Medya
Günlüğü’ndeki “Pazartesi
Söyleşileri
“nin bu haftaki konuğu Yıldırım Beyazıt
Üniversitesi’nden Prof.Dr. Salih Yılmaz. Rusya-Avrasya uzmanı olan Yılmaz,
kısa süre önce piyasaya çıkan “Rusya Neden Suriye’de?” kitabının da
yazarı. Yılmaz, “uçak
krizi
” ile sarsılan Türk-Rus ilişkileri, yeniden yakınlaşma
yolunda atılan son adımlar, ABD’nin iki ülkeye bakışı, Suriye sorunu
ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bölgede degişmeye
başlayan dengelerle ilgili yazılı sorularımızı şöyle yanıtladı:


-Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesiyle başlayalım… Rusya uçağının
düşürülmesine sizce neden olağanüstü sert tepki gösterdi? Uçak olayı olmasa
Türk-Rus ilişkilerinin bozulması sizce kaçınılmaz mıydı?


-Şöyle
başlasak iyi olur… Her ne kadar bu iki ülke 2000’li yıllardan itibaren
ekonomik olarak sıkı ilişki içerisinde bulunmuşsalar da kültürel ve siyasi
anlamda yakınlık kurduklarını söyleyemeyiz. Ayrıca tarihten gelen bir
karşılıklı güvensizlik var. Rus toplumu tepkisi ani olan ve genelde
“ben” odaklı bir yapıya sahipler. Bu düzen SSCB döneminde ABD ile
girişilen Soğuk Savaş ve Çift Kutuplu Dünya sistemine inanmaları sayesinde
günümüzde de çok fazla değişmeden devam ediyor. Bir ara Medvedev’in Başkanlığı
döneminde özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerde önemli mesafeler alınmışsa
da Rusya’nın hukuk ve insan hakları alanında Avrupa normlarına uymakta
zorlanması Batı ile bağları yeniden koparmış gözüküyor. Ayrıca Avrupa Birliği
tıpkı Türkiye’ye olduğu gibi Rusya’ya da aşağılayıcı davranarak, küçük görme
politikasını yürüttü. Avrupa Birliği hem Türkiye’yi hem de Rusya’yı bünyesine
alarak barış medeniyeti kurma şansını kendi elleriyle yok etti. Avrupa’nın
Türkiye/Rusya direnci zaten bu birliğin sonunu da getirdi diyebiliriz.
 İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı Türkiye ve Rusya’nın Avrupa açısından
önemini yeniden artırdı. Fakat bundan sonraki süreçte bu iki ülkenin AB
serüveninin devam edip etmeyeceği de şüpheli.


Rusya/Türkiye
ilişkileri 15-16 Kasım 2015’te Antalya’da düzenlenen G20 zirvesinde yeni bir
sürece evrilmişti. Çünkü bu zirvede iki ülkenin Suriye konusunda önemli
mesafeler kaydettiği biliniyordu. En azından Türkiye’nin Cerablus’a yapacağı
bir operasyona Rusya’nın destek verebileceği konuşuluyordu. Fakat birden 24
Kasım uçak krizi ile 15 yıldır yaşanan her şey unutuldu. İki ülke savaşın
eşiğine geldi. Rusya açısından en sinir bozucu durum, uçağın düşürülmesinden
sonra Türkiye’nin NATO’yu toplantıya çağırması ve Rusya’ya karşı harekete
geçmesini istemesi oldu. Türkiye’nin sınır ihlaline karşı birçok defa yapmış
olduğu uyarıların dikkate alınmaması Türk toplumunu da germişti. Türkiye’de
toplum Rusya’nın kendilerini küçük düşürmeye çalıştığına dair bir algıyla
yönlendiriliyordu. O dönem gazetelerini incelediğimizde uçak krizi öncesinde
gazetelerde Rusya’ya karşı olumsuz haberlerin çoğaldığını görürüz. Aynı durum
Rusya için de geçerliydi. Rusya, Suriye’ye müdahaleye başladıktan sonra kara
istihbaratının çoğunu Esed ordusundan alıyordu. Esed ordusu da özellikle
Türkiye sınırındaki bölgelerin koordinatlarını vererek Rus uçaklarını bu
bölgelere yönlendiriyordu. Rusya açısından ilk öncelik Kafkasya’dan gelen
mücahitlerin olduğu bölgelerin tespiti olduğundan Esed istihbaratı bu bölgeleri
Türkiye sınırı olarak gösteriyordu. Aslında yapılan bombardımanların özellikle
Bayır-bucak Türkmenlerinin olduğu bölgelere yapılması hem Türk toplumunu hem de
Türk hükümetini tahrik etti diyebiliriz. Türkler ile Ruslar vatan, millet
anlayışı olarak birbirine benziyorlar. Rusya, tıpkı ABD gibi kendisine rakip
olabilecek ülkeleri sevmiyor. Çift kutuplu dünya düzenini savunan hem ABD hem
de Rusya mutlak itaat isteyen ülkeler. Zaten bölgede Türkiye’nin bağımsız
politika yürütmesi hem Rusya’yı hem de ABD’yi endişelendirmiştir. Hatırlarsanız
Eylül 2013’te Erdoğan’ın Putin’e yaptığı “Alın bizi Şanghay İşbirliği
Örgütüne. Biz de Avrupa Birliğine veda edelim.” sözü duymamazlıktan
gelinmişti. Çünkü Rusya bu örgütte güçlü bir Türkiye’yi istemiyordu. 


Türk-Rus
uçak kiriz yaşanmadan önce Moskova’da yaşayan birisi olarak asıl krizin
Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle başladığını söyleyebilirim. Çünkü hem Rus
toplumunda hem de Rus siyasetinde Türkiye’nin Kırım Tatarlarına verdiği destek
eleştiriliyordu. Ruslar da her zamanki gibi var olan alışkanlık “biz ne
yaparsak doğrudur. Bizi kimse eleştiremez.” tavrı ağır basıyordu.
Gazetelerde Türkiye karşıtı yazılardan anladığım kriz geliyorum diyordu.
Rusya’nın Ukrayna krizi sonrası Avrupa’dan gelen ekonomik ambargo ve Kırım
problemi dolayısıyla çatacak bir ülke aradığı belliydi. Çünkü Rusya, tüm
dünyanın Ukrayna ve Kırım krizi üzerinde yoğunlaşmasından rahatsızdı. Bu krizin
başka bir yöne çevrilmesi gerektiğine dair görüşler vardı. Aslında ben
Rusya-ABD krizinin çıkmasını beklerken Türkiye-Rusya krizi çıktı. 


-Putin, “Bu iktidar değişmeden ilişkiler düzelmez” diyor
ve Türkiye’nin düşürülen uçak için özür dilemesini istiyordu. Oysa Türkiye’de
hem iktidar değişmedi hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’e mektubunda sadece
Rus pilotun öldürülmesi için özür dilendi. O halde Rusya neden Türkiye ile
ilişkileri düzeltmeyi kabul etti? Bunda Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinin
gerginleşmesinin de payı var mı?


-Avrasya’da
ve özellikle Ortadoğu’da dengeler çok hızlı değişiyor. Uçak krizi sonrası
bölgemizde var olan gelişmelere baktığımızda hem Rusya’nın hem de Türkiye’nin
ucu görülmeyen bir krize doğru bilerek sürüklendikleri apaçık gözüküyordu.
Ayrıca uçak krizi sonrasında Türk toplumu da Rus toplumu da bu anormal durumu
bir türlü kabullenemedi. 


NATO
ve özellikle ABD, Türkiye’nin Rusya ile yaşadığı krizden faydalanarak Karadeniz
ve Baltık bölgesinde etkisini artırmaya çalıştı. Hatta ABD, NATO’nun
Karadeniz’de daha fazla bulunması gerektiğini duyurarak Romanya’daki üssü
genişletti. Baltık bölgesine 4.000 NATO askeri yerleştirildi. NATO’nun Türkiye
üzerinden Rusya’yı çevreleme politikası Rusların dikkatinden kaçmadı. Rusya
açısından Türkiye’nin Ukrayna ile ilişkilerini stratejik boyuta taşıması,
askeri sanayi alanında işbirliğine gitmesi de ayrı bir endişe kaynağı
oluşturmuştur. Rusya’nın enerjiye dayalı bir ekonomisi olduğunu düşündüğümüzde
Türkiye ile var olan krizin devamlı hale gelmesi Rusya’yı ekonomik olarak da
çok etkileyecekti.


Öncelikle
Türk Akımı projesinin hayata geçirilememesi Rusya’nın doğalgazını Avrupa’ya
taşıması açısından krizi derinleştiriyordu. Rusya’nın Avrupa ile bağlantısını
sağlayabilecek iki ana hat da sorunlu hale gelince Avrupa’daki enerji
şirketleri Rusya dışında alternatifler aramaya başladılar. Bu durumda LNG tipi
gaz alımı projeleri gündeme geldi. Rusya açısından Ukrayna/Türkiye enerji
taşıma hatları ekonomik nefes alma açısından önemliydi. Ukrayna’da bir çözüm
olmayacağını düşündüğümüzde Türkiye alternatifi daha uygulanabilir geliyordu.
Ayrıca Rusya’da iç pazarda Türk mallarının ucuzluğu ve kalitesi yerine
konabilecek bir alternatif de bulunamadı. Rusya’nın zaman ilerledikçe
Türkiye’nin önemini daha iyi anladığını söyleyebilirim. Türkiye’nin özür dileme
meselesi sadece yazılı bir ifadeden ibaret kalmıştır. Zaten Nisan ayından
itibaren aracılar gidip geliyor ve iki ülke arasındaki kiriz bitirmek için
formüller aranıyordu. Hatırlarsak 1 Kasım tezkeresinin TBMM’de kabul edilmemesi
Rusya’da da büyük sevinçle karşılanmıştı. Şimdiki dönemde de Türkiye-ABD
arasında PYD/YPG konusundaki görüş ayrılıkları başta olmak üzere Türkiye’nin
teklif ettiği “Güvenli Bölge” planının ABD tarafından desteklenmemesi
de Rusya’nın dikkatinden kaçmadı. Rusya, Türkiye-ABD arasında bazen düşük yoğunluklu,
bazen de yüksek yoğunlukta bir krizin olduğunun farkındaydı. Zaten iki ülkeyi
kısa sürede yeniden birbirine yakınlaştıran da karşılıklı çıkar ve menfaatler
olmuştur. 


-Kitabınızda ilişkilerin iyi olduğu dönemde bile Rusya’nın Türkiye
ile siyasi yakınlaşmaya sıcak bakmadığını yazıyorsunuz. Ruslar neden siyasi
yakınlaşmadan yana değildi? Bu pozisyonları şimdi değişti mi?


-2014
yılında Rusya’da kaldığım dönemde aslında devlet ricali dostlarımıza da bu
soruyu çokça sordum. Neden Türkiye ile siyasi olarak ilişkileri geliştirmekten
özellikle kaçınıyorsunuz dedim. Fakat aldığım yanıtlar genelde geçiştirme
cevaplar oldu. Türkiye’nin hem Şanghay hem de Avrasya Ekonomik Birliği’ne
üyelik veya ortaklık pozisyonları görmezden gelindi. Aslında Türkiye’yi
Rusya’ya yakınlaştırmak istemeyen önemli bir lobinin Moskova’da yönetimde güçlü
olduğunu gördüm. Bu lobinin en güçlüsünü Ermeniler teşkil ediyor. Ermeniler Rus
siyasetinde, bürokrasisinde, basınında etkililer. Bu etkilerini de Türkiye’ye
karşı olumsuz propagandaya dönüştürüyorlar. Tabii Türkiye yanlısı dost
Ermeniler olsa da bunların sayılarının azınlıkta olduğunu söyleyebiliriz. Bir
değer grup ise Avrasyacı dediğimiz Rus milliyetçileridir. Bunlara göre
Türkiye’nin Avrasya’da yeri bulunmuyor. Eğer Türkiye, Rusya ile ekonomik
ilişkiler dışında münasebetler kuracak olursa Rusya Federasyonu’ndaki 22 farklı
Türk topluluğunun etnik bilinçlenmesine neden olabilirmiş. Ayrıca Şanghay’da ve
Avrasya Ekonomi Topluluğu içerisinde Türkiye’ye yakın olan Kırgızistan ve
Kazakistan gibi ülkelerin Türkiye yanlısı tavırları dengeleri sarsabilir
diyorlar. Bu değerlendirmelere baktığımızda Avrasyacı Ruslar, Türkiye’yi
coğrafyada rakip olarak görüyorlar. Bir diğer grup ise Batıcı dediğimiz Ruslar
ki ilginçtir bunlar da Türkiye’yi Rusya’ya yaklaştırmak istemiyorlar.


Peki
neden? Çünkü onlar da olaya ters mantıkla bakıyorlar. Eğer Türkiye, Rusya ile
her alanda sıkı işbirliği yaparsa Rusya’da siyasi bir değişikliğin uzun
süreceğini hesaplıyorlar. Batı yanlıları Rusya krize girsin, halk
memnuniyetsizliği artsın, Putin devrilsin ve kendileri iktidara gelsin diye
Rusya’ya faydalı olabilecek Türkiye’yi bölgeye yaklaştırmak
istemiyorlardı. 


Bu
şartlarda kriz döneminde hem Rusya hem de Türkiye birbirlerine olan ihtiyaç
düzeylerini test etmiş oldular. Bundan sonra iki ülke arasında bu kadar kolay
bir kriz çıkmasını beklemeyelim. Hatta iki ülke ilişkileri eskisinden daha sıkı
ve stratejik boyutta olacaktır. Rusya kendi güvenliği için Türkiye’yi duvar
olarak kullanmak istiyor. Türkiye’siz bir Rusya’nın saldırıya ne kadar açık bir
halde olduğu görüldü.  NATO’nun Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan vd.
ülkelerde çıkaracağı bir çatışma Rusya’yı uzun süre istikrarsız hale
getirebilir. NATO’nun Karadeniz’deki etkinliği de Rusya açısından önemli bir
tehdit olarak değerlendirilebilir. Rusya, daha önceki Gürcistan ve Ukrayna
krizinde de Türkiye’nin Karadeniz’deki tarafsızlığından memnun kalmıştı. Bu
şartlar altında zaten iki ülke sırt sırta vermezse oldukça zor günler
geçirebilirler. Rusya/Türkiye arasında tarihten beri devam eden güvensizlik
probleminin devam ettiğini de söylemek isterim. 


“Rusya
Neden Suriye’de?” adlı kitabımda aslında Rusya’da Putin döneminde kurulan
iktidarın amaçlarını, Kafkasya’daki durumu, Rusya’nın Suriye’ye verdiği önemin
sebeplerini anlatmaya çalıştım. Zaten bu planlar doğrultusunda da Türkiye ile
krizin koşarak gelmekte olduğunu belirtmek isterim. Türkiye/Rusya arasındaki
uçak krizi dışarıdan etki ile hazırlanmış bir vaka olsa da bu vakanın olacağını
tahmin edenler de 15 Temmuz darbe girişiminin ardında olanlardır. İki ülke
arasında uçak krizi çıkmasaydı da içeriden veya dışarıdan iki ülkeyi çatışmaya
sokmak isteyenler mutlaka başka bir sebep bulacaklardı. 


Rusya’nın
24 Kasım 2015 krizi sonrası Avrasya coğrafyasında Türkiye’yi dışarıda bırakacak
bir planın çok da başarılı olmayacağını gördüğünü söyleyebilirim. Zaten
ilişkilerin normalleşmesinden sonra Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un ilk demeci
Rusya’nın Türk Konseyine üye olmaya hazır olduğunu bildirmek oldu. Lavrov’un bu
görüşüne iki açıdan bakmak mümkündür. İlkinde Türkiye’nin Şanghay veya Avrasya
Ekonomik Birliğine üyelik isteklerine karşılık böyle mantık dışı bir teklifle
olayı çarpıtmak istemesi olabilir. Diğer bir görüş ise Rusya’nın samimi olarak
Avrasya coğrafyasında kurulan siyasi, ekonomik örgütlerde Türkiye ile birlikte
hareket etmeye hazır olduğudur. 


-Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü ya da Avrasya Ekonomik
Birliği’ne üyeliği sizce mümkün mü?


-Türkiye,
2013 yılında Erdoğan’ın St.Petersburg ziyaretinde Şanghay İşbirliği Örgütüne
üyelik niyetini belirtmiştir. Fakat bu teklif Rusya tarafından çok da fazla
ciddiye alınmadı. Rusya, Türkiye’yi kuruluşunda etkili olduğu uluslararası
örgütlerden mümkün olduğunca uzak tutmaya çalıştı. Kazakistan Devlet Başkanı
Nursultan Nazarbayev, Türkiye’nin Şanghay ve Avrasya Ekonomik Birliğine üyeliği
için birçok defa girişimde bulundu. Hatta her zirvede bu niyetini üye ülkelere
bildirdi. Fakat bundan da bir sonuç çıkmadı. Hatta Ermenistan’ın 2015 başında
Avrasya Birliği üyeliği sırasında Kazakistan bu duruma itiraz etmişti.
Kazakistan’ın itirazındaki en büyük etken de Türkiye ve Azerbaycan’ın
üyeliğinden önce Ermenistan’ın üyeliğini faydalı görmemesiydi. Sonuç
itibariyla Rusya, bölgede Türkiye’siz bir yapılanmayı bilerek ve
planlayarak tercih etti. 


24
Kasım 2015 uçak krizi sonrasında Rusya’nın politikalarında önemli değişiklikler
olacağını düşünüyorum. Rusya’da bazı çevreler hala Türkiye’yi başat olduğu
örgütlerden uzak tutmak niyetindeyseler de bu politika Rusya içerisinde de
tartışılmaya başlandı. Hindistan, Pakistan ve İran’ın Şanghay’a üyeliğinin
düşünüldüğü bir süreçte Türkiye’nin dışarıda bırakılması Avrasya coğrafyasını
güvenli yapmayacaktır. Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği üyeliği değilse de
Şanghay İşbirliği Örgütü üyeliği olabilir gözüküyor. Rusya’da bazı uzmanlar
Türkiye’nin NATO üyeliğini buna engel olarak görüyorlar. Hatta Türkiye NATO’dan
çıksın, Avrupa Birliği ile müzakereleri de bitirsin seve seve hem Şanghay
İşbirliği Örgütüne hem de Avrasya Ekonomik Topluluğuna alalım diyorlar.
Rusya’nın gözden kaçırdığı bir husus var. Avrupa ve NATO ile tüm işbirliğini
bitiren bir Türkiye’den ise onlarla işbirliğini devam ettiren bir Türkiye’nin
daha fazla yararlı olacağı gerçeğidir. Rusya, Avrasya’da rahat etmek, refah
içerisinde bir medeniyet kurmak istiyorsa Türkiye’yi de Şanghay’a dâhil etmelidir.
Bu süreç zaten kendiliğinden iki ülke kamuoyunda da tartışılıyor. İran’ın
olduğu Şanghay’a Türkiye dâhil edilmezse bölgede farklı yapılanmalar doğar.
Batı bloğu Şanghay ve Avrasya’ya kabul edilmeyen bir Türkiye’yi bölgedeki diğer
ülkelerle yeni örgütler kurmaya itebilir. Zaten bölgede Ukrayna, Romanya,
Gürcistan, Polonya, Finlandiya, Azerbaycan vb. ülkelerin Rusya fobisi devam
ediyor. 


-Türkiye ile Rusya Suriye’de işbirliği yapabilir mi?


-24
Kasım 2015 öncesinde Antalya’da yapılan G20 Zirvesinde iki ülke arasında Suriye
krizinin çözüme kavuşturulmasına dair önemli mesafeler kaydedilmişti. Fakat her
ne olduysa biranda uçak düşürülmesi ile tüm bu süreç yok oldu. Aslında 15
Temmuz Darbe girişimine giden yolda Rusya, kendince bazı sonuçlara vardı. Başta
Suriye krizi olmak üzere Avrasya’da bazı bölgelerdeki krizlerin bilerek çözüme
kavuşturulmadığını anladı. Hatırlarsak Ahmet Davutoğlu, Hakan Fidan, Feridun
Sinirlioğlu arasında geçen Suriye’ye müdahaleye dair konuşmalar internete
sızdırılmıştı. Böylece ilk engelleme o dönemde yapıldı. Hemen arkasından
Rusya/Türkiye arasındaki mutabakat uçak kriziyle sekteye uğratıldı. Son süreçte
ise 9 Ağustos Putin/Erdoğan görüşmesi 15 Temmuz darbe girişimiyle engellenmeye
çalışıldı. Fakat son operasyonlarında başarılı olamadılar. Maşa olarak
kullanılan FETÖ, görevinde başarısız oldu. 


Putin
ile Erdoğan arasındaki görüşmede Antalya’daki G20 Zirvesinde anlaşılan konular
üzerinden yeniden müzakereler başladı. Böylece Türkiye, Cerablus’ta Fırat
Kalkanı operasyonunu başlattı. Bu operasyonda iki ülkenin Türkiye sınırından 70
km uzaklıkta bir alanın Türkiye tarafından “Güvenli Bölge” haline
getirilmesi konusunda anlaştıkları söyleniyor. Zaten Rusya’dan yapılan
açıklamalarda da Türkiye’nin Cerablus harekâtı haklı sebeplere bağlanıyor.
Sadece Esed ile bağlantı kurulmadığına dair bir eleştiri varsa da Türkiye meşru
müdafaa hakkını kullandığından uluslararası bir ihlal de gözükmüyor. 


Türkiye’nin
Cerablus operasyonu Rusya açısından da önemlidir. Rusya’dan Suriye’ye giden
Kafkasyalıların yeniden Rusya’ya dönmesi önündeki Türkiye sınırı kapatılmış
oluyor. Ayrıca ABD’nin PYD/YPG aracılığıyla kurmaya çalıştığı Akdeniz Koridoru engellenerek
bölgedeki enerjinin ABD kontrolünde Akdeniz’e ulaştırılması da söz konusu
olmayacak. Kaldı ki Akdeniz koridoru kurulmuş olsaydı hem ucuz enerji sayesinde
Rusya’nın sahip olduğu petrol ve doğalgazın fiyatı düşecek hem de Türkiye
üzerinden Ceyhan’a giden Musul-Kerkük-Ceyhan hattı kullanılmaz hale gelecekti.
Diğer bir sorun ise güvenlik problemi olacaktı. ABD aracılığıyla Kuzey
Suriye’ye yerleştirilen PYD/YPG güçleri Ortadoğu coğrafyasında istenildiği
zaman ABD menfaatleri doğrultusunda askeri operasyonlarda kullanılacaktı.
Türkiye açısından bakıldığında da Kandil ile güçlü bağlantıları olan
PYD/YPG’nin sınırında olması kabul edilemezdi.


Türkiye/Rusya
arasında Suriye’de barış konusunda önemli mesafeler kaydedildi diyebiliriz.
Rusya’ya düşen rol Esed’i masaya oturtmak ve geçiş süreci sonrası iktidarı
bırakmaya ikna etmektir. Türkiye’ye düşen rol ise muhaliflerin bu geçiş
sürecinde Esed’li geçişi kabul etmesi ve demokratik bütünlükçü bir Suriye’ye
razı olmalarıdır. Bu şartlarda iki ülkenin Esed’li geçiş ve Esed’siz çözümde
fikir birliğine yakın oldukları söylenebilir. Bu planda İran, Suudi Arabistan,
Katar vb. ülkelerin de görüşlerinin alındığı biliniyor. 


-15 Temmuz darbe girişiminin bölgesel dengeler üzerinde nasıl bir
etkisi olacak?


-Bu
darbe girişimine hem içeride hem de dışarıda uzun süredir hazırlanıldığını
anlıyoruz. Zaten Rusya, Türkiye’ye ve Erdoğan’a karşı bir propaganda
yapıldığının farkına çok önceden varmıştı. 24 Kasım uçak krizinden sonra
Rusya’nın Türkiye’ye karşı aldığı tedbirler ve saldırgan demeçlere rağmen NATO,
ABD ve AB ülkelerinden tepki gelmemesi Rusya’yı şüphelendirmiştir. Rusya,
yapmış olduğu incelemede Türkiye’deki kamuoyunun bilinçli olarak Erdoğan’a
karşı doldurulduğunu fark etmiştir. Şöyle ki en güçlü müttefik olduğunu
söyleyen ABD’nin Türkiye’nin terör- örgütü olarak gördüğü PYD/YPG ile
ilişkileri devam ettirmekte ısrar etmesi, AB ülkelerinin Türkiye ve Erdoğan’a
karşı düşmanca tavırları, Almanya’da sözde Ermeni soykırım tasarısının kabul
edilmesi, vb. olaylar normal değildi. Bu bir operasyonun belirtileriydi.
Rusya’ya göre Batı olarak nitelendirilen bir üs akıl İran, Rusya ve Türkiye’de
muhalifler üzerinden bir devrim planlıyordu. Rusya, Türkiye’de askeri bir darbe
olacağını tahmin etmese de muhalefet üzerinden bir operasyon yapılacağını
anlamıştı. BU operasyonlar devam ederken Türkiye ile kriz halinde yakalanmak
istemedi. Eğer darbe başarılı olsaydı da iki ülke arasındaki kriz devam ediyor
olsaydı belki de Türkiye/Rusya bir 50 yıl düşmanlığı sürdüreceklerdi. Buna
benzer bir askeri darbe 27 Mayıs 1960’da Menderes’e karşı yapılmıştı. Eğer
askeri darbe yapılmamış olsaydı, Adnan Menderes 2 Temmuz 1960 tarihinde
Moskova’da olacaktı. Belki de Türkiye/Rusya arasındaki ilişkiler çok önceden
belli bir seviyeye gelebilecekti. Aynı durum Erdoğan’a da yapılmak istendiyse
de halkın mücadelesi ve azmi bu süreci engelledi diyebiliriz. 


Bundan
sonra bölgede dengeler nasıl değişecektir dersek öncelikle Türkiye, Rusya ile
krizi döneminde NATO’yu da test etmiş oldu. NATO’ya güvenerek bir gelecek inşa
etmesi Türkiye açısından güvenilir bir gelecek ortaya koymayacağı anlaşıldı.
ABD’nin Kuzey Suriye’deki PYD politikası da Türkiye’yi en olmadık dönemde
yüzüstü bırakabileceği anlamına geliyor. Bundan sonra Türkiye, NATO ve AB
dışındaki uluslararası örgütlere üyelik, yeni örgütlerin kurulmasına öncülük
etmek vb. girişimlerde bulunacaktır. Rusya’nın Türkiye’yi bölgede ortak olarak
seçmesi tüm Avrasya coğrafyasının yararına olacaktır. Bu iki ülke dünyadaki
sömürgeci düzene dur diyebilecek imkânlara sahiptir. Rusya’nın eski post Sovyet
ülkelerdeki etkisi, Türkiye’nin Ortadoğu, Balkanlar ve Orta Asya’daki etkisi
güçlü bir sinerjiye dönüşebilir. 


Yazar
Hakkında


Cenk Başlamış


33
yıllık meslek yaşamının büyük bölümünü Moskova’da geçirmiş bir gazeteciden
medya eleştirileri ve Rusya ağırlıklı dış politika, kimi zaman da gezi
yazıları. “Sovyetleri Yıkan Darbe: Kuğu Gölü Operasyonu”,
“Rusya’da Bir Çılgın: Son Çar Jirinovski” ve “Gorbaçov’dan
Putin’e…Rusya’nın Sırları” kitaplarının yazarı.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet