YERLİ & YABANCI BASIN & MEDYA – GÜNCEL HABERLER & RÖPORTAJLAR


Hak ve Eşitlik Partisi(HEPAR) Genel Başkanı Osman
PAMUKOĞLU, PKK terör örgütünü, TSK’yı ve tutuklu silah arkadaşlarını, Kemalist
Gençlik Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ece ALTUNELİ, Yazı İşleri Müdürü Pelin
ÜSTÜN ve Haber Müdürü Şafak İNAN’a anlattı.


HEPAR Genel Başkanı Osman Pamukoğlu, Kemalist Gençlik Gazete’sini
İstanbul/Kadıköy’de bulunan HEPAR il başkanlığı binasında ağırladı. “Efsane
Komutan” olarak da anılan Pamukoğlu sert ve vakur duruşuyla tam bir asker gibi
karşıladı bizi. Sohbetimiz ilerledikçe ve derinleştikçe bazen duygulandık,
bazen de beraberce şakalaşıp, gülüştük. Kısacası capcanlı bir sohbetin keyfini
sürdük birlikte…


Komutana, dağ başlarındaki jandarma karakollarını, terörle mücadeleyi,
BDP’nin teröristlerle kucaklaşmasını ve tutuklu meslektaşları hakkındaki
düşünceleri gibi birçok soru yönelttik. Sorularımıza son derece doğal, samimi
ve cesur cevaplar verdi.


Evet, biz sorduk PAMUKOĞLU
cevapladı, işte Osman PAMUKOĞLU ile röportajımız:


KEMALİST GENÇLİK: Efsane
Komutanlıktan başlamak istiyoruz. Terörle mücadele ettiğiniz dönemde büyük bir
başarı yakaladınız ve “efsane komutan” diye anıldınız. Bununla ilgili neler
söylemek istersiniz?


Osman PAMUKOĞLU: Evet bu da insanları çok rahatsız ediyordu. Kesin ve net sonuçlar alınca
insanların canını sıktık. Siyaset şöyle bir şey; rakip olur, hasım olur. Ama
düşmanca da hareket edilir.


Hele son günlerde bu daha çok oluyor. “Ama düşman iyidir. Düşman sizi daha keskin ve doğru yapar.”
‘Efsane komutan’ konusu askerler tarafından getirildi. Şu an her şeye efsane
diyorlar.


Oda efsane de bu da efsane… Bizimki 93-95 yıllarında 4 bin subay- astsubayla
çalıştım. Askerlerin söylemidir ve benim onlarla beraber bizzat çatışmaya
girmemden kaynaklanıyor bu efsanelik. Efsane komutanlık kendi doğasından gelmiş
bir şeydir. Kuzey Irak kamplarında mesela sıkıntılı bir an, Bir 50 asker zor
durumda, sen komutan olarak atlar da oraya gider ve onlarla beraber çatışmaya
girersen, orada asker senin için 50 değil 250′ye çıkar. Efsaneliğin çıkışı
budur.


DURAN ÖLÜR, KARAKOLDA
DURUYORSUN, ÖLÜMÜ BEKLİYORSUN.


Jandarma karakollarının
varlığı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?


Reddederim böyle bir durumu. Karakol diye bir muharebe şekli yoktur. Benim
bir sözüm vardır subay ve astsubay askerlerime söylediğim. Duran ölür. Karakol
bekliyorsun. Ne yapacaksın bekleyerek? Bekleyen asker, haftalarca bekler,
aylarca bekler. Psikolojik olarak çöker. Karakolu savunuyor. Karakol ne? Bina…
Ben ne yapayım binayı… Binayı savunacağım diye binanın etrafı düzenleniyor. PKK
geliyor keşifler yapıyor… PKK tesadüfen asla saldırı yapmaz. Çok özenli, çok
dikkatli ve planlı hareket eder. Sen karakolu koruyacağım diye düzenle,
tepelere çık. Ne kadar bekleyeceksin? Bir hafta, bir ay, bir yıl? Bunun sonu
gelmez. “Karakoldan çıkacaksınız”. Biz
görevdeyken karakollarda jandarma askerleri “bizi de götür komutanım” diye yalvarırlardı… Yani psikolojik
olarak askerler hareket etmek istiyorlar. Şimdi karakolları kuvvetlendiriyorlar
vs. Habertürk’te savaş sanatı tekniği diye pek çok şey anlattım. Bilerek
anlattım. Belki bu memlekette anlayan olur diye… Çok anladıklarını sanmıyorum
ama anlattım. Bunlar tutturmuşlar Amerikan laflarını. Asimetrik savaş, düşük
yoğunluklu savaş… Bunun Türkçesi Gayri Nizami Harptir. Karşıdaki adam
teröristtir sen ne dersen de. Adamın uyguladığı taktikler gerilla. Neden
dağlarda çarpışıyor? Bunun da ben doğacı olduğum için dağlarda, dağ kaplanı
yok.


Sizin nasıl bir öneriniz var
bu konuda?


Dağlarda kaya kartalı lazım. Bunun tarzı budur. Mesela bir proje var hep
söylüyorum 20 bin gönüllü, seçme, özel eğitilecek asker…

Küba da yönetimi getiren 85 kişi. Bunlarında büyük bir ustası var Alberto Bayo…
Bu İspanyol bir albaydır. Gerillalar buna usta anlamında General der. Alberto
Bayo 85 kişiyi eğitti. Eğitilen 85 kişinin 75 kişisi vuruldu. Geri kalan 10
küsur kişi Küba’yı götürdü. Bu; böyle bir şey. Burada rakam makam, sayılar
falan önemli değil. Şimdi her yere tabur koymuşlar. Gündüz PKK, 2 tabura
taarruz ediyor. Bir ediyor, ertesi gün bir daha ediyor. Hem de güpegündüz! Bize
normalde gündüz mermi bile atamazken, gece böyle bir şey olsa, bir taş gibi
yuvarlana yuvarlana gittiği kampa kadar takip ederdik.


Mesela şimdi Yüksekova dümdüz bir yerdir. Yüksektir ama dümdüzdür.
Yüksekova’da gündüz, öğleden sonra, ikindi vakti… Şimdi oraya havaalanı
yapıyorlar Amerikalılar için… Neler var altında! Kimse farkında değil oraya
havaalanı yapıyorlar. Niye ki burada havaalanı? Şimdi kürecik tamam değil mi?
Kürecik karşılamak için Yüksekova havaalanı çıkışlar için. Yüksekova’yı gündüz
bastın. Gündüz Yüksekova basılır mı? 11 kamyonu yaktın. Bir kamyona da doldurdu
işçileri, içine de bindi PKK’lılar çekti gitti. Yüksekova’nın göbeği ya!


BDP’lilerin teröristlerle
kucaklaşması vardı. Konuyla ilgili söyleyecekleriniz vardır sanırım…


PKK’nın siyasi uzantısı; Şemdinli’de yol kesiyor. Herkes şey diyor
kucaklaştılar da öpüştüler de… Ona bakma… Araçlar durmuş. Yüzlerce halk durmuş.
Adamlar yola inmiş. Yahu böyle bir şeyin yarım saatte tepesine bineceksin.
Binemiyoruz!



Peki niye binmiyoruz?


Yok ki öyle bir yetki… Hiç kimsede yok!


HEPAR’ın Genel Başkanısınız.
İktidar olabileceğinizi düşünüyor musunuz?


İktidar meselesi…


Ben bir şey söyleyeyim; bu yazgıdır. Bireyin de toplumun da bir yazgısı olduğuna
inanırım. Yazgı şöyle; “yani nasıl olsa bir yazgı var biz kenarda oturalım”
değil. Çizgidir ama sonunda bunun öcü alınacaktır. Bize gelince biz, her yerde
söylüyorum; egemenliktir mesele… Bunu kaçırdın mı? Tam bağımsızlık! Yahu şimdi
bugün Tam bağımsızlık var mı? Muhafaza edeceksin bunu.


Yabancılara toprak satışını 10 hektardan 30 hektara çıkardılar. Yetmedi.
Bir ülkede diyor ki yabancılara satılacak toprak miktarı yüzde 10′u geçmesin.
Her ilçenin yüzde 10′u nedir? En gözde yeridir.


50-60 yıl sonra şu boğaz var ya, arkamızdaki boğaz vadisi… Bu boğaz
vadisinin iki tarafındaki arazilerde yüzde 30-40′lık değerini bulamayız.


Türk gençliğini nasıl
buluyorsunuz?


Gençler yapamazsa başka yapabilecek bir kuvvet yok…


Gençlikten ümitlisiniz yani?


Umudum olmasa bu partinin başında işim ne, burada niye gezeyim? Gider kitap
yazarım, kitap okurum. Bu partiyi bir yerlere getirip bayrağı gençlere
devretmek gerekiyor. O yüzden gençlikten çok ümitliyim…


BİR MEMLEKETTE BANKALAR VE
POSTANELER GAVURUN ELİNE GEÇTİYSE O MEMLEKETTEN HAYIR ÇIKMAZ…


Türkiye’de din ve milliyet
istismar ediliyor mu?


Demokratik sistemde herkes kendine benzeyeni seçer. Bu ülke, bu cumhuriyet
sadece neyi halledemedi biliyor musunuz? Bir cehalet, iki yoksulluk. Bunu
aklınızdan çıkarmayın. Bizi bu hale getiren de bu konu. Dini de istismar
ediyor, milliyeti de istismar ediyor. Onu da istismar ediyor, bunu da istismar
ediyor. Neden? Çünkü; kolay… Gelir düzeyi uygun değil, Türkiye’de yok ki öyle
gelir falan. Yok öyle bir şey. Zaten kamu serveti elden çıktı. Yani kamunun
kendi serveti elden çıktı. Ne kaldı geriye bakın şimdi. 2- B’ler bilmem ne bir
şey. Sonunda Edirne’den İskenderun’a kadar otobanları satacaklar. Geriye bir
şey kalmadı ki. Madenlerin %54′ü bizde değil. Yabancılar işletiyor. Bizim
işlettiklerimizin de biz hammaliye kısmını yapıyoruz. Bankalarımızın %56′sı
yabancılarda. Eskilerin bir lafı vardı. Osmanlının çöküş döneminde. Derlerdi
ki; onların tabiriyle söylüyorum: “Bir
memlekette bankalar ve postaneler gavurun eline geçtiyse o memleketten hayır
çıkmaz”.
Bu benim çocukluğumda duyduğum bir laftı.


Seçim barajı hakkındaki
düşüncenizi öğrenebilir miyiz?


Vahim. Fiyasko. Mesela bizim partinin önünü kesen o. Ama bundan vazgeçmek
zorundalar. %10 barajı meselesinden vazgeçmek zorundalar. Bizim paramız pulumuz
yok, bizim kimsemiz yok. Bizim bilbordumuzu görmemişsinizdir, bizi o kadar çok
televizyonda da görmezsiniz. Aracımız yok, ama bir paralı pullu trilyonları
olan otuz kırk yıllık partilerden de fazla oy aldık. Bunu ne yapacaksın?
Avrupalı bir bayanın yazısında var. Belçikalı kadın söylüyor bakın; “12 Haziran
2011 seçimlerinde Türkiye’de en çok milletvekili kadın adayı gösteren parti
Hepar’dı” diyor. Türkler bilmez bunu.

Kaldı ki Türkiye’nin yarısında girebildik seçimlere. 81 ilde giremedik. Halk
tipi parti olmak çok zor… Bu binayı tuttun mu? Elektriği, suyu, kirası o’su bu’su…
Her şeyini sen vereceksin. Böyledir bizim parti. Ötekilerin hazineden aldıkları
yardımı biliyorsunuz…


Dokunulmazlıklar hakkındaki
düşüncenizi de alabilir miyiz?


Dokunulmazlık kaldırılmalı. Parti programımız çok nettir. Ekonomik
düşüncemiz; “Sosyal Devlettir” mesela. Toprak reformu yapılacak. Halka
dağıtılacak toprak. Kamu arazilerini de halka dağıtacaksın.


KURUNUN YANINDA YAŞ DA
YANIYOR…


Tutuklu Yurtsever askerler,
gazeteciler, akademisyenler var… Bu davalar hakkında neler söylemek istersiniz?


Siyasi davalar onlar. İşte biliyorsunuz yeni bir çalışma yapıldı. Adil
olmayan bir şey bu. Bu davalarla ilgili ben şunu söyleyeyim: İleride
göreceksiniz. Bu davalar ile ilgili yeniden davacılar dava açacaklar. Bir kar
topu gibi yuvarlana yuvarlana gider bu iş. Bu davalar buradan çıkacak olan
kararlar ile bitmez. Çok farklı şekiller alır. Ama bu davalarda benim gördüğüm
şey şu: Şu çok net, çok bariz olarak şunu söyleyebilirim ki; kurunun yanında
yaş da yanıyor… Ergenekon içinde vuralım kıralım gibi çete tipi yapılar var.
Ama onun yanında gazeteci, akademisyen, şu bu hep beraber bir araya konuldular.
Balyozda da durum böyle…


Balyoz Davasında bir plan,
seminer söz konusu, nedir bu olay?


Bir tane plan var, seminer var. Doğrudur yanlıştır. Müdahale edilmiş.
Müdahale ediyorsan onda da bir beceriksizlik var. Yaptırtmıyorum desene!
Komutan; “yaptırtmam!” der.
Gördüm de, yapma dedim de bilmem ne dedim de bu da kendi kendine oynuyor. Sen
bunların mahsurlu olduğunu gördüysen ve eğer öyleyse niye iptal ediyorum
semineri demiyorsun? General budur! General dediğin böyle olunur. Görüyor,
gördüm diyor bilmem ne diyor. Yapmayın dedim diyor bilmem ne. YAPILMAYACAKTIR! Bana karşı mı
çıkacaksınız? Öyle değil mi? Hilmi Özkök vs… Bunlara baktığın zaman hiçbir şey
kendi kendine olmuyor. Bir zayıf her şeyi alıp götürür. O ona yani bir zincir
bakın nasıl gidiyor. Bunu niye söylüyorum. İnsanlar muhakeme etmede hataya
düşüyor. Doğalarında var bu. Düştükleri yere bakıyorlar. Neye takıldığına
değil. Hiç o kısma bakmazlar.


NE RUSYA, NE DE ÇİN BUGÜN BİR
BLOK OLUŞTURACAK GÜÇTE DEĞİLLER.


Dış siyaset ile ilgili olarak
fikirlerinizi almak istiyoruz. Uluslararası organizasyonlara nasıl bakıyorsunuz?


NATO artık ticari bir örgüttür. Amerika’ya hizmet eden bir örgüttür. Benim
tavrım çok bellidir. Değişmez. Amerika şu anda yalnız… “Ne Rusya ne Çin bugün
bir blok oluşturacak güçte değiller.” Onun karşısına çıkacak tavırda değiller.
Soğuk savaş zamanındaki gibi değiller. Hakikaten bir denge vardı. Denge kontrol
getiriyor. Hareketler hep ölçülüydü. 91′de dağılınca ölçü kaçtı. Tabi Rusya tam
istenilen yerde değil. Çin’in de belli adımları var; ama o da tam istenilen
yerde değil. Siyasi bir blok olarak Amerika’nın karşısına tam geçemiyor. Bir de
aslında Rusya, Çin ve İran dışında Amerika bir taraf, ortada birileri daha var.
Başı Almanya’nın çektiği. Almanya ve Fransa… İngiltere’yi pek buraya
katamıyorum çünkü İngilizlerle Amerikalılar dayı yeğen gibidirler. Bakın bütün
koalisyonlarda en olumsuz zamanda bile İngilizler, Amerika’nın yanındadır.
Sonuçta şu an üçlü bir görüntü var. Amerika ve İngiltere esas ve sadakatle
duruyor. Ortada Almanya ve Fransa var. Ortadoğu’da onlar da var. Görünmüyorlar
gibi görünüyor değil mi? Çok iyi götürüyorlar işi onlar. Ve Rusya, Çin ile İran
var. Yani şu anda üç yapı var. Pek Fransa ile Almanya’yı göremiyor değil mi
insanlar? Onlar işi götürürler. Birden bire amaçlarını göstermezler su altında
gibidirler. Özellikle de Almanya. Avrupa Birliği’nin dağılma sürecinde ve
borçlar harçlar sürecinde yok İspanya, yok İtalya, yok Yunanistan, yok Portekiz
meselesinde bakınız; bütün gözler kimde? Almanya’da… Yani üçlü bir yapı
gidiyor.


Şehit ve yaralı sayılarının az
gösterildiği konusunda spekülasyonlar var. Böyle bir şey olabilir mi?



Zannetmiyorum. Şehit ve yaralılarımızla ilgili böyle bir şey yapılamaz. PKK’nın
çıkan zahiyatında böyle bir durum söz konusu olabilir ama şehit ve
yaralılarımızla ilgili olamaz…


Bu yoğunluğunuzun içinde, tüm
doğallınız ile bize zaman ayırdığınız ve sorularımıza samimi cevaplar
verdiğiniz için teşekkür ederiz.




Röportaj:

Ece ALTUNELİ

Pelin ÜSTÜN

Şafak İNAN


twitter.com/safakeceinan

facebook.com/safakeceinan

safakeceinan@hotmail.com


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir