da anabilim dalı olarak kuruldu. Bu
anabilim dalı, dünyada da çok yenidir. Genel cerrahi uzmanı bir hekim, beyin
cerrahi, ortopedi, plastik cerrahi ve göğüs cerrahide altışar ay rotasyon
yaparak harp cerrahı oluyor. Sayıları 8’dir. Görevleri, çatışma alanına en
yakın bölgede ilk müdahaleyi yapıp, konunun uzmanı doktora sevketmektir.
GATA’da oturdukları doğru değildir. Çatışma ne zaman yoğunlaşsa, bu anılan harp
cerrahları derhal bölgeye gider.


Cerrahlıksa, kadın doğum bölümü
hariç, GATA’daki tüm doktorlar cerrahtır. Bakan çarpıtıyor. Harp cerrahi
anabilim daha üyesi olmak başka şeydir, harp cerrahisinde uzmanlaşmış
ortopedist, göz doktoru, kulak-burun-boğaz veya plastik cerrah olmak başka
şeydir. Bakan bunu bilmiyor mu? Biliyor. Çarpıtmak işine geliyor.


GATA’daki cerrahlar kadar yaralanma
gören sivil doktor var mı? Asla temenni etmeyiz, ancak… Sağlık bakanının çocuğu
silahla yaralansa, benzer yaralanmalarda 1600 defa ameliyata girmiş askeri
doktorun ameliyat etmesini mi ister, yoksa sivil doktoru mu tercih eder?


GATA’nın tasfiye edilmesiyle
Güneydoğu’daki askeri sağlık sistemi de çöktü. Diyarbakır askeri hastanesi
kapatıldı. Selahaddin Eyyubi devlet hastanesine bağlandı. Bu hastane, en fazla
PKK’lı doktorun ve hemşirenin olduğu hastanedir! Sağlık bakanlığının
Güneydoğu’daki tüm sistemi terör örgütünün kontrolündedir. Asıl mücadele
edilmesi gereken budur. Sağlık bakanı askeri tabiplerle uğraşacağına, gitsin,
gazilerimizi tedavi etmemek için izin alan PKK’lı doktorlarla, zehirlemek için
uğraşan PKK’lı hemşirelerle uğraşsın!


Gazilerimiz, terör bölgesinde sağlık
bakanlığına bağlı devlet hastanelerine, özel hastanelere gönül rahatlığıyla
emanet edilemiyor. GATA, 15 Temmuz’dan bu yana Diyarbakır, Şırnak, Hakkari ve
Van askeri hastanelerine 275 öğretim üyesi uzman doktor, 42 yardımcı sağlık
personeli yolladı. Ayrıca, sağlık bakanlığının talebi üzerine, Nusaybin ve
Yüksekova devlet hastanelerine 85 askeri personelle destek verdi.


Aslına bakarsanız, askeri hastaneler,
Güneydoğu’da sadece askerin değil, tüm devlet memurlarının emanet edildiği
yerdir. Şırnak ve Cizre’deki çatışmalar sırasında Şırnak devlet hastanesi
askerlere ve eşlerine hizmet veremedi. Yüksekova ve Nusaybin’de operasyonlar
yapılırken, polis özel harekatçıların tedavi edildiği dönemde, PKK’lı doktor ve
hemşireler hastaneden uzaklaştırıldı, sistem ancak o şekilde işletilebildi.


Hakkari’deki askeri hastane, tugayın
içinde… Sağlık bakanlığı tugayın içindeki hastaneye el koydu. Hastanede sadece
5 doktor kaldı. Göğüs cerrahi uzmanı yüzbaşı, Yüksekova devlet hastanesine
yollandı. Bilerek söylüyorum… Bölgedeki askeri hastanelerden devlet
hastanelerine gönderilen askeri hekimlerin can güvenliği yoktur!


Uyarıyorum… Eğer devlet hastanelerine
gönderilen askeri hekimlerimiz, nöbette veya cadde ortasında PKK’lılar
tarafından şehit edilirse, bunun sorumlusu sağlık bakanı olacaktır.


Rehabilitasyon merkezi Türk
milletinin bağışlarıyla yapıldı. Kolunu bacağını gözünü kaybeden aslanlarımızın
fiziki ve ruhi tedavileri amacıyla çalışıyordu. Sağlık bakanlığı el koydu,
doldurdu. Gaziler kapıdan geri çevriliyor.


“GATA’dan ayrılan yok, eski
personelle devam ediyoruz” deniyor. Doğru değil. Sistemde büyük moral
bozukluğu var. GATA mensuplarında “bir yıla kalmaz, hepimizi
dağıtırlar” duygusu hakim.


Savaşan subayların astsubayların,
sağlık bakanlığına güveni kalmadı. Ailelerine “yaralanırsam beni özel
hastaneye yatırın” şeklinde, adeta vasiyette bulunuyorlar.


Akp hükümetinin hatasının bedelini,
savaşan askerlerimiz canlarıyla ödeyecek. Sonra eski sisteme tekrar dönülecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “bizi yanılttılar” diyecek, helallik isteyecek.
Sağlık bakanı ve sağlık bilimleri enstitüsü rektörü görevden alınacak. Sonra
GATA’nın eski doktorlarına “geri dönün” çağrısı yapılacak. Bu arada
dökülen kan, sağlık bakanı başta olmak üzere, bu sistemi savunanların elindeki
kandır. O nedenle… Bu suça ortak olunmaması konusunda rica ediyor, asker
hayatıyla oynanmaması gerektiğini ifade ediyorum.


Kime ait bu sözler?


Terör uzmanı, Gaziantep milletvekili,
Profesör Ümit Özdağ’a ait.


Nerede söyledi bunları?


TBMM’deki basın toplantısında
söyledi.


Peki sizin niye hiç haberiniz olmadı?


Çünkü, haysiyetli (!) basınımız
ambargo uyguluyor, yazmıyor, göstermiyor, haberiniz olmasın, ruhunuz bile duymasın
isteniyor.


*


Duyduk duymadık demeyin ey ahali…


GATA bangır bangır imha ediliyor.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet