ÜLKELER BAZINDA ANALİZLER & HABERLER & BİLGİLER /// ÜLKELER DOSYASI

Rusya Türkiye’yle
gerilirken BAE ve Suudi Arabistan’ı yanına çekmeye çalışıyor


Rusya ile Türkiye arasında İdlib
görüşmeleri devam ederken, Ankara’yla epeydir işbirliği hâlinde olan Moskova,
Türkiye’ye hasım Körfez devletlerine yönelerek Suriye’de oyunun kurallarını
değiştirmeye çalışıyor olabilir.


Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail
Bogdanov 26 Şubat’ta Türkiye’yi Libya’ya yabancı savaşçı taşımakla suçlamıştı.
Bogdanov aynı gün Suudi Arabistan’ın Moskova Büyükelçisi Raid Bin Halid Krimli
ile görüştü ve Moskova’daki görev süresini tamamlayarak ayrılmak üzere olan
büyükelçiye “Suudi-Rus ilişkilerine yaptığı kişisel katkılar” nedeniyle ödül
verdi.


Yine şubat ayında Birleşik Arap
Emirlikleri’nin (BAE) Suriye’deki diplomatik misyonu ile Şam Valisi Alâ İbrahim
arasında bir görüşme oldu. Taraflar Suriye’deki yabancı yatırımların ve ikili
işbirliğinin her alanda artırılmasına odaklandılar. Uzun süre kavgalı kalan BAE
ve Suriye arasındaki diplomatik temaslar yavaş yavaş farklı bir istikamet
alıyor. BAE heyeti ile İbrahim arasındaki görüşmenin zamanlaması dikkat
çekiciydi. Görüşmeden bir süre önce 12 Şubat’ta Rusya Dış İstihbarat Servisi
Başkanı Sergey Narişkin BAE’ye gitmişti. İstihbaratçı muhataplarıyla görüşen
Narişkin, “terörle mücadelede işbirliği imkânlarının ve iki ülkenin ulusal
menfaatlerine yönelen yeni meydan okumalar ile tehditlerin ele alınmasından”
söz etti. Rusya Dış İstihbarat Servisi’nin basın bürosundan yapılan açıklamaya
göre taraflar, bölgesel krizler ve bunların çözümü konusunda “benzer veya yakın
yaklaşımları” olduğunu tespit ettiler.


Suudi Arabistan ve BAE, Türkiye’nin
başlıca bölgesel rakipleri arasında görülüyor. Dolayısıyla Narişkin’in İdlib’de
gerilimin yükseldiği bir ortamda Dubai’ye gitmesi, Moskova’nın Ankara’yı
dengeleme arayışında olduğunu düşündürüyor.


Bazı haberlere göre BAE tarafı Suriye’de
Türkiye’nin ayağını kaydırmak için savaş ve yaptırımların felç ettiği Suriye
ekonomisini canlandırma konusunda Ruslara bazı önerilerde bulundu. Rusya’nın
beklentisi, ABD’de 2019 sonunda kabul edilen Caesar Yasası’nın bazı hükümlerini
etkisiz kılmakta BAE’nin yardım edebileceği yönünde. Yasa, Şam yönetimi ve
temsilcileriyle ticari ilişki yürütenlere yaptırım getirmekle kalmıyor,
Suriye’ye bazı hizmet ve ürünlerin ulaştırılmasını da engelliyor.


Rusya ve BAE arasında görüşülen bir diğer
konunun da Lazkiye ve Tartus limanları ile Suriye-Ürdün sınırında stratejik
önemdeki Nasib kapısının kullanımına ilişkin kuralların gevşetilmesi olduğu
bildiriliyor.


Son olarak BAE’nin, Anayasa Komitesi’nde
yer alan Suriyeli muhalifleri Şam’a karşı yumuşatmak için baskı yapmaya söz
verdiği söyleniyor. Bu, akla yatkın bir iddia. Zira Suudi Arabistan 2019
sonlarında muhalefeti BM himayesindeki görüşmelerde temsil eden Yüksek Müzakere
Komitesi’nin yapısında Türkiye aleyhinde bazı değişiklikler yapmıştı.


Bu arada, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey
Lavrov da 19 Şubat’ta Ürdünlü mevkidaşı Eymen Es Safedi ile görüştü. Lavrov
görüşmenin ardından “Ürdün’ün güney Suriye’de sivil altyapının onarılmasına
yönelik somut projelerini ve Ürdün’deki mültecilerin dönüş koşullarını
sağlayacak diğer girişimlerini” ele aldıklarını belirtti.


Buna benzer projeler bir süredir
görüşülüyor. Şam Valisi İbrahim 2019’un sonlarında Şam’ın batısındaki Derayya
bölgesinde planlanan bazı projeler için BAE ve Ürdün şirketlerinden teklifler
geldiğini açıklamıştı. Bu projeler, Suriye’de taşınmaz mallarla ilgili 2018’de
çıkarılan ve büyük tartışmalar yaratan 10 numaralı kanunla da bağdaşıyor.


Olası ki Moskova artık Türkiye’nin siyasi
çözüme yapabileceği katkıları önemsiz buluyor ve Ankara’ya dayatmalarda
bulunabileceğini düşünüyor. Moskova Türkiye’nin pazarlıklar kapsamında sadece
İdlib’in kontrolünü değil, Suriye’deki Kürt gruplarını uzak tutmak için
güvenlik gerekçesiyle oluşturduğu tampon bölgeleri birbirine bağlamayı da
istediğini düşünüyor. Bu aslında Rus güçlerinin bulunduğu Kobani’nin de Türk
kontrolüne bırakılması anlamına geliyor.


Erdoğan’la Putin arasında kuzeydoğu
Suriye’de sağlanan anlaşma da çıkmaza girmiş durumda. Fırat’ın doğusundaki
durum ve Moskova ile Ankara’nın burada ortak bazı çıkarlara sahip olması,
Astana sürecinin ayakta kalmasını sağlıyordu. Ancak Anayasa Komitesi’nin
kuruluşundan sonra Rusya Astana formatına artık “kutsal inek” muamelesi
yapmıyor. Rusya şimdi Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile Kürtler için bir “yol
haritası” hazırlamakla meşgul. En önemlisi de Kürtleri asgari olarak ABD ve
Arap monarşilerinin de olumlu baktığı Kahire Platformu üzerinden Anayasa
Komitesi’ne dâhil etmeye çalışıyor. Yol haritası Esad ve Kürtlerden onay alırsa
Esad’ın Mısır, Suudi Arabistan ve BAE’den de destek alarak Türkiye’yi iyice
oyun dışına itmeye çalışacağı muhakkak.


Rusya’nın mantığı açık: İsyancıların
elindeki İdlib vilayetini olabildiğince zayıflatmak ya da bastırmak ve
Suriye’de Şam’ın kontrolü dışında sadece doğrudan Türkiye tarafından yönetilen
bölgeler (tampon bölgeler) ile ABD kontrolündeki bölgelerin (Fırat’ın doğusunda
Kürtlerin ve Arap aşiretlerin bölgeleri) kaldığını göstermek. Bu bağlamda
Moskova Washington üzerindeki baskıyı da sürekli artırıyor. ABD’li yetkililere
göre Rus ordusu doğu Suriye’de çatışmayı önlemek için daha önce sağlanan
anlaşmalardan kaytarmaya çalışıyor ve bölgede Rus özel askeri şirketlerin
faaliyetleri giderek artıyor.


Rus güçlerinin Suriye’deki faaliyetlerini
yakından bilen bir kaynağa göre Suriye istihbarat birimleri de doğuda yabancı
güçleri sıkıntıya sokmaya çalışıyorlar. Al-Monitor’a konuşan kaynak, Suriyeli
istihbaratçıların bir taraftan sabotaj eylemleri düzenlediklerini bir taraftan
da yerel aşiretlerin desteğini almaya çalıştıklarını söyledi. Aşiretlerin
bazıları rejime sadık kaldı, hükümet yanlısı Ulusal Savunma Güçleri’nde yer
aldılar.


Rusya şimdilik BAE ve Suudi Arabistan’ın
tavrından memnun. Suriye konusunda daha dikkatli davranmaya başlayan iki Arap
ülkesinin doğu Suriye’de Rusya lehine etkili olabileceği, mültecilerin dönüşünü
sağlamak için Suriye’de altyapının onarılmasında Moskova’ya destek verebileceği
düşünülüyor.


Türkiye’nin ekimde gerçekleştirdiği
harekâttan önce güçlü bir ABD varlığının olduğu Fırat’ın doğu yakasına BAE ve
Suudi temsilcileri sık sık gidiyordu. Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik
Güçleri’nin denetimindeki bölgelere giden BAE’li ve Suudi temsilciler, bazı
aşiretlerle de yakın temaslar kurdular. Bu bağlamda Rusya Fırat’ın doğusunda
BAE ve Suudi Arabistan’la bir anlaşmaya varabileceğini umuyor. Şam yönetimi
ülkenin güneybatısında kontrolü yeniden sağladığında BAE ve Suudi Arabistan
muhaliflerle yürütülen “uzlaşı sürecinde” yer almış ve bölgedeki bazı muhalif
gruplar Rusya güdümündeki 5’nci Taarruz Kıtası’na katılmıştı.


www.al-monitor.com


By
Anton Mardaso

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir