Eski
Rus İstihbaratçı: Rus Uçağını Düşürenler Erdoğan Düşmanıydı, ABD’li Askerler de
Katıldı


Rusya
Stratejik Çalışmalar Enstitüsü Başkanı, uçak krizinin perde arkasında tartışma
yaratacak detayı paylaştı: Rus uçağının düşürülmesine İncirlik’te görev yapan
ABD’li askerler de katıldı.


Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı’nın
resmi düşünce kuruluşu ‘Rusya Stratejik Çalışmalar Enstitüsü (RISS) Başkanı
Leonid Reşetnikov, geçen hafta Ankara Politikalar Merkezi’nin davetlisi olarak İstanbul‘daydı.
Devlet Başkanı Putin‘in
yakın çalışma ekibindeki Reşetnikov, 33 yıl Rusya Dış İstihbarat Servisi‘nde
üst düzey
görevlerdeydi. RISS de doğrudan Kremlin’e bağlı bir kuruluş. Dolayısıyla
Reşetnikov Rusya
ile ilgili sorularımı direkt ‘biz’ diye yanıtladı. Uçak krizinin perde
arkasından Moskova
ile Ankara
arasındaki Suriye
anlaşmasına, pek çok tartışma yaratacak detayı paylaştı.


RUSYA İLE TÜRKİYE
ARASINDA ASKERİ ÇATIŞMA HEDEFLEDİLER”


Moskova‘ya
göre Türkiye-Rusya ilişkileri şu anda ne durumda? 24 Aralık 2015’te Türkiye‘nin
Rus uçağını düşürmesinden önceki seviyeye geri dönebilmiş durumda mıyız?


Türkiye ile ikili ilişkilerimizde yaşadığımız
uçak krizi gerçekten de çok ciddiydi. Bu kriz sırasında Türk-Rus ilişkilerinde
büyük bir gerileme oldu. Şimdiki amaç tekrar eski seviyesine çıkarmak. Bu belki
çok hızlı olmayacak ama en azından Rusya eski seviyeye çıkarmak için samimiyetle
çalışacaktır. Burada mesele bir ülkeye sempati duyup duymamakta değil. Bizim
için önemli olan husus Türkiye‘nin bir komşumuz olarak istikrarlı ve
güçlü bir ülke olması.


Türkiye Rusya için gerçekten de çok önemli bir ülke; hem
ikili ilişkiler açısından hem de uluslararası arenadaki konumu açısından.
Özellikle de şuna önem veriyoruz. Rusya‘nın sınır komşusu ülkelere baktığımızda Türkiye neredeyse
tek bağımsız ülke. Bu Rusya için çok önemli. İran‘dan Finlandiya‘ya
kadar uzayan bir coğrafyadan bahsediyorum. Bütün bu coğrafyadaki komşularımız
arasında Türkiye
yegâne bağımsız politika izleyen ülkedir. Diğer ülkeler daha çok ABD‘nin kontrolü
ya da baskısı altında. Ama dediğim gibi Türkiye
farklı. O nedenle de Türkiye ile nasıl bir ilişki yürütelim sorusunu Washington‘ı
arayıp sormamıza gerek yok!


Türkiye ile işbirliği yapmadan Ortadoğu’daki, İran
Körfezi’ndeki, Kuzey Afrika‘daki sorunları çözmek çok
zordur. Buraya Kafkasya ve Karadeniz‘deki
sorunları da dahil etmek gerekiyor. Bütün bunlardan dolayı Türkiye
ile ilişkileri eski seviyesine çıkarmak için Moskova
elinden geleni yapacaktır.


“İNCİRLİK’TEKİ ABD ASKERLERİ KATILDI”


– ‘Uçak düşürme kararının Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın kararı
olmadığını anladık’ dediniz. Anlıyoruz ki bunlar Erdoğan ile Putin
arasında bizzat konuşuldu. Sonuçta komşu bir ülkenin uçağını vurmanın
prensiplerini belirleyen angajman kuralları. Siz Rus uçağının Türk pilotlar
tarafından düşürülmesi talimatının Ankara‘da en üst düzeyden verilmediğine
hükmederken hangi verilere dayanıyorsunuz? Fetullahçı bir pilot
tarafından, Türkiye
dışından bir yerden alınan talimatla düşürüldüğüne ilişkin argümanı satın
aldınız mı?


Türkiye‘de Rus-Türk ilişkilerinin gelişmesini
istemeyen bazı çevreler var. Bunların arasında genellikle ya Amerika
ile bağlantılı ya Gülen örgütüyle bağlantılı olanlar var. Şunu söyleyebiliriz;
bize göre Rus uçağının düşürülmesinde etkin olanlar öncelikle Erdoğan
düşmanıydı ve aynı zamanda Amerika ile bağlantılıydı. Elimizde öyle bilgiler
var ki İncirlik‘te
görev yapan Amerikalı askerler bu olayın gerçekleşmesine katılmışlardır. Amaç
da Rusya
ile Türkiye‘yi
karşı karşıya getirmekti. Son 10-15 yıl içinde elde edilen başarıları yok
etmekti amaç. Çünkü onların hesaplarına göre Rusya buna
mutlaka askeri olarak cevap verecekti. Rusya‘dan bunu beklediler. Ama hesapları tutmadı.
Bizim hiç tepki vermememiz mümkün değildi elbette. Kaldı ki televizyonda da
pilotumuzun öldürülmesini ve cesedine karşı yapılan saygısızlığı da izledik.
Dolayısıyla Rusya‘nın
buna tepki vermemesi mümkün değildi.


İlk günlerde tabii Türk Cumhurbaşkanı‘nın
bu süreçteki rolü de belli değildi. Dolayısıyla süreç ekonomik yaptırımlarla
başladı. Bunlar şüphesiz ağır yaptırımlar, ilişkilerimizi olumsuz etkileyen yaptırımlardı.
Ancak şüphesiz ağır da olsa ilişkilerimize zarar da verse bu ekonomik
yaptırımlar Rusya‘nın
askeri olarak yanıt vermesinden daha iyiydi. Şimdi ekonomik yaptırımlar yavaş
yavaş kaldırılacak, dolayısıyla ticari ilişkilerin eski seviyeye çıkarılması
mümkün. Para kaybı şüphesiz ilişkiler açısından en minimum zarara yol açmış
oldu.


Türk ortaklarımızı şu konuda uyarmak isterim. Yeni provokasyonlar
gelebilir. Çünkü Türkiye ile Rusya‘nın
yeniden ilişkileri düzeltmeye çalışması Batı’da pek çok kimseyi rahatsız
etmektedir. Bundan dolayı yeni bir provokasyon ihtimalinin olmayacağını
söylemek mümkün değil.


“TÜRK TARAFI KAPALI KAPILAR ARKASINDA ‘BİZ DÜŞÜRMEDİK’
DEDİ”


– ‘İlk günlerde Sayın Erdoğan’ın
bu konuyla ilgili nerede durduğunu bilmiyorduk’ dediniz. Kapalı kapılar ardında
aylar süren bir diplomatik trafik yaşandı. İşadamları, başka devlet başkanları
gibi arka kanallar devreye girdi. Erdoğan hangi noktada ‘Biz bu kararın
arkasında değiliz, bir komplo söz konusu’ diye Rusya‘ya
bildirdi. Eğer bu kapalı kapılar ardında size bildirildiyse Türk tarafı bunun
bir komplo olduğuna yönelik tespitini neden kamuoyuna açıklamadı?


Sayın Cumhurbaşkanı‘nın Rus yetkililerine hangi
noktada bu açıklamayı yaptığına dair kesin bir tarih vermek mümkün değil. Ama
bunun konuşulduğu dönemde artık kalkışma hazırlıkları da yapılmaya başlanmıştı.
Dolayısıyla birçok kimse herhangi bir açıklama yapmaktan çekiniyordu. Ama bu
arada kapalı kapılar arkasında çok görüşme yapıldı. Kapalı kapılar arkasında
Türk tarafı durumu anlatmaya çalıştı. Gerek İstanbul‘da
gerek Moskova‘da
gerekse üçüncü ülkelerde görüşmeler yapılıyordu. Bu görüşmeler çerçevesinde
Erdoğan ve Putin
olayın nasıl ve neden yaşandığını öğrenmekle görevlendirildi. Kapalı kapılar
ardında yapılan bu görüşmeler neticesinde Rusya olayın
gerçek yüzünü gördükten sonra krizden çıkma konusunda bir karar alındı.
Taraflar buna karar verdikten sonra kalkışma teşebbüsüyle karşı karşıya kaldık.
Türkiye
ile Rusya‘nın
anlaşmak üzere olduğunu anlayan güçler kalkışmayı planlamaya başladı ve
Erdoğan’ı öldürmek istediler.


– Kalkışma dediğiniz 15 Temmuz
darbe girişimi, doğru mu?


– Yani siz diyorsunuz ki ‘Bizim
uçağımızın düşürülmesiyle 15 Temmuz darbe girişimi arasında birebir ve net bir
bağlantı var’. Öyle mi?


Biz öyle bir kanıya vardık ama sizleri bilemiyorum. Rus tarafı
olarak biz bu görüşe sahibiz. Biz kendi elimizdeki bilgilerle Türkiye‘nin
bize verdiklerini karşılaştırarak böyle bir sonuca vardık.


– Eğer 15 Temmuz’u planlayan
odaklar Türkiye
ile Rusya
arasında askeri bir çatışma çıkarabilselerdi krizi oradan devam ettireceklerdi,
15 Temmuz’a gerek kalmayacak mıydı? Bu mudur analiziniz?


Belki de kalmazdı. Ama şurası kesin Türk-Rus çatışmasını çıkarmaya
çalışmanın arkasında da yine Erdoğan’ı iktidardan uzaklaştırmak vardı. Her iki
koşulda da hedef buydu bizce. Beni doğru anlayın lütfen. Ben ne Erdoğan
taraftarıyım ne de karşıtıyım. O sizin Cumhurbaşkanınız. Ama objektif olarak
şunu söyleyebiliyoruz; her şey onu ortadan kaldırmak, devirmek için yapıldı.
Süreçler öyle gelişti.


“RUSYA’DA GÜLEN’İN GİZLİ ARKADAŞ ÇEVRESİNİ OLUŞTURMAYA
ÇALIŞTILAR”


Rusya kendi
topraklarındaki Gülen okullarını henüz AK Parti
ile Cemaat
arasındaki ilişkilerin çok iyi olduğu dönemde kapatmaya başladı. Bildiğim
kadarıyla okulların büyük bölümü 2006-2008 döneminde kapatıldı. Hatta bundan
duyulan rahatsızlığı Ankara üst düzey görüşmelerde dile getiriyordu o süreçte. Türkiye‘nin
tepkisine rağmen neden kapattınız okulları?


Bu yapıya baktığımızda klasik Sünni İslam’dan daha farklı bir
yapıya sahip olduğunu gördük. Biz bu tür yapıların Rusya‘da
faaliyet göstermesini istemiyoruz. Çünkü Rusya Federasyonu‘ndaki Müslümanların
ve diğer dinlerin temsilcilerinin aşırı olmayan bir çerçevede faaliyet
göstermesini isteriz. İkincisi de bu yapının iki ayrı şekilde faaliyet
gösterdiğini tespit ettik. Bir taraftan legal olarak yani okullar ve sivil
toplum kuruluşları açıyorlardı, diğer taraftan da illegal bir örgütlenme
içindeydiler. Yani Rusya Federasyonu‘ndan bilim
adamlarını, siyasetçileri, işadamlarını aralarına katarak bir yapılanmaya
gitmeye çalışıyorlardı. Böyle bir faaliyet hangi ülkenin hoşuna gider?


– Muhalifleri mi örgütlüyorlardı?
Onu mu demek istiyorsunuz?


Muhalifler değil ama önde gelen entelektüeller, kendi alanında söz
sahibi olan kimseleri besleyerek –yani gizli olarak para vererek- kendi
taraflarına çekip onlardan istifade ediyorlardı. Yani Fetullah
Gülen
‘in gizli arkadaş çevresi oluşturuluyordu, aynı bir tarikat gibi.
Bizlere de geliyorlardı. Enstitüye gelip bizimle bağlantı kurmaya da
çalıştılar. İstanbul‘a, Avrupa‘ya
davet ettiler.


– Enstitünüzün (RISS) Gülen
teşkilatlarıyla ortak hiçbir çalışması oldu mu?


Bizim iki-üç tane önemli uzmanımız onların bazı faaliyetlerine
birkaç kez katıldı. Ama o faaliyetlerde satır arasını iyi okuyabildikleri için
işin arkasında başka şeylerin olduklarını tespit edince kestiler. Şunu gördük;
Gülen, Türkiye‘de
büyük bir ağ kurmuş, çok insan ona biat etmiş.


– Orta Asya‘daki diğer
ülkelerde CIA
ajanlarının örtülü bir biçimde faaliyet göstermek için Gülen okullarını paravan
olarak kullandığına dair türlü rivayet var. ABD ile Gülen
teşkilatı arasında Türkiye‘yi de aşan başka türlü bir ilişki
olduğunu düşünüyor musunuz?


Eski bir Rus istihbaratçı olarak size şunu söyleyeyim;
Amerikalılar her imkândan ve yöntemden aktif olarak istifade eder. Amerikalılar
eğer bir şey lazımsa DAEŞ’i de kullanır, Gülen’i de kullanır. Bunlar Amerikan
istihbaratının geleneksel metotlarıdır. Gülen’i kullanmış olmaları şüphesiz
mümkün çünkü kendisi Amerika‘da yaşıyor ve büyük ölçüde onlara
bağımlı. Ona orada yaşama ve çalışma fırsatı verdiler. Dolayısıyla da Gülen Amerika‘ya
borçludur.


“DİNDE RADİKALİZM ZARARLI İYİ SİYASETÇİ ORTAYI BULMALI”


Fetullah
Gülen
‘in Sünni İslam’ın klasik bir temsilcisi olmadığını tespit ettiğinizi
söylediniz. Son dönemde yaşananlara bakınca Türkiye‘deki
seküler yapının tehdit altında olduğunu düşünüyor musunuz?


Ben Türkiye uzmanı değilim ama her şeyin
radikalliğine karşıyım. Kendim aslında dindar bir insanım ama dinde radikalizme
karşıyım. Hem soldaki hem de sağdaki radikalizm zararlıdır. İyi bir
siyasetçinin amacı ortayı bulmak olmalıdır. Şüphesiz Mustafa Kemal büyük bir liderdi
ama onun yaptığı her şeyi kutsal olarak değerlendirmek de yanlış olur. Türkiye‘nin
nüfusunun büyük bir bölümünü dindar olarak görüyoruz. Ama Mustafa Kemal’in
kurduğu her şeyi yıkmak da yanlış olur. Ortayı bulmak lazım.


“ESAD YENİ SURİYE SEÇİMLERİNE KATILABİLMELİ”


Ankara ile Moskova
son 4 yılda Suriye
konusunda iki farklı ucu temsil etti. Rusya tüm gücüyle Esad rejiminin arkasında durdu.
Batı’yla Esad’lı geçiş formüllerini müzakere ediyorsunuz uzun bir süredir. Türk
hükümetiyle bu hususta anlaşabildiniz mi, en son durum nedir?


En başta şunu hatırlatmak isterim; bizim Türkiye
ile ortak görüşümüz Suriye‘nin sınır bütünlüğü korunmalıdır. Suriye tek
bir parça olarak kalmalı. ABD Suriye‘nin parçalanma ihtimaline, üçe veya daha
fazla parçaya bölünmesi ihtimaline de bakıyor. Bu noktada Rusya ile Türkiye
aynı görüşe sahip. Biz ilk olarak Suriye‘deki teröristleri ortadan kaldırılmasını
sonra da Suriye‘nin
seçimlere gitmesini savunuyoruz. Seçim Suriye halkının olacak ancak Esad’ın da bu seçime
katılma hakkı olmalı. Türkiye ile şöyle anlaştık; başta teröristleri
yok edeceğiz, Esad’ın kaderini de daha sonra görüşeceğiz.


PYD
TERÖRİST DEĞİL”


Türkiye‘ye
göre PYD/YPG de Suriye‘deki terörist gruplar arasında. PYD‘nin Moskova‘da
da bir temsilciliği var. Rusya, Türkiye ile anlaşırken PYD‘yi de terör
örgütü ilan etmeyi kabul etti mi?


Biz onları terörist olarak kabul etmiyoruz ama onların bağımsız
bir devlet kurmalarını da desteklemiyoruz. Evet, bu temsilcilik var Moskova‘da
ama Rus Dışişleri tarafından resmi temsilcilik olarak kabul edilmiyor. Bunu
toplumsal bir kurum olarak görüyoruz. Suriye‘nin özerkliklere bölünmesine karşıyız.
Özerklikler Suriye‘nin
parçalanmasına yol açar. Kürtler Suriye‘de ancak kültürel özerkliğe sahip olabilir.


“KÜRTLERİN ÖZERKLİĞİNE DE BAĞIMSIZ DEVLETE DE KARŞIYIZ”


– Kültürel özerklikle
kastettiğiniz tam olarak nedir? Suriye‘de Irak‘taki Bölgesel Kürdistan
Yönetimi gibi bir yapıya karşı olduğunuz anlamına mı geliyor?


Ben şahsen bir ülkenin parçalanmasına karşıyım. Irak da
neredeyse parçalanmış durumda. Onlar kendilerini özerk olarak adlandırsa da
fiiliyatta neredeyse bağımsız hareket ediyorlar. Dolayısıyla Kürtler Suriye‘de
de özerklik elde ederse bu neredeyse bağımsız bir devlet olacaktır. Haritalarla
oynayıp Ortadoğu’yu tamamen değiştirmemeliyiz. Kürtlerin olduğu her yerde
dillerini yaşatmalarına ve kültürel olarak gelişmelerine imkân tanınmalıdır ama
devlet kurmalarına biz karşıyız. Tarihin kaderi böyle. Ne yapalım bugün; Irak‘tan sonra İran, Suriye ve Türkiye‘yi
mi parçalayalım? Ermenistan‘da da Kürtler var.


“KÜRTLER KADERİNE KÜSMELİ”


Rusya‘ya göre
PKK ile PYD arasında net
bir bağ var mı?


Bende böyle bir bilgi yok. Bildiğim şu; Amerika
onlarla aktif çalışmakta, silah ve para vermekte. Amerika‘nın
danışmanları orada görev yapıyor. Bizim orada danışmanlarımız yok. Biraz önce
söylediğim; 4 ülkede birden bu tür özerkliklerin kurulması gerçekçi değil.
Kürtler bir anlamda kaderine küsmeli. Dünyayı biz değiştiremeyiz. Bazıları
dünyayı değiştirmek istiyor ama bu yeni savaşlara yol açar. Amaç her ülkede
Kürtleri eşit haklara sahip vatandaş haline getirmek olmalı. Rusya‘da 100
etnik grup var. Hepsine bağımsızlık mı vereceğiz? Kürtler eğer bir yerde baskı
görüyorsa buna karşı çıkmalıyız ama devlet kurmalarına karşıyız.


KİMDİR?


Emekli Korgeneral Leonid Reşetnikov, Kharkov Üniversitesi Tarih
Bölümü mezunu. Doktorasını 1974’te Bulgaristan‘da
Sofya
Üniversitesi’nde vermiş. Sırpça, Bulgarca, Yunancayı akıcı konuşuyor. 1976-2009
yılları arasında (33 yıl) Rusya Dış İstihbarat Servisi‘nde
(SVR) görev
yaptı. 2009’da kurumdan emekli olduğunda SVR‘nin Enformasyon ve Analiz Ofisi’nin başındaydı ve
yönetim kurulu üyesiydi. Yaş haddinden emekli oldu. Rusya‘da
2000’li yıllarda Gülen dosyasını birebir takip eden isimlerden biri. SVR‘den emekli
olduğundan beri Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığı’nın
resmi düşünce kuruluşu ‘Rusya Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nün (RISS)
başkanlığını yürütüyor.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet