Uluslarası ilişkiler teorisinin ileri gelen uzmanı, Harvard Üniversitesi Profesörü Joseph Nye yumuşak güç terimini ilk kez kullanmış, yumuşak gücü devletin kendi istediği ve amacına ulaşmak için kullandığı inandırıcılık ve çekicilik yeteneği olarak açıklamıştır. Yumuşak güç elemanları: Dışişleri siyaseti, diplomasi, uzman kurumların faaliyetleri, propaganda, siyasi, ideolojik, dini değerlerin yayılmasıdır. Rusya’nın Gürcistan’a yönelik imparatorluk politikası, en başından Gürcülerle dindaşlık faktörünü Rus emperyalist amaçları için kullanma stratejisine dayanıyordu. Bizans İmparatorluğu’nun varisi olarak güçlenmiş Moskova Beyliği (Rusya) öne çıktı. Rusya (Moskova) doğu Hristiyanlarının koruyucusu rolünü üzerine alıyordu. 1783 yılında Kuzey Kafkasya’daki Georgiyevsk kentinde Rusya ile Gürcistan arasında himaye ve müttefiklik antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Gürcistan Rusya’nın himayesi altına giriyor, dış ilişkilerde ve savaşlarda Rusya’nın müttefiki oluyor, bununla birlikte Gürcistan kendi bağımsızlığını, içerideki yönetimini ve krallık hanedanını koruyordu. Rusya İmparatoru I. Paul, Goergievsk anlaşmasını ihlal ederek 1800 yılında Gürcistan’ın Rusya’yla birleştirilmesi hakkındaki kararnameyi imzaladı. Ruslar 1801 yılında lağvedilen Gürcistan krallığın yerine, yönetim, adalet ve askeri görevlerde tamamen Rusların yer aldığı Gürcistan yönetimini kurdular. Gürcü dili tüm devlet kurumlarından çıkarıldı. Ruslaştırma sürecinin başarılı olması için, yüzyıllar boyunca milletin özgürlük için mücadelesini, Gürcü milli kimlik bilincini büyüten o güçlü dayanağın değiştirilmesi gerekiyordu. O dayanak Gürcü ortodoks kilisesiydi. Georgiyevsk Antlaşması’na göre Rusların Gürcü Kilisesini koruması gerekirken, onlar tam tersini yapıp tamamen yok ettiler. Ruslaştırma politikası, Kafkasya Genel Valisi M. Vorontsov dönemi olan 1840-1850’li yıllarda görünüş olarak daha “yumuşak” bir hal aldı. M.Vorontsov “Gürcülerin üvey annelerini (Rusya) öz anneleri (Gürcistan) gibi sevmeleri” için gayret ediyordu. Rusya İmparatorluğu Gürcistan’da kendi çıkarlarına uygun olarak, Gürcü Milletini ve ülkesini etnik olarak parçalamaya çabalıyordu. Çarlık, “Gürcistan” terimini de “Gürcü Milleti” terimini de tanımıyordu. Ruslar Gürcü etnografik gruplarına ayrı birer halk statüsü veriyorlar, ikiyüzlü şekilde hareket edip onların “yaşam biçimi ve kültürleri” için çabalıyorlardı ve bunu da 1500 yıllık geçmişe sahip Gürcü yazınını ilkokullarda bile susturdukları o dönemde yapıyorlardı. Rusya’nın ajanları Megrellerin ve Svanların hiçbir şekilde Gürcü (Kartveli) olmadıklarını vurguluyorlardı. Gürcistan Krallığının ayrılmaz parçası olan Abhazya’da, yüzyıllar boyunca sadece Gürcü kilisesi vardı. XIX. Yüzyılın ikinci yarısında ise Rusya yönetimi Abhazya’nın Ruslaştırılması amacıyla Rus manastırları açtı. 1872 yılında Biçvinta’da (Rus:Pitsunda) Rus Manastırı kuruldu. 1875 yılında Psirtskha Köyü’nde Yeni Afon manastırı kuruldu. Yeni Afon ve Biçvinta Rus Manastırları bu yöre halkının Ruslaştırılmasının önemli merkezlerini teşkil ediyordu.Abhazya Piskoposları olarak esasen hep Ruslar atanıyordu. Abhazya’da hizmet veren Gürcü milletine mensup papazlar ise “Rus karşıtı faaliyetlerle” suçlanıyor ve Rusya içlerindeki vilayetlere sürgün ediliyordu Sovyet döneminde de Rus dini ve kültür baskıları devam etti. Gürcistan Patriği Ambrosi (Khelaia) işgalci Sovyet Rusya’sına karşı uzlaşmaz bir pozisyon almıştır. 1922’de Avrupa Devletleri liderlerine gönderdiği yazıda Gürcistan Patriği: “İşgal Rus ordusu Gürcistan topraklarından derhal çıkarılsın. Gürcü milletine başkalarının dayatması ve telkinleri olmadan, kendi psikolojisi, kendi ruhu, karakterine, örfüne ve milli kültürüne uygun olan sosyal ve kültürel yaşam biçimini kendisinin kurması imkânı verilsin.” Boşevikler patrığı tutuklayıp hapse attılar. Kreml’n tarafindan Sovyet Gürcistan cumhuriyetinde Abhazya ve Acara Özerk Cumhuriyetleri ile Güney Osetya Özerk Bölgesi kuruldu. Abhazya ve Güney Osetya Bölgesi’nde yapay olarak Kremlin’e itaatkâr ve Gürcüleri kısıtlayıp engelleyen, onlara devlet organlarında yüksek makamlara gelme imkânı vermeyen, sadece Gürcülerin yaşadığı ilçelerde dahi Rus okullarının açılmasına imkân veren, farklı sosyal ve ekonomik ayrıcalıklar sunma yoluyla Gürcüleri etnik kültürlerinden koparmak, milliyetsizleştirmek ve Ruslaştırmayı her şekilde körükleyen siyaset uygulanıyordu. Sovyet yönetimi Müslüman Acara’lılarda din karşıtı programının uygulamasını şiddet ve tutuklamalara başvurarak kakarlı bir biçimde uygulanmaktaydı. Sovyet yönetiminin Gürcistan’da sadece bir tek dilin, Rusçanın devlet dili olmasını kanunlara yerleştirmeyi istediği 1978 yılın Nisan ayında, Gürcüler büyük mücadeleler verme pahasına, Sovyet Anayasasına Gürcistan’daki devlet dilinin Gürcüce olmasına dair madde koydurmayı başardılar. Kremlin’e hizmet eden Rus entelektüelleri, Gürcistan’da milli şuurun gelişmesini engellemek için, Gürcülerin değerlerini tahkir edecek Gürcüleri aşağılayıcı yazıları yazıyor provokatif çıkışlara önayak oluyorlardı. Sovyet Birliği’nin dağılmasından sonra da 1990 yillarda Rusya Federasyonu bağımsız Gürcistan’a tavırlarını değiştirmedi. Tiflis merkezi hükümetine karşı Abhazya ve Güney Osetya’daki ayrılıkçıları desteklenmesinde olduğu gibi, aynı şekilde Gürcistan siyasi sınıfında ve halkta Rus yanlısı tutumun güçlendirilmesini Gürcistan’da kendine dayanak olarak görüyürdu.

DOKUMANI BURADAN <1drv.ms/b/s!As9d0zxhjzjlgXCRMm0LqS9-AQIj?e=oFMtNd> İNDİREBİLİRSİNİZ.