Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Aleksander Pavloviç KOROTIŞEV



Vladimir Putin’in iktidar dönemi Türkiye-Rusya ilişkilerine yeni ve
olumlu katkılar sağlamıştır. Rusya Devlet Başkanı defalarca Türkiye ile
ilişkilerin önemine değinmiş, ikili ilişkileri ortak ve dost ülke ilişkileri
olarak adlandırmıştır. Putin, 3 Aralık 2012’de Başbakan Erdoğan’la 
görüşmesinde Türkiye’ye “dost ülke” nazarıyla baktığını bir kez daha ifade
etmiştir. Putin Erdoğan’la görüşmesinde “Bizim Türkiye ziyaretimiz basit
anlamda ortak ve komşu ülkeye gelişimiz değildir, biz dost ülkeyi ziyaret
etmekteyiz.”(1) demiştir. Benzer şekilde, her iki lider de defalarca iki ülke arasındaki
ilişkilerin önemini ve bu ilişkilerin ne kadar geliştiğini vurgulamıştır.



Rusya ve Türkiye, Kafkas bölgesinin şekillenmesinde ciddi anlamda etkili olan
siyasi güçlerdendir. Bu ilişkide iki ülkenin coğrafi özellikleri, bölgedeki
milli çıkarları ve yaşanan sorunlar etkili olmaktadır. Bu anlamda Türkiye’nin
Kafkas ülkeleri ile ilişkilerini olumlu yönde geliştirilmesi için attığı
adımlar, Rusya tarafından dikkat çekici olarak algılanmakta ve takip
edilmektedir. Türkiye’de de Rusya’nın Kafkasya’daki etkisi dikkatle takip
edilmektedir. Türkiye, Rusya’yı aynı zamanda Kafkasya’da istikrarsızlığın
nedeni olarak da görebilmektedir. Rusya’nın Dağlık Karabağ’da Ermeni işgalini
desteklemesi, 2008 yılında Gürcistan’ı işgal etmesi ve Beşşar Esed’i
desteklemesi bu algının nedenlerindendir. Bu analizin amacı Türk dış
politikasının Rus siyasileri ve Rus toplumu tarafından nasıl algılandığını
incelemektir.



Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın ifadesine göre, Türkiye’nin sınırlarında krizler
yaşanmaktadır ve bu krizlerin her zaman silahlı çatışmaya dönüşme ihtimali
vardır. “Dünyada hiçbir ülke yoktur ki, Türkiye gibi istikrarlı olmayan çok
sayıda komşusu olsun. Biz çevremizdeki bütün aktörleri dikkatle izlemekteyiz;
İran’da, Suriye’de, Irak’ta ve aynı zamanda ateşkes halinin devam ettiği
Azerbaycan-Ermenistan hattındaki gelişmeleri.”(2) Abhazya, Güney Osetya ve
Dağlık Karabağ’la ilgili benzer kaygıları paylaşan ve aynı zamanda son dönemde
olumsuz ilişkileri nedeniyle Gürcistan ile sorun yaşayan Rusya da Kafkasya
bölgesinde istikrar istemektedir. Nitekim çeşitli uluslararası platformlarda
Rusya’dan katılan heyetlerin aynı vurguyu yaptığını görmekteyiz. Örneğin, Güney
Kafkasya’da istikrar ve güvenlik için Cenevre’de yapılan görüşmelerin 21.sinde
Rus heyeti, “Rusya’nın Kafkasya halkları açısından güvenliğin ve barışın
kurulması için desteğini devam ettireceğini”(3) ifade etmiştir.



Türk dış politikası, bazı durumlarda Rusya iktidarı ve Rus toplumu tarafından
doğru anlaşılmamaktadır. Ankara’nın Kafkasya ülkeleri ile geliştirdiği ilişkiler,
özellikle Türkiye-Gürcistan ilişkileri, Rusya elitlerinde rahatsızlığa neden
olmaktadır. Son yıllarda Türkiye Rusya’nın en büyük ticari ortağı olmuştur. Bu
gelişim 2007 yılında iki ülke arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmasından
sonra sağlanmıştır.



2012 yılının Ocak ve Ağustos aylarında Türkiye Gürcistan’ın da en büyük ticari
ortağı olmuş, iki ülke arasında ticaret hacmi 1 milyar doları aşmıştır.(4) Buna
birkaç bölgesel projenin -Bakü-Tiflis-Erzurum ve Bakü-Tiflis-Kars tren yolu
projeleri- gerçekleştirilmesi katkı sağlamıştır. 26 Haziran 2012 tarihinde
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan iki ülke arasında Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) ile ilgili
anlaşmaya imza atmışlardır. Bu anlaşma ile Gürcistan kendisini yeniden transit
ülke olarak kabul ettirmiş ve bu Türkiye ile ilişkilerinin daha da gelişmesine
katkı sağlamıştır. Türkiye’nin Gürcistan’ı siyasi konularda da desteklediği
görülmektedir. 23 Kasım 2008 tarihinde Gürcistan Başbakanı Grigolom
Mgalobaşvili’nin Türkiye ziyaretinde Başbakan Erdoğan, Abhazya ve Osetya
sorununun Gürcistan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülmesini desteklediğini
ifade etmiştir.(5) Bu açıklamadan sonra da Ankara aynı tutumu sergilemeye devam
etmiştir.



Türkiye ve Gürcistan, Savunma Bakanları aracılığıyla da ikili ilişkileri
geliştirmektedir. 18 Haziran 2012 tarihinde Türkiye Savunma Bakanı İsmet
Yılmaz, Gürcistan’ın Savunma Bakanı Dmitri Şaşkini’yi kabul etmiştir.
Görüşmede; “Gürcistan’ın NATO’ya entegrasyonu Türkiye tarafından
desteklenmektedir ve bu destek devam edecektir” açıklaması yapılmıştır.(6) 8
Haziran 2012 tarihinde Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan dışişleri bakanları
“Trabzon Deklarasyonu”nu imzalamışlardır. Belgede, Azerbaycan ve Gürcistan’ın
Yukarı Karabağ, Güney Osetya ve Abhazya sorunlarının devletlerin toprak
bütünlüğü ilkesi gözetilerek çözülmesi önerilmektedir.(7)



Türkiye’nin Gürcistan ve Azerbaycan’la yakınlaşması ve Rusya’nın da Ermenistan
ve İran’la olan ilişkileri Kafkasya ülkelerini kutuplaştırmaktadır. Bununla
birlikte bölgesel güvenliğin sağlanmasını isteyen Türkiye ve Rusya için bu
durum tehdit oluşturabilir.



Türkiye’nin Güney Kafkasya politikası Rus siyasi partilerinin dikkatini çok az
çekmektedir. Bu partilerin programlarında Türkiye NATO kapsamında dikkate
alınmaktadır. 2012 yılı başkanlık seçimleri öncesi Birleşik Rusya’nın (Edinoy
Rossii) parti programında, dış politika önceliklerinde eski Sovyet bölgesinde
entegrasyon programlarının uygulanması gerektiği ifade edilmiştir.(8) Dış
politika konusunda ise birkaç cümle ile yetinilmiştir. Parti görevlileri daha
çok bu konularda Vladimir Putin’in makalelerine öncelik vermektedir. Putin’in
“Rusya ve Dış Dünya” (Rossiya i Vneshniy Mir) (9), başlıklı makalesi tam
anlamıyla Rusya’nın dış politikasına ve öncelikle Rusya’nın NATO ile
ilişkilerine değinmektedir.



Putin makalesinde “AGİT’in görmesi gereken işleri NATO yapmaktadır, hâlbuki bu
işler NATO’nun işlevleri arasında yer almamaktadır” hatırlatmasını yapmakta ve
NATO’nun savunma amaçlı bir ittifak olduğunu ifade etmektedir. Putin, aynı
zamanda NATO’nun ve ABD’nin güvenlikle ilgili olan geleneksel savunma
anlayışının Rusya söz konusu olduğunda farklılaştığını hatırlatmış (10) ve
güvenlik konusunda görüşmelerin yürütülmesinin anlamsız olduğunu ifade
etmiştir. Bu söylemin NATO üyesi olan Türkiye ile bağlantılı olduğu
düşünülmelidir. Fakat Putin son Türkiye ziyaretinde farklı şeyler söylemiştir:
“Suriye’de yaşananlar konusunda benzer bakış açısına sahibiz… Bundan dolayı
Suriye sorununun geleceği konusunda benzer bakış açılarımız vardır.”(11) Dikkat
edilmesi gereken diğer nokta, Putin’in makalesinde Türkiye konusuna
değinmemesidir. Makalede genel olarak “Arap Baharı” ve İran konusuna değinilmiş
fakat Türkiye konusuna girilmemiştir. Makalede Putin, ABD’nin geçmiş
operasyonlarına benzer şekilde, BM Güvenlik Kurulu kararı olmadan askeri
senaryoların Suriye’de gerçekleştirilmesinin doğru olmayacağını
belirtmiştir.(12)



Bununla birlikte, Birleşik Rusya partisinin diğer önemli çalışmalarından biri
de diğer ülkelerdeki partilerle ilişkilerin geliştirilmesidir. 2012 yılının
Ekim ayında Birleşik Rusya Partisinin merkezi şura başkanı ve Rusya yerel
yönetimler şurası başkanı Vyaceslav Timchenko Türkiye’ye resmi bir ziyarette
bulunmuştur. Timchenko AKP Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ile görüşmüş ve iki
parti arasında ilişkilerin geliştirilmesi gündeme gelmiştir. Ziyaretin Rusya
delegesyonu için diğer önemli noktası yerel yönetimler arasında ilişkilerin
geliştirilmesi konusunun gündeme alınmış olmasıdır.



Rusya’da faaliyet gösteren bütün siyasi partilerin dış politika ilkelerinde
NATO karşıtı değerlendirmeler ve politika önerilerine rastlamak mümkündür.
“Adaletli Rusya Partisi”’nin dış politika ilkelerinde, “NATO Rusya’ya karşı
yürüttüğü ‘sessiz çevreleme’ politikasını durdurmalı ve sınırlara yakınlaşma ve
Rusya’yı eski Sovyet bölgesinde sıkıştırma çabalarına son vermelidir.”(13)
ifadeleri yer almaktadır. Liberal Demokrat Parti ise kendi dış politika
ilkelerinde; NATO’nun etkisinin artmasının engellenmesi gerektiğini beyan
etmektedir. Partiye göre, NATO’nun güçlü bir askeri birliğinin bulunması ve
bütün Avrupa ülkelerini kapsaması “Soğuk Savaş” yıllarının devam ettiği
anlamına gelmektedir.(14) Rusya Federasyonu Komünist Partisinin programında da
böyle bir ilke bulunmaktadır: “NATO sınırlarımıza izinsiz yaklaşmaktadır.”(15)
Bu parti diğerlerinden farklı olarak parti programındaki benzer söylemleri her
platformda savunmaktadır. Komünist Parti merkez komitesinin Rusya
Federasyonu’nun Devlet Güvenliği Duma Komisyonu üyesi Tetyekin, “Türkiye’nin
Suriye’de iç savaşın büyümesindeki rolü büyüktür. Sivil uçağın indirilmesi
uluslararası hukuk normlarına aykırıdır.” demiştir.(16)



Rus siyasi elitinde, ülkede yaşayan Müslümanlar arasında Arap Baharı etkisinin
yayılması korkusu vardır. 13 Mayıs 2012 tarihinde İstanbul’da “Uluslararası
Kafkasya Konferansı” düzenlenmiştir. Konferans katılımcıları, Rusya Dışişleri
Bakanlığın dili ile ifade edersek: “Kuzey Kafkasya diasporasının radikal
temsilcileridir.” Konferansın bağımsız bir sivil toplum kuruluşu tarafından
düzenlenmesine rağmen toplantıda iktidardaki mevcut partinin Fatih ilçe
teşkilatından görevliler de bulunmuştur.(17)



Bu toplantının hemen arkasından Moskova’dan resmi bir açıklama gelmiştir. Rusya
Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Lukaşeviç, 10 Mayıs 2012 tarihli basın
toplantısında bu toplantı hakkında: “Dost olan bir ülkenin topraklarında bu
tarz konferansların düzenlenmesi ülkelerimiz arasındaki yakın ortaklık ve çok
boyutlu işbirliğine zarar vermekte olduğundan Türk ortaklarımızdan kararlı bir
şekilde karşılık görmelidirler.” demiştir. (18)



“Birleşik Rusya” politikacıları NATO karşıtı sert konuşmalarında Türkiye’yi bu
çerçeveye almamakta, NATO’nun dost olmayan tutumlarına değinirken Türkiye’nin
bu ittifakın üyesi olduğunu görmezden gelmekte ve Rusya-Türkiye ilişkilerinin
değerlendirirken Türkiye’nin batılı ortaklarını dikkate almamaktadırlar.
Kafkasya söz konusu olduğunda ise iki devlet de kendi sınırlarında güvenlik
tehditleriyle karşılaşmaktadır. İki devletin de Kafkasya bölgesinin güvenliği
noktasında rahatsızlıkları bulunmaktadır. Fakat iki devlet de birbirlerinin
bazı eylemlerinin Kafkasya’nın güvenliğini olumsuz etkileyebildiğini
değerlendirmekte ve bölgede birbirlerine rakip nazarıyla bakmaktadır. Rus
Dışişleri Bakanlığının açıklamaları ve siyasilerin yaklaşımları, Türkiye’nin
politikalarının Rus siyasi elitleri tarafından nispeten çelişkili görüldüğüne
işaret etmektedir. Dolayısıyla Rusya ve Türkiye’nin Kafkasya’ya yönelik bir
koordinasyon tesis etmesi ve bölgede ortak çıkarlar geliştirmesi için daha uzun
yıllar gerekmektedir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış