Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Teoman Ertuğrul TULUN : 19 MAYIS VE PONTUS HİKÂYELERİ




Yorum No : 2019 / 47


Türkiye her yıl 19 Mayıs’ta,  Mustafa Kemal Atatürk’ün
19 Mayıs 1919’da Karadeniz’in kıyı kenti Samsun’a çıkışını “Atatürk, Gençlik ve
Spor Günü” olarak anmaktadır. Bu tarih, Türk Ulusu tarafından, Kurtuluş
Savaşı’nın başlangıcı olarak kabul edilmektedir. 1919 yılı, asırlara dayanan
geçmişe sahip Osmanlı İmparatorluğu’nun son günlerine geldiği ve Türk halkının
Batı güçlerine, Çarlık Rusya’sına ve bunların Anadolu’daki işbirlikçilerine
karşı ölüm kalım mücadelesi verdiği bir döneme denk düşmektedir. Yabancı
istilacıların Anadolu’daki işbirlikçilerinin, yüzyıllarca imparatorlukta Türk
halkıyla yan yana yaşayan Osmanlı devletinin bazı vatandaş grupları olduğunun
vurgulanması gerekir.


Türkiye, bu anlamlı günü 19 Mayıs’ta kutlarken,
Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Anadolu’nun istilacı dış güçleri
ile işbirliği yapan bazı etnik grupların torunları, belli ülkelerde farklı
yorumlarla, anma etkinlikleri düzenliyorlar. Bu etkinliklerin hepsi ortak bir
hedefi paylaşıyor: Türklere, Türkiye’ye ve İslam’a karşı nefret yaymak. Başka
bir deyişle bu “anma” etkinlikleri, nefret ve ilkel bir intikam zihniyetini
yayan, Türk düşmanlığına ve İslam düşmanlığına yönelik faaliyetlerden başka bir
şey değildir. Bu bağlamda, bu yılın Mayıs ayında “Pontus Soykırımının Yüzüncü
Yıldönümü” hikâyelerini dinledik ve bazı ülkelerde “anmalara” tanık olduk.


Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) olarak, “Pontus
Anlatısı ve Nefret Söylemi” başlıklı raporumuzda[1], Yunanistan’da ve Rum diasporası arasında
1980’lerde icat edilen ve konuşulmaya başlanan iddiaları ve suçlamaları
ayrıntılı bir şekilde inceledik. Bu iddialar yalnızca Osmanlı Devletine karşı
değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Ankara’da yerleşik geçici Türk
hükümetine de (Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti olarak bilinir) yönelik
bir nitelik de taşımaktadır.[2]


Bu konuda yukarıda değinilen AVİM raporumuzda
aşağıdaki hususlar belirtilmiştir:


“Yunan Hükümeti 24 Şubat 1994’te, 19 Mayıs’ın ‘Pontus
Soykırımı’ için bir anma günü olacağı yönünde bir karar kabul etti. Bu
husustaki öneri, 1992 yılında Yunanistan’ın siyasi gündemine o dönemde ana
muhalefet lideri olan Andreas Papandreu tarafından getirildi. 19 Mayıs’ın,
sözde ‘Pontus Rum Soykırımı’ olarak adlandırılan anma günü olması önerildi.
Andreas Papandreu Başbakan olduğunda önerisini Parlamentoya getirdi ve Yunan Parlamentosu,
19 Mayıs’ı ‘Pontus Rumlarının Soykırımını’ anma günü ilan eden bir yasayı kabul
etti.” [3]


Mustafa Kemal Atatürk, 1927 yılında yaptığı
“Nutuk” (Büyük Konuşma) olarak bilinen tarihi konuşmasında, Osmanlı
İmparatorluğu’nun son yıllarında ve Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında
meydana olan olayları da kapsamlı bir şekilde değerlendirmiştir.  Atatürk
konuşmasında bu konuyu “Pontus Meselesi” olarak nitelendirmiş ve “bu meselenin
bize [Türkiye] çok büyük zarar verdiğini” ifade etmiştir. Atatürk’ün, Nutuk’ta
yer alan  “Pontus Meselesi” ile ilgili değerlendirmesinin ilk bölümü şu
şekildedir:


“Muhterem Efendiler, umumi beyanatımın mukaddematında
(başlangıcında) bir Pontus meselesinden bahsetmiştim. Bu mesele, vesaikiyle
cümlenin malûmu olmuştur. Ancak bizi de çok meşgul ettiğinden burada münasebeti
olan bazı noktalarına temas edeceğim. 1840 senesinden beri; yani üç rubu
asırdan (çeyrek yüzyıldan) beri, Rize’den İstanbul Boğazına kadar Anadolu’nun
Karadeniz havzasında, eski Yunanlılığın ihyası için çalışan bir Rum zümresi
mevcut idi. Amerika Rum muhacirlerinden Rahip Klematios namında biri, ilk
Pontus içtimagâhını (toplantı yeri) İneboluda, elyevm (bugün)  halkın
Manastır tâbir ettikleri bir tepede, kurmuştu. Bu teşkilât mensupları zaman
zaman münferit eşkıya çeteleri şeklinde. icrayi faaliyet ediyorlardı. Harbi
Umumi esnasında, hariçten gönderilip tevzi olunan silâh, cephane, bomba ve
makinalı tüfeklerle Samsun, Çarşamba, Bafra ve Erbaa Rum köyleri âdeta bir
silâh deposu halini almıştı. Mütarekeden sonra, bütün Rumlar, Yunanlılık amali
milliyesiyle her tarafta şımardığı gibi Ethniki Hetairia (Etniki Etarya)
Cemiyeti propagandacıları ve Merzifon Amerikan müessesatı (kurumları)
tarafından mânen yetiştirilen ve ecnebi hükümetlerin silâhlariyle maddeten
takviye ve teşci (teşvik) edilen, bu havalideki Rum kütlesi de, müstakil bir
Pontus hükümeti teşkil etmek emeline düştü. Bu maksatla umumi bir kıyam
hazırladılar. Dağlara çekildiler ve Amasya, Samsun ve Havalisi Rum Metropoliti
Yerinaous’un idaresinde, muntazam bir program tahtında icrayi faaliyete
başladılar. Samsundaki Rum komitecilerinin reisi Reji Fabrikası Direktörü
Tokamanidis bir taraftan da Merkezî Anadolu ile muhaberat tesisine tevessül
ediyordu. Bazı ecnebi hükümetler, Pontus teşkiline müzaheret edeceklerini vadettiler
ve Samsun ve havalisindeki Rumluk nüfusunu teksir (çoğaltmak) için de,
Rusya’daki Rum ve Ermenileri Batum’da cem eylediler (topladılar). Onları, Türk
Kafkas ordularından alınıp Batum’da depo olunan silâhlarla teslih ederek
(silahlandırarak) , sahillerimize ihraca başladılar. Çetecilik etmek üzere,
sahillerimize çıkarılabilecek birkaç bin Rumu Sohum’da, Haralambos isminde bir
adamın başına topladılar. Batum’da toplananlar da Haralambos’ un etrafında
içtima edenlere iltihak ettiriliyordu. Memleketimiz dâhilinde, Samsunda bazı
ecnebi mümessilleri tarafından da himaye ve teslih ediliyordu. Sahillerimize
çıkan bu çeteler efradı, muhacir iaşesi maskesi altında, ecnebi hükümetleri
tarafından iaşe ve ilbas (giydirilmek) ediliyordu. Ecnebi Salibiahmerleri (Kızılhaç)
meyanında gelen zâbitan heyetlerinin de, teşkilât yapmaya, talim ve terbiyei
askeriye ile iştigal etmeye, müstakbel Pontus hükümetinin temelini kurmaya,
memur oldukları anlaşılıyordu.”[4]


Yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı üzere, Atatürk
konuşmasında, yabancı ülkelerin “Pontus meselesindeki” rolüne ve katılımına
açıkça atıfta bulunmakta ve özellikle “Merzifon’daki Amerikan kurumlarına”
dikkat çekmektedir. Bebek-İstanbul’daki Amerikan kolejinin teolojik eğitimini
bırakmasından sonra Amerikan Yabancı Misyonlar Kurulu tarafından teolojik
seminer olarak kurulan bu kuruma Amerikan Merzifon Koleji ismi verildiğine bu
bağlamda işaret etmekte yarar bulunmaktadır.[5]


Atatürk’ün yukarıda belirtilen açıklamaları, Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluş döneminde karşılaşılan  “Pontus Meselesine”
ilişkin Türk değerlendirmesini çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.


Bazı silahlı Pontus Rum gruplarının içinde
yaşadıkları, vatandaşı oldukları devleti parçalamaya çalıştıkları, Anadolu’nun
istilacı güçleriyle işbirliği yaptıkları, yüzyıllarca birlikte yaşadıkları
insanlara karşı savaştıkları ve o günlerde toplumlar arası ilişkileri saldırgan
bir şekilde bozdukları bir gerçektir. Şimdi zaman, bu gerçeklerle yüzleşme ve
yeni kuşaklara nefret ve ilkel intikam duygusu aşılamaktan kaçınma zamanıdır.
Nefret söylemi insanlığa acıdan başka bir şey getirmemiştir.  Bu, Pontus
Rumları için de geçerlidir. İntikamcı yaklaşımların eski yaraları tetikleme
potansiyeli vardır. Geçen yüzyılda yaşadığımız gibi, nefret Anadolu’da birçok
soruna neden olmuş, ancak bunlardan bir tanesini bile çözememiştir. Bunun hep
hatırda tutulmasında yarar bulunmaktadır.


*Fotoğraf: http://avim.org.tr/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış